Güncelleme Tarihi:

Gülay: Gizem akran zorbalığı hakkında çok konuştuk ama geçen haftalarda Biga’da bir lisede sırf ayağına bastı diye arkadaşını komaya sokana kadar döven çocuk haberini okuyunca çok korktum. Psikolojik zorbalık çok hızlı şekilde kaba kuvvet zorbalığına evrildi.
Gizem: O haftalarda biz de benzer sorunlarla boğuşuyorduk. Biliyorsun, Lorin’i ‘en iyi okul eve yakın olan okuldur’ mantığıyla adresimizin düştüğü devlet okuluna yazdırdık. Fakat oryantasyon sonrası olayların ardı arkası kesilmedi. Hayatımın en zor üç haftasını geçirdim diyebilirim.
Gülay: Neler yaşandı?
Gizem: Lorin ilk günler ‘Ali, Veli’ye vurdu’ diye anlatmaya başlamıştı, ben de peşini bırakmayıp her gün sordum. Pantolonun ipini çıkarıp, arkadaşının boynuna bağlayıp bahçede gezdiren mi istersin, yumruk yumruğa kavga mı… Devamlı Lorin’e ‘dikkat et’, ‘aman uzak dur’ diye tembihler ederken çember daraldı ve Lorin’i de buldu. Bir erkek çocuğu ellerini tutmuş, diğeri de tekmelemiş bizimkini. Beslenme saatinde Lorin tok olduğu için teneffüse çıkmak istemiş, kapıda tutup çıkamazsın diye dövmüşler. Sınıftan çıkıp koridorda yere kapanıp ağlamış. “Anne canım acıdı ama canım daha çok acıdı” dedi… Yapılan zorbalık gururuna daha çok dokunmuş yani. Bunu bana öğretmeni de anlatmadı. Lorin evde konuşan bir çocuk olmasa haberim olmayacak yaşananlardan. Öğretmen özür diletmiş ama birbirlerine kalıcı hasarlar verebileceklerinin farkında değiller. Bunu yapan çocuk asla vuracak bir çocuk değildi, annesini de tanıyorum. O da bolca dayak yiyince şiddeti normalleştirip başkalarına vurmaya başladı. Lorin de bana “Ne var ki anne, okulda herkes birbirine vuruyor” gibi cümleler kurdu. ‘Okul onlara göre böyle bir yer, şiddet normal, önemli olan bununla baş edebilmek’ gibi bir algı oluşturdular kısa sürede.
Gülay: Eskiden münferit olaylarda ya ailesinden görüyor diyordum ya da ailesi şımartıyor... Şimdi öyle değil. Bak, sen de ‘ailesini tanıyorum’ diyorsun, evde değil şiddet, çocuklar nerede ve nasıl bu kadar şiddete maruz kalıyorsa o sızıntı noktalarını bulup tıkamalı. 6 yaşında da 16 yaşında da şiddeti normalleştirmeyi görüyoruz. Geçen sosyal medyada bir uzman videosu izledim. Beyin 21 yaşına kadar gelişiyor ve yeni bağlantılar kuruluyor, olgunluk ancak 21’den sonra diyordu. Ondan önce çocuk ne izlerse, ne görürse, ne okursa ona dönüşüyor hızla...
Gizem: Lorin’in bunu yaşadığı gün bir erkek çocuğu, bir kızı arkadan tekme atıp bile isteye merdivenlerden aşağı atmış. Kızı kanlar içinde hastaneye zor yetiştirmişler! İstanbul’da farklı semtlerde oturan başka arkadaşlarımla da konuştum. Onlar da benzer şeylerden bahsettiler. Bizim okul yönetimi bu konuda zayıftı, nöbetçi öğretmenler kontrol anlamında eksikti. Çareyi başka okula transferde buldum. Ama bu çözüm değil. Okullar da çok ciddi yaptırımlar uygulamak zorunda.
Zorbalık önlenebilir
Gülay: Lorin’le her gün konuşmasan belki çok geç fark edecektin olanları. Uzman psikolog Sena Sivri, okulda akran zorbalığına karşı alınabilecek önlemleri özetlemiş. Diyor ki: “Çocukla düzenli ve yargılamayan bir şekilde konuşmak, yaşadığı olumsuz deneyimleri anlatabileceği güvenli bir ortam sağlamak çok önemli. Öğretmeni ve okul yönetimiyle temasta olun. Yapılan bilimsel çalışmalar, zorbalık karşıtı okul politikalarının (Sıfır Tolerans Programı gibi) zorbalık oranını yüzde 20’ye kadar azaltabildiğini ortaya koyuyor. Okulda çocukların kendilerini güvende hissedebileceği alanlar (rehberlik odası, güvenli oyun alanları) zorbalık riskini azaltır. Ayrıca teneffüslerde yeterli sayıda öğretmen gözetimi sağlanması da önemli. Empati kazandırın. Çocuklar başkalarının duygularını anlamayı öğrendiklerinde zorbalığa yönelme olasılıkları azalır.”
Gizem: Velilerin işe dört elle sarılması gerekiyor. Benim çocuğum zorbalık yapmıyor ya da zorbalanmıyor diye düşünülmemeli. Yarın ikisi birden de olabilir. Veliler bir araya gelmeli, okul yönetimiyle işbirliği yürüterek bu durum sonlanana kadar üstüne gidilmeli. Öğretmenler bununla ilgili ders işler, veliler evde tekrarını yapar, okul yönetimleri yaptırımlar konusunda kararlı olursa zorbalığın önüne geçilebilir diye düşünüyorum.
Gülay: Milli Eğitim Bakanlığı birkaç yıldır zorbalığı müfredata almak, öğretmenleri bu konuda eğitmek gibi önlemler açıklıyordu ancak bu yıl herhangi bir eylem planı vs. açıklanmadı, yapılanların yeterli olduğunu düşünüyor olabilirler ancak yaşananlar ve haberlere yansıyanlar maalesef yeterli olmadığını gösteriyor.
‘Her 5 öğrenciden 2'si mağdur’
Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği'yle (İMDAT) Acıbadem Üniversitesi Suç ve Şiddetle Mücadele Merkezi (ASUMA) 500 erkek lise öğrencisiyle akran zorbalığına dair bir saha araştırması yaptı. Araştırmada öğrencilerin yüzde 58’inin zorbalık sürecine bir şekilde dahil olduğu ortaya çıktı. Araştırmaya göre öğrencilerin yüzde 18’i yalnızca mağdur, yüzde 6’sı yalnızca zorba, yüzde 34’ü hem zorba hem mağdur. 9’uncu sınıf öğrencilerinde mağduriyet oranı yüzde 42’yle en yüksek seviyede. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı ve ASUMA Direktörü Prof. Dr. Oğuz Polat konu hakkında şunları söylüyor: “Her 5 öğrenciden neredeyse 2’si doğrudan zorbalık mağduru. Yine her 3 öğrenciden 1’i hem zorba hem mağdur konumunda. Sınıf düzeyi arttıkça depresyon, kaygı ve stresin belirgin biçimde azaldığı görüldü. Bu durum, küçük yaştaki öğrencilerin zorbalık açısından daha yüksek risk altında olduklarını gösteriyor. Okullarda zorbalık karşıtı net politikalar uygulanmalı. Öğretmenler ve veliler farkındalık eğitimleriyle desteklenmeli. Empatiyi arttıracak sosyal-duygusal programlar geliştirilmeli ve mağdurların psikolojik destek mekanizmalarına erişimi kolaylaştırılmalı.”