Dersimiz yaşam becerileri

Güncelleme Tarihi:

Dersimiz yaşam becerileri
Oluşturulma Tarihi: Ocak 24, 2026 07:00

El işi dersi bir zamanlar sadece bir zorunluluk değil, sabırla üretmeyi ve kendine yetmeyi öğrenmenin yoluydu. Bu hafta el becerilerinin çocukların hayatındaki yerini ve dünyada bu işin nasıl ciddiye alındığını konuştuk.

Haberin Devamı

Gizem: Gülay, Bilge el becerisi konusunda ne kadar yetenekli bilmiyorum ama şimdiki çocukların çoğu kendi söküğünü dikemez halde. Hoş, artık kimse sökükleri dikmiyor, her şeyin yenisi alınıyor...

Gülay: Ah, o kadar haklısın ki! Bebekken motor becerileri gelişsin diye o kadar uğraşıyor ebeveynler, sonra yine kendi söküğünü dikemez çocuklar çıkıyor ortaya. Bilge de anneannesinin ‘birazcık ısrar’ da içeren motivasyonuyla iğne-iplikle tanıştı. Ama biz bu yaşlarda çok daha fazlasını yapabiliyorduk. Düşünüyorum da ortaokulda bize halı dokumayı öğretmişlerdi. Hani hiçbirimiz halıcı olacak değildik ama bugün anlıyorum ki sabırlı olmayı, ilmeklerin arasından ipi tek tek geçirip ortaya çıkan desenle gurur duymayı öğretti bize.

Gizem: Evet, bizim de el işi dersimiz vardı. Hatta sonra adı iş eğitimi olmuştu. Halı da dokuduk, kibritten kocaman evler de yaptık. Kıl testereyle ince mukavvaları kesip dekoratif objeler tasarlıyorduk. Birçok el becerimi o derste kazandım gerçekten. Artık okullarda yok böyle bir ders, değil mi? Lorin’in okulunda atölye dersleri var seçmeli, origamiyi seçti bu sene ama bahsettiğimiz tam bu değil.

Haberin Devamı

Gülay: Yok maalesef. Keşke yeni maarif modelinin içine bu dersleri ekleseler. Daha ilk çocukluk döneminden itibaren elleriyle toprağa dokunması, bir şeyler üretmesi, hayatın doğal akışı içinde basit mekanik sorunlarını çözebilmesi çok önemli. Lorin’in ilgisi nasıl? Sen çok beceriklisin, muhtemelen seni izleyip öğreniyor ve hevesleniyordur.

Gizem: Evet, Lorin fena sayılmaz el becerisinde ama kraliyet soyundan gelen bir çocuk edasında yaşıyor bu hayatı. Kendi suyunu almaya bile üşeniyor. Ben de bu aralar onu ev işlerine dahil etme çabasındayım zaten. Bir de origami kitabı aldım, küçücük parmaklarıyla güzel şeyler yapıyor. Fakat yetmez Gülay. Birkaç yıl önce Finlandiya’daki okulları gezerken iş eğitimi dersi için girdikleri sınıfları gördüğümde inanamamıştım. Bir odada top top kumaşlar, iğneler, iplikler vardı. Çocuklar ütü yapıyordu. Tam bir üretim odasıydı. Bir başka sınıfta da mutfak vardı; kekler, börekler pişiyordu. Yine başka bir sınıfsa tamir işleri için gerekli alet edevat doluydu. Bu konuyu çok çok önemsiyorlar.

Haberin Devamı

MESLEK LİSESİ MESELESİ

Gülay: İlkokuldan itibaren mi! İnanılır gibi değil, gerçekten... Oradaki öğretmenlerle bu konuyu konuştun mu, anlatsana biraz daha çocukları, sistemin nasıl işlediğini...

Gizem: Yaşa göre aldıkları ders değişiyordu ama evet, hepsi o derslere girmek zorundaydı. Seçmeli ders değildi yani. Çocukların kendine yeten bireyler olabilmelerini eğitim derslerinden daha çok önemsediklerini anlatmışlardı. Herkesin üniversite okuması yerine, ustalar, zanaatkârlar yetiştirmek istediklerini söylemişlerdi.

Gülay: Bizim de yıllardır konuştuğumuz meslek lisesi meselemizi daha ilkokulda çözüyorlar, ne güzel. Bu dersleri alan illa elektrikçi olmasın ama evde ampulünü de değiştirebilsin. Çocuklarımızın yetişkin olduğu yaşlarda toplumsal birçok değişiklik yaşanacak, belki bazı meslekler ortadan kalkacak, dolayısıyla temel ihtiyaçları karşılayacak kadar beceri yüklemek şart. Bu noktada hepsi kraliyet ailesinden Gizem, üzülme, yalnız değilsin. Bunları biraz oyunla, biraz disiplinle, bir şekilde birlikte yaparak öğretmeye devam.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!