İş Dünyasında Kadın

30.06.2020 - 17:07 | Son Güncelleme:

Sanofi, 142 milliyeti temsil eden 100 binin üzerinde çalışanı ile gücünü kapsayıcı kültürü ve sahip olduğu çeşitlilikten alıyor

Sanofi, anlayışının bir yansıması olan fırsat eşitliği modeli sertifikasıyla da pekiştirdiği üzere şirket bünyesinde kadın yönetici oranını arttırmayı, gönüllülük programlarıyla bilinçlendirme çalışmaları yapmayı ve bu doğrultuda fırsat eşitliği ve çeşitlilik konusunda sürdürülebilir olmayı hedefliyor. Bu kapsamda çeşitli projeleri hayata geçiren şirketin Türkiye, Levant ve İran İnsan Kaynakları Direktörü Senem Korol ile çalışmalarını konuştuk.

Öncelikle sizden Sanofi’nin çalışmalarını özetlemenizi rica edeceğiz.

Sanofi, bugün dünya genelinde 100 ülkede, 142 farklı milliyetten 100 binin üzerinde çalışanı ile yaşamın her anında insanların yanında yer alma misyonu ile çalışıyor, alanında öncü insan kaynakları uygulamalarını hayata geçiriyor. Öncelikle söylemek isterim ki Sanofi, gücünü çeşitlilikten alan bir şirket. Bu doğrultuda da din, dil, ırk, cinsiyet farkı gözetmeksizin, kapsayıcı kültürümüzle çeşitliliği ve farklılıkları kucaklayarak çalışanlarımızın, müşterilerimizin ve toplumun ihtiyaçlarına odaklanıyoruz. Bu bizi biz yapan en önemli değerlerimizden biri ve iş yapış şeklimizin vazgeçilmez temeli. Kapsayıcı bir kültüre sahip olarak kuşaklar arası farklılıklara odaklanan zihniyetteki çeşitliliği kucaklıyoruz. Farklılıklarımızdan güç alarak; çalışanlarımızın, hastalarımızın ve paydaşlarımızın hayatını geliştirip güçlendirebileceği bir çalışma ortamı yaratmaya çalışıyoruz.

Ayrımcılığı engelleme, Sanofi’nin etik kurallarının önemli bir parçası. Global olarak da gerek yönetim gerekse çalışanlar nezdinde bu konuda büyük bir hassasiyet söz konusu. Sanofi Türkiye olarak da yine ayrım gözetmeksizin tüm çalışanlara eşit fırsatlar sağlıyoruz. Anlayışımızın bir yansıması olan fırsat eşitliği modeli sertifikasıyla da pekiştirdiğimiz üzere; şirket bünyesinde kadın yönetici oranını artırmayı, gönüllülük programlarıyla bilinçlendirme çalışmaları yapmayı ve bu doğrultuda fırsat eşitliği ve çeşitlilik konusunda sürdürülebilir hedefleri hayata geçirerek toplumsal farkındalık yaratmayı taahhüt ediyoruz.

Sanofi olarak tüm dünyada çeşitliliği vurgulayan bu yaklaşım ile kadın iş gücünü destekleyen projelere özel bir önem verilmekte. Bu doğrultuda 2010 yılından bu yana Dünya Kadın Forumu’nun sponsorluğu ile dünyada öncü rol üstlenen Sanofi, kadın çalışanları güçlendirmeyi amaçlayan küresel bir program başlattı. Ayrıca, yönetim seviyesindeki her pozisyon için adaylar arasında mutlaka bir kadın aday olması gerekmekte. Programın ilk adımı olarak bir “Çeşitlilik ve Kapsayıcılık Departmanı” kuruldu ve Sanofi’nin faaliyet gösterdiği 100 ülkeden herhangi bir ayrım yapılmaksızın seçilen 500 kadın çalışanı kapsayan bir network oluşturuldu. Bu network kadınların rolünün iş hayatında nasıl arttırılacağı, fırsat eşitliğinin nasıl sağlanabileceği ve kadınların ekonomiye katkılarının nasıl verimli hale getirileceği konusunda faaliyetlerini sürdürmekte.

Tüm bunların yanında jenerasyon arası farklıları en aza indirerek burada da kuşaklar arası bir uyum yakalamak önem verdiğimiz noktalardan biri. Farklı jenerasyonların kuşak farklılıklarına rağmen birbirleri ile uyum için de çalışabilmeleri Sanofi olarak odak konularımız arasında yer alıyor. Bu doğrultuda da iş hayatındaki tüm jenerasyonların temsil edildiği bir yapıya sahip bir şirketiz. Farklı jenerasyonların sahip olduğu değerleri birbirlerinin gözünden görmelerine ve anlamalarına yardımcı olan bir yapıya sahibiz. Bu doğrultuda da birçok yaklaşım hayata geçiriyoruz. “Young Power” uzun dönem staj programımız ile uzun dönemli stajyerlerimizi çeşitli projelere dahil ederek hem onların Y ve Z jenerasyonlarının bakış açılarına sahip olarak verdikleri geri bildirimlerden faydalanmayı, hem de gelecekte onların potansiyel bir şirket çalışanı olmasını sağlamayı hedefliyoruz. Benzer olarak, kariyer hayatının başında olan gençlerin hem kendilerini hem de farklı departmanları tanımalarını sağlayan, 18 aylık bir rotasyondan oluşan “New Gen” isimli bir programımız var. Bu program da farklı iş birimlerindeki yöneticilerimizin de katkılarıyla farklı departmanlarda rotasyon yapmaya olanak sağlayan ve yeni jenerasyonun ihtiyaç ve beklentilerini karşılayacak bir kurguya sahip. Sanofi olarak kapsayıcı bir kültüre sahip, kuşaklar arası farklılıklara odaklanan zihniyetteki çeşitliliği kucaklıyoruz. İş hayatında tüm jenerasyonların temsil edildiğini biliyor, bu konuda fırsat buldukça farkındalık arttıran programlar düzenliyoruz. Bu anlamda araştırmacı Evrim Kuran’ı jenerasyon çeşitliliği konusunda çalışanlarımız ile buluşturduk. Yine Çağlar Çorumlu’nun moderatörlüğünde, şirketimizdeki farklı kuşakların temsilcileri ile eğlenceli bir webcast yaparak farklı dönemlere imzasını atan filmleri, müzikleri ve olayları konuştuk.

İş Dünyasında Kadın
Soldan sağa; Sinem Gözaydın Bilişim Teknolojileri ve Çözümleri İş Ortağı Müdürü, Senem Korol Türkiye, Levant ve İran İnsan Kaynakları Direktörü, Emel Tetik Türkiye ve Orta Doğu Ülkeleri Klinik Çalışmalar Ünitesi Direktörü, Mehtap Özaltay Türkiye ve İran Farmakovijilans Müdürü, Çiğdem Erek Türkiye, Levant ve İran Finans Direktörü, Pelin Yunusoğlu Sanofi Genzyme Türkiye, Levant ve İran Genel Müdürü, Gül Eroğlu Eserol Ülke Hukuk Direktörü, Pınar Kaya Kurumsal İletişim Direktörü, İpek Tezel İş Operasyonları Direktörü


Sanofi kadın çalışanlara pozitif ayrımcılık yapan bir firmadır diyebilir miyiz?

Sanofi Türkiye, kadının iş gücüne katılması ile ilgili faaliyetlerini sürdüren öncü şirketlerden biri. Yönetim ekibimizin yarısı kadınlardan oluşuyor. Yönetimde kadın oranını korurken özellikle saha satış ve operasyon yönetimi başta olmak üzere tüm pozisyonlarda kadın sayısını arttırmak en öncelikli hedeflerimiz arasında.

Bununla birlikte ‘Pozitif ayrımcılık’ tabirinin kendi içinde risk barındırdığını düşünüyorum. Çünkü ne kadının sadece kadın ne de erkeğin sadece erkek olmasından kaynaklı bir kariyeri olamaz. Bizim bu noktada, şirket olarak üzerinde durduğumuz en önemli konu da koşulların eşitlenmesi ve bu eşitlenmiş düzende de farklı tecrübeleri, kariyer adımlarını doğru şekilde tüm çalışanlarımıza sunabilmek. Aslında bizim fırsat eşitliğine yaklaşımımız eşitlik ile adaletin aynı olmamasına benzer. Yani önceliğimiz; kadının kadın, erkeğin erkek olmasından kaynaklı ortaya çıkan ya da çıkabilecek bariyerleri ortadan kaldırmak. Bu konuda da çeşitli projeler yürütüyor ve fark yaratan çalışmalara imza atıyoruz. Örnek vermek gerekirse; doğum yapmış kadınların emzirme süreci genellikle 1 yaşına kadar devam ediyor. Bununla birlikte iş seyahatleri de iş yaşamının bir parçası. Bu nedenle bu koşullarda kadın çalışanlarımızın önünde bariyer olabilecek bu durumu ortadan kaldırmak için şehir dışı seyahatlerinde bebek ve bebek ile ilgilenecek bir yakını ya da bakıcılarıyla birlikte seyahat edebilmelerine olanak sağlıyoruz ve bu kişinin tüm masrafları da şirket tarafından karşılanıyor.

Yine ‘İşte eşitlik’ yaklaşımı çerçevesinde yaptığımız bir diğer çalışma da erkek çalışanlarımızın yasal babalık izni olan 5 gün süresini geçen yıl itibarıyla 2 hafta olarak güncellememiz. Burada da evdeki eşlerini düşünerek şirketimizde gerçek cinsiyet eşitliğini sağlamayı hedefledik.

Sanofi’nin çalışmaları arasında bulunan ve 2010 yılından beri süregelen Geleceğin Kadın Liderleri projesi uluslararası arenada ses getirip ödüle layık görülmüştü. Bu çalışmaları biraz açar mısınız?

Sanofi olarak kadınların sadece iş hayatına katılımını değil, kadın liderlere olan ihtiyacını da doğru bir şekilde tespit ettiğimizi düşünüyoruz. Geleceğin Kadın Liderleri programı, Sanofi Türkiye ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nin (KAGİDER) iş birliği ile 2011 yılından bu yana sürdürülen ve bizler için oldukça kıymetli bir proje. Bu eğitim programıyla genç kadınların ekonomiye ve sosyal hayata katılımına destek olmayı hedefliyoruz. Program, başarı potansiyeli yüksek ve eşit fırsata sahip olmayan, üniversiteden yeni mezun veya son sınıf öğrencisi genç kadınların eğitim ve mentörlük desteği verilerek iş hayatına daha donanımlı bir başlangıç yapmalarını sağlamayı amaçlıyor.

‘Geleceğin Kadın Liderleri’ eğitiminde iki gün süren program çerçevesinde iş hayatına yönelik temel bilgi ve beceriler, kariyer geliştirme ve yönetmeye yönelik bakış açısı ve işe giriş becerileri başlıkları altında eğitimler veriliyor. Ayrıca katılımcıların hem girişimciler hem de profesyonel hayattan rol modeller ile bir araya gelmelerini, farklı sektörlerden şirket temsilcileriyle buluşmalarını sağlıyoruz.

Program kapsamında bugüne kadar 10.000 başvuru aldık ve 5.000’e yakın kişiyle yapılan mülakatların ardından bu yılın mezunları dahil olmak üzere 800 genç kadın programı tamamlayarak sertifikalarını aldılar. Projeye dahil olan genç kadınlar ise %92 gibi çok yüksek bir oranda iş hayatına katıldılar.

Sizin de belirttiğiniz üzere Sanofi Türkiye olarak desteklemekten gurur duyduğumuz bu eğitim programıyla pek çok ödül almanın gururunu da yaşıyoruz. Bu özel proje, Sanofi ve KAGİDER’e Gönüllü Proje Sponsorluğu dalında kurumsal sosyal sorumluluk alanındaki en prestijli uluslararası ödüllerden Communitas Ödülü’nü getirdi.  Ayrıca Sanofi’nin bağlı olduğu Kıtalararası Bölge İnovasyon ödüllerinde Kurumsal Sosyal Sorumluluk kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü.

Kadın çalışanların ülkemizde size göre en büyük sorunları nelerdir?

Kadınların sosyal, siyasi ve ekonomik hayata katılımı olmadan, dünyada kalkınma hedeflerini, özellikle "sürdürülebilir kalkınma hedeflerini" gerçekleştirmek mümkün değil. Kadının işgücüne katılımında Türkiye halen OECD ülkeleri arasında son sıralarda ve en çok gelir kaybı yaşayan ekonomiler arasında yer alıyor. Yine TÜİK verilerine göre, istihdama katılım oranı yüzde 30'un altında. Diğer bir deyişle ülkemiz, nüfusunun yarısını oluşturan nitelikli insan kaynağı potansiyelini kullanamıyor.

Bununla birlikte asıl altını çizmemiz gereken, kadınların iş hayatında kendilerini konumlandırmaları. Benim inancım cam tavandan çok yapışkan zeminin varoluşu yönünde. Kadınların en önemli güçlü yönlerinden birinin dinlemek olduğunu düşünüyorum. Sosyal hayattaki rollerinden de dolayı dinleme becerileri çok kuvvetli. Diğer taraftan kadınların iş dünyasında daha çok odaklanmaları gereken noktanın ise kendi değerlerini belirlemek ve bunu doğru iletişim becerileri ile ortaya koymak olduğuna inanıyorum. Daha fazla talep eden bir yaklaşım sergilemeleri gerek.

Kadın çalışanlara destek vermek amacıyla ülkemiz bazında neler yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz? Sanofi’nin ajandasında bu anlamda, geleceğe dönük olarak neler bulunuyor?

Kadın istihdamı, bir ülkenin gelişmişlik düzeyini gösteren en önemli göstergelerden biri. TÜİK’in 2019 Aralık İşgücü Raporu’na göre işgücüne katılım oranı erkeklerde yüzde 72,6, kadınlarda ise yüzde 34,9 civarında. Bu doğrultuda, Sanofi olarak global stratejilerimize de paralel olarak, Türkiye’de sürdürülebilir ekonomik büyüme ve sosyal kalkınma amaçlarına ulaşılabilmesi için kadın istihdamının artırılması, sosyo-ekonomik konumlarının güçlendirilmesi, toplumsal yaşamda kadın erkek eşitliğinin sağlanması ve eşit işe eşit ücret imkânının sağlanması, öncelikli konularımız arasında yer alıyor.

İş hayatında kadın çalışan sayısını artırmak için kadınların önce gerekli eğitimleri alma imkanına erişmeleri ve sonrasında da iş hayatında desteklenmelerinin oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Genç kadınları, eğitimlerine devam ederek çalışma hayatına katılmaya ve girişimciliğe özendirmeliyiz. Ben ülkemizin genç kadınlarına bu anlamda güveniyor ve Türkiye’nin bugünkü resmini çok farklı noktalara taşıyacaklarına gönülden inanıyorum. Tüm bunların yanında kafalardaki erkek işi, kadın işi gibi prototipleri ortadan kaldırmanın önemine de değinmek isterim. 21. Yüzyılda teknolojinin geldiği noktada çok daha farklı bir çalışma düzeni var. İş gerekliliklerini belirlerken bugünün ve geleceğin ihtiyaçlarına bakmak gerekiyor. Ancak kimi zaman yapılış şeklini geçmişin öğrettikleri ile değerlendiriyoruz. Bu da bazı rollerde bu prototiplerin ön plana geçmesine neden oluyor.

Hep altını çizdiğimiz üzere ayrımcılığı engelleme, Sanofi’nin etik kurallarının çok önemli bir parçası. Biz de Sanofi Türkiye olarak uyguladığımız İK politikaları ile önemli bir mesafe kat ettik.

Hükümetin 2023 kadın istihdam hedefi yüzde 35, Sanofi’de yönetici düzeyindeki kadın çalışan oranımız yüzde 38. Yönetim kurulunun ise yüzde 50’si kadınlardan oluşuyor. Türkiye’de Ar&Ge departmanında en fazla kadın çalıştıran ilk 50 şirket arasında yer aldığımızı da gururla söylemek isterim. İstihdamımızın önemli bir kısmını oluşturan Lüleburgaz Üretim Tesislerimiz ve tüm Türkiye’ye yayılmış operasyonumuzda kadın çalışan oranımızı artırmak için özel çalışmalar yapıyoruz. Bu doğrultuda Lüleburgaz fabrikamızda da hedeflediğimiz orana ulaşacağımıza inancım tam.

 

 

İlandır.

Etiketler:
Sayfa Başı