Anjiyo rakipsiz

Teknolojideki son gelişmelerin tıbbın hizmetine sunduğu görüntüleme yöntemleri, kalp damarlarının incelenmesine yönelik uygulanan eski ve güvenilir yöntem olan ‘koroner anjiyo’yu tahtından indiremedi.

MR (manyetik rezonans), bilgisayarlı tomografi, spiral tomografi, elektron ışın tomografisi gibi cihazlar, henüz tarama yöntemi olmaktan öteye geçemedi. Kalp hastalıkları uzmanları ve cerrahları, hálá by-pass yapıp yapmayacaklarına veya stend, balon gibi damar açıcı yöntemlerin uygulanmasına anjiyo sonuçlarına bakarak karar veriyorler.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeki Öngen, kalp damar hastalıklarının saptanmasında seçilecek tanı yönteminin mutlaka damarın içini göstermesi gerektiğini söyledi. Tüm deneysel çalışmalara rağmen anjiyonun yerini tutabilecek bir yöntemin henüz geliştirilemediğini belirten Prof. Dr. Öngen, ‘‘Anjiyoya alternatif denilen yöntemlerden en çok umut vaat eden MR. MR beyin damarları, bacak damarları, karın ve göğüs atardamarı için kullanılabilir ve bunlarla ilgili çok değerli bilgiler verebilir. Ancak bunlar sabit damarlar. Kalp ise çok hareketli. Dakikada en az 60-70 kez kasılıyor, solunum hareketleriyle yer değiştiriyor. Sabit bir organ olmadığı için kalbin görüntülenmesinde bazı güçlükler bulunuyor. Hastaya bir soluk tutturuluyor. Soluk tutma sırasında alınabildiği kadar görüntü alınıyor. Bu şekilde kroner arterlerin tümünün görülmesi mümkün olmayabilir. Şansına uygun yere denk gelirse, koroner arterdeki daralma görülür. Ama uygun yere gelmezse gösterilmez ve sanki normal gibi sözedilebilir’’ dedi.

Tek seçenek koroner anjiyo

MR'ın kalp kasını iyi gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Öngen, ‘‘Kalp kasındaki duvar hareketlerindeki bozukluğu, kalp kasında beslenme azlığından dolayı oluşabilecek değişikleri gösteriyor. Kalp kasını besleyen damarda sorun varsa anlaşılıyor. Ayrıca spiral ışınlarla yapılan bir görüntüleme tekniği var. Bu da koroner arterlerin duvarında kireç olduğunu gösteriyor. Duyarlı bir yöntem. Ama gene koroner arterin duvarından sözediyor. İçinin dar olup olmadığını söylemiyor. Bu bir tarama testi olarak kullanılıyor. Eğer kroner arterinde kireç görülürse, yine anjiyoya gönderiliyor. Bugünkü koşullarda teknoloji çok gelişmiş olsa bile koroner arterin içini göstermek izin tek seçenek koroner anjiyo’’ dedi.

Alman Hastanesi Radyoloji Direktörü Dr. Ömer Aker, MR'ın vücudun aşağı yukarı her bölümündeki damar yapılarını tanımaya yönelik olduğunu söyledi. Spiral tomografi, elektron ışın tomografisi veya bilgisayarlı tomografiyle de damarların görüntülenmesinin mümkün olduğunu belirten Dr. Aker, ‘‘Üretici firmalar, kalp ve damarla ilgili görüntüleme tetkiklerinin tüm sektörde yüzde 40 gibi boyuta ulaşacağını tahmin ediyorlar. Girişimsel (katater) olmadan anjiyografi tetkiklerini yapabilecek düzeyde değiştirmeye başladılar. Bu cihazlar ülkemize gelmekte’’ dedi.

Görüntüleme yöntemlerinin tarama amaçlı olduğunu belirten Dr. Aker, ‘‘Gerek kardiyologların gerekse kalp cerrahlarının bu verilere dayanıp ameliyata karar verebilecekleri boyutta değiller. Ancak kalp ve damar içine katater koyularak tetkik yapılması sakıncalı olanların muayenesinde, tarama açısından uygun bir alternatif. Bazı durumlarda da anjiyonun yerine geçti. By-pass ameliyatı geçirenlerde, damarlar arasında atılan damar köprülerinin incelenmesine yönelik geçerlilikleri kanıtlanmış yöntemler’’ dedi.

Haberle ilgili daha fazlası: