GeriSeyahat Karadeniz'in kapısı: Samsun
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Karadeniz'in kapısı: Samsun

Karadeniz'in kapısı: Samsun

Amazonların ülkesi, denizcilerin sığınağı, kurtuluş ve cumhuriyet mücadelesinin başlangıç noktası, tütün ve hamsinin diyarı. Karadeniz’in en hareketli limanı ve en kalabalık kenti olan Samsun, geçmiş ile bugün arasında bir kapı...

Samsun'un nüfusu 1 milyon 200 bini geçiyor ve bunun yaklaşık yarısı Karadeniz kıyısındaki merkezde yaşıyor. Kültür değerleriyle, çağdaş yüzüyle büyük ve canlı bir merkez Samsun. Meraklılar, şehri tepeden gören noktalara çıkıp fotoğraf çekiyor.

Karadenizin kapısı: Samsun

Samsun’un bütün inişleri Karadeniz’e doğru. Her şehir gibi onun da kendine has aroması var, sokakları deniz ve rutubet kokuyor. Kokular karışıp belleği uyandırıyor. Ama belleğimdeki en keskin koku bu değil…

Kaynaklarda 1890 yılında Samsun’dan Osmanlı dışına 3 milyon 171 bin 200 kilogram, ülke içine 1 milyon 931 bin kilogram tütün sevk edildiğini okuyorum. “İhracatımız fevkalade” diyor dönemin Samsunlu tütün taciri. Tütün fabrikası 1893’te kuruluyor. Bu tesis yüzyılı aşkın süre çalışacak ve Samsun bir sigara markası olacak… 

Yine kaynaklar 1933 yılında şehirde iki deveye karşılık 7 bin 508 manda bulunduğunu bildiriyor. Mandalar ise şehrin merkezinden batıya, Kızılırmak Deltası’ndaki kuş cennetine uzanan Türkiye’nin en uzun ve kesintisiz kumsalının tenha noktalarında hâlâ görülebiliyor.

Kumsal boyunca kuşlar yerlerini mandalara, mandalar sazlıklara, sazlıklar denize sokulan ormana, balıkçı teknelerine ve beton bir yola bırakıyor. Yol, bu bitmek bilmez kıyıya, kuma kalpler çizerek birbirlerinin gönlünü alan çiftleri, göğsünü rüzgâra vermiş kederli yalnızları, sahil bandının hemen ardına dizilmiş yazlıkları getiriyor. Yazlıkların safları sıklaştırıp boylarını uzattığı yerde kumsala “plaj” denmeye başlıyor. Bu noktada yolun bir tarafında palmiye ağaçları, plajlar ve deniz, diğer tarafında kafeler, restoranlar ve barlar sıralanıyor. Dar beton yol, dışarıya havalı müzikler yayan gıcır gıcır otomobillerde gençlerin turladığı, kaldırımlarda aksak tempoyla yürüyüp piyasa yaptığı bir kordona dönüşüyor. Yazları burada, muhafazakâr bilinen bu şehrin ortasında gündüz plaj cıvıltısı, akşamları parti havası var. Kışın da o hava, ısıtıcılar ve camekânlar sayesinde büsbütün kaybolmuyor.

 

TARİHİ DOKU VE SOSYAL YAŞAM ÇOK CANLI

Şehrin bu bölümüne halk arasında yakın zamana kadar “Matasyon” denirdi. Bu sözcük, semt sakinlerinden öğretmen Özgür Ayla’ya göre tütüncülük ve sigara üretimiyle uğraşan Mısır Ermenisi Matossian ailesinin civardaki çiftliklerinden ve basit bir telaffuz hatasından geliyor. Özgür Ayla bana Matossian’ın “Samsoun Extra” marka sigara paketlerinin fotoğraflarını gösterip anlatıyor: Burası yazlıklarla ve plajlarla öyle özdeşleşmişti ki Matasyon’un özel bir isim değil, ‘denize girilen yer’, ‘'plaj'’ anlamına gelen bir sözcük olduğunu sananlar bile vardı. 90'ların ortalarında buraya “Atakum” adı verildi. Şimdi şehrin en popüler bölgesi oldu.

Karadenizin kapısı: Samsun

Çok sayıda kaliteli mekâna sahip Samsun, bölgede eğlence merkezi olarak da biliniyor. Bukonuda özellikle Atakum öne çıkıyor, gençlerin gittiği mekânlarda eğlence geç saatlere kadar sürüyor.

 

Samsun, büyük ölçüde bu sahil yolu sayesinde, az nüfuslu ya da mutaassıp şehirlerle çevrili geniş bölgede canlı bir gece hayatına sahip tek merkez. Pasaportsuz geçilebilen kumarhane ve eğlence şehri Batum zorlu bir rekabet yaratsa da Vavien filminin şaşkın kahramanları gibi pek çokları hala Samsun’a eğlenmeye geliyor. Eskiden sadece erkek müşterilere çalışan kötü ünlü “müzikhol”ler son zamanlarda yerlerini daha eşitlikçi, herkesin gidebildiği eğlence mekânlarına bırakıyor. Eğlencenin bu yeni topografyası, kentin amatör gruplarına müzik yapabilecekleri alanlar açıyor. Örneğin Çizmeli Kedi’nin solisti Hüseyin Malkoç “Birilerini beklersen hep geç kalırsın” diyor; “biz önden gidiyoruz”. Şehrin müziksever kitlesinin çoğalmasından memnun. 

Karadeniz’de dağlar denize paralel uzanıyor. Şehirler sıkışmış, coğrafyaya uyum sağlıyor, sık sık da hile yapıp denizi doldurarak düz alan kazanmaya çalışıyorlar. Atakum’dan doğuya, şehir merkezine doğru ilerlerken kumsal sona eriyor. Dolguyla kazanılmış Batıpark’a varıyoruz. İlk bakışta yapay ve sıkıcı görünümlü bu rekreasyon alanında Amazonlar efsanelerden, tarihi metinlerden ve karanlık hülyalardan canlanıp ete kemiğe bürünüyor.

Karadenizin kapısı: Samsun

Atatürk’ün ve 18 silah arkadaşının balmumu heykelleri, şehre ayak bastıkları “Tütün İskelesi Kurtuluş Yolu”nda diziliyor.

 

Burada şehrin meşhur Atatürk heykelini gölgede bırakan dev Amazon heykeli, detaylı bir kitabe, dev heykele eşlik eden ve devasa iki aslan misafirlerini karşılıyor. Bu yapıların gerisinde yine balmumu heykellerin doldurduğu kulübeleri, içine erkek mahkûmları tıkmaya yarayan hücreleri ve kraliyet mağarasıyla Amazonlar köyü var. Bu baş döndürücü turu bitirdiğinizde, artık Amazonların tarihsel bir vaka olduğu ve binlerce yıl önce Samsun dolaylarında yaşadığı, tam da deniz doldurularak elde edilmiş bu yeni toprak parçasında sorgulanmaz bir gerçek olarak belleğinize yerleşiyor.

Karadenizin kapısı: Samsun

Efsaneler, Amazonların Samsun çevresinde yaşadığını söylüyor. Batıpark’taki Amazon Köyü’nde yer alan kadın savaşçı heykeli, onların hatırasını yaşatıyor. Ziyaretçiler, aslan heykellerinin içinden manzarayı seyretme olanağına da sahip.

 

Bu parktaki teleferik kabinine atlarsanız Amisos Tepesi’ne çıkabilirsiniz. Parktan sonra sahil limanlarla, endüstriyel yapılarla ve kamu binalarıyla kesintiye uğruyor. Biraz içeri girmeli, böylece “Kara Samsun” olarak bilinen şehrin eski Ceneviz yerleşimi, sonrasında daha çok Rum ve Ermenilerin yaşadığı bölümüne gelirsiniz. Bulvarın hemen üstünde, Selahiye Mahallesi’nin sokaklarında gezinin. Bu sokaklarda eski konaklar, kiliseden bozma okullar, türbeler, çeşmeler ve tekkeler, belleksiz apartmanların arasında öyle sıkışmışlar ki dikkatsiz gözlere gözükmezler.

Selahiye’den çarşıya doğru ilerlerseniz önce Unkapanı Mezarlığı’na, 5 yüzyılı devirmiş Kurşunlu Cami’ye, sonra da şehrin günümüzde ibadete açık tek geleneksel kilisesi olan İtalyan Katolik Kilisesi’ne rast geliyorsunuz. Az ileride küçük bir kasaba meydanına benzeyen Saathane var. Eskiden burası İskele Meydanı’ymış, halbuki deniz yakınlarda değil. Demek ki buradan gerisi, denize kadar hep dolgu alan. Meydan yeni adını Sultan Abdülhamit’in emriyle Anadolu’nun dört bir tarafına dikilen saat kulelerinin bir akranının da burada olmasından alıyor. Saathane ismi ve Abdülhamit’in giriştiği saat seferberliği, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü akla getiriyor.

Karadenizin kapısı: Samsun

Samsun Sigara Fabrikası, yüzyıldan uzun süre üretim yaptıktan sonra 1997’de kapatıldı, sonraki yıllarda yenilenerek AVM haline getirildi. Çevresi şu an şehrin en canlı köşeleri arasında.

 

Amazonlar’dan Helenistik döneme, Selçuklular’dan Kurtuluş Savaşı’na uzanan yeni bir tarih ilgisi, Samsun’un çok özgün bir yönü. Geçmişi çok eskilere giden Samsun, 19. yüzyıla varıldığında Osmanlı'nın ticaret ve endüstri merkezlerinden biri haline gelmişti. Ancak felaketler, savaşlar, istilalar Samsun’un peşini bırakmadı. Şehrin büyük bölümü 1869'da yanıp kül oldu. Fransa’dan bir mimar gelip şehri sil baştan planlı bir biçimde tekrar kurdu. Dünya Savaşı çıktı, imparatorluklar birbirlerine girdi, nasibini Samsun da aldı. Rus gemileri 1915’te Samsun’u topa tuttu. Bu arada şehrin yarı yarıya Rum ve Türk nüfusu birbirlerine düşman oldu. Derken Mustafa Kemal, Bandırma Vapuru’na atladığı gibi Samsun’a geldi; tarih o günden sonra hızlandı, Samsun Limanı’na takalarla silah ve mühimmat taşındı. Önce Kurtuluş Savaşı ve bağımsızlık. Sonrası mübadele; şehrin nüfusunun yarısı yorgun, hayal kırıklığına uğramıştı, yerine Doğu Rumeli’den, Selanik ve civarından bitkin ve şaşkın bir nüfus gelip yerleşti. Sırf tütün ekimini biliyorlar diye Selanik ve Samsun metazori küskün kardeş şehirler oldu. Gelgelelim Samsun’un kardeş şehirler listesinde Arkansas’tan North Little Rock, Tanzanya’dan Darüsselam, Rusya’dan Novosibirsk yer alıyor ama Selanik yok...

Karadenizin kapısı: Samsun

Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a geldiği Bandırma Vapuru’nun replikası Doğupark’ta ziyaretçileri ağırlıyor.

 

Mecidiye Caddesi bir bulvara çatıp bitiveriyor. Solunda Fransız Tütün Rejisi, sonraki adıyla Tekel Tütün Fabrikası var. Bir zamanlar pencere aralıklarından yüzüme vuran buharı hissedip tütün işçisi kadınları ve sigara paketleyen dev makineleri izlediğim bu yaşlı bina, dış cephesi korunarak alışveriş merkezine dönüştürülmüş durumda. Tütün balyaları ve sigara paketleyen dev makineler, yerlerini hazır giyim kolilerine ve sıcak çikolata çeşmelerine bırakmış. Bu yapının arkası, fabrikaya bağlı diğer binalarla birlikte küçük bir kent meydanı oluşturmuş. Tütün fabrikasının karşısında bulunan, onunla yaşıt, daha küçük ama daha süslü bina, bir dönem Polihron Oteli adıyla tütün tüccarlarını ağırlamış. Sonra askeri hastaneye dönüştürülmüş. O da bu ödüllü dönüşüm projesinde restore edilip kocaman bir mağazaya evrilmiş. 

 

HÜKÜMET KONAĞI VE ATATÜRK

Tüm Samsunluları bir araya getiren kolektif bir bellekten söz edeceksek, önce denize doğru ilerleyip eski Hükümet Konağı’nı ve Samsun’un simgesi, şaha kalmış atının üstünde Atatürk’ü tasvir eden Onur Anıtı’nı bulmalı. Samsun’da yaşayan herkes, şehrin Atatürk heykelinin dünyada ikinci olduğunu bilir. Samsunlular açısından gurur verici bu bilgi heykelin ne zaman, hangi yarışmada, hangi bağlamda, hangi kategoride, neye göre ikinci olduğunu içermiyor olabilir. Birinci heykelin hangisi olduğu da önemli değildir. Ama Mustafa Kemal’in şaha kalkmış atının kuyruğu yere değmiyor olsaydı, ya da örneğin nallarının mıhı da tasvir edilseydi, Samsun’un simgesi bu güzide anıtın ikincilikle yetinmeyeceği de bilinir. 

Karadenizin kapısı: Samsun

Atatürk Parkı’nda yer alan Onur Anıtı, Samsun’un simgesi ve şehrin sakinlerinin gurur kaynağı. Avusturyalı heykeltıraş Heinrich Krippel’in imzasını taşıyan heykelin resmi açılışı 1932 yılında yapılmıştı.

 

Daha ileride Atatürk’ün Bandırma Vapuru’ndan indiği noktayı işaret eden İlkadım Anıtı var. “Tütün İskelesi” ve “Kurtuluş Yolu” adı verilen bu alanda Atatürk’ün ve 18 arkadaşının balmumu figürlerinin kıyıya doğru yürürken görüyorsunuz. Ancak iskelede onları getiren vapur yok. Onun için Canik’teki Doğupark’a gitmeli. Burada Bandırma Vapuru, daha doğrusu vapurun replikası, içinde yine balmumu heykellerle demirlemiş, ziyaretçileri bekliyor. 

 

TARİH, BELLEK, OTANTİKLİK VE TEMSİL

Anıtları gezerken kafa karışıklığını gidermek için tarih, bellek, otantiklik ve temsil hakkında düşünmeyi deneyebilirsiniz. Ya da kafanızı dağıtmak için, hazır sahil bandında gezinirken Arkeoloji Müzesi’ni gezebilir veya Samsun Devlet Opera ve Balesi’nin bir temsiline girebilirsiniz. Bu sezon bir Verdi temsili var, bir de buraların efsanesinden uyarlama Hekimoğlu Operası.

Karadenizin kapısı: Samsun

Samsun Devlet Opera ve Balesi, sadece bölgenin değil, tüm Türkiye’nin önemli kültür sanat kurumlarından. Maskeli Balo, sezonun iddialı operalarından.

 

Doğupark özellikle hafta sonları balık tutan, piknik yapan, Bandırma vapurunu gezen ya da köpeklerini evcil hayvan parkında gezdiren Samsunlularla şenleniyor. Bu alanın hemen gerisinde dev bir alışveriş merkezi var. Onun ardında ise eski cezaevi, mezbaha ve Roman mahallesi. Bu bölge şimdi kısmen kentsel dönüşümü bekliyor.

Dönüşüm yer yer gerçekleşmiş bile. Resmi adıyla Yavuz Selim Mahallesi’nde müzisyenler kıraathanesine girip hal hatır sorsanız kentsel dönüşüme ilişkin kaygıları neredeyse elle tutabilirsiniz. Roman mahallesinin sakinleri endişelenmekte haksız değil. Bu mahallenin bitişiğindeki dere yatağına yapılan TOKİ Kuzey Yıldızı Konutları’nda 2012 yazında sağanak yağış ardından sel baskını olmuş, bodrum katlarında oturan 9 kişi hayatını kaybetmişti. Burası Karadeniz, yağmur beklenmedik bir durum değil. Biraz yükseğe çıkarsanız, tepelerin bir yüzünün sokaklar, caddeler, binalar, asfalt ve betonla kaplandığını görüp düşünüyorsunuz; su her zaman akacak bir mecra buluyor. Eskiden böyle şehre hakim tepelere, düşünceye dalmak için kullandıklarından olacak, “fikirtepe” denirmiş. Bir harita uygulaması kullanıp fikirtepe sokaklarını arayın, şaşırtıcı sayıdalar.

Fikirtepeler meditasyona, tefekküre yardımcı olabilirler ama hafızayı tazelemeye yaramıyorlar. Onun için tekrar aşağılara, şehrin tam göbeğine, kalabalık İstiklal Caddesi’ne ya da daha popüler adıyla Çiftlik’e gidiyorum. Mağazaları, kafeleri, ayaküstü bir şeyler atıştırabileceğiniz lokantaları, pastaneleri ve dondurmacılarıyla trafiğe kapalı bu cadde, görmek ve görülmek isteyenlerin turladığı, şehrin promenadı (gezinti yolu) görevi görüyor. Gürültülü caddeyi dolduran bu kalabalık içinde Samsun’un yerlileri, Balkan göçmenleri, Doğu Karadenizliler, Çerkesler ve diğer Kuzey Kafkas halkları, Lazlar ve Gürcüler var. Çoğunun aile hikâyesinde yıkıcı savaşlar, kıyımlar ve zorunlu göçler bulunuyor. Kalabalık içinde en çok Suriyeli sığınmacılar dikkat çekiyor.

Samsunlular, Karadeniz Bölgesi’nin en büyük şehrinin sokaklarını dolduruyor, yıllar içinde sürekli yeni renkler ekleniyor. Ama bütün inişleri Karadeniz’e açılan şehrin deniz ve rutubet kokusu hiç değişmiyor…

 

www.atlasdergisi.com TARAFINDAN HAZIRLANMIŞTIR.

False