İşte size 301’lik bir yazı

Bilmiyorum şimdi yazacaklarım 301’e girer mi? Girse de yazdım, girmese de işte.

Pireyi deve yaparız, önemsizi önemli görür - gösteririz; üstelik söylediklerimize hem inanırız, hem de herkesin inanmasını isteriz. İnanmayana kızarız, hem de çok kızarız.

Sportif başarı peşinde koşarız.

Bunun için Etiyopya’dan, Azerbaycan’dan, Bulgaristan’dan, Ukrayna’dan sporcular devşiririz, başka ülkelerin yaptığı yatırımın nemasını yeriz. Yıllar yılı bu ülkede yaşadıkları halde vatandaş yapmadıklarımıza inat, birkaç gün içinde Bakanlar Kurulu kararı çıkartıp, devşirmelere pasaport veririz. Giderler yarışları kazanırlar, milli takımlarda yer alırlar seviniriz, Türkiye adına övünürüz. Devamı gelmez.

Çabuk ve kolay başarılara bayılırız.

Başarı için gösterilecek çabayı da, ne önemseriz, ne anlarız, ne de onun sonuçla bağlantısını görmek isteriz.

Çoğul yazdım; bizlerden, Türkler’den söz ediyorum. Tabii ki anladınız.

Neden böyleyim bugün?

Şundan: Erden Eruç diye bir adam, Büyük Okyanus’ta tek başına kürek çekiyor aylardır. Tek başına okyanus geçme konusunda, dünyanın bütün rekorlarını kırdı... Tek başına...

Ve ülke tık demiyor. Kimse onun farkında değil.

Kibar davranıyorum: Ayıp yani, belki de yuh.

*

Okyanusun ortasından, 15 Mayıs sabahı olduğu gibi, şöyle mesajlar gönderiyor Erden Eruç:

"Önüme aşılmaz bir atmosferik engel çıktı. Geçtiğimiz son 4-5 gün boyunca, her sabah uyandığımda, batı ve güney ufkumu kaplayan koyu gri, yüklü yağmur bulutları buldum. Bu bulutlar bir cephede hep kuzeybatıdan gelip güneydoğuya ilerlerken, etrafımda dönen değişken rüzgar yaptı. Yağmur rüzgarları önce batıdan esti, sonra güneybatıdan; gün ilerleyince de güneyden geldi. Gün sonunda hep durgun hava yerleşti. Her gün, oradan oraya itelendim ve kaybettiğim mesafeyi akşamları toparlamaya uğraştım. Bu lanet yağmur rüzgarları esmediğinde, kapalı hava, durgun ve yoğun rutubetli ezici bir sıcak yapıyordu. Güneşsiz geçen bu günlerde akü şarj etmek yine büyük bir problem olmaya başladı."

Yaptığı yalnızca bir irade gösterisi değil, bir yaşam mücadelesi.

Sonsuz bir deryanın içinde küçücük bir nokta... O noktayı deryanın dibine doğru yavaş yavaş, yavaş yavaş taşımaya çalışıyor Eruç.

Bir ileri, bir geri, iki ileri, bir geri; Büyük Okyanus’a lanet okutan bir garip tempoyla...

"Buradan nereye gidebileceğim tamamen kısmetimdeki rüzgarlara bağlı. Limana bu kadar yakınken yaşadığım bu saçma durumun daha ne kadar süreceğini bilmiyorum. İçinde bulunduğum durum Pasifik Okyanusu’nun artık bana tiksinti veren karakterinin yeni bir örneği. Bu okyanus, ta ki gidip bir iskeleye bağlanasıya kadar benimle uğraşacak ve bir türlü rahat vermeyecek. Teknede 10 günlük erzak kaldı ve Jakarta’daki Philippe Courrouyan, civardaki balıkçı teknelerinden birini bana yollamaları için Filipinler’deki Frabelle Fishing Corporation ile temasa geçti. Bunlardan biriyle daha önce karşılaşmıştım: Jan Janice 1. Düşünülen, asıl ikmal yapılana kadar beni tutacak miktarda yiyeceği, gelecek balıkçı teknesindeki erzaktan sağlamak. Philippe’e ve Frabelle balıkçılarına benim adıma kaygılandıkları için minnettarım. Filipinli dostlarımıza buradan Tagalog dilinde ’salamat na salamat’ yani ’çok teşekkür ederim’ diye sesleniyorum."

*

Endonezya’da Sahil Güvenlik, Eruç’un yiyecek stoğunu tamamlamak için hazır bekliyor; tekne Endonezye karasularına girer girmez harekete geçecek. Keşke, Türkiye’nin Endonezya Büyükelçiliği de hazır olsa, keşke Jakarta’daki Philippe Courrouyan kadar yakından izlese Eruç’u. Endonezya’da bağlanacağı iskelede Türkiye Büyükelçiliği’nden biri onu karşılasa...

Ama sorun Eruç ile okyanus ortasında ilgilenmekle de bitmiyor. Eruç bu işleri Türkiye’de eğitime destek veren bir vakıfa kaynak sağlamak için yapıyor.

12 Mayıs günü yazdıklarına baksanıza: "Türkler’in hayırsever olduğuna kani olduğumdan, denize açılmadan önce, bu Pasifik geçişi süresince Türkler’den bize ulaşan bağışların tamamının İlkokullara Yardım Vakfı’na iki katı olarak ulaştırılacağını ilan ettim. Bu bağışların Yatılı İl Bölge Okulları’mıza kırsal kesimden gelip, yatılı olarak ilköğretimlerini gören minik öğrencilerimizi desteklemek üzere kullanılacağını anlattım. Geçen 300 küsur günde bunu bir kaç defa hatırlattım. Kimseye sormadım bu sene zekat verdiniz mi diye... Kampanyamıza konulan 50 bin dolar hedefe, geçen 10 ayı aşkın sürede maalesef ulaşılamadı. Rekor kırdım belki, ama ’üç ayda kesin toplanır, üstüne bile çıkarız’ gözüyle baktığım o 50 bin dolar hedefe, 10 ayda bile erişilemedi. Çok kişi yazdıklarımı bedavaya okudu, yapılanın ter ve emekle üretildiğini ve bir değeri olduğunu idrak etmedi, karşılığında bir katkı borcu olduğunu düşünmek istemedi."

Belki şimdi düşünürüz Erden, belki düşünürler.

Destek için:

www.ilkyar.org.tr/

Erden Eruç’un hikayesi için:

www.around-n-over.org/tr/

Erden Eruç’un Büyük Okyanus geçişindeki sponsoru Aktaş Grubu için:

www.aktasgroup.com/tr/home.php


Rüya gibi tekne: Swan 90

Dünyanın en önemli tekne üreticilerinden Swan, en büyük teknesini tanıttı. Swan 90, Arjantinli efsanevi tasarımcı German Frers’in kaleminden çıkan modern çizgileri ile Finlandiya’nın Nokia kadar ünlü markası Swan’ın geleceğine dönük önemli ipuçları veriyor. Kullanılan yeni malzemeler ve Swan’ın çok yüksek düzeydeki işçilik kalitesi, Swan 90’ı çok rahat ve büyük bir teknede dünyayı gezmek isteyenlerin gözdesi yapacağa benziyor. Kullanılan yeni malzemeler Swan 90’ı çok dayanıklı ve çok hafif kıldığı için tekne yalnızca gezi amaçlı değil, donanımı uygun kılındığında maxi yarışlar için de çok uygun.

Ataköy Marina’dan yeni kitap Deniz Çingenesi

Kendi yaptığı tekneyle dünya turuna çıkan yelkenci Eralp Akkoyunlu, teknesi Yosun ile yaşadıklarını Deniz Çingenesi adı ile kitaplaştırdı.

Ataköy Marina Yat Kulübü tarafından yayımlanan kitabı tanıtırken, Akkoyunlu, "Yosun’u tanımayı da, onunla okyanuslara açılmayı da daha çok kendimi tanımak, kim olduğumu anlamak güdüsüyle yaptım. Yosun’u yapmamın nasıl hayatımı değiştirdiğini, bana neler kazandırdığını da bu kitapa yansıtmaya çalıştım" diyor.

Akkoyunlu, tekne yapmanın zorluklarını kitapta anlatırken, kendi deneyiminin başkalarını ürküteceğinden de kaygı duyuyor ve ekliyor: "Böyle mantıksız bir işe girişecek insan zaten bir kitap okuyup vazgeçmez diye düşündüm."

Türkiye’nin sayıları artan deniz kitaplarına güzel bir ek bu kitap. Ataköy Marina Yat Kulübü’nün de deniz kitapçılığındaki önemini vurgulayan bir eser.
Yazarın Tüm Yazıları