Bu yaptığımızı görse garanti kızardı!

Güncelleme Tarihi:

Bu yaptığımızı görse garanti kızardı
OluÅŸturulma Tarihi: Temmuz 23, 2005 00:00

Sarı mizah dergiciliÄŸinin babası "Huysuz Ä°htiyar" OÄŸuz Aral'ın ölüm yıldönümünde Cihangir Parkı'nda heykeli dikilecek. Heykelin açılışı 26 Temmuz Salı günü yapılacak.Penguen Dergisi çalışanları, karikatürün üstadı OÄŸuz Aral’ın ölüm yıldönümünde onun heykelini tasarladı ve yaptı. Hummalı bir dergi çıkartma sabahlamasının ardından, yataktan kaldırıp heykelin dikileceÄŸi Cihangir Parkı’na getirdik Bahadır Baruter, Erdil YaÅŸaroÄŸlu ve Metin Ãœstündağ’ı (met üst). Heyecanlıydılar.Sarı mizahın babası OÄŸuz Aral için ölüm yıldönümünde anlamlı bir iÅŸ yapacaklardı. Anlatırken kimi zaman toparlamakta zorlandılar, birbirlerinden konuÅŸma balonları bile çalmaya kalkıp ‘Onun dediklerini ben söylemiÅŸim gibi yazın’ dediler. OÄŸuz Abileri sanki daha dikilmemiÅŸ heykelinin yerinden onlara ‘Huysuz Ä°htiyar’ tavrıyla bakıp ‘ne yaptınız lan keratalar’ diyordu. Efsane mizah dergisi Gırgır’ın kurucusu, Avanak Avni’nin babası, son yıllarında Hürriyet’in yazarı Türk mizahının büyük ustasıydı OÄŸuz Aral. Mesafeli, beÄŸenisini göstermeyen, ama öğretici, verici tavrı onu tüm Türk mizahçılarının da babası yapmıştı. Öğrencilerini kolay kolay tebrik etmeyen bu adam Penguen Dergisi çıktığında Metin Ãœstündağ’a, nam-ı diÄŸer met üst’e faks çekmiÅŸ, ‘Gelin bakalım buraya’ diyerek çağırmıştı. ‘OÄŸlu Seyitali’nin anlattığına göre son yıllarında kendi kendine satranç oynuyormuÅŸ ve hiç mizah dergisi okumuyormuÅŸ. Penguen’le birlikte dışarı çıktı OÄŸuz AÄŸabey, bizi evine çağırdı. Dergiyi aldı çarÅŸaf gibi yere serdi. ‘Bu olmamış’ dedi. Bahadır’ın köşesi iki sayfaydı ‘Bu nedir’ dedi. Erdil’in kompozisyonlarını beÄŸenmedi.’ O kısacık eleÅŸtiri bile Erdil YaÅŸaroÄŸlu’nun ‘içindeki sıkıntıyı atmasına’ faydalı olmuÅŸ: ‘O konuÅŸmadan sonra benim çizgim çok deÄŸiÅŸti, ÅŸu anda o kadar rahat ve mutlu çiziyorum ki.’ Bugünkü mizah yazar çizerlerinin çoÄŸu, yaÅŸları nedeniyle, Erdil YaÅŸaroÄŸlu gibi onunla çalışma fırsatını çok bulamadılar ama her zaman onun gölgesini hissettiler: ‘OÄŸuz AÄŸabey olmasaydı sanırım dişçi olacaktım. OÄŸuz Aral’ın Gırgır’ıyla karikatüre bulaÅŸtık hepimiz. Klasik tabiriyle vefa borcu hissediyor insan.’Met üst, OÄŸuz AÄŸabeyi için ‘sokağı sanata çeken adamdı’ diyor: ‘Bizi sokaklardan toplayıp çizer yapan adam. Ben okulda yaptığım için uzaklaÅŸtırma cezası aldığım esprileri OÄŸuz Aral’a gösterdiÄŸim zaman bunlar sanat diyordu. ‘Aaa hergelelik aslında sanatmış’ diyordum. OÄŸuz Aral’ın eli kafası yüreÄŸi bana deÄŸmeseydi ben sokak delisi de, gangster de bambaÅŸka bir ÅŸey de olabilirdim. Onun yanında karikatür üretirken kendi hayatımı da ürettiÄŸimi gördüm. Bir sürü yazar tanıdım, edebiyat sevilen bir ÅŸeymiÅŸ, çizgi çok zor birÅŸey deÄŸilmiÅŸ bunları onun sayesinde gördüm. Kızlar onun sayesinde Orkid’i, adet dönemini çizmeye baÅŸladı, bunların utanılacak ÅŸeyler olmadığını gösterdi. Hayatta ne varsa çizgiye girdi. Bir dönem önce hep güvercinli, aÄŸaçlı, sembol karikatürler vardı. Karikatürü salonlardan sokaklara taşıdı.’Met üst onun son dönemlerini gülümseyerek anlatıyor: ‘Penguen’den sonra ona gittik geldik, baba oÄŸul gibi olduk. ‘Dergiyi hayatınızın merkezine koymayın’ diyordu. O hayatı boyunca Gırgır’ı hayatının merkezine koyarak yaÅŸamış, ailesi, çocukları, eÅŸi bile sonra geliyor. Ömür boyu hep ekmeÄŸini sıfırdan çıkarmış. Kocaman Elli Kovboy yazısında bu safhaları anlatıyor. ‘Ben çok zengin olacaksam burada ne arıyorum’ deyip gitmiÅŸ dergi çıkarmış. Tam doruÄŸa erecekken hep bir aksilik olmuÅŸ, mimde de, özel hayatında da karikatürde de. Gırgır’ı tam birilerine teslim edecekken elinden alınmış. Hayatında bir trajedi de var.’ Sarı mizah dergiciliÄŸi’nin heykeliPenguen ekibi OÄŸuz Aral için hazırladığı heykelin komik olduÄŸunu söylüyor. Heykeli Bahadır Baruter tasarlamış, uygulamayı Åžekil Heykel Atölyesi ile beraber yapmışlar. Penguen’deki herkesin de fikri katkısı olmuÅŸ. 3 aylık çalışmanın sonunda 3.5 metrelik dev bronz heykel ortaya çıkmış.‘Herkesin OÄŸuz Aral’ını yaratmak zordu’ diyor Baruter, ‘Bunu bir belediye, bir holding deÄŸil, onun yetiÅŸtirdiÄŸi çocuklar yapıyor. Tasarım parmağının ucundan burnuna kadar bizim elimizden çıktı. OÄŸuz Aral’ın kiÅŸiliÄŸinde sarı mizah dergiciliÄŸi geleneÄŸinin heykeli bu. Bir kahramının heykeli olmakla birlikte o kahramanı mizahi bir üslupla anlatan bir heykel olduÄŸu için bir ilk. Cihangir’de 15 yıl yaÅŸamış, o yüzden buraya çok yakışacağını düşünüyoruz.’ Met- Ãœst ise heykeli şöyle anlatıyor: ‘Heykelde OÄŸuz Aral, çizgici bir Don KiÅŸot gibi. Onun en büyük eseri diyebileceÄŸimiz Gırgır’daki halini ve hayata karşı alaycı, meydan okuyan asi tarafını yansıtıyor.’OÄŸuz Aral heykeli 26 Temmuz Salı 19.00’da dostu tiyatrocu Müşfik Kenter tarafından açılacak. Davetliler arasında YaÅŸar Kemal, Fikret Otyam ve Zülfü Livaneli de bulunuyor. Aral’ın dostlarını, eski Gırgırcıları ve bu ekolden yetiÅŸmiÅŸ bütün dergilerin çalışanlarını bir araya getirecek olan heykel, ölümünün birinci yılında ustayı hitabettiÄŸi kitleye, sokaklara bir kez daha indirecek. PENGUENCÄ°LER ARAL’I YAZDIHeykeli dikilecek adamın heykelini dikiyoruzOÄŸuz Aral, her ÅŸeyden önce, bir bakıma bizim varlık sebebimiz. Bize, kendimiz olabilme cesaretini, özgüvenini, hünerini, rotasını ve yordamını öğretti. OÄŸuz Aral, çok yönlü bir sanatçıydı. Mim, tiyatro, boks, baÄŸlama, çizgi film, resim, yazı, satranç, tavla, editörlük... Her yol vardı OÄŸuz Abi’de. Ancak en önem verdiÄŸi eseri pek tabii ki çoÄŸumuzun içinde yetiÅŸtiÄŸi, çoÄŸumuzun da hálá doÄŸal rehber edindiÄŸi Gırgır dergisiydi. OÄŸuz Abi, dergimiz Penguen’e Gırgır’ın torunu olarak bakıyordu. Öyle ki ilk sayı yayınlanır yayınlanmaz met üst’e bir kutlama faksı çekmiÅŸ ve tüm ekibi derhal evine davet etmiÅŸti. Gırgır zorla ve haksızca elinden alındığından beri, yıllar boyu süren suskunluÄŸunu Penguen Dergisi’nin çıkışıyla bozmuÅŸ ve çocuklarını dizinin dibinde görmek istemiÅŸti. Elimizde matbaadan yeni çıkmış taze ekmek kıvamındaki Penguen’in yeni sayısıyla kapısını çaldık. HoÅŸ beÅŸ ve ikramdan sonra dergiyi yere serip elinde bir resim fırçasıyla baÅŸladı eleÅŸtirmeye.‘Bu karikatür böyle mi çizilir!’ ‘Bu taramalar ne!’ ‘Böyle kompozisyon mu olur!’ ‘Adamın kolu böyle mi çizilir!’ ‘Bu yazıları büyüteçle mi okuycaz!’ ‘Bu renkler niye çamur gibi!’Öyle ki dergi kısa süre sonra OÄŸuz Abi’nin fırça darbeleriyle tanınmaz hale geldi. Sonra birkaç saniye durdu; dergiyi buruÅŸturup top yapıp çöp kutusuna fırlattı. BaÅŸladı muhabbete. Az önce esip gürleyen dergici OÄŸuz Abi gitti, birlikte çalışırken hiç görmediÄŸimiz bir OÄŸuz Baba ortaya çıktı. O gece, bizlere sadece mesleki öğütler deÄŸil, hayati her konuda tavsiyelerde bulundu. OÄŸuz Aral’ın ani ölümü tüm sevenleri gibi biz çocuklarının da elini kolunu baÄŸladı. Bin yıl yaÅŸayacağını sandığımız sevgili ustamız, biricik ‘Ovuz Abi’miz artık yoktu. Dergi için gece gündüz çalışırken, kafamızın bir tarafında da hep OÄŸuz Abi için neler yapabiliriz düşüncesi vardı. Onun için kapkalın bir OÄŸuz Aral kitabı, büsbüyük bir OÄŸuz Aral sergisi, uçsuz bucaksız bir OÄŸuz Aral müzesi... Derken, derken... Onun için ilk olarak kopkocaman, sepsevimli bir OÄŸuz Aral heykeli yapmaya karar verdik...Bu alçakgönüllü (!) düşlerimizden ilk olarak o kopkocaman, o sepsevimli heykelini dikiyoruz. Biz, her başımız sıkıştığında varlığını yanıbaşımızda hissettiÄŸimiz ustamızı, bu heykelle bir nevi Cihangir Parkı’na hava almaya çıkardık. Siz de oralardan geçerken, sevgili OÄŸuz Aral’ın yanına uÄŸrayıp yanağından bir makas alırsınız artık. Boyunuz yeterse tabii. Unutmayın o huysuz, aksi, inatçı ve çok çalışkan adamın içinde kar gibi bir umut ve sevgi saklıydı. Â
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!