Belediyelerin itibarı

İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi Dünya Mimarlar Kongresi nedeniyle üst geçit ve köprü alınlıklarına doğru punto büyüklüğüyle, doğru yazı karakteriyle ‘Welcome To İstanbul’ yazdı.İstanbul İstanbul olalı neredeyse ilk kez bu kadar ‘doğru kimlikli’ bir ‘Hoşgeldin’ kampanyası gördü. Yazı tasarımlarını kim yaptıysa eline sağlık... ’Hoş geldin’ kampanyasının mimarı kimse aklına sağlık..Büyükşehir’den birilerinin de bu kampanya hoşuna gitmiş olmalı aynı punto büyüklüğü ve farklı yazı karakterleriyle farklı duyurular yapılmaya devam ediliyor. Büyükşehir sonunda görsel kimliği tektipleştirmenin gücünü keşfediyor..Hazır söz açılmışken Beşiktaş Belediyesi’nin kendini İstanbul’un bir alt markası yapmaya çalışan çabasını da övmeden geçmeyeyim. Beşiktaş Belediyesi görsel kimliğini kontrol altına almış, Beşiktaş’daki mekanları küçük küçük alt markalar yapmaya çalşıyor. Tutarlı görsel kimlik kullanımı Belediye yönetimine itibar kazandırıyor. Diğer belediyeler örnek olsun..Propaganda bakanlarıİŞİN içine ‘dini ögeler’ girince ‘inanan’ masum insanların kandırılma olasılığı yüksek. yüksek. Bu nedenle yıllar önce Devlet ‘Hac ve Umre’ turizmini TÜRSAB (Türkiye Seyahat Acentaları Birliği) eliyle düzenleme kararı almıştı. Şimdilerde bu düzenlemeye karşı çıkan 40’a yakın turizm acentası Hac ve Umre Platformu adı altında bir platform kurmuş. Platformun adına da kısaca HU demişler..İyi tanımlama, sıkı dini çağrışım.. Milliyet’te Dilek Taş’ın haberinden anladığım kadarıyla Platform’un kampanya danışmanı islami kesimin ünlü ikna adamı Abdurrahman Dilipak..Dilipak Platform üyesi acentelere gönderdiği açıklama metninde (bir çeşit bizim teknik olarak propaganda yönergesi dediğimiz şey) aynen şöyle yazmış: ‘(Kampanya) kampanya karşıtları için yorucu, bıktırıcı,, siniri bozucu, kamu vicdanında mahkum edilebilir ve dışlanmaya dönük bir uslupla ele alınacaktır.’Yorucu, bıktırıcı, sinir bozucu... Hitler’in propaganda bakanı Göbbels de adamlarına ‘yorun, bıktırın, sinir bozun’ diye emirler veriyordu..Türbandan, imam katipten, kuran kurslarından bıktırıldık, sinirlerimiz bozuldu... ’Her şeye evet diyecek’ kıvama geldik... Şimdi de karşımıza ‘inanç ve teşebbüs hürriyetinin engellendiği’ iddiasıyla HU yönergesi çıktı.. Türban, imam hatip, kuran kursu platformlarının arkasında da bir yönerge olabilir mi? ‘Yorun, bıktırın, sinir bozun’ emri vermiş olan... Olabilir mi? Evet. Peki Yazarı? Çok yazarlı olabilir mi? Kesinlikle evet.Yanlış algılama değil seçici algılamaGeçen hafta yapmış olduğum Renault Megane reklamına okurlarımdan itiraz geldi. Analizimde ‘Şimdi deneyimin tadını çıkart’ sloganlı Megane reklamının ‘Geçmişte güzel şeyler yaşadınız, şimdi Megane ile tadını çıkarın’ dediğini yazmıştım. Okurlarım ‘ilgisi yok’ diyorlar. İşte iki örnek: ‘Filmdeki adamın eski arkadaşını görünce hatırladığı gençlik yıllarına dair olaylara (bi kız arkadaş bulamama, başının hep belaya girmesi vs) hepimiz aşinayiz. Hatta Allahım iyi ki o günlerde değiliz diyoruz. Reklamın da anlattığı bu. Megane’ı tercih et; genç olmanın zorlukları yerine deneyimin konforunu hisset.’ (Devrim Kurt)‘Reklamdaki adam eski sıkıntılı günleri hatırlatıyor, pek hoş olmayan anılar,o kötü günler geride kaldı, yeni Laguna ile yeni güzel günler deniyor. Bu kadar. Geçmişteki güzellikleri filan nereden çıkartıyorsunuz.’ (Murat Erciş)Yanıt: İyi de Renault Megane’ı alabilecek yaştakiler için o ‘hoş olmayan anılar’ bile artık ‘geçmişin güzel anıları’. Öyle olmasa ‘keşke gençliğime dönebilsem!’ diyen bu kadar çok insan olur muydu? Sanırım Renault megane alabilecek yaşa gelince ne dediğimi anlayacaksın. Sevgiler... ÇekirgelikÇoğu insan büyük hedeflere ulaşmak için başını derde sokmasa birçok küçük şey başarabilir. Longfellow, Driftwood
Haberle ilgili daha fazlası: