Kalp cerrahı gözüyle kolestrol sorunu

Çok bilen birisi çıkıp “Benim kolesterolüm 300 ve ben hiçbir ilaç kullanmıyorum, bakın hiçbir şeyim yok” diyorsa, söylenecek tek bir cümle var: “Bekle ve gör!”

Haberin Devamı

Hafta başında üç gün üst üste Hürriyet’te kolesterol sorununu enine boyuna tartıştık, problemin dâhiliye/metabolizma ve kardiyoloji alanındaki sonuçlarını gözden geçirdik.
Yüksek kolesterolün en önemli etkileri damarlar üzerinde oluyor, en çok da kalp damarları etkileniyor. İşte bu nedenle sorunun bir de cerrah gözüyle değerlendirilmesinde fayda var diye düşünüyorum.
Türkiye’nin en çok bypass cerrahisi uygulayan kalp cerrahlarından olan sevgili Bingür hocamız (Prof. Dr. Bingür Sönmez) bakın kolesterol konusunda neler anlatıyor...

SINIRLARI ZORLAMAYIN

“Benim şekerim var, benim tansiyonum var, benim kolesterolüm var... Ama hayatta kalabilmek için herkesin kanında belirlenmiş sınırlar içinde (60-100mg) şeker bulunmak zorunda, herkesin hayatını devam ettirebilmek için alt sınırı ve üst sınırı belirlenmiş (120/80 mmHg) bir tansiyonu olmak zorunda olduğu gibi, kanımızda belirlenmiş sınırlar içinde (Total Kolesterol 200mg, LDL 100mg) kolesterol de bulunmak zorundadır.
Bir hastamızın kan şekerini, yüksek tansiyonunu tedavi ederken nasıl ki amacımız bu değerleri sıfırlamak değilse, kanımızda bulunan kolesterol yüksekliğini de hiçbir zaman sıfırlamak gibi bir tartışma içinde olamayız.
Hiç tartışılmayan konu nasıl beyin fonksiyonlarımız için şeker gerekli ise hormonlarımızın yapımı, vücudumuzun yenilenmesi, büyüme ve gelişme içinde kolesterol de vazgeçilmez temel taşımızdır. Ama vücutta tüm değerler bir denge içinde olmak zorundadır.

ÇOK FAKTÖRLÜ BİR SORUN

Koroner damar hastalığı denildiği zaman çok faktörlü bir hastalıktan (kalıtım, cinsiyet, yaş, sigara, yüksek tansiyon, obezite, diyabet, yüksek tansiyon, sedanter hayat, aşırı stres, kolesterol yüksekliği...) bahsediyoruz. Farkındaysanız suçladığımız 8-10 nedenden sadece biri kolesterol yüksekliğidir.
Benim ameliyat ettiğim hastalarımın yarısının kan yağlarının yüksek olmadığını veya obezitesi olan birçok hastanın kan yağlarının tamamen normal sınırlar içinde olduğunu hayretle izliyoruz. Ama bugün tartışılmayacak bir konu var: Kan yağlarının yüksek olması potansiyel olarak damar sertliğini hazırlayan bir nedendir.
Kan şekerimiz yükseldiği zaman şeker komasına gireriz, ama kolesterolümüz yükseldiği zaman kolesterol koması görülen bir şey değildir. Vücudumuzun kan şekerinin yükselmesine vereceği reaksiyon akut olarak şeker koması, vücudumuzun kan kolesterolünün yükselmesine vereceği cevap ise kronik olarak koroner kalp hastalığıdır ve bu sanıldığı gibi aylar değil yıllar içinde oluşur. Yani çok bilen birisi çıkıp; “Benim kolesterolüm 300 ve ben hiçbir ilaç kullanmıyorum, bakın hiçbir şeyim yok” diyorsa, söylenecek tek bir cümle var: “Bekle ve gör!”

Haberin Devamı

KOLESTEROLUMUZ NEDEN YUKSELiR?

Haberin Devamı

Kan şekerimizin neden yükseldiğini bulmak çok uzun yıllarımızı aldı. İnsülinin varlığı saptanıp enjeksiyon olarak verilmeye başlanması ile sorun çözülebildi. Şimdi ağızdan alınan ilaçlarımız da var.
Bir insan bir tepsi baklava yiyor ve kan şekeri yükselmiyor (demek ki kanında yeterli olarak insülin var ve fonksiyone ediyor), ama diğer taraftan bir başka hasta inanılmaz şekilde diyet yapmasına rağmen şekerini bir türlü düzenleyemiyor. Biz bu hastalara hemen insülin enjektörlerini alıp saldırmıyoruz. Öncelikle zayıflamasını, aktif spor ve iyi bir diyet yapmasını öneriyoruz. Daha sonra ağızdan alınan ilaçlara başlıyoruz, yetmezse insülin veriyoruz. Ama bildiğiniz gibi bazı hastalara da direkt olarak insülin başlamak gerekmektedir.
Laboratuvar sonuçlarında kolesterol seviyesi yüksek olup kendisine ilk aşamada önerilen zayıflamasına, çok iyi diyet yapmasına, spor yapmasına rağmen kan değerleri düşmüyor ise kolesterol düşürücü ilaçlar kullanmaktan başka çare yoktur.
Öyle diyet yapan hastam var ki “Doktor ot yemekten tavşana döndüm” diyor. Zaten ot yemekle kolesterol düşseydi koyun sadece ot yiyerek bu kadar yağı nasıl yapar: İçyapım. Dolayısıyla biliyoruz ki ot ile beslenseniz bile içyapım nedeni ile (günlük 5-5,5 gr) kan yağları düşmeyebilir. İşte bu noktada diyabetiklerin insülini, kronik böbrek hastalarının diyalizi gibi imdadımıza yetişen tek olgu ilaçtır.
Bu ilaçlara bir defa başlanınca devamlı kullanmak gerektiğini iddia edenler, tıpta birçok ilacın (tansiyon, astım, psikiyatrik diyabet) gerektiğinde ömür boyu kullanıldığını unutuyorlar.
Hiç anlamadığım şey meslektaşlarımın bu ilaçları üreten firmaların kazandıkları paranın hesabını yapmalarıdır. Bu ilaçlar işe yaramaz olsalardı, doktorlar ikinci kutuyu yazmaz, yazsalar bile hastalar bu ilaçları almazlardı.

Haberin Devamı

Rakamlar değil hasta önemli

Hekimler olarak hiçbir zaman laboratuvar sonuçlarını yani rakamları tedavi etmiyoruz. Kan değerleri için standart rakamlar vermek doğru değildir. Her hasta bir olgu olarak değerlendirilmelidir.
Örneğin şişman ve diyabetik bir hasta, yüksek tansiyonu varsa elbette öncelikle zayıflatılacak, kan şekeri düzenlenecek, yüksek tansiyonu tedavi edilecek, sigara içiyorsa kesinlikle sigarayı bırakması sağlanacak. Ama laboratuvar sonuçları normal sınırlar içinde olsa bile bu hasta ömür boyu kolesterol düşürücü ilaç kullanmak zorundadır. Çünkü bu ilaçlar sadece kolesterol düşüren değil aynı zamanda bu hastalığın antienflamatuar etkileri nedeni ile “koroner damar hastalığı bir enflamutar hadisedir” diyen karşı gruba verilecek en doğru cevaptır.
Koroner damarlarına bir girişim yapılan (stent veya bypass) ya da kalp krizi geçiren bir hastanın kan değerleri ile sağlıklı ve hiçbir sorunu olmayan bir insanın kan değerlerini aynı rakamlar ile yorumlamaya çalışmak büyük hata olur.
Koroner damar hastalığı saptanmayan bir insanın toplam kolesterolü standart değerlerin üzerinde olmasına rağmen HDL’si yüksek ise kesinlikle ilaca ihtiyacı yoktur. Ama belirtilen sorunları olan hastalarda total kolesterol ve LDL ne kadar düşürülürse, hasta için o kadar iyi olur. Hele bu hasta diyabetik ise ömür boyu bu ilaçların kullanılması kaçınılmazdır.

Yazarın Tüm Yazıları