GeriKelebek Batılıya hergün bayram değil
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Batılıya hergün bayram değil

Bizim ‘‘Nerede o eski bayramlar’’ hayıflanmamıza batının yanıtı: Karnaval! Sınırsız eğlence, mutluluk, hoşgörü... Sokaklarda birbirinden renkli giysileriyle defile yapan, gülen, danseden insanlar... Silinen tabular, kalkan yasaklar, yeniden yaşatılan gelenekler... Venedik yine karnavalıyla dorukta.

Biz ‘‘Nerede o eski bayramlar’’ diye hayıflanıp duralım. Geçmişi, her geçen bayramı mumla arayalım, batılı günlük yaşam ile özel günlerini inanılmaz şekilde soyutlayabiliyor, eğleniyor, eğlendiriyor. Bayramlarının tadını çıkarıyor...

Oysa bizler, enflasyon kurbanlarıyız, istikrarsızlık mahkûmlarıyız, siyaset özürlüyüz, jeopolitiğin kurbanlarıyız, AB yetimiyiz vesaire, vesaire diyerek, dini bayram bile olsa, bunu buruklukla karşılıyoruz, yan çizmeye çalışıyoruz. Belki maddi nedenlerle ama ‘‘Deliye her gün bayram’’ misalini tekrarlayıp durup, bayram günlerini normal, rutin bir günmüş gibi geçiştiriyoruz.

Eloğlu ise tutuculuğunu, her dini bayramda daha bir tazeleyerek ortaya koyuyor, gülüyor, eğleniyor. Katılıyor, hissediyor, en önemlisi yaşıyor, yaşatıyor... İçini döküyor, toplumun bir parçası oluyor... Aylarca o günleri bekliyor, o atmosferi yakalamaya çalışıyor, yakalıyor da... Coşkusunu sokaklara döküyor, hiç tanımadıklarıyla paylaşıyor. Kısacası gününü gün ediyor... Kıskandırıyor.

Panayıra dönen şehir

Batı bu günlerde yine eğleniyor... Karnavalı kutluyor. Sokaklar taşıyor, hoşgörüyü emiyor, mutluluğu paylaşıyor, kendisini, yaşantısını belirli bir şekilde 40 gün süre ile kısıtlayacak ‘‘Karem’’, yani büyük perhiz dönemine hazırlıyor. Tıpkı onlarca yıl öncesi gibi. Karnaval, Avrupa'nın, Latin Amerika'nın daha doğrusu Hıristiyan inançlarının yaşatıldığı kıtalarda, ülkelerde bir bayram havasında dolu dizgin sürüyor...

Bayram ile kültür birleştiriliyor. Gelenekler perçinleniyor... Eğlence doruğa çıkıyor. Hoşgörü sınırsızlaşıyor. Şaka dozu yükseklerde uçuyor. Mutluluk taşıyor ve batılı karnavalı kutluyor...

Karnavalın dünyadaki başkenti şüphesiz Venedik... Özellikle bu yıl. Dünden beri Venedik bir panayıra döndü. Salıya kadar öyle olacak. Katolik dininde Tecelli Yortusu'ndan genel perhizin ilk çarşambasına kadar süren eğlence dönemi. Bu dünyanın her yerinde uygulanıyor. ‘‘Karem’’, yani büyük perhiz öncesi düzenlenen son eğlenceler... Daha sonra eğlenceler dinsel açıdan 40 gün boyunca geçici olarak kaldırılacağından, inanılmaz bir şekilde çılgınca yaşıyorlar, eğleniyorlar.

İşte Venedik Karnavalı. Bu eğlenceye, kültürünü, sanatını, geleneklerini, uygarlığını katıyor.

Özellikle geçtiğimiz yüzyıllardan kalma salon giysileri masklarıyla süslenen Venedikliler, kışın kötü hava koşullarına rağmen karnavalın merkezi San Marco meydanında adeta bir defile yapıyorlar. Hele son yıllarda Venedik Bianeli kapsamına alınan karnaval, bazen erotik simgelerin odak noktası bile olabiliyor... Kazanova gibi bir çapkının torunları gönüllerince çılgınca karnavalı yaşıyorlar, yaşatıyorlar. Kanallarda ise gondollara sere serpe oturmuş zengin kostümlü, kıvrak, masklı Venedik yerlileri turistlerin objektiflerine poz veriyorlar.

Düello ve kucaklaşma

Sadece Venedik mi? Ya Viareggie? Sokaklarda geçit törenleri, hicivin kol gezdiği, karikatürün bulaştığı, taşlamanın siyasete sarktığı arabalar korteji üzerindeki ünlülerin dev kuklalarına atılan konfetiler, katyonlar... Ya İvrea? Karnavalın son salısındaki yortu günü sokaklarda kıyasıya portakal savaşı... Eğlence uğruna sakatlananlar, yaralananlar, hastaneye kaldırılanlara rağmen sınırsız eğlencenin raconunu hoşgörü ile karşılamak... Bari yakınlarındaki Putignane'da temsil edilen tehlikeli ortaçağ oyunları... Süvarilerin kılıçlı topuzlı düelloları, çarpışmaları.

Bunların hepsi birer alan eğlencesi... Sonunda kucaklaşmalar, öpüşmeler, bir bayramı yaşamalar...

Ya Brezilya? Rio'da üç gün üç gece sokaklarda süren eğlenceler, danslar, aşklar, sambalar, görkemli giysili sokak defileleri. Tören araçlarının üzerinde ırkçılığı kovan kara ile beyazın bütünleştiği tablolar... Susmayan tamtam sesleri... Davul ritmleri, bel kıvırmalar, popo sarsmalar, göğüs zıplatmalar... Dişiliği bayramın ahengine uydurma klasiği... İşte karnaval.

Veya Almanya... Yerel giysiler içinde şarkılar söyleyerek, tempo tutarak, yemek yiyip bira içerek Karem'i karşılama törenleri... İnsanların sorunları, güçlükleri, ekonomiyi, siyaseti, mutsuzluğu unuttuğu dönemin mutlu tablosu.

İşte karnaval...

Salı günü sona erecek... Ama milyonlar, son ana kadar sindire sindire eğlenecek, kutlayacak, bayramı yaşayacak... Batı'da ‘‘Deliye her gün bayram’’ değil... Keşke bizde de dini bayramlar böyle bir ortamda sorunsuz, mücadelesiz, eğlenceli kutlanabilse...

Karnaval: Tersine dönmüş dünya

Ansiklopedik anlamına göre ‘‘Carnelevare’’ Latince'den gelir ve ‘‘Eti kaldırma’’ demektir. Katoliklerde Epiphania yani Tecelli Yortusu'ndan büyük perhizin ilk çarşambasına kadar süren eğlence dönemidir. Bu dönem süresince ve özellikle et yemeye izin verilen günlerde yapılan eğlencedir. Karnaval dönemi, büyük perhiz yani ‘‘Karem’’ döneminden önce gelir. Bu iki döneme özgü tören ve ayinlerin başlangıç ve bitiş tarihleri değişken nitelikte olan Paskalya tarihine göre belirlenir. Karnavalın başlıca gösterileri büyük perhizin ilk çarşambasından (Paskalya'dan 40 gün önce) önceki üç etli gün

(pazar, pazartesi, salı) içinde yapılır. Karnaval, Karem'in tersine, serbestçe eğlenmeye izin verilen bir dönemdir. Bu dönemde normal yaşamın kuralları geçici olarak kaldırılır. Karnaval tersine dönmüş dünyadır. Burada alışılmış günlük yaşamın reddi egemendir. Tabular, yasaklar kaldırılır, bütün aşırılıklara hoşgörü ve izin verilmiştir. Cinsel ve erotik simgeler bu dönem süresince gerçekleştirilen folklor gösterilerine sık sık eşlik eder. Başta İtalya olmak üzere, Katolik dünyasında karnavala çok önem verilir. Venedik Karnavalı 19. yüzyılın başına kadar İtalyan karnavallarının en önde geleni olarak kalmıştır.

En lezzetli yemek tarifleri burada

False