Cismi Türkiye’de ismi yurtdışında

Güncelleme Tarihi:

Cismi Türkiye’de ismi yurtdışında
Oluşturulma Tarihi: Nisan 09, 2005 01:40

Arjantinli akustik gitarcı Ricardo Moyano, 10 yıl önce konser için gelmiş ve kalbini kaptırdığı bir müzikseverle evlenip Türkiye’ye yerleşmişti. Yeni vatanında ne yeterli konser imkanı ne de sürekli ders verecek akademik kurum bulabildi. Konser, ders, kayıt çalışmalarına yurtdışında devam etti.

Türkiye’deki ikinci, dünyada yayınlanan 15. albümü ‘Guitarist’ albümüyle ilgili konuşmak için aradığımızda Fransa’da albüm kaydındaydı. Cevaplar ise konsere gittiği İspanya’dan e-posta’yla geldi.

10 yılda müzik alanında yaşadığınız hüsrandan sonra hálá Türkiye’de yaşamaya kararlı mısınız?

- Bu ülkede insanlarını, yemeklerini ve havasını sevdiğim için yaşıyorum. 12 seneyi geçti ki, önemli festivallerde yer almıyorum. Çünkü bir menajerim yok ve bu işler böyle oluyor. Konservatuvarlara gelince, buralarda kadrolu olarak çalışmak imkansız; zira Türk vatandaşı olmak gerekiyor. Yıldız Teknik Üniversitesi’ne şöyle bir önerim olmuştu: Benim ve müzik ya da gitar ustalarının dahil olacağı bir seri gitar dersi ve seminerleri yapıp; bunları üniversitenin olanaklarıyla video olarak kaydedip, diğer üniversitelere ya da ilgilenen kurumlara dağıtımını yapmak. Bu proje gerçekleşemedi. Yıllar içerisinde farklı yerlerde zevkle çalışma imkanı buldum. Bunların arasında İzmir Konservatuvarı, Pera Güzel Sanatlar Lisesi, ki 1997’de Türkiye’deki ilk albümüm olan Marines’i yayımladılar ve halen çalışmaya devam ettiğim İzmir San-Art’ı sayabilirim. 12 sene önce, internet ortamında henüz bu tip siteler yokken, eşim sanal bir müzik okulu açmayı önermişti. Bir şekilde vakitsizlik ve parasızlık nedeniyle bu projeyi gerçekleştiremedik.

Yurtdışında yılda ortalama kaç konser veriyorsunuz, son bir yılda hangi ülkelere gittiniz, nerelerde konser ve ders verdiniz?

- Geçen sene Belçika, Fransa, İsrail, Arjantin’de yaklaşık 30 konser; Fransa, Portekiz ve İspanya’da ders verdim.

ELEKTRONİK KULLANMAM

Türkiye kendi deyişinizle size gerçek aşk ve bir eş kazandırmanın dışında müziğinize ritim, renk olarak ne kattı? Sizi geçmişte tanıyanlar müziğinizde Türkiye’nin izini görüyor mu?

- Türkiye’deki dinleyiciler Türk müziğini ‘latin’ ritmiyle çaldığımı, Arjantin’dekiler de ‘Türk’ chacarera’ları (Kuzey Arjantin Halk Müziği’nden bir ritim) çaldığımı söylüyor...

Akustik gitardan vazgeçmiyor, müziğinize elektronik öğeleri sokmuyorsunuz. Bu yaklaşım muhafazakarlıktan mı kaynaklanıyor, yoksa az imkanla çok şey yaratma konusunda bir meydan okuma mı?

- Ben kablo ve düğme kullanma konusunda yeteneksizim. Bu nedenle gitardan parmaklarımla alabileceğim en iyi sonucu çıkarmaya çalışıyorum, tırnaklarımı bile kullanamıyorum...

Yaz Baltacıgil ile başarılı bir gitar-bas ikilisi kurup, Nardis caz kulübünde konserler vermiştiniz. Bu ikili devam edecek mi, çalışmalarınız CD’ye dönüşecek mi?

- Nardis’te, Orhan Topçuoğlu’nun da dahil olduğu bir grup olarak bir senedir ayda bir gün çalıyoruz. Konserleri kaydetmek isterdim. Ama ne kayıt ne de prodüksiyon açısından en küçük bir umut görüyorum. Bu nedenle CD’mizin çıkacağını sanmıyorum.

ÜÇ SAATTE KAYDETTİK

DMC’nin yayımladığı ‘Guitarist’ kaçıncı albümünüz?

- Solo gitar olarak yedinci, ikili ya da üçlü çalışmalarımı da katarsak 14’üncü. Belki de 15’inci, farklı ülkelerde albümlerim yayımlandığı için kesin sayıyı hatırlamıyorum.

Yeni albümün repertuvarını seçerken hangi düşünceden yola çıktınız? Neden bu parçalar seçildi ve bu sırayla bir araya geldi?

- Bazı arkadaşlarımın bestelerini ve Palmieri’nin Bomba’sını çalmak istedim, bundan ötesi rastgeleydi. Bir seçim yapmak durumunda kalsam muhtemelen hiçbir şey kaydedemem.

Aşık Veysel’den uyarladığınız ‘Kara Toprak’ı ‘Guitarist’te, geçen albümden çok farklı bir girişle seslendirmişsiniz. Konserlerde bu bölümü değiştiriyorsunuz. Bir çaldığınızı bir daha çalmama konusunda yemin mi ettiniz?

- Türkiye’de yayımlanan ilk albümüm ‘Marines’te Aşık Veysel’in bu eserini yorumlamıştım. Hiç şüphesiz, hem bu albümde hem de yeni yayımlanan ‘Guitarist’ albümünde intro bölümünü ‘yazmadım’. İkisi de doğaçlamaydı. İkinci kayıtta girişi değiştirmekle birlikte eserin bütününde ilk düzenlememe sadık kaldım. Bu düzenlemeyi konserlerinde çalan genç Türk gitaristlerin de kendi intro’larını yarattığını bilmek beni mutlu ediyor.

Yeni albümün notlarında stüdyodaki kayıtlarınız üzerinde teknik değişiklik yapmadığınızı, ilk çaldığınız haliyle yayımlandığını söylüyorsunuz. ‘Orada burada rastlayacağınız birkaç fazla sekizlik, birkaç detone nota için özür dilerim’ demişsiniz. Elinizde düzeltme imkanı varken neden kullanmadınız, mükemmeliyetin müziğin ruhunu öldürdüğünü düşünenlerden misiniz?

- Neredeyse hiçbir şeye inanmıyorum; ruhun varlığına ise hiç. Kayıtları ciddiyetle temizlemek ve cilalamak için zaman ve para gerekiyordu, bütçemiz kısıtlıydı. En iyisi varolan koşulları en akılcı kullanmanın yolunu bulmaktı. Bu CD’nin kaydı toplam 8 saat sürdü. Miksaj için de 8 saat harcandı. Kayıt için ayrılan sürenin üç saatinde 42 ezgi çaldım. Geri kalan beş saati de kablo aramakla geçirdik. İTÜ MİAM Stüdyosu hakkında kötü reklam yaptığım için üzgünüm ama gerçek bu. Bu şekilde olabileceğin en iyisini yapmaya çalıştık. Tüm bunlara karşın DMC’ye ve Kerem Görsev’e çok teşekkür ediyorum.

2005 programınızda neler var?

- Birkaç CD daha yolda. Bazıları kaydedildi. Bazıları da kaydedilmeye devam ediyor. Bunları farklı gitar ikilileri, gitar-ud ve gitar-perküsyon grupları şeklinde özetleyebilirim.

FESTİVAL VESİLE OLDU

Sibel Moyano, Boğaziçi Üniversitesi mezunu bir bilgisayar mühendisi ve amatör piyanist. Eğitim destek sisteminin kurduğu Boğaziçi Üniversitesi’nde uzman olarak görev yapıyor. Ricardo Moyano ile Yapı Kredi Festivali kapsamında Ankara’da verdiği konserden sonra tanıştı. Bir ortak dostlarının evinde, ilk görüşte başlayan aşk, Paris’te nikahla sonuçlandı. Ricardo Moyano’nun ısrarı üzerine çift Türkiye’de yaşamaya karar verdi.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!