GeriKelebek Bitpazarına ne yağmış!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bitpazarına ne yağmış!

Her ne kadar ortada ‘‘pazar’’ görünümünde bir şey yoksa da, kaplatılırsa aslanlar gibi kullanılabilecek koltuklar, ilgi gösterilirse sevilebilecek mobilyalar, az kullanılmış beyaz eşyalar, kimilerinin hastası olduğu devasa radyolar ve akla hayale gelmeyecek bir sürü ‘‘eğlenceli saçmalık’’ için gidebileceğiniz birkaç adres hâlâ mevcut. Seda Zorbaoğlu'nun İstanbul Life'ın Şubat '99 sayısındaki yazısını yayımlıyoruz.

EMİNÖNÜ

Pala iyi ama...

Pala diye bir dükkan varmış. (İsmini sahibinin bıyıklarından almış olabilir.) Triptik akademi öğrencileri filan uğrayıp ‘‘stil’’ yapıyorlarmış diye duyduk. Caminin oralarda kime sorsak gösterdi. Gerçekten de eski kıyafetlerin hası orada. Şu son dönemde çok moda olan askerimsi ceketler, düzgün pardesüler, ayakkabılar, (içinize siner mi bilinmez) pantalonlar kazaklar her şey var. Etrafı kolaçan etmemiz, sahibine gerçek niyetimizi söyleyene kadar sürdü. Ağzımızı açmamızla kükremesi bir oldu. Bir kare fotoğraf ne mümkün! Israr etmek nafile. ‘‘Ulan pala! Yaktın bizi’’ diye ağlayarak çıktık dışarı. Siz mutlaka uğrayın. Bunun dışında Eminönü'nde mayhoş kıyafetler haricinde hiçbir şey yok bitpazarı namına. Topkapı ve Aksaray'dakilerse söylentiden ibaret.

Eski eşyalar, tarifsiz saçmalıklar

Pala'nın ardından Moda Caddesi'nde abartılı törenlerle karşılandık. Yerde satılan eşyaların alakasızlığına inanamazsınız. O kadar çok şeyi aynı anda görüyorsunuz ki, kafayı kaldırdığınızda aklınızda hiçbir şey kalmıyor. Anayasa kitabı, traş makinası, ayakkabı, CD, (Cozy Cole ve Garry Mulligan), telefonlar, pipolar, paşa rütbeleri, çorba düğmeleri (üzerinde çorba yazıyor, yemek veren şirketlere), cam tuğla, soba, gümüş yüzük, bilezik, kamera, (çok eski, kıyak görünüyor; çalıntı mı bilinmez), tavla, bardak çanak, tas tarak, çanta (gayet yeni ve güzel), ayakkabı, çeşitli çap ve ebatta ameliyat makasları, şırıngalar (eski devasa ‘‘iğneci’’ şırıngalarından),dikiş iğneleri (insan dikimi için) ve daha neler neler neler...

Hakan fotoğrafları çekerken konuşuyoruz:

‘‘Bunlar öldürür adamı be!’’ (şırıngalar için)

‘‘Ne öldürmesi! Bunlar ayakta tutar bizi.’’ Küçüğü de var. Gülme Seda Hanım. Hakan gel! Hakan Kardeş! Hay canım benim. Çek! Seda Hanım'a köstekli saat satarken yakalanırım maliyeye ama... (Sokağın ismini vermeye gönlümüz el vermedi. Herkesin ortak derdi maliye. Yani seyyar olanların. Moda Cad. demek inanın yeterli.)

Fiyatlar büyük ihtimalle atmasyon. İtirazlarınız hemen kabul görüyor. En ucuzu 35 bin lirayla kaset, kamera türü şeyler maksimum 5 milyon, rayban 10 milyon (nedense), onun dışında her şey 250-500 gibi, pazarlıksız hali.

Moda Caddesi üzerinde sıra sıra eski eşya satan dükkanlar bulunuyor. Özellikle özgür ve ev hayatına başlayacaklara duyurulur. İlk başta pek çekici görünmese de oldukça sağlam ve sade koltuklar, kanapeler, masa ve kütüphaneler var ve yaratıcılığın sınırı yok. Kafayı hafif çalıştıranlar harekalar yaratabilirler. (Ukalalık değil. Biz de denemiştik, hiç zor değil.) Beyazeşya meselesine gelince. Bu türün ucuzluğu kötülüğünden değil. Bir kere el değiştirdi mi fiyat ister istemez düşüyormuş. O yüzden birçoğu rahatça alınabilir. (Bazıları mis gibi görünüyor.) Hem ne var bunda nasıl olsa bir gün yepyenisini de alırsınız. Hayat bazen de şaşırtıcı bir şekilde gülüveriyor insana!

Tek koltuk: 5-15 milyon.

Bir üçlü, iki ikili, iki tekli koltuk: 95 milyon (Takım demek sinirimizi bozdu da).

Gardrop: 15-20 milyon.

Sandalye tk.: 20 milyon.

Buzdolabı: 30-150 milyon arası (150'si no frostmuş).

Fırınlar: 3-4 milyon.

Elektrikli süp.: 8 milyon.

Kesin bir göz atın

Antikacılar Çarşısı'ndaki antikalar bayağı pahalı. Ama eski eşya kapsamına girenler daha insani fiyatlara satılıyorlar. Ahşap masa ve sandalyelerin birçoğu gözümüze takılmadı değil. Dükkan sahiplerinden biri bize hatalı bir şey yazarsak bizi mahkemeye vereceğini, daha önce açtığı birkaç davayı da kazandığı söyledi. Dışarda duran bir kürk (aslında kürk değil, müflon gibi) ve kaskın fiyatını sorduk, ‘‘yazmayın ya ayıp olur’’ dedi. Kürkü Fransız bir kadın getirmiş bırakmış, 10 milyon. Kaskı da bir Alman getirmiş, fiyatı ne verirsen, karar yüce adaletin.

Koltuklar sade 20 milyon, kaplamalı cilalı 50 milyon.

Ahşap sandalyeler: 10 milyon.

Çekmeceli masa: 75 milyon.

Avizeler: 10-70 milyon.

Moda Cad. Antikacılar Çarşısı. No: 6/1 Kadıköy. Tel: 349 10 77.

Adım başı bitpazarı mı?

Çavuşdere Caddesi civarında dolaşırken insanlara bitpazarı nerede diye soruyorduk. Herkes , şu ilerde var, arka sokakta da var, bir de biraz ilerde var deyince anladık ki kastettikleri bu dükkanların ve tezgahların her biri. Kıyafetler pek size göre değil. Ama bir dükkandaki eskileri kolaçan ederken gördük ki kimilerinin o çok sevdiği radyolardan birkaç tane var.

Bir kovanın içine rastgele atılmış semaver, çiçek sulama aleti ve turuncu bir tesbih de söylediklerine göre Acıbadem'de yıkılan bir köşkten ganimetmiş. Biz pek anlayamadık. Meraklısına! Ha bu arada yine aklınıza gelebilecek her türlü alet edevat Büyük Hamam Sok.'ta da mevcut.

Radyolar: 10 milyon.

Termosifon: 30 milyon.

Dolap: 30 milyon.

Semaver: 5 milyon.

Çiçek sulama: 2 milyon.

Tesbih: Beleş.

Torsan marka radyo: ‘‘Para mara istemez. Götürün!’’

Not: Bu fiyatların hepsi pazarlıksız. Zaten büyük ihtimal ilk söylenenler sallama (antikacılar hariç). Biraz cevval olalım, kazançlı çıkalım.

En lezzetli yemek tarifleri burada

False