İlker Başbuğ’un ayırt edici 12 vasfı

BİR: Ayar vermeye karar verdi mi ayarın kralını verebiliyor...

İKİ: Ayarda eşitlik ve adalet prensibini uyguluyor. Bir tane "o mahalle"den Star Gazetesi’nin başındaki Mustafa Karaalioğlu’na çakıyor ise, bir tane de "bu mahalle"den Mehmet Ali Birand’a çakmayı ihmal etmiyor.

ÜÇ: Aynı anda hem babacan hem de otoriter olmayı başaran bir yapısı var. Acaba evde de böyle "tatlı sert" mi?

DÖRT: Prompter cihazı kullanmıyor. Önündeki káğıda bakmıyor. Yanındakilerden yardım almaya pek gerek duymuyor. Yani konusuna hákim. Yani kendine güveni tam.

BEŞ: Ben yaptığı iki espriyi yakalamayı başardım. Yorumum şu: Espriye sonuna kadar açık ama sulandırmaya da sonuna kadar kapalı.

ALTI: Selefi gibi değil... Futbol muhabbetine zerre kadar prim vermiyor ve sanırım bunu bilinçli yapıyor.

YEDİ: Açıklık politikası uyguluyor ya. İşte bunun farkına varılsın istiyor. Öyle olmasa, "Bakın ne de şeffafız, süremizin elverdiği ölçüler içinde sorularınıza nasıl da cevap verdik" diyerek bunun altını çizer mi?

SEKİZ: Boşluk duygusu bırakmadan yanıt veriyor. Bakınız: "Ölümüne akreditasyon" haberlerine verdiği yanıt...

DOKUZ: Farkındalığı tam. Mesela askeri teknik konuların sivil şahısları sıkabilme potansiyelinin fena halde farkında...

ON: Tevile açık konuşuyor. Yaptığı açıklamalarda "Ergenekon her şeydir" diyenlere de malzeme var, "Ergenekon hiçbir şeydir" diyenlere de...

ON BİR: Bazen öfkesini belli etmekten çekinmiyor. Bakınız: "Gatakulli" iddialarına yanıt verirken yüzünün aldığı şekil...

ON İKİ: Biraz polemikçi mi ne? Bakınız: Mehmet Ali Birand’la giriştiği "Toprağı sıksan silah fışkırıyor" konulu polemik. Allah’tan Birand alttan almayı bilen bir meslek büyüğümüzdür de mevzu daha fazla uzamadı...

AKP’liler için bir rapor taslağı

AKP üst yönetimi bir "Seçim Analiz Raporu" hazırlamış.

"Biz nerede yanlış yaptık?" temalı bu rapora şöyle bir göz attım...

"Manisa ve Balıkesir’de bize karşı birleştiler", "Antalya’da halkın kalbini kazanamadık", "Yazıcıoğlu’nun ölümü nedeniyle yüzde birimiz BBP’ye gitti", "Küskünlerimizi Saadet’e kaptırdık", "Diyarbakır’da DTP’nin olumsuz propagandası yüzünden kaybettik", "Her şeye rağmen tek seçenek biziz, alternatifimiz yok", "İki bin bilmem kaça kadar yine biz iktidarız" gibi cümlelerle dolu bir rapor bu...

İddia ediyorum:

Bu "sade suya tirit" rapor, hiçbir işe yaramayacaktır.

AKP’liler, eğer ille de işe yarar bir rapor istiyorlarsa...

Şunları yapmaları şarttır:

BİR - Tayyip Erdoğan’ı öfkelendirmeyi göze almaları gerekir. Hatta o kadar ileri gitmeliler ki, içlerinden en cesur olanı Erdoğan’ın yüzüne karşı, "Sizin bir öfke kontrolü yardımı almanızda fayda var" diyebilmeli.

İKİ - İdare-i maslahata derhal son verilmeli. "Falan abiyi küstürmeyelim, filan abiyi üzmeyelim" demeden, parti içindeki dengeleri hallaç pamuğu gibi attırmak pahasına kişisel eleştiri furyası başlatılmalı...

ÜÇ: Derhal bir "güzel yazı ustası"na iki bine yakın çerçeveli "mağrur olma" yazısı yazdırılmalı. Bu yazılar, belde teşkilatlarından genel merkeze bütün AKP örgütlerinin duvarlarına asılmalı...

DÖRT: Sunuculuğunu Defne Samyeli ile Mehmet Ali Birand’ın üstleneceği, "İktidar olmak ille de şımarmayı gerektirir mi?" başlıklı bir münazara yarışması tertip edilmeli, kazanan iki haftalığına Hindistan’a gönderilmeli...

BEŞ: Parti içinde "Kişilik kazandırma seminerleri" düzenlenmeli. Bu derslerin ilk vurgusu da, "Burası bir partidir, Tayyip Erdoğan’ı sevenler derneği değildir" olmalıdır...

ALTI: Bütün teşkilat mensuplarına, bakanlara, milletvekillerine, en az yüz defa, "Türkiye sadece bizim kafa dengimiz olanlardan müteşekkil değildir" yazısı yazdırılmalıdır.

YEDİ: "Hiç ölmeyecek gibi bu dünya için çalışın" hadisinin, bir de "Yarın ölecekmiş gibi öbür dünya için çalışın" bölümü olduğunu hatırlatacak bir çalışma yapılmalı...
Yazarın Tüm Yazıları