Güncelleme Tarihi:

Gülay: Geçen hafta yaşadığımız deprem gerçekten bizi çok sarstı. Bilge’nin tableti deprem alarmı vermesine rağmen bizimki hiç oralı olmamış. Alarmı kapatarak resim çizmeye devam etmiş. Ben hafif bir sallanma hissettiğim an “Yanımıza gel” dedim. Panik yapmasın diye de sesimi sakin tutmaya çalıştım. Koridorda buluştuk ve ikimiz de
çok sakindik. Sonradan ortaya çıktı ki korktuğumuzu birbirimize hissettirmemek için ikimiz de iyi rol yapmışız.
Gizem: Bizde durum çok farklıydı. Lorin babasıyla birlikteydi, ben evde tek başıma depreme yakalandım. Sallantı başlayınca beklenen büyük deprem oluyor diye düşündüm. Üç farklı noktaya saklanmaya çalıştım. Deprem bitince köpeğim Teo’yu kaptığım gibi dışarı attım kendimi. Lorin’in sesi telefonda iyi gelince rahatladım ama o günden beri uykuya hasretim. Bir de üstüne Lorin’in ayağı burkuldu, alçıyla, ne yapacağız bilmiyorum!
Gülay: Ah Gizem, geçmiş olsun. Bu sakatlık işi çok zamansız olmuş. Bilge nispeten büyük ama Lorin daha 6 yaşında. Yaşadığımız tedirginliği Lorin’le nasıl paylaşıyorsun, depremi nasıl anlatıyorsun?
Gizem: İşte kritik soru da bu. Sanırım öncelikle sakin olmamız gerekiyor. Çünkü çocuklar hissettiklerimizi net bir şekilde anlıyorlar. Ben bu konuda çocuk kitaplarından destek almayı seviyorum. Mesela Yağmur Artukmaç ile uzman psikolog Ayşenur Güngör’ün yazdığı, teknik bilgilerini Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi’nden Doç. Dr. Gülüm Tanırcan’ın verdiği ‘Ati’nin Deprem Kitabı’ güzel bir kaynak. Kahraman Ati’nin okulda ve evde deprem hazırlıklarını anlattığı hikâyenin yanı sıra çocuklar, anne-babalar ve öğretmenler için deprem öncesinde, sırasında ve sonrasında yapılacaklar da kitapta detaylı olarak var.
Gülay: İyi yapıyorsun. Biz de benzer kitaplardan faydalandık zamanında evde. Deprem gibi zor konuları anlatırken hikâyeler çok yardımcı oluyor. Bir de tabii uzman görüşü önemli. Uzmanlar abartmadan, sakin ve gerçekçi bir dille açıklama yapmayı öneriyorlar. Çocukların soru sormasına izin vermek ve duygularını ifade etmelerine ortam sağlamak da kritik öneme sahip.
Gizem: Biz kendi aramızda dertleşip rahatlıyoruz. Onların da duygularını ortaya dökebilmesi lazım. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Zeynep Şimşek’in söylediği gibi, çocukları küçük karar alma süreçlerine dahil etmek ve günlük rutinler oluşturmak çok önemli. Çünkü kahvaltı, oyun, meyve saati gibi düzenli rutinler güven duygusunu arttırıyor ve kaygıyı azaltıyor.
Gülay: Sonuçta hepimizin amacı çocuklarımızın bu tür durumlarda en az hasarla atlatmasını sağlamak. Umarım bir daha böyle korkular yaşamayız.
Gizem: Umarım Gülaycım...
‘Rutinler güven duygusunu arttırır’
Prof. Dr. Zeynep Şimşek, İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Çocuk Gelişimi Bölümü Öğretim Üyesi
Psikolojik etkiler: Deprem sonrası kaygı gibi duygusal tepkilerin yanında dikkat dağınıklığı, uyuyamama, ani irkilme gibi bedensel ve davranışsal tepkiler de görülebilir.
Yetişkinler kendilerine iyi bakmalı: Bu süreçte yetişkinler ruhsal ve bedensel sağlıklarını korumalılar.
Oyun yoluyla destek: Balon şişirme, top oynama, ip atlama gibi oyunların yanı sıra kukla, resim yapma, güvenli alan yaratma oyunları da faydalı olabilir.
Rutinler güven duygusunu arttırır: Oyun, kahvaltı, meyve saati tarzında günlük rutinler kaygıyı azaltır. Çocukları küçük karar alma süreçlerine dahil etmek faydalıdır. Yaşıtlarıyla vakit geçirmesi iyileştirici olabilir.
Davranışsal gerileme görülebilir: Çocuklarda alt ıslatma, yalnız yatamama, konuşma zorluğu gibi belirtiler olabilir. Bunlar geçici ve doğaldır.
Sevgi, sabır ve ilgi güçlü ilaçlar: Sarılmak, sevgi göstermek ve yanında olduğunuzu hissettirmek gerekiyor. Boyama, hamurla şekil yapma, öykü anlatma, spor gibi etkinliklerle duygularını ifade etmelerini desteklemek de fayda sağlar.
Bebeklerde fiziksel temas önemli: Ağlamanın artması, daha fazla kucak isteme ihtiyacı normaldir. Ten teması kurmak, şarkı söylemek, kitap okumak rahatlatıcı olabilir.
Duygusal sorunlar tedavi edilebilir: Zorlanıldığında profesyonel destek almak gerekir.