GeriSeyahat Kabus’un düşü Umman
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Kabus’un düşü Umman

Kabus’un düşü Umman

'Gelmek üzere.. Geldiğinde yanacağız.. Ha bu akşam, ha yarın, eli kulağındadır..'

Ve beklenen geldi. Gelen şey, denizden karaya doğru esen sıcak bir rüzgar. Onun esmesiyle birlikte yaz da başlıyormuş. Hem ne başlamak..

Umman'dayım ve yüzümü okşayan rüzgardan, yazın geldiğini anlıyorum. Aylardan Nisan. Dışarıda 38 derece sıcaklık var. Buna yaz denmez de ne denir..? Ama daha beteri varmış.. Burada yaşayanlar, önümüzdeki günlerde ve aylarda 40 derecenin çok üstüne çıkacak olan sıcaklığın, 50 dereceyi de bulduğunu, ama bunun hiçbir zaman teleffuz edilmediğini söylüyorlar. Çünkü 50 derecede kimse işe gitmiyormuş. Ve bunun için de her hangi bir mazeret göstermek gerekmiyormuş. İşlerin durmasını istemeyen resmi makamlar, bu nedenle sıcaklığın 50 dereceye vardığını hiçbir zaman telaffuz etmiyorlarmış.

Arap Yarmadası'nın 'tabanı'nda yer alan Umman'ın başkenti Maskat'ta (Muscat), sıcaklığın 49 derecede takılıp kalacağı bir yaz başlangıcını yaşıyorum.

Maskat gördüğüm en düzenli, en temiz kentlerden biri. Ve burada, çölün kırmızımsı sarı rengi, yeşille yer değiştirmiş. Kente yeşil renkli fırça darbelerini indiren de Sultan Kabus. 1971 yılında bir saray darbesi ile babasının yerine geçen Kabus bin Said, düşlediği ülkeyi inşa etmeye başlamış. Koltuğa oturduğu tarihte, ülkedeki asfalt yolun uzunluğu toplam 1 kilometre imiş. Bu yol da, Sultan Said'in iki sarayını birbirine bağlıyormuş. Sultan Kabus işe yol yapımı ile başlamış. Şimdi ülkenin hemen her yerine, kaymak gibi asfalt yollardan gitmek mümkün. Bu yolların hemen hemen yarısını katetmiş olan bendeniz, yol kalitesi konusunda gidecek olanlara garanti verebilirim.

ÇEŞİT ÇEŞİT BALIK

Maskat'ın en ilginç yeri balık hali. Sardalya'dan orkinosa kadar tüm balık çeşitlerini bulmak mümkün. Hem sıcaktan kurtulmak, hem de balıkçıların hale gelişlerini izlemek için bir sabah saat 05.30'da sahile gittim. Balıkçılar, içi balık dolu ağlarını temizliyor, balık satıcıları da tekne sahipleriyle, balıklar için pazarlık yapıyorlardı. Balıklar tezgah yerine, yerlere serilmiş, ıslak kilimler üzerinde sergileniyordu. Özellikle büyük balık satın alanlar, arka bölüme geçip, az bir para karşılığı balığı temizletip, parçalattırıyorlardı.

Mürrekkep balıkları, ahtapotlar, köpek balıkları, palamuta, mercana, karagöze benzer balıklar, istakozlar, dev yengeçler, çeşit çeşit deniz böcekleri, kilimlerin üstünde sıra sıra dizilmiş, müşteri bekliyordu. Hem de yok pahasına.

Eğer biraz vaktim olsaydı, bir balıkçı teknesiyle anlaşıp, denizin bu zenginliğinden nasiplenecektim. Sanırım, balık tutma keyfinin en yoğun yaşanacağı ülke Umman'dır. Eğer yolunuz düşerse, oltanızı denize salmayı sakın ihmal etmeyin.

Maskat'ın diğer bir güzelliği de camileri. Çini ile kaplanmış kubbeleri, her biri değişik biçimde yapılmış kısa minareleri ile camiler birer sanat eseri. Söylendiğine göre Sultan Kabus, tam bir estetik düşkünüymüş. Bu yüzden, kentte yöre mimarisine aykırı, çirkin bina görmek olanaksız. Ayrıca Kabus'un emriyle, bütün soğutucular tahta kafeslerin içine konulmuş. Böylelikle duvarların çirkin bir görünüm almasının önüne geçilmiş.

Umman'a gidilir de çöle uğranmaz mı? Vahabi Çölü, Maskat'a 2,5 saat mesafede. Öyle göz alabildiğine kızıl kumluk bir çöl değil. Dikenli çalılar, mor çiçekler açan küçük bitkiler, klasik çöl görünümü bozmuş. Çölün çeşitli yerlerine kamplar kurulmuş. Bu kamplarda, ister günübirlik, ister birkaç gün konaklanabiliniyor. Çölde gerçek bir macera yaşamaktan ürkenler için ideal mekanlar. Her ne kadar bir turist grubu ile birlikteyseniz de, herkesi susturmayı başardığınızda çölün sihirli sessizliğini duymanız mümkün oluyor.

YEŞİL VADİLER

Umman'da çöller kadar vadiler de şaşırtıcı ve güzel. Su yatakları boyunca, kilometrelerce uzanan bu vadiler, dev palmiye ve muz ağaçları ile kaplı. Nizva kenti yakınlarında, bunaltıcı sıcak bir günde girdiğim vadi, bir çöl ülkesinde olduğumu unutturmuştu bana. Taşlık bir su yatağında yaptığım 15 dakikalık yürüyüşten sonra, karşıma çıkan küçük gölü, çevre kayalardan çığlıklar atarak kendilerini suya bırakan küçük çocukları görünce, bir cennetin ortasına düştüğümü anladım. Bir palmiye gövdesine yaslanıp, yarı uykulu gözlerle, burada yaşayanları ve kızgın kumsalı mekan tutan Bedevileri düşündüm. Vadilerin yeşilliğine sığınanlar da, çölün kumuna hükmedenler de mutluydu.

Ummanlılar Kabus'un emri gereği 'disdasha' adı verilen entarileri ile dolaşıyorlar. Ayaklarında ise sandaletler var. Bence oldukça yerinde bir 'emir'. Çünkü bu sıcakta, şortla dolaşmak yasak olduğu için sürekli pantolon giyen ben, eteklikle dolaşan Ummanlılara gıpta etmedim desem yalan olur. Ayrıca bu beyaz eteklerin, her daim tertemiz ve ütülü olduğunu vurgulamakta da yarar görüyorum.

GÜMÜŞ HANÇERLER

Bu entarilerin en önemli tamamlayıcısı da, bele takılan ucu kıvrık gümüş hançerler. Ummanlı ustaların ellerinden çıkan bu hançerler, ülkenin ve erkekliğin simgesi. Değerleri kabzalarındaki işlemelerle ölçülüyor. Sultan Kabus ve diğer üst düzey yöneticilerin, altından yapılma hançer taktıklarını belirtmek gerekiyor. Özetle, hançer Umman'da bir statü sembolü. Ucuzu, pahalısı, işlemelisi, gümüşü, altını toplumdaki yerinizin hangi katmanda olduğunu belirtiyor.

Bellerindeki hançerlere rağmen Ummanlılar'ın, gördüğüm en kibar en yardım sever insanlar olduklarını söyleyebilirim. Yaya geçidi olmayan yerlerde bile karşıya geçmeye yeltendiğinizde, bütün araçlar durup size yol veriyorlar. Hem de kızmadan ve küfür etmeden. Mecburi eğitimin 11 yıl olduğu Umman'da, hemen herkes İngilizce biliyor ve size yardımcı olabilmek için ellerinden gelen gayreti sarfediyorlar.

Umman'ın diğer ilginç bölgesi de Musandam yarımadası. Bu bölüm Arab Yarımadası'nın tam ucunda, Hürmüz Boğazı'nın karşısında yer alıyor. Musandam her ne kadar Umman toprağı ise de arada başka bir ülke var. Başkent Maskat'tan buraya kara yoluyla ulaşmak için, Birleşik Arap Emirlikleri'ni geçmek gerekiyor. Ben, çöllerin ortasından uzanan bu zahmetli yol yerine, bir saat süren hava yolunu tercih ettim.

Hasab kenti, Musandam'ın en önemli yerleşim birimi. Denizin bağrına hançer gibi uzanan dağların oluşturduğu fiyortlar görmeye değer. Benim sevdiğim mekanlar beni şaşırtan yerlerdir. Çok şaşırtanı çok, az şaşırtanı az severim. Musandam'da çok şaşırdım. Sürat motorlarıyla Umman-İran arasında kaçakçılık yapanları ve met-cezir olayını izlemek oldukça ilginç.

Sabah saatlerinde fotoğraf çekmek için gittiğim kıyı da denizin, neredeyse bir kilometre kadar karadan uzaklaştığını gördüm. Kayıklar, karaya oturmuştu. Bazı deniz böcekleri ise suyun bıraktığı çamurda koşuşturup duruyorlardı. Bir kaç saat sonra aynı yere geldiğimde, suyun sahil şeridini küçük dalgalarla okşadığını gördüm. Kayıklar yine suyun üstünde salınıp duruyorlardı. Yani bir kaç saat içinde, deniz gidip tekrar gelmişti. Hayatımda bu kadar belirgin met-ceziri ilk kez görüyordum.

İRANLI KAÇAKÇILAR

İranlı kaçakçıları ise başka bir şaşkınlıkla izledim. Kıçlarında 200-300 beygir motor takılı olan büyük kayıklar, İran'dan yükledikleri keçileri karaya indiriyordu. Hem de ne indirme..! Kaçakçı, belinden kavradığı keçiyi, karaya fırlatıyor, keçilerin kimisi denize düşüyor, kimisi toprağın üstüne sırt üstü uzanıyordu. Kaçakçı, keçilerin karşılığında kayığını Amerikan sigarası ile doldurup, yola çıkmak için güneşin batmasını bekliyordu. Ve kuvvetli motorları sayesinde sahil muhafaza botlarına yakalanmadan, Hürmüz Boğazı'nı geçip İran topraklarına varıyordu.

GİDİN ŞAŞIRIN

Kaçakçı oldukları için fotoğraf çekmeme karşı çıkacaklarını sandım. Yanılmışım. Keçileri enselerinden kaldırıp poz vermeyi ihmal etmediler.

Fiyortlardaki tekne turunda yunuslar bizi hiç yalnız bırakmadı. Etrafta sıçrayıp durdular. Bir de uçan balıklar, kanat çırpıp, su üstünde kayıp gittiler. Deniz dibi meraklılarına burada dalmalarını hararetle öneririm. Diptekiler su üstünde bu kadar ilginçse, derinlikler kimbilir nasıldır..? Zaten Umman kıyılarının, dünyanın en ilginç dalış alanları olduğu, bu işin meraklıları tarafından ballandıra ballandıra anlatılıp duruldu. Su altında gezme becerim olmadığı için anlatanların yalancısıyım.

Umman gördüğüm ilginç ülkelerden biri. Çölün, vahanın ve denizin keyfini aynı anda çıkartabilirsiniz. Siz de benim gibi gezerken şaşırmaktan hoşlanıyorsanız, Umman'ı gezi listenize dahil edin. Eğer gitmeye niyetlenirseniz, Eylül-Mart ayları arasının en uygun zamanlar olduğunu unutmayın.

MİNİ REHBER

OTEL: Ülkede yaklaşık 50 otel var. Hepsi de çok temiz. Çat kapı giderseniz size çok pahalıya mal olur. Onun için turizm acentalarını tercih edin.

TRAVEL CLUB: Türkiye'den Umman'a turlar düzenliyor. Fiyatlar, otel rezervasyonları ve daha ayrınıtılı bilgi için başvurabilirsiniz. Tel: 0(212) 293 1975

VİZE: Umman Türklerden vize istiyor. Umman Büyükelçiliği:

0 (312) 447 06 31

ULAŞIM: Gulf Air'in direk ve aktarmalı Maskat seferleri var. Tel: 0 (212)231 34 50

DÖVİZ-SAAT FARKI: Umman Türkiye'den bir saat ileride. Para birimi Riyal. Bir dolar: 0.357 Riyal.

YEME-İÇME: Dünyanın hemen her mutfağını bulmak olası. Ama Hint yemeklerini seviyorsanız tam yerine gittiniz demektir. Her otelde bir kaç restoran var. İçki serbest. Deniz mahsüllerini, sebzeli pilavları, Humusu ve cevizli patlıcan salatasını hararetle öneririm. Ayrıca otel barlarında canlı caz müzik, piyano, arp dinleyebileceğiniz gibi, gece kulüplerinde dansöz de izleyebilirsiniz.

ALIŞ-VERİŞ: Bir çok alışveriş merkezi var. Bunlardan en ünlüsü Korniş'teki kapalı çarşı. Gümüş işleri oldukça pahalı. Ucuz olanlarını Türkiye'de de bulabilirsiniz. Küçük boyutta bir gümüş hançer 30 dolar civarında. Pek pazarlık etmiyorlar.

MEDYA: Otellerde, uydu aracılığı ile Arap kanallarının yanısıra Batı ülkelerini de izlemek mümkün. Ülkede iki tane günlük İngilizce gazete yayınlanıyor. Kitapçılarda ülke hakkında İngilizce yayınlar bulunabiliyor.

UYARI: Fotoğraf çekerken izin almakta yarar var. Habersiz çekilen fotoğraflara tepki gösteriyorlar. Kadınların ve kız çocuklarının fotoğrafını kesinlikle çekmeyin. Şort ve kolsuz fanila ile sokağa çıkmamaya özen gösterin.

DİL: Hemen hemen herkes İngilizce konuşabiliyor.

KREDİ KARTI: Otellerde, büyük mağazalarda kredi kartı kabul ediliyor.

CEP TELEFONU: Ülkenin orta kesimlerindeki çöllük bölgeler dışında cep telefonunuzu kulanmanız mümkün.

TAKVİM

HOLLYHOCK FESTİVALİ

Japonya'nın Kyoto kentinde düzenlenen festivalde kraliyet ulakları, uşakları, saray muhafızları ve çalışanlar otantik kıyafetleri içinde geçit töreni yapıyorlar.

(15 Mayıs)

KUMDAN HEYKELLER

Hollanda'da Lahey kentinin kuzeyindeki Scheveningen kasabasında, dünyanın dört bir yanından gelen sanatçılar plajda yaptıkları kumdan heykellerle yarışıyorlar.

(16 Mayıs- 14 Haziran)

GRAND RRIX

Otomobil tutkunları Monte Carlo'da 57. Monaco Formula 1 yarışlarını bir kez daha nefeslerini tutarak izleyecekler.

(16 Mayıs)

BUDA'NIN DOĞUM GÜNÜ

Hong Kong'ta Lantau Adası'nda Buda'nın doğumu, ölümü ve aydınlığa kavuşması sessiz ve ilginç törenlerle kutlanıyor. Buda heykelcikleri, büyük bir seromonu ile özel kokulu suda yıkanıyor ve törene katılanlar bu sudan içiyor.

(19 Mayıs)

SOFYA MÜZİK FESTİVALİ

Bu festivalde dünyaca ünlü orkestralar ve solistlerce bir ay boyunca senfoni ve oda müziği konserleri, opera-bale gösterileri yapılacak.

(24 Mayıs- 24 Haziran)

TENİS TURNUVASI

Paris'te Roland garros Stadında dünyanın en ünlü raketleri Fransa Tenis turnuvası için mücadele edecekler.

(24 Mayıs- 6 Haziran)

ÖZEL KOLEKSİYON

Van Gogh'un doktoru Gachet'in özel koleksiyonundaki Van Gogh, Cezanne, Monet, Pissaro, Renoir tabloları New York Metropolitan müzesinde sergilenecek.

(25 Mayıs-15 Ağustos)

BAR FESTİVALİ

Almanya'nın Leipzig kentinde düzenlenecek olan Honky Tonk Pub Festivali'nde 100 yakın orkestra kentin bütün barlarında canlı müzik çalacak.

(29 Mayıs)

KİTAP

Bu Cennet Bu Cehennem

Bu hafta size Zeynep Oral'ın 'Bu Cennet Bu Cehennem' adlı kitabını önereceğim. Kitap, gazeteci-yazar Zeynep Oral'ın yurt gezileri sırasında derlediği bir takım izlenimlerden oluşuyor. Doğu Karadeniz'den Diyarbakır'a, Urfa'dan Adıyaman'a, Hakkari'ye uzanan bir coğrafyada, yalın, içten, yapmacıksız yurt ve insan sevgisinin kağıda dökülmüş hali. Doğan Kitapçılık tarafından 'Milliyet Yayınları' arasında yayınlanan 'Bu Cennet Bu Cehennem'i bir solukta severek ve yazarın şarkısına katılarak okuyacaksınız.

False