GeriTolga AKYILDIZ İyi filmin iyi şarkıları
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İyi filmin iyi şarkıları

Sınav’ı izlediniz mi? Bu yazı yazıldığı tarih itibariyle Ömer Faruk Sorak’ın yönetmenliğini yaptığı filmi izleyenlerin sayısı 922 bine ulaşmıştı.

Henüz izlemediyseniz, film hakkındaki düşünceniz şöyle bir şeydir: "Beş lise son sınıf öğrencisi genç, üniversite giriş sınavının sorularını çalmak için plan yaparlar ve olaylar gelişir..." Ha bir de "guest starring" kabilinden vurdulu kırdılı filmlerin efsanesi Jean Claude Van Damme var filmde. Hepsi bu kadar mı dersiniz?..

Ben sinema eleştirmeni değilim. Ancak filmi sadece bir gençlik filmi olarak görmemeniz gerektiğini bilecek kadar sinemadan anlıyorum sanırım. Öncelikle Sınav, bir yönetmen filmi. Yani post prodüksiyon aşamasında çok ciddi bir emek var. Son derece hızlı, izleyenin heyecanını ve ilgisini her daim ayakta tutan bir kurgusu var. Senaryo ve oyunculuklar da iyi olunca ortaya verdiğiniz parayı kuruşu kuruşuna hak eden bir film çıkmış. Yani Sınav, bir sınavın hikayesini anlatırken Türkiye’ye ve insanlarına dair çok şey söyleyen, üstelik bunu çok doğru bir üslupla yapmayı beceren çok iyi bir film.

BAŞARIYI HAK EDİYOR

Filmi enteresan kılan bir diğer unsur da filmin halet-i ruhiyesini çok iyi taşıyan müzikleri. Belli ki filmin soundtrack albümüne en az filmin post prodüksiyonuna harcandığı kadar emek harcanmış. Ogün Sanlısoy, Nil Karaibrahimgil, Gece Yolcuları, Bektaş ve Sırtlan; film için birer yeni şarkı yazmışlar. Özellikle Gece Yolcuları’nın "Babeyli"sine ve Nil’in "Yaş 18"ine dikkat derim. Onların dışında Ozan Çolakoğlu’nun da üç enstrümantal bestesi yer alıyor albümde.

Bunlar yeniler. Bir de eski albümlerinden şarkılarla filme cuk diye oturan isimler var. Mesela "Yanıbaşımdan" ile Duman, "Gezegen X" ve "A)Şık" ile Özlem Tekin, "Dursun Zaman"la Manga & Göksel, "Sen Ağlama" ile Badem, "Havuz Problemi" ve "Rüzgar" ile yine Nil Karaibrahimgil. Kısacası 14 şarkılık şahane bir compilation.

Hele bir de filmi izleyip, şarkıları zihninizde o sahnelere ilikleyerek dinlerseniz bambaşka... Özenle seçilmiş iyi şarkıların bir filme neler katabileceğine dair güzel bir gösterge Sınav. Gerek gişesi gerek soundtrack’i her türlü başarıyı hak ediyor.

ÖMÜR GÖKSEL YENİDEN

Bundan bir süre önce Ömür Göksel, "A Touch of Quality" adıyla bir albüm yaptı. Göksel’in My Way, New York New York, As Time Goes By, Strangers In The Night gibi standartları yorumladığı o albüm epey ilgi gördü.

Ömür Göksel, bir anlamda o albümün devamı niteliğinde iki CD’lik yeni bir çalışmayla "A Touch of Love" ile tekrar huzurlarınızda. Bu kez de Fly Me To The Moon’dan Automn Leaves’den tutun da The Girl From Ipanema’ya, Quizas Quizas’a kadar 24 klasik şarkıyı, bildiğiniz Ömür Göksel yorumuyla söylüyor.

O yıllarda gençliğini yaşayanlar kayıtsız kalmayacaktır eminim. Ancak abartıyorsun deme ihtimalinize karşın bir şey daha eklemek istiyorum. Sizi temin ederim, Ömür Göksel bazı şarkıları gerçek sahiplerinden daha iyi okuyor. Dinleyin, kendiniz karar verin.
X

Yeniliklere akış zamanı

Burcu Güneş kariyeri boyunca şarkıları, ‘torna tezgâhından çıkmış ticari şarkılarla’ karıştırılmasın diye sınırlarını sert çizdi... ‘Yaramaz’ teklisinde dinleyeni kısa sürede motive eden bir hisse odaklanmış. Neredeyse tamamı nakarat olan, akılda kalan bir şarkı.



Çağ ‘Durmadan üret ve paylaş’ diyor demesine ama esas önemli olan yaptığınız şarkıların kuşaklar boyu dinlenebilmesi değil mi?

Dijital âlemde uzun vadeli var olmak için bu böyle, emin olun. Bu noktadan hareketle, pek yakında yeni albüm müjdesi verecek Burcu Güneş’in, 90’ların o şahane şarkı kurgusunu da gözeterek modern sound’lara doğru bir akış içinde olduğunu görüyorum. Ben bu seçimi çok sağlıklı bulanlardanım.

‘Yaramaz’ teklisinde dinleyeni kısa sürede motive eden bir hisse odaklanmış. Neredeyse tamamı nakarat olan, akılda kalan bir şarkı. Burcu Güneş kariyeri boyunca şarkıları, ‘torna tezgâhından çıkmış ticari şarkılarla’ karıştırılmasın diye sınırlarını sert şekilde çizdi. Bu da içindeki, cıvıl cıvıl ve cesur olabilecek Burcu’yu bir miktar engelledi. Şimdi dijital platformların algoritma beklentilerine az daha yaklaşan bu şarkı üzerinden şunu söyleyeyim: Güneş, güçlü şarkılar üretme konusunda sıkıntısı olmadığından düzenlemelerde güncel sound’lara daha kararlı göz kırpabilir. ‘Yaramaz’ için de Türkçe olmayan bir rap kalıbının yerine; bilinen bir isimle Türkçe rap (trap) feat’i de düşünebilirdi. Orkestra solistliği terbiyesinin üstüne doğru şarkılar koyan birinin farklı sound’lar denemek hakkıdır. Ve çağ da öyle bir çağ...

TAŞ PLAKLARIN KRALİÇESİ

‘Tango ve taş plak tadında billur bir ses’ dendiğinde aklıma gelen özel bir yorumcu olmasının yanı sıra bir ‘ruh hali daveti’dir Sema Moritz şarkıları. Ağırlıklı olarak aşk acısının karanlık dehlizlerine girer.  ‘Lacivert’ de o ruh halindekiler için uygun bir şarkı. Sözü ve müziği Emre Aksu’ya ait, eserin düzenlemeleriyse Erdinç Şenyaylar’a. Müzik sektöründe herkesin sevgi ve saygısını hak etmiş olan rahmetli Hasan Saltık’ın beğendiği ve Moritz’i, yayımlamak üzere ikna ettiği bir şarkı oluşu da, bu tekliye ayrı bir özen göstermemizi gerektiriyor. Seyyan Hanım’ın efsanevi ‘Hasret’ini modern imkânlarla okuyup kaydeden ve büyük bir esere kıymet katmayı başaran Sema’yı bu şekilde tanıyanlar oldu. Nedeniyse kendisinin ‘Hasret’ yorumunun ‘Hekimoğlu’ dizisinin can alıcı bir sahnesinde kullanılmış olmasıydı. Bence bu durum Moritz için hem avantaj hem de risk oluşturdu. Çünkü kimi gençler ne yazık ki daha önce Sema adıyla ve ‘Efsane Hanımlar (Ekho)’ albümünde okuduğu taş plak tadındaki eserleri Sema Moritz şarkısı olarak biliyor ve bundan sonra ne yaparsa yapsın o şarkılarla kıyaslanacak.

Yazının Devamını Oku

Dans edin ve kafayı boşaltın

Shakira’nın 2017’den bu yana çıkardığı ilk şarkısı ‘Don’t Wait Up’ yerinden kalkmayı reddeden birini dans etmeye ikna edecek nitelikte. Kendin için bir şeyler yapmaktan, kaygılardan sıyrılmaktan söz eden şarkı hem pandemi hem de yaz ruhunu yakalamayı başarıyor.

Shakira “Şarkıyı kaydetmek için stüdyoya girdiğimde yaza damga vuracağına, gelecek kaygısından sıyrılıp dans edeceğim günlerin yakın olduğuna inanmıştım” diyor ‘Don’t Wait Up’ için. Varyantlar ve dünya genelinde bir inip bir çıkan pozitif vakalar sebebiyle COVID-19’u zihnimizden çıkaramasak da Shakira haklı sanırım. En azından önlemimizi alıp eğlenirken zihnimizi özgür bırakmayı denemeli ve gelecek güzel günlere inanmayı sürdürmeliyiz.

Aradaki işbirlikleri ve parçası olduğu projeleri saymazsak 2017’de yaptığı ‘El Dorada’ sonrası ilk ve 2016 tarihli ‘Try Everything’ sonrası ilk İngilizce sözlü Shakira şarkısı ‘Don’t Wait Up’. Kendin için derhal bir şeyler yapmak ve akışına bırakıp kaygılardan sıyrılmaktan söz eden şarkı hem pandemi hem de yaz ruhunu yakalamayı başarıyor. Güçlü davullarla başlayan şarkıya sert syhthesizer’lar eşlik ediyor. Yaza damga vurup vurmayacağını bilmem ama mevsimlik DJ çalma listelerinde yer bulursa çalana puan getireceği kesin. Çünkü yerinden kalkmayı reddeden birinin dans etme kararı almasına yardımcı olacak denenmiş bir matematiği var.

Siz de havaya girmek istiyorsanız ‘Don’t Wait Up’ın Kanarya Adaları’nda çekilen videosunu izleyerek başlayın işe. İster şahane dans koreografilerine ve ortama isterseniz de Shakira’nın sörfüyle dalga peşinde koştuğu anlara odaklanın. Yeter ki bir şarkılık süre için de olsa kafanızı boşaltmayı başarın.

SEKSENLER BİLİMKURGUSU

Bastille, ‘Distorted Light Beam’ teklisi öncesi yayımladıkları bir dizi fütüristik tanıtım videosuyla yeni bir dönemin eşiğinde oldukları hissini vermişti. Şimdi yeni teklileri ‘Give Me The Future’da kendi geleceğini bugünden isteyen Bastille, ilginçtir ki bunu sound olarak 80’ler etkisinde bir şarkıyla başarıyor. Sözlerin alt metninden anladığımız sonsuz olasılıkla bağ kurmanın mümkün olduğu ve keşiflerin orada bir yerde sadece bizi beklediği... Son stüdyo albümleri ‘Doom Days’i 2019’da yayımladıktan sonra geçen aralıkta ‘Goosebumps’ EP’siyle sürpriz yapan grup şubat ayında bir Bastille belgeseli diyebileceğimiz ‘ReOrchestrated’ ile geldi. Belgeseldeki ana mevzu şarkılarının 50 kişilik orkestra ve koroyla icrası üzerinden Bastille’in kariyer yolculuğu (Amazon Music).

Yazının Devamını Oku

Artık birinci ligde

‘Sen Varsın Diye’ adlı yeni teklilerini yayımlayan Yüzyüzeyken Konuşuruz grubunun hit üretimi konusundaki yeteneğine bir kez daha şapka çıkarıyorum. Şarkının nakarat bölümünün ilk konserden itibaren seyirci tarafından ezbere söylenmesi hiç şaşırtıcı değil.

Son albümleri ‘Akustik Travma’nın üzerinden 3 yıl kadar geçti. 2019’u ‘Ölsem Yeridir’, 2020’yi de ‘Kazılı Kuyum’la geçiren Yüzyüzeyken Konuşuruz, kuşkusuz alternatiften anaakıma geçişte en hızlı kabul gören gruplardan biri olmayı başardı. Şarkıları çok dinleniyor, konserleri kapalı gişe oluyor. Son olarak bir süre önce bunu Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda yine başardılar.

Geçenlerde 2021 teklileri ‘Sen Varsın Diye’yi yayımlayan grubun öncelikle hit üretimi konusundaki yeteneğine bir kez daha şapka çıkarıyorum. Şarkının genel enerjisi, kaydı, düzenlemesi ve görevini fazlasıyla iyi yapan nakaratı düşünüldüğünde ticari başarısızlık imkânsız bana kalırsa. Hatta nakarat bölümünün hemen ilk konserden itibaren seyirci tarafından ezbere söylenmesi hiç şaşırtıcı değil.

Yüzyüzeyken Konuşuruz bugün Türkiye’nin her yerinde büyük konserler verebilecek bir noktada. Yeni albümün zamanı geldi de geçiyor. Grupsa sonraki teklisini eylülde yayımlamayı planlıyor.

ESKİ GÜNLER GÜZELLEMESİ

Üzerinde 5 yıldır çalıştığı ‘Anadolu Funk’ albümünün ilki için “Türk insanının kendini bir aile gibi hissettiği o zamanları hatırlatmak istiyorum. Aslında sahip olduğumuz en büyük güçlerden biri olan birlik ve beraberlik çok şeyi olumlu şekilde değiştirebilir” diyerek giriyor lafa Evrencan Gündüz. Türk rock tarihine damga vurmuş Asım Can Gündüz’ün oğlu olma durumunu çoktan aştı ve on yıllar boyunca dinlenecek şarkılar yapma ve ‘albüm insanı’ olmaya inanan bir gelenekten geliyor. Bu nedenle hatalarından ders çıkarıyor ve onu en iyi ifade edecek sound ve bağlamın peşinden gidiyor. Adını ‘Anadolu Funk’ koyduğu albümünde Moğollar, Cem Karaca, Barış Manço, Yavuz Çetin gibi kıymetli müzisyenlere selam verip Anadolu ezgilerine başvurması ve sound’u funk’tan rock’a uzanan bir müzikal zemine oturtması bundan...

Mahalle kültürünün enerjisini özlediğini söyleyen genç müzisyen, komşunun komşuyu tanımadığı bir dönemde eski değerleri müzik yoluyla hatırlatmak istediğini de açıkça belirtmiş. Müzikal anlamda ustalıklı bir iş çıkardığını da söyleyeyim. Enerjisi gayet yüksek, karakteri çok belirgin bir albüm olmuş ‘Anadolu Funk’. Beni alıp 90’lı yılların canlı müzik açısından altın günlerine ve o zamanki şahane ruh halimize götürdü. Bundan da önemlisi müzikle bağlarını ‘yeni çıkan şarkılar’ üzerinden kuran dijital kuşağa, kendi akranlarından ve onların diliyle bir eski zaman güzellemesi ‘Anadolu Funk 1’.

Yazının Devamını Oku

Vokali imzası olmalı

Müzisyen olarak kapasitesi ve duruşu itibariyle kafasına eseni yapma ayrıcalığını iyi kullanan Karsu’nun Türkçe cover’larını, seçtiği şarkıların hafızasına kattıklarını hayranlıkla izliyoruz. Yeni şarkısı ‘Sonunda’ ise yazlık, orta tempolu, trendlerle barışık ancak Karsu’yu Karsu yapan vokal üslubunun yerinde yeller esiyor.


Sonunda Karsu SuMusic

Karsu hem şarkıcı hem enstrümanist olarak çok geniş imkânlara sahip bir yetenek... Genellikle içinden geleni yaptığını, müziğe her zaman bir çocuk coşkusuyla sarıldığını görüyoruz. Türkçe cover’larını, seçtiği şarkıların hafızasına kattıklarını hayranlıkla izliyoruz. Başta ‘Jest Oldu’ olmak üzere hepsinin ne denli sevildiğini gayet iyi biliyoruz. ‘Bırak Beni Böyle’ kalbimize saplanan bir hançer gibiydi. ‘Siyah’ için de benzer şeyler söyleyebilirim. Şahsen ‘Karsu’ dendiği zaman o şarkılarla ve çok başarılı bazı cover’larla anıyorum kendisinin müziğini...

Öte yandan müzisyen olarak kapasitesi ve duruşu itibariyle kafasına eseni yapma ayrıcalığını da iyi kullanıyor. Örneğin pandemi öncesi Çağrı Sinci’yle birlikte ‘Ben Yanındayım’da rap söyledi. Üstelik parçanın rap bölümünü Sinci’ye bırakmadan kendi söyledi. Sonuç? Anlattığı dramatik kadın hikâyesindeki mesajın gücü ve Karsu’nun iyi niyeti neticesinde kabulümüz. Ancak rap söylemek o denli kolay bir iş değil. Derken, 2020’nin 23 Nisan’ı vesilesiyle bir şıklık yaparak Pinhani’nin ‘Ben Nası Büyük Adam Olucam’ını okudu. Hemen ardından da Sezen Aksu’nun ‘Gülümse’si geldi ki bence tek piyanoyla en güçlü yorum da oradaydı.

Şimdi ‘Sonunda’ ile karşımızda. Şarkıya bütün olarak baktığımızda nakaratı, düzenlemesi yerli yerinde; yazlık, orta tempolu, trendlerle barışık. Ancak Karsu’yu Karsu yapan vokal üslubunun yerinde yeller esiyor. Bence bir Karsu şarkısı olduğunu bilmeden dinlediğimizde ‘Bunu kim söylüyor’ diye düşünmemeliyiz. Ya da ‘Her kim söylese olurmuş’ diye...

PANDEMİ SONRASI KULÜP HAVASI

İki yıl önce yayımladığı ‘No:6 Collaborations’ta bizi moda sound’lara doyuran; kâh dans kâh hiphop coşkusu vaat eden Ed Sheeran son teklisi ‘Bad Habits’te akustik gitar dokunuşunu öne çıkarmış diyebilirim. Sheeran’ın deyimiyle ‘Pandemi sonrası kulüp havası’ diyebileceğimiz bu sound tanıdık bir synthesizer bölümüyle de gayet düz ve tahmin edilebilir bir şarkı üretmiş. Ticari anlamda bu bir eksi midir, zaman içinde göreceğiz ancak dinlenme rakamlarına bakacak olursak gidişat o yönde değil. Parçanın köşesiz düzenlemesi ve tahmin edilebilir akışı zaten ‘ideal yaz hiti’ tanımı olabilir. ‘Bad Habits’in video’sunda ‘Joker’ karakterinin etkisiyle gördüğümüz kostüm ve makyajıyla Ed Sheeran’ın şarkı sözlerinde verdiği mesajsa şu: “Kötü huylarım beni; içi boş sohbetlere, pişmanlığa ve yalnızlığa mahkûm ediyor ama hepsinin sebebi sizsiniz!”

Yazının Devamını Oku

‘Adamlar’ imzasını atmış!

Kendi şarkılarıyla geniş bir hayran kitlesine ulaşan Adamlar neden 1993 tarihli ‘Küçüğüm’ün cover’ını yapmaya girişti? Bence sound ve icrada farklı bir dokunuş üretip şarkının hafızasına katkıda bulunmak istediler... Hedefe ulaştıkları söylenebilir.


Küçüğüm (Tekli) / Adamlar Sony Music Türkiye

Sezen Aksu’nun 1993’te yayımlanan ‘Deli Kızın Türküsü’ albümü hem sanatçının en iyi albümlerinden biri hem de altında imzası olan Attila Özdemiroğlu, Aşkın Arsunan, Özkan Uğur, Fuat Güner, Erkan Oğur, Meral Okay, Onno Tunç, Gülten Akın, Şehrazat, Sertab Erener, Levent Yüksel gibi müzik insanlarıyla bir ‘rüya takım’ yapıtıdır. Yine de bu albümün ortaya çıkmasında Sezen Aksu’dan sonra en önemli dokunuşu Uzay Heparı yapmıştır. Birçok parçanın altındaki aranjör imzasının yanı sıra genel sound üzerindeki etkisi de büyüktür. Albümün yayımlanmasının üzerinden bir yıl geçmeden, 24 yaşında kaybettiğimiz Heparı ile özdeşleşmiş şarkısıysa ‘Küçüğüm’dür.
Son şarkı olarak yer alan ve Heparı’nın piyanolarını yazıp çaldığı, düzenlediği özel bir eser olarak aradan geçen 28 senede klasikleşmiştir.

ŞARKIYLA İYİ BİR BAĞ KURMUŞLAR

Peki, Adamlar gibi yeni nesil bir rock grubu, kendi şarkılarıyla ve geniş hayran kitlesiyle öne çıkmışken ‘Küçüğüm’ün cover’ını yapmaya karar vermesinin nedeni nedir? Muhtemelen şarkıyla kurdukları bağ ve iyi bir cover’da olması gerektiği gibi sound ve icrada farklı bir dokunuş üretip şarkının hafızasına katkıda bulunma ihtimalleri. Başarmışlar mı? Hedefe ulaştığı söylenebilir. Neredeyse tamamı iyi bir nakarat gücündeki şarkıya dozunda gitarlarla, alametifarikaları olan üst üste kaydedilmiş vokallerle ve akan zamanı çağrıştıran bir düzenlemeyle Adamlar imzasını atmış!

Yazının Devamını Oku

İşinin hakkını veriyor

Üç aşk baladından oluşan mini albümünde boş şarkı yoktu, yeni teklisi ‘Hay Hay’da da beklentileri karşılıyor. Geldiği noktada Hadise için ‘ekran yüzü’ ya da ‘kadrolu jüri üyesi’ dememiz mümkün değil çünkü vasat şarkılarla yetinmiyor.

Geçen sonbaharda atıyla ve gökdelen plazaların arasında söylediği baladıyla videosunda aşka sığınıp ‘Küçük Bir Yol’ arıyordu Hadise. Bu şarkının yer aldığı üç parçalık ‘Aşka Kapandım’ adlı EP’deki ‘Sen Hiç Yorulma’ ve içinde “Aşka kapandım” sözünün geçtiği ‘Olsun’ da bir aşk baladıydı... Bu üç parçadan çıkardığım sonuçları paylaşmak isterim... Aşk baladlarından oluşan bu konsept albümde boş şarkı yoktu. Sözleri, bu konuda usta olarak gördüğüm Devrim Karaoğlu’na ait (İki şarkıda Yıldız Tilbe ve Mete Özgencil’in de katkıları var), Hadise’nin sound’u ve tarzı açısından cuk oturmuş modern ama damardan şarkılardı.

Geldiği noktada Hadise için ‘ekran yüzü’ ya da ‘kadrolu jüri üyesi’ dememiz mümkün değil. Vasat şarkılarla yetinmiyor ve esas işinin hakkını sonuna kadar veriyor.

Şimdi yaza girmiş ve geleceğe dair umutları yeşertmişken Hadise’den hareketli şarkılar bekliyor olabilirsiniz. ‘Hay Hay’ aşktan söz ederken “Yürümüyorsa hay hay, git ama yaşananları da zor unutursun” diyen bir şarkı olarak orta/yüksek temposuyla beklentinizi karşılayabilir. Tıpkı Karaoğlu gibi işinin ehli olan bir diğer şarkı fabrikası Ersay Üner de söz, müzik ve düzenlemede güzel bir iş çıkarmış. Hadise’nin tiril tiril elbisesiyle klasik bir otomobilin üzerine uzandığı videosu da şarkının haletiruhiyesine hizmet ediyor. YouTube’da üç günde 3.5 milyon izlenmesi Şenol Korkmaz’ın çektiği videonun, şarkının itici gücüyle rekora koşacağının habercisi. Zaten dijital dinleme platformlarında da benzer bir başarı gösteriyor ‘Hay Hay’.

RAP’ÇİYE SON VEDA

Ölen müzisyenlerin ardından ‘yeni’ albümlerinin yayımlanması insanda iki farklı duygu uyandırıyor. Kendisinden yeni bir şeyler dinleyemeyecek olmanın hüznü, kısa süreliğine de olsa, yerini mutluluğa bırakıyor. Sonra da düşünüyorsun: “Acaba hayatta olsaydı bu albüm piyasaya bu şekilde mi çıkardı? Falanca şarkı bu şekilde mi finalize edilirdi?” Bunu bilmek mümkün değil belki... Ama şarkıların ‘yeni’ olarak yüklenmesi ve bu şarkıları milyonlarca kez dinleyen hayranlar söz konusu olunca, yapımcılar açısından hiçbir şey fark etmiyor.

Uzun süredir bir geri dönüş albümüne hazırlanan ama nisanda trajik bir şekilde aramızdan ayrılan DMX için durum biraz farklı... ‘Exodus’ın jet hızıyla yayımlanmasından da anlayabileceğiniz gibi, bu albüm neredeyse hazırdı. Pandemi döneminde ‘Verzuz Battle’da (Bir hiphop atışması web yayını) gördüğü ilgi sonrası prodüktör Swing Beatz’le birlikte rap’çi Snoop Dogg’un Los Angeles’taki stüdyosunda bir araya gelen DMX, işi zaten ilerletmişti. Şimdi dinleyince görüyoruz ki albüme eklenen eşliklerle bu, ölümden sonra bitirilen veda albümü ve saygı albümü karışımı bir şey olmuş. Rap’in mihenk taşlarından DMX gibi karizmatik bir şahsiyetin son albümünde yer almak için Alicia Keys, Jay Z, Nas, Lil Wayne, Snoop Dogg gibi birçok önemli ismin sıraya girmesini anlayabiliyor, bu saygı duruşunu samimi buluyorum. Ticari yanını bir kenara bırakacak olursak ortaya çıkan iş DMX’e görkemli bir veda olmuş. Jay Z ve Nas’in katkısıyla oluşan ‘Bath Salt’ın sözlerini dinleyince insanın “Dünyada ölüm var” diyesi geliyor. 

Yazının Devamını Oku

O zaman şarkı söylemek lazım avaz avaz

Haziran açık hava konserleriyle şenleniyor. Özellikle ayın ikinci yarısından itibaren başlayıp yaz sonuna kadar sürecek konser ve etkinliklerde sevdiğimiz pek çok sanatçıyla buluşma imkânı yakalayacağız.



Kademeli normalleşmeyle birlikte açık alan konserleri de başladı. HES kodu, sosyal mesafe ve hijyen koşullarını yerine getirmek kaydıyla katılabildiğimiz bu tür etkinliklere Zorlu Performans Sanatları Merkezi’ndeki Vestel Amfi’sinde, ücretsiz Euro 2020 maç gösterimleri, stand up’lar, DJ performansları ve konserler de eklendi. Ayın ikinci yarısı itibariyle biletli konserlere başlayan Zorlu PSM’de 25 Haziran’da Sena Şener, 30 Haziran’da Korhan Futacı, 3 Temmuz’da Büyük Ev Ablukada ve 9 Temmuz’da Gripin konserlerini izleyebileceğiz.

İBB’nin ‘İstanbul Bir Sahne’ etkinliğinin galası tam kapanma nedeniyle dijital ortamda gerçekleşmişti. Şimdi dijital ilk gösterimler ve sokak konserleri eşzamanlı ilerliyor. Ünlü, ünsüz başvuran herkese açık olan konser serisinde bugüne kadar Taner Öngür, Zeynep Mansur, Eda Baba, Melis Danişmend, Balık Ayhan gibi isimleri izleme fırsatı bulduk.

Yaz sonuna kadar sürecek etkinliklerde The Ringo Jets, Koliva, Ayna, Elçin Orçun, Su Soley, Burcu Tatlıses, Evdeki Saat, Lara Di Lara, Selin Sümbültepe, İstanbul Arabesque Project, Merve Çalkan, Güney Marlen, A Capella Boğaziçi gibi sevilen isimleri sürpriz mekânlarda ücretsiz izlemeye hazır olun.

Temmuzda kapılarını açmaya hazırlanan İstanbul KüçükÇiftlik Park; #uzakduryakınıma mottosuyla ve ekime kadar oturma düzeninde gerçekleşecek birçok konserin yanı sıra sinema, tiyatro, gazino ve yeme içme etkinlikleriyle şehrin göbeğinde festival tadı yaratacağa benziyor. Normalleşmenin bir sonraki kademesinde izin çıkması ve sokağa çıkma yasağı saatlerinin esnetilmesiyle konser yapmaya başlamayı planlayan Dorock XL gibi büyük performans salonları da heyecanlı bir bekleyiş içinde.

Yazının Devamını Oku

Kitlesi için rol model

Billie Eilish temmuzda yayımlanacak albümünden dördüncü tekliyi de sundu. ‘Lost Cause’ adlı şarkısıyla istiyor ki kendine hayran olan akranları duygusal olarak harap olmasın.

Merakla  beklenen albümlerinden biri 30 Temmuz’da yayımlanacak ikinci Billie Eilish albümü ‘Happier Than Ever’ kuşkusuz. Kendisini küresel yıldız haline getiren ve hemen her şarkısıyla Eilish’in başarısını perçinleyen ilk albüm ‘When We Fall Asleep Where Do We Go?’ sonrası müzisyen tarafıyla öne çıkmayı hedefleyip daha geniş düşünen Eilish, önceden yayımladığı üç tekliyle birlikte öncü kuvvetlerin dördüncüsü ‘Lost Cause’u da sonunda paylaştı. Şarkının lansmanını da arkadaşlarıyla TikTok’a çeker gibi takılarak partileme görüntüleri verdiği videosuyla eşzamanlı olarak yaptı.

GERİ DÖNÜŞ YOK!

‘My Future’, ‘Your Power’ ve ‘Therefore I Am’le birlikte ‘Lost Cause’u dinlediğimde perspektifi geniş, rock’tan ve yer yer blues riff’lerinden, hatta cazvari dokunuşlardan beslenen bir ‘iyi’ pop albümünün arifesinde olduğumuzu hissediyorum. Zaten Eilish’in yükselişini kapsayan ilk dönemini yakından takip eden herkesin kolayca göreceği üzere bu zirve oyunundan geri dönüş yok. Billie Eilish dijital dönemin avantajlarını da kullanıp markasını ve müzisyen kimliğini ustalıkla yönetti, bu başarıyı fazlasıyla hak etti. Daha önemlisi, kitlesi için yapaylıktan uzak bir rol model olmayı başararak yükseklerde demir atacağını da çoktan gösterdi. Temmuz sonunda ‘Happier Than Ever’ın yaratacağı etkiyle ‘hiç olmadığı kadar mutlu’ olmayı hedefliyor.

‘Lost Cause’a dönecek olursak... Bağırmadan şarkı söylediği, ‘serin’ durduğu, ‘minimalist’ takıldığı bir şarkı ve yine kendi kuşağı için mesaj nitelikli sözler içeriyor. Moda tabiriyle ‘toksik ilişkiler’ üzerine iki çift laf etmiş. Bulunan bahanelerin, dilenen özürlerin ilişkinin taraflarına zarar verdiğini söylüyor ve ekliyor: “Kimsenin değişmesi gerekmiyor. İlişkide mutluluğun sırrı, tarafların kendini özgürce ifade edebileceği bir ortam yaratmak...” İstiyor ki kendisine hayran olan akranları duygusal olarak harap olmasınlar. Şimdiden 2022’nin 3 Şubat’ında başlayacak ‘Happier Than Ever’ Dünya Turnesi’nin programını ilan eden Billie Eilish yaz aylarını da boş geçirmeyecek, müzik festivallerine katılacak.

YENİ ‘MUTLULUKLAR’ ARIYOR

Bir müzisyen olarak vizyonuna, bu coğrafyadan beslendiği kadar evrensel de olmayı başarmasına, birden çok enstrümana ustalık derecesinde hâkim oluşuna hayranlık duymamak elde değil Barış Demirel’in. ‘Barıştık Mı’ konseptiyle Avrupa’nın birçok kentinde festival ve konserlere katılmış, 2019’da Montreux Caz Festivali’nde sahnenin tozunu attırıp ayakta alkışlanmış olsa da farklı türlerle ve birçok değerli müzisyenle etkileşim içine girmekten geri kalmıyor. Bu noktadan hareketle sound olarak solo çizgisinin ilk albümü diyebiliriz ‘Mutluluklar’ için. Da Poet’le ortak prodüktörlüğü de albüme özel ilgi göstermenize vesile olmalı.

Yazının Devamını Oku

Trap’i mırıldanan kadın

İki yıl gibi kısa bir zamanda ‘mırıldanarak’ söylediği şarkılarıyla müzik piyasasındaki yerini perçinleyen Lil Zey, ilk albümü ‘Kara Tiyatro’ ile karşımızda... Berklee’de müzik eğitimi alan ve daha önce Grammy ödüllü sanatçılarla çalışan Lil Zey’in yolu açık...

İzmir’den yola çıkıp Boston’a giderek Berklee’de müzik endüstrisi ve şarkı yazarlığı üzerine eğitim gördü. Okuldan sonra Grammy ödüllü Tricky Stewart ve Terius Nash’le aynı çatı altında çalıştı. ABD’de müzikle ilgili projeler yaparken bir gün köklerinin olduğu yere dönmeye karar verdi Zeynep Tanyalçın.

‘BU İŞ TAMAMDIR’

Bir arkadaşı vesilesiyle yolu rap’çi Khontkar’la kesişti. Ve Lil Zey adıyla Türkçe trap prodüksiyonları yapan Red Keys’in değişmez üyelerinden biri oldu. KÖK$VL ile ‘Ötede Dur’, Khontkar’la ‘Yolumuz Yol Değil’ ve Meth’le ‘Marina’ teklileri piyasadaki yerini perçinledi; Lil Zey’i iddialı bir kadın trap’çi olarak tanıttı. Derken ilk solo çalışması ‘Heveslenemem’le takipçilerine “Bu iş tamamdır” dedirtti. Kozmos’la ‘Eskisi Gibi’, GRKM ile ‘Meditasyon’ ve en son geçen ay Luciano ile ‘Elmas’ teklilerine imza attı. Solo kariyerineyse iki bölümlük ‘Zor’ ve ‘1 gram eksik’ ile devam etti.



Şimdi kariyerinin ikinci yılı bitmeden ilk albümü ‘Kara Tiyatro’ ile karşımızda. ‘Önceden dinlediğimiz ‘Zor 1’, ‘Zor 2’ ve ‘1 gr eksik’ dışında albümde iki yeni eşlik, Khontkar’lı ‘Olamam İflah’ ve GOKO!’lu ‘Peygamber Sabrı’ da yer alıyor. 10 şarkılık albümün dikkatimi çeken diğer şarkıları ‘Kara Tiyatro’, ‘Pi* Ettim’ ve ‘Baltalı Hano’. Türkçe trap’te ‘mırıldanma’ stilini tanıtan Lil Zey’in yolunun açık olduğuna inanıyorum.

Yazının Devamını Oku

Renkli, Türkçe, kapalı gişe!

Farklı müzikal renkleri bütünlüklü şekilde ifade edebilen Zeynep Bastık solo kariyerinin yedinci yılında yedi şarkıdan oluşan ‘Zeynodisco’ albümünü çıkardı. ‘Sana Bayılıyorum’dan başlayarak albümü dinleyin ve bir bütün olarak değerlendirin. ‘Zeynodisco’ bunu hak ediyor.

Zeynep Bastık’ı, Murat Dalkılıç’ın geri vokali olduğu günlerinden beri takip ediyorum. Solo kariyerine pek iddialı başlayamasa da dönüm noktası YouTube kanalı oldu. Önce şahane cover’ları ve düetleri, sonra yarattığı ‘Zeynep Bastık dünyası’ hızla sevilmesine yetti de arttı bile.

Hypers ekibiyle birlikte yeni nesil ve dijital bir şöhret güzergâhını da belirlemiş oldu. İlk iki şarkısı ‘Fırça’ ve ‘Şahaneyim’ yayımladıkları dönemde kitlesini bulamamıştı. Bugün yeniden düzenlenseler Zeynep Bastık albümüne girebilecek şarkılardı. Olsun, yedi yıl sonra dinleyebildiğimiz ‘Zeynodisco’ya kadar onu getiren kapıyı YouTube’dan açmasınaymış kısmet...

O kapı onu yüksek kapasiteli mekânlarda kapalı gişe konserler vermeye, hayranı olduğu Mustafa Sandal’a bile fayda sağlayacak bir eşliğe, Murda ve eski dostu Anıl Piyancı ile rap âlemine selam çakmaya, Emir Can İğrek şarkılarıyla kendi kuşağını kucaklamaya, Sezen Aksu’dan iyi şarkılar almaya kadar götürdü. Hızlıca sıfır şarkılarının sayısını arttırmalıydı, öyle de yaptı.

Albüme gelene kadar yaptığı tüm işlerde içindeki farklı müzikal renkleri bütünlüklü şekilde ifade etmeyi başaran Bastık’ı öncelikle sadece bunun için tebrik etmek isterim. Müziksever ve şarkı yazarı olarak çıtası bu anlamda yüksek olan 90’lı yıllardan beslenmiyor olsa belki albüm yapmayı düşünmezdi bile. Öte yandan albüm dediğim toplam yedi şarkı ve 22 dakika. Bunların üçünü daha önce tekli olarak dinledik. Ama ‘Zeynodisco’ bütünlük, tavır ve hangi türe göz kırparsa kırpsın Zeynep Bastık sound’unun zeminine ‘cuk’ oturuşuyla albüm gibi albüm olmuş. Şarkılara katkısı ve düzenlemeler açısından Serhat Şensesli’yi de tebrik ederim. 

NE DÜŞÜNDÜYSEM YAPTI

İlk kez dinlediğimiz dört şarkıyı da tekli olarak yayımlayamaz mıydı? Elbette yayımlardı ancak bu yedi şarkının ‘albüm’ olarak düşünüldüğü belli. 2020 teklilerinden sadece ‘Bir Daha’nın albüme girmesi de bir gösterge. Albümün geleneksel anaakım merkezine en yakın şarkısı ‘Sana Bayılıyorum’dan başlayın ama albümü bütün olarak değerlendirin isterim. ‘Zeynodisco’ bunu hak ediyor. Resmi video tadında ve tüplü TV ekranlı şarkı sözü video’lar da işinizi kolaylaştıracaktır.

Yazının Devamını Oku

Yeni nesil rap’çilere ders

Sagopa Kajmer, hayranlarına söz verdiği ‘eski usul’ şarkısını sonunda yapmış. 12 dakikalık ‘Saldırground’ bir tekliden ziyade Sagopa’nın ekipmanın başına geçtiği, altyapıları yaptığı, sözleri yazıp icra ettiği birbirine bağlı bölümler gibi...

Sagopa Kajmer Türkçe rap’in çok önemli figürlerinden biri. 1998’den bugüne; altyapılar ve vokali açısından çeşitli evrelere ‘uğrayan’ Sagopa’nın dinleyici kitlesi de kendisinden beklentileri ekseninde kollara ayrılıyor. Benim gibi, Sagopa’nın ilk döneminde temsil ettiği ‘old school hiphop’a saygı duruşu nitelikli sound’unu sevenler ve son dönemde zaman zaman ilahi formunda, zaman zaman arabesk nağmelerin ağır bastığı vokal sound’u ve altyapılarda ısrar edenler iki ana kolu oluşturuyor.

Trap’in domine ettiği günümüz ‘pop’ sound’una alternatif ve yeni kuşakların işin özüne dair kulak dolgunluğunu arttırmak maksatlı yapılan işlere saygım sonsuz. Sagopa kitlesindeki; kemik ve sadık ‘old school’cular bir süredir bu yönde taleplerini dile getiriyorlardı. Sagopa da bu isteği duymazdan gelmeyip yaptığı her işte ‘eski kitle’yi mutlu edeceğini söylemekteydi. Ancak açık söylemek gerekirse o kitle asla tam anlamıyla mutlu olamadı, ben dahil.


‘Saldırground’a gelecek olursak; her şeyden önce bu işe sadece tekli demek doğru olmaz. Sagopa’nın bir DJ prodüktör gibi ekipmanın başına geçtiği; beat’leri, scratch’leri dahil olmak üzere bütünlüklü altyapıları bizzat yaptığı, sözleri yazıp icra ettiği birbirine bağlı bölümler olarak düşünebilirsiniz. Daha dinlemeden “12-13 dakikalık şarkı mı olur” diye düşünüp önyargı sahibi olanları uyandırayım.

İkinci olarak Sagopa Kajmer, sözünü veregeldiği ‘eski okul’ şarkısını sonunda yapmış. Prodüksiyonu kimselere emanet etmeden; şarkı sözlerinde “Sosyal medyada linç yeriz” diye düşünmeyip ‘hafif’ takılarak ve yazarken eğlenip bunu aynen yansıtarak bir an bile sıkılmadan dinleyebileceğiniz bir tekli çıkarmış ortaya. Her yönüyle eski hiphop ruhuna uygun; yeni nesil rap’çi, trap’çi kardeşlerimizin de besleneceği, öğreneceği bir şarkı ‘Saldırground’. Yeter ki işin köklerine inip Türkçe rap gemisiyle nereden gelip nereye gittiklerine dair bilgiye açık olsunlar.

Yazının Devamını Oku

Deli kızın şarkısı

Türkçe sözlü alternatif rock’ın önemli kadın sanatçılarından biri... Yeni çıkardığı teklisi ‘Maviye’ için başarılı diyebilirim. Kafasının dikine giden bir kadın olan Yasemin Mori’nin rock severleri kendinden geçirecek daha pek çok başarılı esere imza atacağınaysa inancım tam.

Üzerinden 13 yıl geçmiş Yasemin Mori’nin çıkış albümü ‘Hayvanlar’ın... Türkçe sözlü alternatif rock tarihi içinde ne kadar önemli bir yerde konumlandığını net görmek, baştan sona dinlendiğinde tüm şarkıların ayrı ayrı hit olduklarını anlamak daha kolay bugün. Yeri gelmişken Mori’yi dinlemeye oradan başlamanızı öneririm. ‘Aslında Bir Konu Var’ ile girin konuya, melodisini tanıdığınıza emin olduğum ‘Nolur Nolur Nolur’la, ‘Kuzgun’la, ‘Arjantin’le devam edip bitirin. Diskografide sıra takip edecekseniz ‘Deli Bando’, ‘Muşta’ ve özellikle ‘Dünya’yı, ardından ‘Karambol’ ve ‘Tuzlu Su’yu ekleyin çalma listenize. Aslında bu hazırlık sınıfını, İngilizce sözlü alternatif rock yapan kadınlardan sevdiğiniz isimler varsa hızla atlayabilirsiniz. Bu durumda Yasemin Mori’nin bizden izler taşıyan şarkılarını, güçlü insan hikâyeleri anlatan sözlerini, şarkıcı olarak üslubunu benimsemeniz an meselesi.

‘Maviye’ adlı son şarkıya gelecek olursak; Yasemin Mori kataloğu içinde bir başyapıt diyemem ama olabilirdi. Şayet ‘Aslında Bir Konu Var’ 2008’de yapılmamış olsaydı... Sanatçının kendini tekrar etmesi değil, bir melodik benzerlik ilişkisi kurduğumdan da değil. Ancak iki şarkının düzenleme kurgusu ve Yasemin’in yükselip alçaldığı yerlerdeki tavrı, vokal üslubu her Mori hayranında aynı hissi uyandıracaktır.

Yine de şarkıyı başarılı bulduğumu söyleyeyim. İçinden gelen ya da etkilendikleri dışındaki seslere kulağını kapayan, kariyer yolunu da kafasının dikine yürüyen bir kadın olarak Yasemin Mori’nin heybesinde tüm rock severlerin müzikal iştahını kabartacak fikirler olduğuna eminim. İçindeki ‘mutsuz punk’a sevgiyle...

BU İKİLİYE DİKKAT!

Karakter, uzun süredir elektronik temelli işler yapan ve bana göre kitlesini kademeli olarak büyütecek bir prodüktör. Üç yıl önce Londra’da yaşayan kadın müzisyenimiz Glasxs’le yaptığı ‘Grass’le dikkatimi çekmişti. Ardından yine hayranlıkla takip ettiğim In Hoodies’le ‘Digital Self’te birlikte çalışan Karakter’in Vietnam kökenli Macar şarkıcı Hien’le yaptığı ‘Sakura’ adlı parçasıysa en çok tanınan işi oldu diyebiliriz. Diğer ortak işlerini de hesaba katarsak kariyerinin bu bölümü tamamen İngilizce sözlü kendisinin. Şimdi aradan bir yıl kadar geçtikten sonra alternatif müzisyenlerimizden Tuğçe Şenoğul’la ve Türkçe sözlü bir şarkıyla çıkageldi. Şenoğul’dan yola çıkarak mı şarkıya ulaştı, yoksa şarkıyı onun gibi yer yer karanlık ve hüzünlü bir vokalin Türkçe okumasını mı istiyordu, bilmiyorum ancak güzel bir buluşma olduğunu düşünüyorum. Ayrıca bu şarkıda Şenoğul’un yorumuna dair bambaşka bir katman da gözlemleyeceksiniz. Tuğçe’nin de Karakter’in de hak ettikleri kadar kişiye ulaşmadıklarını biliyor, ‘Buzul’un bir dönemeç olmasını temenni ediyorum.

Yazının Devamını Oku

Sırrı samimiyet

Göksel, Göcek’teki evinin bir bölümüne stüdyo kurdu, yeni şarkısı “Çölde Bi’ Vaha”nın vokal kayıtlarını burada yaptı. Şarkıyı dinleyin, masalsı videosunu izleyin, evlerimize kapanmışken bir ‘evren gezmesi’ne çıkın.

Göksel karantinayı geçirmek üzere Fethiye’nin bir köyüne göç etmişti. Bu göç ona iyi geldi, doğayla iç içe geçirdiği zamanın kıymetini yaşayarak anladı. Koşuşturma içinde ıska geçtiği insanlarla tanıştı ve onların kalbine dokunmasına izin verdi. Ruh hali böyle olunca şiirlerle ve şarkılarla mesaisi de bambaşka oldu.

‘Lütufsuz Yaz’ önceden kaleme aldığı bir şiirdi. Geride bıraktığımız ‘salgın yazı’nın ruhunu böyle yakaladı. Şiiri okuyan müzisyen Osman Şahin, bunu bir şarkı sözüne dönüştürmeyi önerdi, Göksel’le birlikte bestesini yaptılar. Can Güngör şahane bir düzenlemeyle noktayı koydu. Şarkının gerçeklik ve samimiyet dozu yüksek videosu da Göksel’in oradaki hayatını özetliyordu.

Bu açıdan bakınca salgın günlerini avantaja çeviren Göksel’in ‘Lütufsuz Yaz’dan sonra arayı çok açmayacağını umuyordum. Ama sonraki şarkıya kavuşmamız bu yılın nisan sonunu buldu.

Göksel, Göcek’teki evinin bir bölümünde stüdyosunu kurdu. Yeni şarkı “Çölde Bi’ Vaha”nın vokal kayıtlarını burada yaptı. Şarkı yazımında yine Osman Şahin-Göksel ortaklığı var. Şahin önce şarkının temelini oluşturan ‘synth’leri yerleştirdi. Ardından parçayı Mabel Matiz’le yaptıkları güzel işlerden bildiğimiz Sabi Saltiel’e yolladılar. Bence Saltiel, Göksel’in aktarmak istediği duyguyu doğru okuyarak şarkının derinliğini ortaya çıkardı.

Yeri gelmişken, yeni albüm yolda ama öncesinde bir tekli daha gelecek. Göksel geçen kış İstanbul’a belirli aralıklarla gelerek Sabi Saltiel ve Ozan Çolakoğlu’yla mesai yapmayı ihmal etmedi yani. “Çölde Bi’ Vaha”yı dinleyip Aytekin Yalçın’ın yönettiği masalsı videoyu izleyin, eve kapanmışken bir evren gezmesine çıkın. Tahmin edeceksiniz ama ben salgın koşulları nedeniyle çalışmaları biraz yavaşlamış, çok iyi bir Göksel albümünün yolda olduğunun müjdesini vereyim.

KÜÇÜK EVDEN BÜYÜK ŞARKILAR

Yazının Devamını Oku

Zamanı olmayan şarkılar

Lara Di Lara salgın nedeniyle albümünün çıkışını ertelemedi, ne hayal kurduysa onu gerçekleştirdi. Bu yıl 30-35 gün arayla yeni bir şarkı yayımlamaktan vazgeçmeyen sanatçının dördüncü teklisi ‘Nefesim Kesilene Kadar’ geçen günlerde çıktı.

Dilara Sakpınar veya bildiğimiz adıyla Lara Di Lara, müziğiyle dünyanın derdini de, yaşama coşkusunu da sırtlanmış bir kadın. Hem narin hem güçlü... Hem her şeyin farkında hem olan biten karşısında bir o kadar şaşkın... Duyarsızlığı, adaletsizliği, vicdansızlığı, sevgisizliği ve tüm bunlara alışanları anlamakta güçlük çekiyor. Kendi dünyasını bir koza gibi örmüş, çoğu zaman içine çekilmiş. Hayatın çirkin yanını kendisi dahil herkesten gizlemek ister gibi...

123 adlı grubun solistliğini yaptıktan sonra kendi yolunu çizmeye karar verdi Sakpınar. Lara Di Lara olarak kendi hikâyesini kendi şarkılarıyla anlatan, algoritmaların değil, kalbinin sesini dinleyen bir müzisyen o... Söyleyecek çok sözü var ve ne söyleyecekse kendi bildiği gibi söylemek istiyor. Kendi kategorisinde popülarite kovalayan ticari bir ‘alternatif’ duruştan, kibirden, seçkincilikten uzak, çabasız bir samimiyet onunki...

Geçen yıl salgının göbeğinde 19 şarkılık albümü ‘Sudaki Çığlık’ı yayımladığında bunu daha iyi anladım. Salgın nedeniyle albümün çıkışını ertelemedi, “Elimde 19 şarkı var. Buradan iki albüm çıkar” veya “Tekliler neyime yetmiyor” demedi. Ne hayal kurduysa onu gerçekleştirdi.

‘Sudaki Çığlık’ albümü, Lara Di Lara’nın ‘synthesizer’ altyapılara yöneldiği bir konsepte sahipti. Bu yıl da 30-35 gün arayla yeni bir şarkı yayımlamaktan vazgeçmeyen sanatçının 2021’deki dördüncü teklisi ‘Nefesim Kesilene Kadar’ geçen günlerde çıktı. ‘Sudaki Çığlık’ albümü, ‘Bekledim’, ‘Çok Yakınken’, ‘Bedeninin Her Bir Kıvrımında’ teklileri sonrası ‘synthesizer’ çizgisini korumaya çalışıyor. Ayrıca rap’çi Kamufle’yle ortak bir çalışmanın arifesinde... Lara Di Lara’nın kafasından daha çok insana ulaşmakla ilgili planlar geçtiğini düşünüyorum. Ama kıymetli şarkıların da zaten bir zamanı olmuyor.

‘YANLIŞ MİLENYUM’UN NİNJALARI

2021’deki ilk teklisi ‘Ninja Partisi’nde “Trafik kilit el pençe divan tabanvay / Global keşmekeş her köşe başı bir olay / Yanlış milenyuma denk gelmişiz a dostlar / Yaşamak çok zor bugün ölmek fazla kolay…” diyen Lalalar, geçen yıl ‘Sol Şeritte’, ‘Hiç Mutlu Olmam Daha İyi’ ve ‘Ceketini Al Yoluna Bak’ adlı şarkılarını yayımlamıştı. Gaye Su Akyol’un yol arkadaşı Ali Güçlü Şimşek, solo çalışmalarıyla da çok sevdiğimiz Barlas Tan Özemek ve DJ/müzisyen Kaan Düzarat’tan oluşan grup, kısa sürede Türkçe psikedelik müziğin öne çıkan isimlerinden oldu. Kısıtlamalar müsaade ettiğinde verecekleri ilk konsere gitmenizi öneririm. Çünkü konserde başka bir boyuta geçiyorlar. Lalalar, elektronik öğeleri kullanmalarının yanı sıra Anadolu’ya ve sanat musikisine dair ezgileri funk-rock zemininde birleştiriyor. Onları hiç dinlemediyseniz ‘Ninja Partisi’nden başlayın. Eski şarkılarından ‘İsyanlar’, ‘Yalnız Ölü Balıklar Akıntıyı Takip Eder’, ‘Mecnun’dan Beter Haldeyim’i de dinleyin. 

Yazının Devamını Oku

Ceyl'an Ertem bildiği yoldan gidiyor

Salgın dönemini üreterek geçiren Ceyl’an Ertem’in yeni teklisi ‘Çaresiz’ sanatçının hayranı olmayanların da gönlünü çalacak nitelikte...


Salgının ilk yılında dört tekli yayımlayıp geçen ay da Ahmet Kaya’nın ‘Dardayım’ şarkısını okuyan Ceyl’an Ertem, aradan henüz bir ay kadar geçmişti ki bu kez Cem Adrian’ın hediye ettiği ‘Çaresiz’ adlı sıfır şarkıyla çıkageldi. Önce -her zaman olduğu gibi- şarkı üzerinde çalışıp bir Ceyl’an Ertem şarkısı haline getirdi, sonra düzenleme için Adem Gülşen’e yolladı şarkıyı. Gülşen, şarkıya Ertem’in çizgisi doğrultusunda dokunduktan sonra Nedim Ruacan’ın önemli katkıları oldu. İstanbul Strings ekibinin yaylıları, Orhan Deniz’in basgitarları çalması ve Cenk Erdoğan’ın kaydı sonrası bir tek Ceyl’an Ertem ve Duygu Soylu’nun geri vokal kayıtları kalmıştı geriye. Onlar da bitti ve geçen hafta şarkıya kavuştuk.

“Hep bir ağızdan tek nefesle söylüyorlar; çare yok / Durduğum yer, sustuğum şey, bildiğim başka yol yok” diyen ‘Çaresiz’de Sezen Aksu vokal üslubunun ve 90’ların etkisi olduğu gibi Cem Adrian’ın alametifarikası olan izler de mevcut. Yaylılar ve synthesizer’la karakterize olan düzenleme için ‘muhafazakâr olmadan gelenekçi’ bir çabanın ürünü denebilir. ‘Çaresiz’, sanatçının hayranı olmayanların da gönlünü çelecek. 

BİR KATARSİS HİKÂYESİ 

Bizzat Demi Lovato’nun kendisinden dinlediğimiz bir belgesel yayımlandı YouTube’da. Kokain, eroin gibi maddelerle nasıl tanıştığını, çocukken Disney Channel’daki rol arkadaşının tecavüzü sonrası ikincisini de yakın geçmişte bir uyuşturucu satıcısının gerçekleştirmiş olmasını anlatıyor. Yakın geçmişte, uyuşturucudan yana ‘temiz’ görünen hayatının ve toplumu bu konuda bilinçlendirmek üzere üstlendiği rolün Demi Lovato markasının parçası haline gelip para kazandırması konuşuluyor. Ayrıca 2018’de kazayla girdiği uyuşturucu komasıyla yaşadığı üç inme ve bir kalp krizi sonrası ölümden kalıcı beyin hasarıyla dönüşünü, arka planda gizlice ve hep devam eden bağımlılığını Lovato’dan dinliyoruz. Ailesi ve arkadaşları da Demi Lovato’nun ne kadar usta bir yalancı olduğunu ve kendilerini bağımlılığın boyutuyla ilgili nasıl kandırdığını dile getiriyorlar. Bana sorarsanız tüm bu felaketlerin arkasında sadece Demi Lovato gibi çocuk yaşta sektöre giren yıldızları para makinesi olarak konumlayan acımasız müzik endüstrisi çarkları ve aileler var. Belgeseli ‘YouTube Originals’ olarak premium üyelik kapsamında izleyebilirsiniz. Amacı Lovato’nun insan yanını öne çıkarmaksa yönetmen Michael D. Ratner, ‘Dancing With The Devil’da bunu başarmış. Tavsiye ederim.

Yazının Devamını Oku

Doksanların inatçı rüzgârı

Simge yeni teklisi ‘Sevmek Yüzünden’de Türk popunun şarkı kalitesi en yüksek dönemi olan 90’lar rüzgârını yakalamış. Geçmişin ruhunu yepyeni bir şarkıyla bugüne taşıması takdire şayan...

Geleneksel anaakım popçularımızın bazıları dünya trendi olan trap, reggaetone, Latin sound’larını takip ediyor. Simge’nin salgın döneminde içine dönüp sonrasında gözünü Türk popunun şarkı kalitesi en yüksek dönemi olan 90’lara dikmiş olması benim açımdan takdire şayan... En önemlisi de bunu sözü Sezen Aksu, bestesi Ersay Üner, Ozan Bayraşa ve kendisine ait olan, Genco Arı düzenlemesi sıfır bir şarkıyla başarmış olması. Pekâlâ dönemin önemli şarkılarından birini de okuyabilirdi...

Yeni bir şarkıyla 90’lar rüzgârı çıkarmak zor iş. Keşke herkesin gücü yetse de bir fırtına patlasa; şahane sözler, besteler havada uçuşsa... Ancak dijital dünyanın algoritma kuralları sizden başka formda şarkılar bekliyor. Popülerlik kaygısı müzisyenler üzerinde büyük baskı oluşturuyor. İşin ilginç yanı, 90’lı yıllarda üretilen şarkıların gücüne algoritmalar da şapka çıkarıyor. O yıllara ait klasikleşmiş şarkıların dinlenme rakamlarına şöyle bir bakın, hemen anlarsınız. Ancak söz konusu olan ‘yeni’ bir şarkıysa iş değişiyor. Bana göre Simge’nin bu anlamda en büyük avantajı külliyatındaki tutarlılık, içinde 90’lar ruhunu bir oranda saklayan, eğitimli bir müzisyen olması.

Simge’nin ‘Sevmek Yüzünden’de başardığı direkt 90’lar üslubuyla burnunun dikine gidip algoritma davranışını değiştirmeye yönelik saygıdeğer bir adım daha atması... ‘Bir şarkıdan ne olur’ demeyin. Hangi formdaki şarkının öncülük ederek popüler olduğu, ondan sonra gelecek şarkıların sound’una etki ediyor. Bu şarkıların sayısı arttıkça da dijital platform algoritması değişmeye başlıyor. Yani en azından işin teorisi böyle, damlaya damlaya göl olması çok uzun sürmüyor.

Simge, salgının ilk yılını bir remiks ve bir canlı akustik versiyonla geçirdi. Bir yandan da ara verdiği konservatuvar eğitimini tamamlamaya çalıştı. Bu şarkının kendisini çok heyecanlandırdığını ve birçok iyi şarkının yolda olduğunu biliyorum. En büyük hayali olan Türk sanat müziği albümünü de gündemde tutmasını rica ediyorum.

HAKLARI İÇİN SAVAŞ AÇTI

Taylor Swift’in kariyerinin önemli dönemeçlerinden olan 2008 tarihli ikinci stüdyo albümü ‘Fearless’ı iyi biliriz. Amerika’da en çok satan albüm olup Grammy almış, döngüsünü tamamlamıştır. Ancak şimdi ‘yeni’ sıfatıyla o albümün 2021 versiyonunu yayımlamasına anlam verememiş olabiliriz.

Yazının Devamını Oku

Disko kraliçesi olacak

Bir kanepede, bazen tek başına, bazen de başkalarıyla söylediği cover şarkılarla tanıdığımız Zeynep Bastık’ın ilk albümü ‘Zeynodisco’ hazır... Sanatçı, geçen günlerde albümün ilk teklisi olarak ‘Bana Sorma’yı yayımladı. Bu tekli iyi bir başlangıç, dijital kuşağı disko ortamına çağırması da ayrıca güzel.

Zeynep Bastık yeni şarkılar, cover’lar ve eşlikler dönemini bitirmiş gibi görünse de ‘Zeynep Bastık ve Konukları’ programı bu açığı kapatıyor. Bastık’ın başkalarının şarkılarını, bazen tek başına, bazen de başkalarıyla söylediği meşhur ‘performans kanepesi’nden yola çıkılmış bu formatta...

Program, gücünün büyük bölümünü internet ünlülerinden alan Exxen TV’ye de, şöhretinin müsebbibi cover’dan, eşlikten yana başarılı olan Bastık’a da piyango oldu. Zira sanatçı, performans videolarını YouTube’a da yüklüyor, bir tuşla iki kuş...

Bastık’ın kalbi bugünlerde ilk albümü ‘Zeynodisco’nun heyecanıyla atıyor. Geçen günlerde albümün ilk teklisi olarak ‘Bana Sorma’yı yayımladı.

Teklisi ‘Her Yerde Sen’i 2019’da dinlemiştik. Daha sonra, ‘Uslanmıyor Bu’, ‘Her Mevsim Yazım’, ‘Bir Daha’, ‘Boş Yapma’ ve bir reklam teması olan ‘Kendi Yolumuzda’ gibi şarkılarıyla bizi ilk albümüne hazırlamıştı. Hem de pandemi derdi içindeyken... ‘Dargın’ şarkısında Emir Can İğrek’le, ‘Bırakman Doğru mu’nun ikinci bölümündeyse Anıl Piyancı’yla işbirliği yapmıştı.

Şimdiyse albümünün adından anlaşılacağı üzere kendi tarzında bir ‘disko’nun açılışını yapıyor...

Bastık, ‘Bana Sorma’ için “‘Zeynodisco’nun eğlenceli tarafını temsil eden bir şarkı” diyor. Süreç içinde birçok farklı ruh hali ve duyguyu simgeleyen çeşitli videolar izleyeceksiniz. Albümün görsel dili zengin, bolca dans içeren, standardı yüksek ilk iki videosu için Amerika’dan gelen (Kerimcan Durmaz’ın videosunu da yönetmişti) Ecem Lawton ve koreograf Marvin Brown’u, ayrıca star dansçılarını kutlarım. Duyduğuma göre albümün tamamında dans etmek mümkün olacakmış. Tamamı 21 Mayıs’ta yayımlanacak ‘Zeynodisco’daki parçaların büyük çoğunluğunda söz ve müzik imzası Zeynep Bastık ve Serhat Şensesli’ye ait... ‘Bana Sorma’ iyi başlangıç; dijital kuşağı, disko ortamına çağırması da ayrıca güzel.

MÜZİSYENLİK YOLUNU SEÇTİĞİ İÇİN KENDİSİNİ KUTLAMALI!

Yazının Devamını Oku

Edis’in dönüşümü

Yeri geliyor Gülşen’le düet yapıyor, yeri geliyor Bugy’yle trap’in dibine vuruyor. O, ‘hibrit bir pop yıldızı’. Yeni teklisi ‘Martılar’ da trap ruhunu koruyan Latin soslu ve güçlü bir şarkı. Kendisini takdirle takip ediyor, albümünü sabırsızlıkla bekliyorum.

Edis’in ‘hibrit’ bir pop yıldızı olduğunu düşünmüşümdür hep. Neden hibrit? Çünkü geleneksel satış mecralarından, anaakım sound’undan geçen; magazin aygıtlarının odağına giren bir star olmasının yanı sıra dijital kuralları gayet iyi bilen, yeni neslin seçimi olmayı da başarmış ve vizyoner bir müzisyen. Dünyadaki kent kökenli popüler sound’ları yakından takip ediyor. Kendi sound’u da bir süredir net şekilde form değiştiriyor. Salgının ilk yılını iki tekliyle geçiren ve bu teklilerden biri olan ‘Nirvana’da Gülşen’le düet yaparken rap’çi Emrah Karakuyu’yla çalışan Edis’i, ikincisinde Bugy’yle yola çıkıp trap’in dibine vururken görüyoruz.

‘Nirvana’ bir geçiş teklisiydi. Edis geçen günlerde ‘Perişan’ımdan sonra yeni albümün ikinci teklisi olan ‘Martılar’ı da paylaştı. ‘Martılar’ın üretimi sırasında yine Emrah Karakuyu’yla çalışan Edis, trap ruhunu koruyarak Latin soslu ve güçlü bir şarkı yapmayı başarmış. Emrah Karakuyu’yu da tebrik ederim, doğru bir elbise dikmiş Edis’e.

Riskli bir sürecin içinde olsa da Edis popülerliğinde bir isim, yaptığı işin arkasında durarak bugün risk almayacak da ne zaman alacak? Takdirle takip ediyorum kendisini, albümü de sabırsızlıkla bekliyorum.

Bu stratejik dönüşümde payı olduğunu gördüğüm iki önemli isimden söz etmek isterim size. İlki, Ozan Çolakoğlu. Türk popunun anaakımına en usta dokunuşları yapmış bir prodüktör olmakla birlikte aranjör olarak imzasının olduğu bu son işlerle kendisini de dönüştürüyor.

İkinci isimse Rıza Okçu. Okçu, Ezhel’in müzik menajeri. Mabel Matiz’in ‘Toy’una DJ Artz’la dokunmuştu, şimdi Edis şarkılarına da A&R (sanatçı ve repertuvarı bir araya getiren) olarak dokunmuş. Diğer bir deyişle işin içine uygulayıcı-yapımcı gibi girerek sanatçı- şarkı-hedeflenen sound üçgenini oluşturan kişi o. ‘Martılar’ın kısa sürede kazandığı başarılar da bu ekibin yeni sürprizlerinin habercisi.

HEP BÖYLE KAL LANA!

35 yaşındaki Lana Del Rey’in 10 yıllık müzik kariyerini özetlemeye çalışayım... ‘Video Games’ adlı şarkısı karşıma çıktığında fevkalade gizemli, kendine has bir müzisyenle karşı karşıya olduğumu anlamıştım. Şarkı bir yandan heyecan uyandırırken diğer yandan huzur vaat eden bir duygu yaratmıştı bende.

Yazının Devamını Oku

Gelecek onlar için çok parlak

İlgi ve başarıyı sürdürülebilir kılmak çok zor iştir. Ancak Dolu Kadehi Ters Tut, şarkı yazarlığı becerisiyle bu zorluğun üstesinden geldi. Türkiye’nin en başarılı yeni nesil pop-rock gruplarından biri oldu. Son albüm ‘DKTT’ de bunu kanıtlıyor.

Dolu Kadehi Ters Tut, 2015’in sonunda ilk albümü yayımlayınca ‘Tuhaf isimli, yeni nesil gruplardan biri’ diye düşünmüştüm. Albümün adı da ‘Polonya’nın Başı Dertte’ olunca önyargım pekişmişti. Ancak sonradan fikrim değişti. İlk kez 2013 ve 2014’te dinleyip beğendiğim Yüzyüzeyken Konuşuruz’un ‘Evdekilere Selam’ ve Adamlar’ın ‘Eski Dostum Tankla Gelmiş’ albümlerinden sonra 2015 tarihli Son Feci Bisiklet albümü ‘Vesaire’ ile birlikte radarıma girdiler.

Yeni nesil gruplardan beğendiğim birçok isim vardı ancak bir tutum ortaklığı içinde gördüğüm ve dijital dinleme/izleme platform algoritmalarının pek sevdiği bu dört grup yerlerini hep korudu benim için. 2012’de yayımladıkları ilk albümleri ‘Full Faça’ ile onlara yol açtığını düşündüğüm Büyük Ev Ablukada’ya da selam yolluyorum.

DKTT
Dolu Kadehi
Ters Tut
DKTTmusic

ŞARKI YAZARLIĞI BECERİSİ...

Yazının Devamını Oku

‘Sırrımız ustaların bıraktığı miras’

Dünyanın dört bir yanından, söyledikleri türkülerden tek kelime anlamayan bir hayran kitlesine kavuştu Altın Gün. Grammy’ye aday gösterildi, birçok festivale katıldılar. Şimdi de yeni albümleri ‘Yol’ ile karşımızdalar. Bir de bu akşam konserleri var.

Türkiye ziyaretinde 70’lerin Anadolu popundan etkilenen Hollandalı basgitarist Jasper Verhulst ülkesine döndüğünde kararını vermişti: Gitarist Ben Rider ve davulcu Nic Mauskovic’le birlikte Türk solist arayışına girdiler. Merve Daşdemir ve Erdinç Ecevit Yıldız’da karar kıldılar. Gruba en son perküsyoncu Gino Groenevald katıldı ve sonra yeni davulcu Daniel Smienk oldu. Solist Daşdemir, Türkler için ‘altın günü’nün önemini açıkladı. Amsterdam merkezli Anadolu pop ve Türk saykodelik folk grubu Altın Gün böylece kuruldu.

‘Goca Dünya’ şarkıları onları geniş kitlelerle tanıştırdı. Derken ilk albüm ‘On’ ve ikincisi ‘Gece’ geldi. Şimdi grup üçüncü albümleri ‘Yol’ ile türkü dağarcığına yeni şarkılar katıyor. ‘Yol’ da tıpkı Grammy adayı olan ‘Gece’ gibi bizim toprağın geleneğini çağdaş zemine taşırken 80’lerin Avrupa’sının synth pop’una, hatta 70’lere gönderme yapıyor.

Şarkı listesinden ‘Esmerim Güzelim’, ‘Sevda Olmasaydı’, ‘Kara Toprak’, ‘Arda Boyları’, ‘Bulunur mu’, ‘Ordu’nun Dereleri’ ve ‘Yüce Dağ Başında’nın öne çıkacağını umuyorum.

Altın Gün; Hollanda, İtalya, Fransa, Danimarka, İsveç, Fransa ve Almanya’da birçok konser verip festivallerde yer aldı, Tame Impala ile turne yaptı. Bizim dışımızda, söyledikleri Türkçe şarkılardan tek kelime anlamayan ancak gruba hayran bir kitle oluşturmayı başardı. Yeni albüm üzerine Erdinç Ecevit Yıldız ile görüntülü konuştuk...

Yeni albümde de bizim anonim ezgiler ve Türkçe sözlerle Avrupa ve Amerika’da ilerlemeyi sürdürüyorsunuz. Altın Gün bestelerinden oluşan ya da İngilizce bir albüm planlıyor musunuz?

Şimdilik İngilizce albüm yapma planımız yok. Ancak diğer solistimiz Merve Daşdemir’in besteleriyle bir EP yapma düşüncemiz var. Bu müjdeyi de buradan vereyim.

Yazının Devamını Oku