"Benim aşklarım hep sorunlu oldu"

Güncelleme Tarihi:

Benim aşklarım hep sorunlu oldu
OluÅŸturulma Tarihi: AÄŸustos 06, 2010 10:42

Söylediği şarkılarıyla olduğu kadar, gerek çektiği kliplerle gerek çektiği reklamlarla adından söz ettiriyor. O, bir meslekle yetinmeyenlerden. Müzisyenlik, yönetmenlik… İki işini de başarıyla yapan, hareketli şarkılarıyla coşturan, duygusal şarkılarıyla kalbimize dokunan Metin Arolat’la; yeni albümünü, yönetmenliğini ve hayata dair birçok şeyi konuştuk.

Haberin Devamı

METÄ°N AROLAT FOTOÄžRAFLARI

Bir önceki albümünüzle yeni albümünüz arasında beÅŸ yıl gibi uzun bir ara var.Â

Ben uzun bir ara vermiş saymıyorum aslında. Çünkü bu sürede üretim yaptım. Müzikle çok iç içe geçen bir süreydi. Şimdi albüm çıkınca ara vermiş sayıyorum ben kendimi.

HAYATI SORGULAMAKTAN SIKILDIM!

Neler yaptınız bu süreçte, reklam yönetmenliğinden başka?

İş dışında soruyorsan… Aşklar yaşadım, aşklar bitirdim. Büyüdüm. Hayatı sorguladım, sonra sorgulamaktan sıkıldım. Seyahatler yaptım. Ama yine de büyük zaman çalışmakla geçti. Çalışmayı seven biriyim, elde değil.

GEZÄ°P, TOZMA HEVESÄ°M YOK!

Sizi yakından tanıyanların bildiği bir konu bu. Çalışmak eylemi sizinle çok anılan bir kelime.

Aynen öyle. Çalışmayı seven biriyimdir, çalışma adamıyım. Öyle çok eğlenme, gezip, tozma hevesim yok. Çalıştığım sürece mutluyum. Bana bırakılsa hiç uyumayayım, hep çalışayım, bir şeyler üreteyim.
 
Üretmek demişken… Peki ya, yeni şarkıların yaratılış süreci… Nasıl bir duygu ve yaratış harmanlanmasından geçip de bu albümün yapı taşlarını oluşturdu?

Başlarda bir tuhaflık oldu.

Haberin Devamı

Nasıl bir tuhaflık…

Kendimi zorlasam da çok şarkı yapamadım. Birkaç ay bununla cebelleştim, savaştım. Sanki yeteneğim elimden alınmıştı. Yeni bir şeyler yapmak istiyordum ancak yaptıklarım eskileri çağrıştırıyordu. Sonra kendimi nadasa, demlenmeye bıraktım.

İnsanın yeni bir şeyler üretmesi için, yeni bir şeyler yaşaması gerek. Ondan belki de.

Aynen… İnsanın yeni bir şeyler üretmesi için, yeni bir şeyler yaşaması gerektiğini düşünenlerdenim. Sonra zaman geçince kendime geldim. Bir gün hiç hesaplamamışken, bir şarkı mırıldanmaya başladım. O tıkanıklık kendi kendine açılmıştı. Tam o sıralarda Aytaç Özgümüş’le tanıştım. Çok yetenekli, çok genç bir müzisyen. Kaptı klavyesini, geldi ve o şarkıyı bir şekle şemale soktuk. İkimiz de bayıldık. ‘Hadi devam edelim’ dedik ve evi küçük bir stüdyo haline getirdik. Bir şarkı, bir şarkı daha derken…
 
DiÄŸer pop albümleri ve senin albümüne baktığımda… Yeniliklerle dolu bir albüm olduÄŸunu fark ettim. Albüm konseptine uyması anlamında ÅŸarkı seçimlerinde öncelikleri nelere verdiniz peki?Â

Haberin Devamı

Yaptığımız şarkılar albümün kendi konseptini belirledi aslında. Dünya standardında aranjeler ve sound, gitar bazlı şarkılar, akustik ve elektroniğin birleşmesi, uyumu, pop tarzın içine sokulmuş rock tınılar vs…

İKİ ŞARKILIK BİR SİNGLE’I KENDİME YAKIŞTIRAMAM!

Çoğu şarkıcı single çıkarırken sizin albüm çıkarmanız… Albüm yerine single çıkarsam bana göre ayıp olurdu’ diyorsunuz. Neden ayıp olsun ki?

Dikkat ettiysen bana göre diyorum. Benim düzenime göre yani. Yoksa single’a karşı olduğumdan değil. Ama ben uzun aralıklarla albüm çıkartan biriyim. Bu kadar aradan sonra iki şarkılık bir single’ı kendime yakıştıramam. Albümümü bekleyen kişilere saygısızlık olarak görürüm. Daha sık albüm yapan biri olsam buna takılmazdım.

Haberin Devamı

İlk klibiniz ‘Kalpten Gidenin’ şarkısına geldi, üstelik bir ilkle. Yönetmenliğini yaptığınız bu klibin çekimleri canlı olarak internette izlendi. Nasıl ortaya çıktı böyle bir fikir?
 

Aslında çok plan program yapmamıştım bu klip çekimini netten canlı olarak yayınlamayı. Bir web kamera ile çekim sırasında çekimi göstersem mi diye düşünürken bu fikri Twitter’den paylaştım. Kamera arkası görüntüler benim çok ilgimi çeker. Belki başkaları da ilgilenir diye… Yazdığım twitten sonra internet üzerinden canlı yayınlar yapan Pozitif TV yetkilileri benimle irtibata geçti. Gerekli teknik altyapıya sahip olduklarını ve bu fikre katkıda bulunabileceklerini söylediler. Olay böylece gelişti, büyüdü ve çok kameralı profesyonel çekimli bir net canlı yayınına dönüştü. Ve olay çekim günü duyurulmasına rağmen öyle ilgi gördü ki 50 bine yakın kişi bizim çekimimizi canlı olarak izledi. Tepkiler o kadar güzel oldu ki bizde çekim sırasında o enerjiyi hissettik.

Haberin Devamı

İnternetin gücü bir kez daha…

Aynen öyle Melike. Bu aslında internetin gücünü gösteriyor.çünkü fikir de, fikir sayesinde kurulan irtibatlar da, sonrasındaki canlı yayın da tamamıyla internet üzerinden gerçekleşti. Böylece hem ben hem izleyenler hep beraber bir ilke imza atmış olduk.

ŞARKILARIMDAKİ HER KELİMENİN ÇOK ANLAMI VAR BENDE!

Her ruh haline uygun şarkıların olduğu farklı bir soundda iddialı bir albüm… Şarkılarınızda ayrılık da var, özlem de, mutluluk da... Bu şarkıları yaşananlar mı yoksa yaşanamayanlar mı besliyor daha çok?

Bu albümdeki şarkıları yaşanmışlıkları olmadan yazabileceğimi sanmıyorum. Eline gitarı, kağıdı, kalemi alıp, sadece şarkı olsun diye, kafiye tuttur yaz olmazdı. Yapamazdım zaten. O şarkılardaki her kelimenin öyle çok anlamı var ki bende…
 
Ä°NSANLARIN YOÄžUN DUYGULARI BENÄ°M NORMALÄ°M!

Haberin Devamı

Fark ettiğim bir şey daha var. Albümlerinizdeki şarkıların hepsi es geçilmeden dinlenen şarkılardan…  Duyguları çok yoğun derin yaşadığınız için bizi böylesine vuran şarkılar yapıyorsunuz diye düşünüyorum.

Belki ondan belki de iyi bir gözlemci olduğumdan… Belki çok kitap okumamdan belki şiir sevmemden... Bir insanın ‘Ben duyguları yoğun yaşıyorum’ demesi sahte geliyor bana.

Neden?

Neye göre yoğun? Sana göreyse bunu sen söyleyebilirsin, sen duygularını yoğun yaşıyorsun diye. Çünkü o yoğunluk benim normalimdir. Ama gerçekten es geçecek bir şarkı bulamazsın bu albümde. Bunu büyük bir iddia ile söylüyorum. Ola ki bugün es geçtin bir şarkıyı, emin ol bi başka gün o şarkı sana çok şey ifade ediyor olacak.

BENÄ°M UÄžURUM ELMA!
 
Albüm kartonetinizde kırmızı bir elma var. Dikkatimi çekti; sadece albümde değil sizin kliplerinizde, fotoğraflarınızda da elma var. Nedir bu elma olayı?

Elmayı uğur belledim baştan beri nedense. Hep yeşil elmaydı bu güne kadar. Bu sefer kırmızı. Albümde "Ben Adem, Sen Havva" adında bir şarkım var. Ona da gönderme yapmış oldum.
 
Her albümde abinizle babanıza yaptığınız şarkılar var. Onları bu şarkılarla bir kez daha ölümsüzleştiriyorsunuz. Son albümünüzdeki ‘İki Yudum Şarap’ şarkısı da bunlardan bir tanesi. Çok sevdiği insanların yokluğunda büyürken nelerin farkına varıyor insan?

Şunun farkına varıyor, "Keşke ölmeselerdi, keşke beni bırakıp gitmeselerdi ve keşke bende bu şarkıları yapmıyor olsaydım."
 
Işın Karaca bu albümdeki şarkılarınızı dinleyip ağlamış ve hatta ‘Kalpten Gidenin’ şarkınıza vokal yapmış. Nasıl bir araya geldiniz onunla?

Işın, hayran olduğum bir sanatçı olmanın dışında çok sevdiğim bir dostum. Şarkıları dinlediğinde ağladı demek abartı olur. Ama etkilendiğini ve çok iyi bir iş bu dediğini söyleyebilirim. Sadece piyasa şartlarıyla değerlendirmedi, bir müzisyen olarak da değerli buldu ve ‘Ben de bu projede olmak isterim’ dedi. Böylece bir hatıramız oldu.
 
Sanırım yeni çıkaracağı albümünde Gülben Ergen’e şarkı vereceksiniz.

Her şeyi de biliyorsun yahu. Bir gün bir şarkı yaptım ve telefonda konuşurken Gülben’e okudum. ‘Bu şarkı benim’ dedi. ‘Tamam’ dedim. Çünkü gerçekten ona uygun olduğunu düşündüm. Düşünmesem olmaz derdim.

Şarkılarınızı verirken ya da klip yönetmenliği yaparken çalışacağınız sanatçılar konusunda şartlarınız neler oluyor?

Çalışacağım kişileri sevmem gerekiyor. Mesleklerine verdikleri önemi, yeteneklerini, yaptıkları işleri takdir etmem gerekiyor. Bu konuda sadece kişisel arkadaşlık sevgisi bana yetmez. İsterlerse çok paralar versinler, yetmez işte napayım. Ama birini sevip, takdir ediyorsam para almasam da olur. Nitekim Gülben’e verdiğim şarkı için Gülben fiyat sorduğunda, ‘O fiyata sen karar ver ve git çocuklara bağışla, makbuzunu da bana getir. O zaman şarkı senindir’ dedim.

Aşk şarkıları yapan size aşkı sormazsam olmaz tabii.
 
Aşk garip bir şey. Aşık olmayı seviyor muyum, sevmiyor muyum ben de kararsızım. Aşk başladığı zamanki o güzel evresinde devam etse sanırım böyle kararsız olmaz her saniye aşık yaşamak isterdim.

BENÄ°M AÅžKLARIM HEP SORUNLU OLDU!

E aşk hep o güzel devresinde kalsa, öyle devam etse, kim aşık yaşamayı istemez ki?

Evet… Ama o evre çok kısa… Arkasından genellikle kişilik savaşları, kıskançlıklar, kavgalar, ayrılıklar vs… geliyor. Ya da benim aşklarım hep sorunlu oldu!

Ayrılıklar çok yıpratır mı sizi?

Evet… Yıpranmam dersem yalan olur. Ama zamanın her şeye ilaç olduğunu da iyi bilirim.

AÅžKIMLA YORARIM!

“Ben aÅŸk çocuÄŸuyum’ diyorsunuz. Peki Metin aşık olunca kabına yani ruhuna sığmayan deli dolu bir çocuk mu oluyor ya da baÅŸka hallere bürünen bir çocuk mu? Nasıl bir Metin çıkıyor ortaya aşık olunca? Â

Başlarda aynen öyle... Deli dolu olurum. Karşımdaki o heyecanı alevli tuttuğu sürece de enerjim hiç tükenmez. Her an yeni sürprizler yapabilirim. Aşkımla yorarım. Ama ne zamanki karşımdaki insanda bir durulma görürüm, o zaman tehlikeli. O zaman iyi hissetmem. Biraz çabalarım eski duruma dönmek için. Ama olmuyorsa giderim. Arkama da bakmam.

AŞK STRATEJİK SAVAŞ OYUNU DEĞİL!

Duygularımızın yoÄŸunlaÅŸmasıyla sevgiden çok daha ötesi bir duruma giriyor aÅŸk denen yolda. Peki çok daha ötesi beklentilerde olduÄŸumuzdan mı aÅŸkta yaralanıyor, kaybediyoruz?Â

Evet bazen tutkuya dönüşüyor. O tehlikeli bir durum. Bunu aşk sananlar çok. Ama bu bir hastalık. Sonsuz mutsuzluk gibi bir şey. Her iki taraf içinde yorucu, yaralayıcı ama yine de vazgeçilmez bir hale bürünüyor. Bunları zamanında bende yaşadım ama artık bu hastalıklı duruma geçmeyi sevmiyorum. Hatta sıkılıyorum. Ben aşkın o güzel anlarını seviyorum. Yaralanmaktan, yenilmekten, yenmekten çok sıkılmışım artık. Aşkı bir stratejik savaş oyunu gibi görenlerden de sıkıldım. Karşımdakini öyle hesaplar yaparken hissettiğimde bitiriyorum artık olayı. Çünkü uyuşamayacağımız başından belli oluyor. Zorlamanın manası yok.
 
5 SENEDE BÄ°R AÅžIK OLUYORUM!

Zor aşık olanlardan mısınız?

5 senede bir aşık oluyorum nedense. Bu hiç şaşmadı.

İlginç…

Sebebini bilmiyorum. Bu hesaba göre daha iki sene aşık olmam. Beraberliklerim olabilir ama aşk zor. İki sene daha mantık birliktelikleri…

DUYGUSAL OLARAK ZAYIF KADIN SEVMEM!
 
Kalbinize giren ve bittiğinde saçlarının her telinde öyküsü yaşayanlara baktığınızda; bir kadında en çok hangi özellikler etkiler sizi?

Enerjisi… Dünyaya güzel gözlerle bakıyor olması, gelişmeye açık olması, özgüveni… Duygusal olarak zayıf kadın sevmem ben. Güçlü olmalı. Hayatında süslenmekten ve güzel görünmeye çalışmaktan daha önemli şeyleri olmalı.
 
Aşkta aradıklarınız neler peki?

Öyle bir kadın olmalı ki, ben onu sadece güzelliği yüzünden sevmeyeyim. Her şeyim olmalı. Ona bakınca ruhum erimeli. Gözlerime baktığında ruhum erimeli. Ben o, o da ben olmalıyız. Sen ben değil biz!
 
‘Özlemek değil benimkisi, çok daha ötesi’ diyorsunuz şarkınızda. Özlemek… Çaresiz bir özlemse bu, nasıl bastırılabilir?

Üzgünüm! Bu bastırılabilir bir şey değil. Hayat boyu taşımak zorunda olduğumuz bir durum.
 
GERÇEK AŞKTA AYRILIK ACISI BİTMEZ!

‘Sen beni bizi silerken, bendeki seni kim ayıracak’ ‘Altyazısız’ şarkınızdan bir cümle… ‘Bendeki saat ayrılığı vurmadı’ ‘Kalpten Gidenin’ şarkınızdan bir cümle… Peki ayrılık saati hüzün ve acıyı tik tak olarak vurduğunda ayrılık acısını nasıl atlatırsınız?

Gerçek aşkta ayrılık acısı bitmez. Sadece zamanla hafifler ama hep orada durur. Ayrılmışsındır bitmiştir ama her başka biriyle olduğunda ona ihanet ediyormuş gibi hissedersin.
 
SEVİLEN HER ŞEY BAŞARILIDIR DEMEK DEĞİL!

 
Duygularınızı, sıcaklığınızı şarkılara yansıtmayı başaranlardansınız. Peki başarının sizdeki tanımı? Nedir başarı kıstaslarınız?

Benim başarı kıstasım duygularımı ifade edebilen, sahte olmayan şarkılar yapmak. Şarkılarımı önce kendim sevmem gerek. Sonrası dinleyenlere kalmış. Sevilince tabii ki hoşuma gidiyor. Ama seviliyor diye sevilen her şey başarılıdır diyemem.
 
Sizin için mutluluk nelerde gizli?

Bilsem bulurdum. Mutluluk soyut bir kavram. Kimse her zaman mutluyum diyemez. Sonsuz mutluluk diye bir şey yok. Mutluluğa değer kazandıran ise mutsuzluktur.
 
Zor bir insan mısınız?

Sanırım, idare etmeyi bildiğin zaman kolay. Diğer zamanlarda zor bir insanım.
 
KALABALIKTAN UZAK KUMSALLAR HUZUR VERÄ°R!

Deniz tutkunu olduğunuzu biliyorum. Mavi ve deniz… Huzuru barındırdığı için belki de bu tutkunuz? Peki size huzur veren başka neler var?

Çocukluğumun geçtiği yerlere gittiğimde huzur hissederim. Ailemin yanında huzurluyumdur. Deniz, kalabalıktan uzak kumsallar huzur verir. Ben insanlara gülümsemeyi seven biriyim. Karşımdaki insanları da gülümserken görmek bana huzur verir.
 
Olmazsa olmazlarınız…

İşte de, aşkta da, hayatta da ilk başta heyecan... Heyecan hissetmiyorsam hiç bir şey olmaz.
 
Hayatın size öğrettiği en önemli tecrübeler…

Edindiğim en önemli tecrübe: şimdiye kadar edindiğim tecrübelerin henüz bir kum tanesi kadar olduğu. Hayat enteresan. Her gün öyle şeylerle karşılaşıyorsun ki hepsinden yeni tecrübeler ediniyorsun. Sonu yok. Edindiğim en iyi tecrübe ise empati kurmak. Bence empati dünyayı iyiye götürebilecek tek şey.
 
Bilmediğimiz, çoğu kimsenin bilmediği bir yönünüzü söyler misiniz?

Çok iyi kısa hikayeler yazarım. Bir de çok iyi kavurmalı pilav yaparım.
 
Yönetmenliğinize değinelim şimdi de. Yönetmenliğe ilginizin nasıl başladığını ve yönetmenliğe nasıl ve ilk hangi çalışmayla başladığınızı…

Yönetmenliğe ilgim, ortaokul sıralarında babamın eve aldığı 8 mm’lik bir kamerayla başladı. Kendimce senaryolar yazıp, okul arkadaşlarımı oynatıp çektiğim ve sonrasında montajladığım filmler çekerek. İlk çalışmam da böyle amatörce bir kısa filmdi. Hatta adı da ‘Okulda Cinayet’ idi. Çok eğlenmiştik arkadaşlarımla. (Gülüyor)

O zamandan belliymiÅŸ adam olacak çocuk. Yani yönetmen olacak çocuk.Â

Değil mi? (Kahkahalar…)

Akbank, Avea, Hayat Sabun, Elidor ve daha çektiğiniz yüzlerce reklam… Reklam çekmek mi keyifli klip çekmek mi?

Reklam çekmek benim işim. Yani bundan para kazanıyorum. Reklam ajanslarıyla ve müşterilerle yaptığımız saatler süren, günler alan toplantılar sonucu yapılan işler. Kuralları var, zamanlaması var, alınan briefler var. Yani çok serbest değilsiniz reklam filmi çekerken. Ama bütün bunlar da benim sevdiğim şeyler. O yüzden gayet keyif alırım işimden. Klip de yönetmen olarak daha serbestsiniz aslında. Ama klip bütçeleri reklam filmi bütçeleri gibi değil. Çok daha az maliyetle çekilmeye çalışılıyor. Ben sadece yakın arkadaşlarıma klip çekiyorum aslında. Ara sıra canı isterse klip de çeken bir reklam yönetmeni diyebilirsiniz bana. İkisinden de keyif alıyorum.

REKLAM ÇEKMEK DAHA DİSİPLİNLİ VE ZOR, KLİP ÇEKMEKSE DAHA SERBEST VE EĞLENCELİ!

Reklam çekmekle klip çekmek arasındaki farkı, ikisini çekerken yaşadıklarınızdan bahsetmenizi rica etsem…

Reklam çekimi daha gergin geçer. Çünkü çok kısa bir zaman dilimine birçok mesaj sığdırmanız ve bunu iyi bir sinema diliyle anlatmanız gerekir. O kısacık film için harcanan zamanı duysanız şaşarsınız. Ajanslarla günlerce süren toplantılar, oyuncu seçimleri, dekor hazırlıkları vs... Dışarıdan göründüğü gibi değil her şey. Zor bir iştir. 30 saniyelik bir film için yeri geldiğinde iki, üç ay çalışıldığı olur. Ama kliplerde daha serbestsiniz. Bir konu bulup, şarkıya hizmet edecek bir şeyler çekersiniz. Müzik eşliğinde montajlarsınız. Çok da zevklidir. Karşılaştırırsak reklam çekmek daha disiplinli ve zor, klip çekmekse daha serbest ve eğlenceli diyebilirim.

Çektiğiniz reklamlar ve klipler için alıntı yaptığınızı söylüyorlar zaman zaman insanlar. Siz de "Bu, taklitçilik değil. Etkilendiğim şeyleri
uygulamaktan çekinmem." diyorsunuz. Ama insanlar yadırgıyor bu tür şeyleri. Bunu yani insanların bu tür yadırgamalarını neye bağlıyorsunuz?

Bu yadırgamaları biraz basının şartlaması olarak görüyorum. Sanat esinlenmeye açıktır. Birebir taklit etmekten bahsetmiyorum. Birinden bir fikir çıkar, başka biri o fikirden etkilenip onu başka bir yere taşıyabilir. Bu bütün dünyada böyledir. Taklit ise birebirdir. Mesela ben ‘Psikoloji’ klibini çekerken şöyle bir tanımlama yapmıştım: ‘Batı Yakasının Hikayesi’ ve ‘Grease’den etkilendim dedim. Ama klibe bakarsanız ne ‘Batı Yakasının Hikayesi’ni ne de ‘Grease’ i görürsünüz. Yapılmış her şeyin, diğer kişilerin hayatında bir yeri vardır. Yaratım, başkalarının yaptıklarından da beslenir. Mesela benim bir önceki albümümdeki bir klipte sakız çiğniyoruz, birbirimize nispet yapıyoruz, ben onun sakızını patlatıyorum diye bunları ben tekellemiş olmuyorum. Bir başkası da bunu seyredip etkilenip, bunu kendisine göre yorumlayıp, bambaşka bir şekilde yeniden kullanabilir.

TARKAN, KARŞISINDAKİNE GÜVENİYORSA KENDİNİ ÇEKİNMEDEN ONUN ELLERİNE BIRAKIR!

Tarkan'ın birkaç klibini çektiniz. Nasıl Tarkan'la çalışmak?

Hatırladığım kadarıyla 6 ya da 7 klipte beraber çalıştık. Tarkan’ın disiplinini severim. Yeni fikirlere de tamamıyla açıktır ve karşısındakine güveniyorsa kendini çekinmeden onun ellerine bırakır.

Yönetmenlik ve müzisyenlik ikisi farklı alanlar. İkisini de severek yaptığınızı düşünüyorum. Birisi geri plandayken diğerine yoğunlaşıyorsunuz. Aslında böyle olması çok iyi. Bu iki işle uğraşarak hem kendinizi besliyorsunuz hem de yönetmenliğiniz müzisyenliğinizi besliyor, müzisyenliğiniz yönetmenliğinizi besliyor diye düşünüyorum. Yanılıyor muyum?

Tamamıyla haklısın Melike. Bana genellikle ‘Tercih ederseniz hangisini seçerdiniz?’ sorusu sorulur. Oysa bu soruya vermem gereken cevap tamamıyla senin söylediğin gibi. İkisinden biri olmasa kendimi çok eksik ve mutsuz hissederdim.

Gerçi bu soruyu çalıştığınız kişilere sormak lazım ama zor bir yönetmen misiniz?

Kimine göre zor kimine göre ise rahat bir yönetmenimdir. Sette disipline uyarım. Bu bir reklam setinin kendi kuralıdır. O disiplin kırıldığında, filmin teslim zamanlaması tehlikeye girer. Bunu reklam sektöründeki herkes de iyi bilir. O yüzden herkes o set disiplini içerisinde ise her şey tıkır tıkır yürür. O zaman da ben rahat bir yönetmenimdir. Ama set disiplinine uymayarak, çekimi tehlikeye düşüren biri varsa da onun için zor bir yönetmen olurum.

İsrail ve Polonya temsilcilerinin de dikkatini çeken son çektiğiniz reklam filminize… Reklam dünyasında da hedeflerinizin büyüdüğünü görmek ne güzel. Reklamda 12’den vurmayı hedef ya da durum neler?

Reklam filmi çekmek sadece iyi yönetmenlikle olmuyor. Karşındaki müşteriyi çok iyi anlamak şart. Anladığını uygulayabilmek ve anlatılanın da ötesine geçmek ayrıca tekniği çok iyi bilmek şart.
 

Yönetmen olarak şu an üzerinde çalıştığınız reklam çalışmalarınız var mı?

Olmaz mı? Hem de bir sürü... Müzik ve yönetmenliği bir arada götürmenin keyfini sürmekteyim.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!