10 ünlü annenin Anneler Günü’nde çocuklarından beklediği en güzel 10 hediye

Güncelleme Tarihi:

10 ünlü annenin Anneler Günü’nde çocuklarından beklediği en güzel 10 hediye
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 12, 2007 00:00

En yenilerine de, en kıdemlilerine de sorduk: Anneler Günü’nde çocuğunuzdan nasıl bir hediye beklersiniz? Sizi en mutlu edecek ya da şaşırtacak hediye ne olurdu? Bu hediyeye bir isim vermelerini değil, aslında çocuklarıyla ilgili onları neyin mutlu edeceğini öğrenmek istedik.

Daha genel, hayata dair bir sorunun cevabını arıyorduk. Bu, gelecekle ilgili bir temenni, çözülmemiş bir sorunun çözülmesi, bir söz, bir karar ya da daha önce hiç yemediği faydalı bir sebze yemeğini iştahla yemesi, üstüne bir de mışıl mışıl uyuması olabilirdi. 10 ünlü anne en güzel Anneler Günü hediyesini anlattı.

NİMET OKUR

Telefonda sesini duyayım, 'anneciğim' desin
/images/100/0x0/55ea0f6ff018fbb8f868a011

NBA’in yıldızı Mehmet Okur, Nermin ve Abdullah Okur çiftinin ikinci çocuğu. İştahlı ve iri bir bebek olan Mehmet, annesinin tüm özenine karşın zor bir bebeklik dönemi geçirmişti. Önce bronşite yakalandı. Geceleri öksürmekten uyuyamıyordu. İki yaşındayken astım olduğunu öğrenmek ailesini daha da üzdü. Annesi son çare, geleneksel tıbba başvurdu. Bir yakınının tavsiyesiyle sekiz gün boyunca saf zeytinyağına batırılmış damla sakızı vererek astım sorununu çözdü. Yakın zamanda anneanne de olan Nimet Okur ABD’de yaşayan oğlundan Anneler Günü’nde sadece bir telefon bekliyor: "Mehmet küçükken bir takı alıp gelirdi. Öper, sarılırdı... Ama şimdi yanımda olmadığı için ondan ancak bir telefon bekliyorum. Bir telefon edecektir yüzde bir milyon... Onun sesini duymak, ’Anneciğim, Anneler Günün’ kutlu olsun, yanında olmayı çok isterdim’ demesi bana yeter."

FEM GÜÇLÜTÜRK

Anneliğin yanı sıra onunla dostluğu da yakalayabilmeyi isterim


İletişim ve marka yönetimi şirketi Bernaylafem’in kurucularından Fem Güçlütürk’ün 6 yaşındaki oğlu San’la eğlenceli ve ilginç bir ilişkisi var. O tam bir kafa anne... San’a az çalışıp iyi not alma tekniklerini öğretiyor, birlikte gülüp eğleniyorlar. Anneler Günü için ise oğlundan basit ama değerli bir söz duymayı istiyor: "Bana gelip (hangi yaşta olursa olsun ama geç olmasın tabii!) ’Beni doğurduğun ve can verdiğin için teşekkür ederim’ demesini istiyorum. Bu laftan ne anlarım? Güzel bir yaşam ortamı bulduğunu, kendi hayatını kendi yönlendirebildiğini, bireysel tercihlerini yapabildiğini, mutluluğu, doğruluğu, saygı ve sevgiyi, açıklığı, teşekkür etmeyi bilerek hayatı doya doya yaşamayı becerebildiğini, en azında bu umutla varolmayı seçtiğini, ağır kurallar, cezalar, korkular, kişisel hırslarla yetiştirilmemişliğin sonucu olarak sağlıklı bir bireyselliği mutlu bir aile birlikteliği ile pekiştirebildiğimizi, anneliğin yanı sıra dostluğu da yakaladığımızı anlarım."

NORA ROMİ
/images/100/0x0/55ea0f6ff018fbb8f868a013

Oscar töreninde bana teşekkür etsin

Nora Romi Hürriyet Cumartesi’deki Yeni Anne adlı köşesinde 7 yaşındaki oğlu Sinan’la ilgili maceralarını yazıyor. Romi için Sinan planlanan, hatta uğruna 2 sene tedavi görülen, anlayacağınız çok istenen bir bebekti. Hayatı Sinan’ın gelişiyle tamamen değişti. Belki de bu yüzden Anneler Günü için Sinan’dan sadece eve bir Oscar’la gelmesini ve ödül alırken kendisine teşekkür etmesini istiyor o kadar! "Sinan bence çarpıcı ve yaratıcı bir hediyeyi tek başına üretmek için küçük. O yüzden bu sene için büyük bir beklentim yok. Zaten erkenden kalkıp annesine kahvaltı hazırlayan çocuklar da sadece reklamlarda olur ve o reklamlar da anneleri lüzumsuz beklentiye sokar... Eskiden Oscar gibi bir ödül töreni izlediğimde, anasına teşekkür eden adamlara sinir olurdum. Şimdi ise (ileride tabii) bana verebileceği en güzel hediye olarak görüyorum. Bu sene bana kapris yapmasın, pazarı burnumdan getirmesin, yeter!" diyor.

AŞKIN NUR YENGİ

Ağzından
anne kelimesi çıksa
/images/100/0x0/55ea0f6ff018fbb8f868a015

"Mantık, ilişkiyi daha mecburi kılan bir şey. Aşkta ise inanılmaz bir enerji ve kaos var" diyor Aşkın Nur Yengi, Haluk Bilginer’le evliliğini anlatırken... Tüm magazin bombardımanına, sorulara ve tatsızlıklara rağmen özel, sakin ve serin bir aşk onlarınki... Yaşları itibariyle hem Bilginer hem de Aşkın Nur Yengi’nin çok istediği, onları tamamlayacak eksik parçaydı bir çocuk. Ne yazık ki ilk deneme hüsranla sonuçlanmış, ilk çocuklarını cinsiyetini öğrenmeye gittiklerinde kaybettiklerini öğrenmişlerdi. Bu yüzden kırgındı ama pes etmemişti Aşkın Hanım. İkinci kez hamile kaldı ve kızı Nazlı dünyaya geldi. Çift için başka, bilmedikleri ve sihirli kabul ettikleri bir hayat başlıyor. Tüm evreni Nazlı’da gördüklerini söylüyor, Tanrı’yı hissetmek isteyenlere ise bebeklerini koklamalarını tavsiye ediyorlar. Aşkın Hanım’ın Nazlı’dan istediği Anneler Günü hediyesi ise çok mütevazı ama Nazlı açısından bakarsak efor gerektiriyor: "Nazlı’nın bana vereceği en büyük hediye ’anne’ demesi olur. Ağzından o kelimenin çıktığı an benim için en güzel Anneler Günü hediyesidir."

TANYELİ

Oğullarımın sağlığından önemli bir şey yok

İki yaşındayken annesiyle babası ayrılan Tanyeli, bir süre Çocuk Esirgeme Kurumu’nda, hatta sokakta kaldı. Küçükken anne sevgisi yaşayamayan, hastalık ve yokluk çeken dansöz Avustralya’da yaşayan eşi Kanat Kıral’dan olan iki oğlunun üstüne titriyor. 19 yaşındaki büyük oğlu Taylan Avustralya’da yaşıyor, Teoman ise 7 yaşında. Tanyeli’nin Anneler Günü için onlardan tek istediği ise sağlıklarını korumaları ve kendilerine iyi bakmaları: "Biliyorsunuz bu yılın başında çok ciddi bir trafik kazası geçirdim. Küçük oğlum Teoman da benimleydi. Ona zarar gelmesin diye üstüne kapandım. Birçok yerimde kırıklar oldu. Böyle bir kazadan sonra insan hayatın, sağlığın ve çocuklarının değerini daha iyi anlıyor. Büyük oğlum Taylan’dan da Teoman’dan da sağlıklı olmaları dışında hiçbir hediye beklemiyorum."

ÇOLPAN İLHAN Evleniyorum dese sürpriz hediye olur

İyi bir aktris, Attila İlhan’ın kardeşi, Sadri Alışık’ın karısı ama bugün her şeyden çok Kerem Alışık’ın annesi Çolpan İlhan. Annesini hem sevinçlerde hem de ölümlerde yalnız bırakmayan Kerem Alışık Anneler Günü gibi özel günlerde fazladan hassasiyet gösterir, Çolpan Hanım’ın üstüne titrermiş. Çolpan Hanım bu Anneler Günü’nde ise ondan bir sürpriz bekliyor: "Kerem’in beni her zaman hatırladığını biliyorum. Sadri öldükten sonra bu konularda daha da hassaslaştı çünkü artık hayatta ikimiz kaldık. Daha farklı ve değişik bir yakınlaşma yaşıyoruz. Beni, babasının yerine sahipleniyor. Anneler Günü için çocukluğundan beri hep özenli hediyeler alır. Babasına da öyle yapardı ki örneğin o gün Babalar Günü olduğunu Sadri unuturdu. Kerem bu pazar bana bir çiçekle gelebilir, ne olursa mühim değil. Ama evleniyorum anne, dese bugünün sürpriz hediyesi olur."

MERVE İLDENİZ

En büyük hediye onun varlığı nefes alması

Merve İldeniz 1998’den beri eşi Serdar Önal ve 6 yıl önce doğan kızı Leyla ile Bodrum Bitez’de 2 dönümlük bir çiflik evinde yaşıyor. Onun ve Leyla’nın hayatı büyük bir bahçede aralarında bir piton yılanının da bulunduğu hayvanlarıyla geçiyor. İldeniz Anneler Günü’yle ilgili şöyle düşünüyor: "Aslında bir anne çocuğundan hediye beklemez. En büyük hediye onun varlığıdır. Nefes almasıdır. O ne yaparsa yapsın onu severim. Bir şey beklemem. Ama onunla ilgili beni en mutlu edecek şey kendisini mutlu etme yolunu bulmuş olduğunu görmek olur. Ben onun annesiyim, sahibi değil. O yüzden en büyük hediyesi kendi mutluluğu olur."

BETÜL MARDİN

Benden sonra da sağlıklı ve başarılı kalsınlar

Türkiye’yi halkla ilişkilerle tanıştıran ve Image İletişim şirketinin kurucusu Betül Mardin’in Akgün Ustalar’dan Şerife Leyla adlı bir kızı ve Haldun Dormen’den Ömer adlı bir oğlu var. Herkesin her türlü sorununu bir şekilde çözebildiği için arkadaşlarının "Ahtapot Betûl" adını taktığı Mardin her kariyer kadınında görülmeyecek kadar ailesine ve çocuklarına düşkün. Ona göre çocuklarının yanında olmadığı bir Anneler Günü yarım kalır: "Bir anne Anneler Günü’nde ne ister? Çocuklarının yanında olmasını. Kızım ve bir torunum burada ve beni ziyarete gelecekler. Ama Dubai’de yaşayan oğlumun ve diğer torunlarımın da yanımda olmasını isterdim. Bir de biz annelerin en büyük korkusu ve sorusu, ben gidince çocuklarımın bir şeye ihtiyacı olduğunda ya da zor günlerinde ayakta kalabilecekler mi olur. Çocuklarımın benden sonra da hep sağlıklı, başarılı olmasını isterim. En büyük dileğim onları öyle güçlü yetiştirmiş olmak."

HÜLYA KOÇYİĞİT

Kızlarım çağdaş Türk kadını portresine uysun

Türk sinemasının en güzel ve zarif oyuncularından biri. Kızı Gülşah’a Selim Soydan’la balayındayken hamile kaldı, doğurduğunda 21 yaşındaydı. Sinema çalışmaları nedeniyle Gülşah’a istediği kadar vakit ayıramadı ama bunun acısını hayatını torunlarına adayarak çıkardı. Özellikle ilk torunu Neslişah doğduğunda, onu kendi doğurmuş, annesi oymuş gibi hissetti. Bütün vaktini onunla geçirdi. Hatta Neslişah’ın okul arkadaşları Hülya Hanım’ı annesi, Gülşah’ı ise ablası zannediyorlardı. Torunlar Neslişah ve Aslışah da zaman zaman, ’Anneanne keşke bizim annemiz sen olsaydın, annem hiçbir şeye izin vermiyor’ diyorlar. Hülya Hanım Anneler Günü için kızından ve torunlarından geleceğe dair bir güvence istiyor: "Kızımdan, kızlarımdan alacağım en büyük hediye; onların, benim onlara hayatla ilgili verebildiklerimden dolayı mutlu olmalarıdır. Benim bir adım önümde olmalarını bilmek, ülkesine, insanlarına, çocuklarına bağlı; ayakları yere basan, ekonomik özgürlüğünü kazanmış, çağdaş bir Türk kadını portresine uygun olduklarını hissetmek benim için en güzel hediyedir."

SONAY DİKKAYA

Dünyayı kurtarsın yeter!

2006’nın sonunda NTV’nin haber spikeri Sonay Dikkaya ve müzisyen Ufuk Yıldırım’ın bir çocukları oldu. Ama ne yazık ki fazlasıyla küçük bir oğlandı. 680 gram kadar... Çünkü 6.5 aylıkken doğmuştu. Parmak spikerin parmak çocuğu oldu deniyordu ama küçük bebek dirençli ve güçlü çıktı. 3 ay boyunca hastanenin prematüre bölümünde kaldı, yorulmadı. Bu cesaretinden ve gücünden dolayı Sonay ve Ufuk Yıldırım çifti ona Yiğit Şan ismini verdi. Dikkaya için Yiğit’in normal bebek büyüklüğüne gelmesi bile bir armağan: "Oğlum prematüre bir bebek olarak doğdu. Şimdi normal bir bebek kıvamına gelmesi bile benim için büyük hediye... Onunla ilgili şöyle bir hayalim var: Bir gün gelecek, büyük bir bilim adamı olacak. Bana ’Küresel ısınmaya bir çözüm buldum’ diyecek. Bunu güncel olduğu için falan söylemiyorum. Bu konuda çok endişeliyim. Yağmur yok, kar yok. Ona nasıl bir dünya kalacak? Anne olmak böyle bir şeymiş. İlk defa hayatımda bir soruna oğlumun geleceği üzerinden bakıyor ve korkuyorum. Şan, şöhret istemiyorum ben ondan. Dünyayı kurtarsın yeter! Bunu kendisi için yapsın..."
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!