GeriAhmet HAKAN İtiraf edeyim bu kadarını CHP’den beklemiyordum
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İtiraf edeyim bu kadarını CHP’den beklemiyordum

Sonunu iyi hesap edemedikleri bir eyleme giriştiklerini ben de söyledim.

Hazırlıksızlıklarını, plansızlıklarını, derme çatma hareketlerini ben de ağır bir dille eleştirdim.
Dahası...
Etki altında kalacaklarını, hiçbir şey elde etmeseler de pes edip yemin edeceklerini, direnemeyeceklerini, Dayanamayacaklarını düşündüm.
Hatta kendi içlerinde bir çatlama olacağını bile bekledim.
Şimdi itiraf ediyorum:
Fena halde yanılmışım.
* Bütün “Yanlış yapıyorsunuz” baskılarına karşın...
* “CHP bitmiştir” türü yargılara karşın...
* Önüne gelenin CHP’ye çakmasına karşın...
* Ekranlarda nasıl da taktik bir hata yaptıklarının söylenmesine karşın...
* Dostun da, düşmanın da ağzını her açışta “CHP ne yaptığını bilmiyor” demesine karşın...
* Yeni yönetimden memnun olmayanların tüm çabalarına karşın...
* “Bunlar bir hafta bile dayanamazlar” tahminlerine karşın...
Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP Grubu, milim taviz vermedi, her fırsatta “Gerekirse hepimiz milletvekilliklerimizi feda ederiz” mesajını verdi, bölünmedi, ezilip büzülmedi, diklenmeden dik durdu.
İtiraf ediyorum:
Bu kadarını ben de beklemiyordum.

Hoca bile futbolda şikeyi günah olarak görmüyor

‘Şike operasyonu’ kapsamında ortaya dökülenlerin en ilginci şuydu:
Futbolcunun birine şike parası teklif edilmiş. Dinine bağlı olan futbolcu, şike parasını almadan önce bir hocaya danışmış.
Demiş ki:
“Hocam, ne dersiniz? Alayım mı? Günah olur mu?”
Hoca’nın cevabı:
“Helaldir, caizdir, alabilirsin.”
Bu kıssanın hissesi şudur:
Din hocalarının bile şike parası almayı ya da vermeyi günah olarak görmedikleri bir futbol düzeninden ve sisteminden söz ediyoruz.
Gerisi hikâye...

Sırrı Süreyya ile Murat Belge’nin biten dostluğu

Hayat deneyimi fazla bir adam değilim.
Ama yine de şunu bilir, şunu söylerim:
Politik çizgileri birbirine yakın olan isimler, politik görüş ayrılıkları nedeniyle dostluklarını bitirdiler mi bitiriyorlar!
Aynı çevrenin insanı olsalar bile...
Bir daha asla yan yana gelmiyorlar.
Düşmanlıkları daha kavi, kinleri daha kuvvetli, inatçılıkları daha yoğun oluyor.
Yani demem o ki...
Murat Belge ile Sırrı Süreyya’nın...
Referandum, Hopa olayları, AK Parti iktidarına bakış gibi konular üzerinden yaptıkları tartışmanın ardından biten dostluklarının bir daha iflah olma ihtimali sıfırdır.
Temenni etmem ama bu böyledir.

Ağustosta doğanların doğum günü trajedisi

Şöyle mis gibi eylülde ya da mayısta doğsaydım, dünyanın en muhteşem doğum günü partisini verebilirdim.
Fakat benim ve benim gibi ağustosta doğanların böyle bir şansı yok.
Düşünün:
Arkadaşların her biri bir yana dağılmış.
Kimi Bodrum’da, kimi Çeşme’de, kimi dünya turunda, kimi memleketinde...
Kimi arasan telefonu kapalı...
Telefonu açık olanlar da bambaşka âlemlerde...
Kimseyi bir araya getiremiyorsun.
Getirebildiklerinle de hep fazlasıyla eksik, hep fazlasıyla sönük, hep fazlasıyla başarısız bir kutlama ortaya çıkıyor.
Bir ara Twitter’da bu dramdan söz etmiştim.
Temmuz ve ağustos doğumluların hepsi aynı dertten yakınan feryatlarla yaklaştılar olaya.
O zaman ‘Ağustos ve temmuzda doğan zavallılar için bir parti’ düzenleme fikri doğmuştu.
Sanırım o fikri yeniden ele almanın vakti geldi.

Hepsi aynı gecede İstanbul’da yaşandı

İstanbul öyle bir şehirdir ki aynı gecede şunların tümünü yaşayabilirsiniz:
* SAAT 17.00: Atiye Sokak’tan geçerken kameralara yakalanma...
* SAAT 17:30: Tophane’de imam-hatip mezunu birkaç arkadaşla nargile içip muhabbet etme.
* SAAT 21.00: Açıkhava’da ‘Tribute to Miles’ konserinde caza doyma...
* SAAT 23.00: Bir terastan İstanbul manzarası seyretme...
* SAAT 24:10: Nahide’de Bülent Ersoy’u sahnede izleme.
* SAAT 01:30: İşkembecide çorba içme...


Bakanlıktan gidenin gözlerinin dolması


Bakan olmak, galiba insana şu türden avantajlar sağlıyor:
· Makam araban, şoförün, özel kalem müdürün, görkemli bir ofisin oluyor.
· Çok meşgul oluyorsun.
· Etrafında bir kalabalık, bütün işleri senin için yapıyor.
· Herkes etrafında pervane oluyor.
· Her an hissettiğin ve hissettirdiğin mühim bir gücün oluyor.
· Ayrıcalıklara sahip oluyorsun ve işin daha fenası bunlara fena halde alışıyorsun. Şimdi söyleyin bakalım:
Bakanlık koltuğunu kaybedenlerin gözleri dolmasın da kimlerin dolsun?
O zaman buradan uzun süredir bakanlık koltuğunda oturanlara ve yeni bakan olanlara şöyle bir tavsiyede bulunayım: Eğer görevi bırakma günü geldiğinde gözlerinizin dolmasını istemiyorsanız... Sakın ha kendinizi bakanlığın sağladığı ayrıcalıklar düzenine fazla kaptırmayın. Hep görevi bırakacağınız günü aklınızda tutun.
Ancak bu şekilde işin sonunda gözleriniz dolmaz.
Dostum Suat Kılıç! Sözüm özellikle sana.

 

Bir haftada neler öğrendim


* Sıcak yaz günlerinde şehirdeki insanın aklı Bodrum’da oluyormuş.
* “Takım tutar gibi” lafı, çok doğru bir lafmış.
* Ne kadar uzun yazılırsa yazılsın hiçbir özgeçmiş bir insanı tam olarak anlatamazmış.
* Kötü bir kitabı sonuna kadar okuyup bitirme takıntısıyla kötü bir filmi sonuna kadar izleyip bitirme takıntısı arasında hiçbir fark yokmuş.
* Sağlık konusundaki evham bazen çok işe yararmış.
* Kilo almak çok kolay, kilo vermekse çok zormuş.

X

Artık hiç kimsede ‘Atıyoruz bari usturuplu atalım’ kaygısı yok

İki koca gazete manşet atmış:

“Çankırı’da oğluna Recep Tayyip ismini veren adam, bu ismi değiştirmek istedi. Nüfus müdürlüğüne başvurdu. Nüfus müdürlüğündeki görevli, ‘Bunu yapamam, beni sürerler’ dedi.”

*

Nedir bu haberin kaynağı?

Şudur:

CHP’nin hazırladığı bir rapor.

*

Güya CHP heyeti, Çankırı’ya gitmiş. Orada bir adamla karşılaşmış. Adam da onlara böyle bir şey demiş. Onlar da rapora yazmışlar.

*

Yazının Devamını Oku

Manşet müdafaası

Konya’nın bozkırına milyonlarca dolarlık yatırımı yapmışlar mı?

Yapmışlar.

*

Kiri, pası, kimyasalı, dumanı, atığı olmayan bir enerjiye yönelmişler mi?

Yönelmişler.

*

Güneşin insanlığa sunduğu nimetten elektrik üretecekler mi?

Yazının Devamını Oku

Kahrolası bir geyik: Doğulular şöyle batılılar böyle

Geçen akşam elimde kumanda, televizyon kanalları arasında minik bir gezintiye çıkmıştım.

Karşıma aniden büyük Türk düşünürlerinden Erol Mütercimler çıktı.



Şöyle bir şey diyordu:

*

“Doğu’da kuklacılık vardır... Batı’da ortaoyunu...”

Yazının Devamını Oku

Bizim millet proje sever

Kanal İstanbul’a karşı çıkmak, muhalefetin bileceği bir iştir.

Gerekçelerini sunarlar ve itiraz ederler.

Zaten yapıyorlar da bunu. Hem de gayet gür bir sesle yapıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şuradadır:

Bizim millet, maalesef projeleri çok sever. Bayılır projelere.

*

Yani demem o ki...

Yazının Devamını Oku

Selamı sabahı sakın kesmeyin

Geçenlerde bir Kemal Kılıçdaroğlu videosu izliyordum.

Ülkenin içinde bulunduğu durumu kendi bakış açısıyla anlatıyor, hükümeti sert bir üslupla eleştiriyor ve en sonunda da şöyle diyordu:

*

“Bunlarla selamı sabahı kesin.”

Bunu duyunca “Eyvah” dedim.

Hem memleket için...

Hem de CHP için...

*

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Akşener’in stratejisi: Biz tek adayla girelim HDP ayrı aday çıkarsın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, elini açık etti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için şu iki şeyi teklif ediyor:

*

- BİR: Biz tek aday olarak girelim seçime.

*

- İKİ: HDP, kendi adayıyla girsin.

*

Peki bu teklifin...

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku

Özgür Özel’den Bakan Varank’a sürpriz alo

CHP’li Özgür Özel, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı telefonla aradı.

Şunları söyledi:

*

- Sayın Bakan!

- Siyasi rekabet bir yana Türkiye’nin aşı üretmesi bir yana.

- Yerli aşının üçüncü fazı için bakanlık olarak gönüllüler aradığınıza yönelik bir çağrı yapmışsınız. O çağrınızı ben de sosyal medya hesabımdan paylaştım.

- Ayrıca gönüllü arama afişlerinin CHP binalarına asılması için de girişimlerde bulunacağım.

- Hocaların uygun gördüğü bir aşamada yerli aşıda gönüllü olmaya da hazırım.

-

Yazının Devamını Oku

Atatürk’e dil uzatmadan olmuyor mu bu işler?

Önce bir şey soracağım:

 

Ayasofya’nın ibadete açılışını...

- Atatürk’e gönderme yapmadan...

- Atatürk’e hakaret etmeden...

- Atatürk’e dil uzatmadan...

İfade etmek mümkün değil mi?

*

Hiçbir şeyi dikkate almıyorsanız, bari...

Yazının Devamını Oku

Bir günün öne çıkanları, kahırları, öfkeleri, gururları, vurguları falan

Ayşe Begüm... Türkiye işte böyle bir gençle gurur duyar

“TÜRKİYE seninle gurur duyuyor” sloganı, çok hırpalanmış bir slogandır.

Hırpalanmasının temel nedeni şudur:

Hiç de gurur duymayacağımız kişiler için atılmıştır bu slogan.



Ama bugün bu sloganı büyük bir gönül rahatlığıyla atabiliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Yine sorulmayan soru vakası: Eleman kimdir, nereden seçilir, nasıl belirlenir

Saygı Öztürk, eksik bıraktığı soruyu sormuş Korkut Eken’e.

Demiş ki:

*

“Atilla Peker’i Kıbrıs’a götürdüğünüzü söylemiştiniz. Neden bir devlet görevlisini değil de Peker’i götürdünüz?”

*

Korkut Eken de cevap vermiş:

*

“Orada PKK ile çatışma olursa yanımda birisi olsun istedim. Bu tür olaylarda o günkü devlet stratejisine göre ‘eleman’ kullanılıyordu.”

*

Yazının Devamını Oku

Korkut Eken’e sorulmayan sorunun yaşamsal önemi

Gazeteci Saygı Öztürk, Korkut Eken’e soruyor:

“Gazeteci Kutlu Adalı’yı öldürmekle suçlandınız...”

*

Korkut Eken, cevap veriyor:

*

“Şöyle bir olay oldu: Hasan Paşa (dönemin Barış Kuvvetleri Komutanı Hasan Kundakçı) telefon etmiş. Kundakçı, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’a ‘Kıbrıs’ta çok büyük PKK faaliyetleri var. Teröristler burada cirit atıyor’ falan demiş. Ben de o dönemde Emniyet’te özel harekât polislerini yetiştirmekle görevliyim. Mehmet Bey de beni gönderdi. Her ihtimale karşı, Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’le gittim.”

Gazeteci Saygı Öztürk, soruyor:

*

Yazının Devamını Oku

En büyük en acil ve en önemli sorunumuz

Optimar Araştırma’nın nisan ayı anketinden bir sonucu aktarıyorum:

Aşı olmayı düşünüyor musunuz?

YÜZDE 52: Evet olurum.

YÜZDE 39.2: Hayır olmam, aşının uzun vadeli etkilerini bilmiyorum.

YÜZDE 8.4: Hayır, aşıya karşıyım.

Bu zamana kadar Türkiye’nin en önemli sorunu, aşı teminiydi. Bundan sonra Türkiye’nin en önemli sorunu aşı konusunda olumsuz tavır sergileyen yüzde 48’dir. BİR DAHA KULİSLERE ASLA DALMAYACAĞIM

EĞER ortada bir büyük sessizlik varsa, kulisler anında hareketlenir.

Her türden kulisçi, hemen harekete geçer.

Yazının Devamını Oku

İlk doz aşıda bile yüzde 80 koruma

Önce Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’na kocaman bir teşekkür.

İki gündür Hürriyet’te çok önemli bir hizmet yapıyor Osman Hoca.

“BioNTech Dosyası”nı açarak...

Bu aşıyla ilgili akla gelebilecek her türlü sorunun yanıtını veriyor.



Büyük bir emeğin ürünü olan bu yazı dizisini dikkatle okuyor ve çok faydalanıyorum.

Yazının Devamını Oku

Büyük resmin peşinde koşanlara beş öğüt

ÖĞÜT BİR: Alengirli işler

KABUL... Çok alengirli işlerin arkasında genellikle devasa güçler bulunur. Bunu asla gözden ırak tutmamak lazım. Ancak durum böyledir diye... Her alengirli işin arkasında da her zaman devasa güçler bulunmayabilir.

*

ÖĞÜT İKİ: Komplo ile fal

TAMAM... Paranoyak olmamanız takip edilmediğiniz anlamına gelmez. Ama şunu da unutmayın: Bazen puro içen bir adam, sadece puro içen bir adamdır. “Komplo” ile “fal”, birbirine benzer: Onlara inanma ama onlarsız da kalma!

*

ÖĞÜT ÜÇ: Hayal kırıklıkları

DOĞRU... Alengirli olaylar, sarsıcı etkilere yol açar. Bu nedenle “Hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak” der dururuz. Ancak şu da doğrudur: Hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağı beklentisi, genellikle büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlanır.

*

Yazının Devamını Oku

Neden herkes aşıdaki büyük müjdenin farkına varamadı?

Sıtkı sıyrılmıştı milletin.

Tabii benim de.

*

- Öyle çok müjde verildi ki...

- Öyle çok milyon rakamı telaffuz edildi ki...

- Öyle çok hayal kırıklıkları yaşandı ki...

- Öyle çok rakamlarda revizeye gidildi ki...

Biz artık “Şu kadar milyon aşı gelecek” beyanlarına yüz vermez olduk.

*

Yazının Devamını Oku