Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kaplumbağalar ve kuğular

Kendimi hükümetin yerine koyup düşünüyorum. Operayı, baleyi, koroları, senfoniyi, tiyatroları kapatmak üzereler, biliyorsunuz.

Hazırlanan yasa tasarısıyla ne yapılmak isteniyor? Neden böyle bir şey yapmak isterler, anlayamıyorum.
Özetle durum şu: Ödenekli sanat kurumları kaldırılacak, devlet memuru statüsündeki sanatçılar emekliliğe teşvik edilecek. Hükümetin atadığı 11 kişilik bir komisyon kurulacak. Prodüksiyon yapmak isteyenler bu komisyona başvurup maddi yardım talep edecek. Kendilerini ve projelerini beğendirebilirlerse bir miktar para alacaklar. İşin Türkçesi, ülkemizde opera, bale, senfoni, koro fiilen bitecek. Yardım alıp, bilet satıp Kuğu Gölü yapmaya kalkın bakalım. Işığı, dekoru, kostümü, prova giderleri, telifler, sanatçı ücretleri... say sayabildiğin kadar. Devlet veya belediyelerin çatısından çıkan bu tür kurumlar yaşayamaz. Ne bizde, ne başka bir ülkede. Bu iş biter. Devletin sanat kurumları tabii ki olmalıdır. Ne var ki bunda! Daha iyi yönetilir, daha verimli çalıştırılır, o başka. Ama para kaybediliyor diye devletin kurumları kapatılır mı?
Mesele erken Cumhuriyetse demiryolları da kaldırılsın. Okullar da kapatılsın, adliyeler, hastaneler, bakanlıklar da kapatılsın, memurları emekli edilsin. Sonra bu hizmetleri bağımsız olarak vermek isteyen insanlar bir kurula başvurup maddi yardım alarak işlerini sürdürsünler. Akıl kabul eder mi böyle bir şeyi.
Sanat kurumlarımız toplum hizmeti veren, vergilerle finanse edilen köklü oluşumlardır. Bütün toplumu kucaklayan, milyonlara sanat götüren, kendi yazarını, bestecisini, sanatçısını üreten, muazzam bir geleneğe yazık ediliyor. Kimseye faydası yok bu işin. Üstelik en büyük ceza Anadolu’ya kesiliyor. İstanbul bir şekilde sanatsız kalmaz zira yüzlerce yıllık bir kültür endüstrisi şu veya bu şekilde mevcut. Ama Anadolu’da sanat biter. Dünyayla yarışan gençler yetiştirme hayalini unutun. Bale görmemiş, doğru dürüst konser dinlememiş, tiyatrodan habersiz insanlarla mı kuracağız geleceğimizi. Bu, bir orman yangınıdır.
Ali Poyrazoğlu’nun ‘Kaplumbağa’ oyunu ikinci sezonunda. İspanya’nın büyük yazarlarından Juan Mayorga’nın eserini Ali biraz değiştirdi. Fantastik
bir evrim geçiren ilginç bir kaplumbağanın öyküsü.
Yaşlandıkça insanlaşan
bu hayvancağız, insanın ikiyüzlülüğüne, kıyıcı savaşlarına, her türlü rezaletine şahit olmuş. Düşündürücü, etkili ve sürükleyici bir oyun. Gayet iyi sahnelenmiş. Sıra dışı, özenli ve anlamlı bir iş. Ali, kaplumbağa rolünde ustalığını konuşturuyor. Bitmeden izlemenizi öneririm. (www.alipoyrazoglu.com.tr)

X