GeriErtuğrul ÖZKÖK İlk defa kalabalığa karışıyorum
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İlk defa kalabalığa karışıyorum

GÖRSEM, bir saniye durmaz haykırırdım:

Getirin o bildiriyi, altına ben de imza atayım.
Hayatımda çok az ortak bildiriye imza attım.
12 Eylül’den sonra, Aziz Nesin’in başını çektiği “Aydınlar bildirisi”ne bile imza atmadım.
Çünkü kalabalıklar içinde olmak gelmiyor içimden.
Hep yalnız, tek başıma yürümek istiyorum.
Dün öyle bir bildiri okudum ki...
Önüme gelseydi, hiç çekinmez ben de imzamı atardım.
111 aydın bir araya gelip, “Barış İçin Özgürlükçü Demokrasi” başlıklı bir bildiri yayınlamışlar.
İçlerinde 14 de CHP milletvekili var.
Hrant Dink’in kardeşi de var, Eşber Yağmurdereli de. Mor ve Ötesi’nden Harun Tekin de var; Can Dündar ve Ece Temelkuran da. Gençliğimde TİP’in efsane isimlerinden Tarık Ziya Ekinci de var, Müjde Ar ve Şevval Sam da...
Dimdikler, lafı evirip çevirmiyorlar.
Öyle, “Canım önce barış gelsin, sonra demokrasi nasıl olsa gelir” safsatasıyla bizi uyutmak isteyenlerden değiller.
Vicdanları var.
Barışı istiyorlar.
Ama gerçek demokrasiyi barışın kuyruğuna bağlamıyorlar.
  
Kürtlerin kendilerini tam anlamıyla eşit yurttaş hissetmelerini sağlayacak reformları” sonuna kadar destekliyorlar.
Ama yanına şunları da ekliyorlar:
Seçim barajı düşürülmeli.
Özel yetkili mahkemeler kaldırılmalı.
Bu mahkemelerin verdikleri tüm kararlara karşı yeniden yargılama süreçleri işletilmeli ve açtıkları mağduriyetleri giderecek adımlar atılmalı.
Terörle mücadele yasası kaldırılmalı.
Siyasi Partiler ve Seçim yasalarında gerekli değişiklikler yapılarak Türkçe dışındaki dillerde siyaset yapılabilmesinin önü açılmalı.
Temel hak ve özgürlükler al-ver konusu yapılmamalı, müzakere malzemesi yapılmayacak hususlar olmalı...”
İşte bu bildiri beni kalabalığa karıştıracak heyecanı veriyor...
Bir imza da benden...

BEKLİYORUM

O arkadaşlardan ‘Brakisefal Çankaya’ manşetini bekliyorum

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, “Türk” kelimesi etrafındaki tartışmaya son noktayı koydu:
“Devlet Türk devletidir. Ama Türk devletinin vatandaşlarının hepsinin Türk olması mecburi değildir.
Alman devletine de bakarsan orada da görebilirsin, onların vatandaşları içinde Türkler var.
Modern devletlerde bu böyle ama devlet Türk devletidir”.

Üsluba dikkat edin:
“Türkiye Cumhuriyeti devleti” demiyor.
Tek devletin adını “Türk devleti” olarak tarif ediyor.
Sesin sahibine dikkat edin:
Bu ses benden değil, Türk milleti için imza atan 300 aydından değil Cumhurbaşkanı’ndan geliyor.
Sesin geldiği yere dikkat edin:
Bu ses Ege’den, İzmir’den değil, Kayseri’den, bütün Anadolu’dan geliyor. Demek ki “Türk hassasiyeti” tartışmasının açılması iyi olmuş. Hassasiyet artık komplekssizce, en direk ve çarpıcı ifadelerle dile getiriliyor.
Cumhurbaşkanı’nın bu tavrı karşısında, 300 aydın için “Brakisefal Türkler” manşeti atan gazete ve gazeteciler ne düşünüyor çok merak ediyorum.

HAYAL VE ÖTESİ

Yahu bu para nasıl çıkar diyenlere şunu diyeceğim

KİME sorsam “Bu para çıkmaz” diyor. İstanbul üçüncü havaalanı ihalesinde verilen rakam “Türkiye’nin
muhayyilesini”
aşıyor.
“Muhayyile” kelimesi kulağıma daha güçlü geldiği için “hayal gücü” demiyorum.30 milyar doların üzerinde bir para.
Siz diyebilirsiniz ki:
“Bu para normal değil...”
Ben derim ki: “Türkiye’de ‘normal’in tarifi değişmiştir”.
Siz diyebilirsiniz ki:
“Bu para şirketi batırır...”
Ben de derim ki:
“Şirketleri batırsa bile Türkiye’yi batırmaz, havaalanı çalışmaya devam eder”.
Siz diyebilirsiniz ki:
“Bu para hayalci...”
Ben derim ki:
“Türkiye’nin büyük hayallere ihtiyacı var”.
Siz diyebilirsiniz ki:
“Göreceksin bak...”
Ben derim ki:
Daha neler göreceğiz bak...”
Siz diyebilirsiniz ki:
“Kardeşim sen nereye bakıyorsun?”
Ben de derim ki:
“Sizin baktığınız yerin tam karşı tarafına...”
Yani ufkun bile bittiği yere...
Çıkar mı, çıkmaz mı bilmem ama şunu çok iyi biliyorum.
Türk ekonomisi “Bu ihaleden önce” ve “Bu ihaleden sonra” diye ikiye ayrılmıştır.

Gülümsün ve Zeynep aynı şarkıları dinliyor ve seviyorsa

SON günlerde bizim evde iki şarkı durmadan çalıyor...
Biri Pink ve Nate Ruess’in birlikte söylediği
“Give me a reason” şarkısı. Öteki ise Bruno Mars’ın “When I was your man” şarkısı. Zeynep 13 yaşında...
Gülümsün 40... Arada bir nesil farkı var...
Ben babamla aynı şarkıları dinlemedim. Ama onlar dinliyor. Ve size bir sır vereceğim: Bu iki şarkıyı ben de deli gibi dinliyorum... Bilmiyorum, onlar mı büyüdü, ben mi küçüldüm...
Yoksa nesil farkı mı ortadan kalktı.

ZAVALLI BEN

Alain Delon bile kıskanç bir erkekse bu Bonobo ne yapsın

FRANSIZ şarkıcı Johnny Hallyday’in hatıralarını yazdığı “Dans mes yeux” adlı harika kitaptan öğreniyorum ki...
Alain Delon çok kıskanç bir erkekmiş...
Romy Schneider’i çok kıskanırmış.
Okurken durdum ve kendi kendime konuşmaya başladım:
Alain Delon... Yahu Alain Delon... Tanrı’nın yeryüzünde yarattığı en güzel erkek... Yani o bile kaskançsa, ben Allah’ın yarattığı bu zavallı Bonobo ne yapsın?”
Değil mi Allah aşkına...
Kadınımı hep kıskandım.
Hep kaybetme korkusu ile yaşadım.
Bazen sınırını aşan kıskançlığımı ise hep şu cümleyle açıklamaya çalıştım:
“Aşkımı en güçlü şekilde ifade edebildiğim duygu bu...”
Bu kıskançlık yüzünden kendi kendimi hırpaladığım çok anlar da oldu.
Ama artık rahatım.
“Alain Delon yaaa... O erkek... O bile kaskançsa, bu zavallı Bonobo niye olmasın...”

X

Dünyanın en büyük tuvalet devrimini otoyollar boyunca Türkiye yaptı

Bugünkü podcast konuğum dünyanın en büyük petrol şirketlerinden Shell&Turcas CEO’su Emre Turanlı.

Şirketin bugüne kadarki ilk Türk CEO’su oldu...

1979’da İstanbul Şişli’de, Kent Sineması’nın arkasındaki bir evde doğdu. Robert Kolej, Boğaziçi Üniversitesi’nden sonra Manchester Business School’da MBA derecesi aldı.

Henüz 42 yaşında ama arkasında ancak çok uzun yıllar boyunca kat edilebilecek bir kariyer var.

Shell’e girdikten sonra çok genç yaşta 21 ülkenin filo yönetim başkanı olarak çalışmış. Almanya dağıtım sisteminin pazarlama konseyi üyesi olmuş.

*

Son yıllarda hayatım İstanbul-İzmir-Urla-Bodrum arasında yollarda geçiyor.

Dolayısıyla o yollarda meydana gelişen büyük dönüşüm ve gelişimin tanığıyım.

Bildiğimiz benzin istasyonları sadece benzin pompa istasyonu olmaktan çıkıp birer alışveriş merkezi haline dönüşüyor.

Yazının Devamını Oku

İki milyon pazar günü o videoyu seyrederken

Geçen pazar günü Türkiye’de 2 milyona yakın insan yurtdışından yapılan bir YouTube yayını seyrederken Roma’da çok ilginç bir şey oldu.

Vatikan tarihinde ilk defa bir savcıyı törenle “kutsal” ilan etti...

Size bu töreni ve sonrasındaki ilginç ayrıntıları anlatacağım.

Ama önce siz de benimle birlikte şu soruların cevabını bir düşünün...

Hayatınızda hiç bir savcı türbesi gördünüz mü...

Kendim için konuşayım... Ben görmedim, bilmiyorum...

Peki bir mafya babasının, itibarlı bir din insanı tarafından en ağır kelimelerle eleştirildiğine tanık oldunuz mu?

Mesela bir cuma namazından önce, Diyanet İşleri’nin merkezi sisteminden çıkmış mafyanın kötülüklerini anlatan bir hutbe veya vaaz dinleyeniniz var mı?

Yazının Devamını Oku

Son YouTube videoları kadar renkli değil ama daha önemli

İki milyon kişinin YouTube’da yayınlanan üç video yayınını hayretler içinde izlediği gün, bir başka insan o videolar kadar renkli olmayan, ama onlardan çok daha önemli bir şeyi söyledi.

Z kuşağının hatta Y kuşağının da bilemeyeceği tek bir cümleydi bu:

“Devri sabık yaratmayacağız...”

Partisinin bir üyesi Cumhurbaşkanı Erdoğan için “Onu Yüce Divan’a göndereceğiz” derken Kılıçdaroğlu’nun bütün Türkiye’ye verdiği o mesajı gençlerin de kolayca anlayabileceği bir Türkçe ile yazayım:

“İntikamcılık yapmayacağız...”

Ne gazetelerde, ne dijital medyada pek üzerinde duran olmadı.

Oysa söylediği söz o kadar önemli, yapıcı ve güven vericiydi ki...

Her gazetecinin iştahını kabartan o videoları bir kenara bırakıp bugünkü yazılarımın manşetine alacağım.

Yazının Devamını Oku

Türk ailesi Ortadoğu’dan Avrupa yakasına taşınıyor

Türkiye İstatistik Kurumu geçen hafta öyle rakamlar açıkladı ki...

1- Sosyolog yanım ameliyatlı iki gözümü faltaşı gibi açtı.

*

- Kaynak devletin kurumunun yayınladığı bülten:

“İstatistiklerle Aile 2020”.

- Yayınlayan devletin resmi kurumu Anadolu Ajansı...

İşte bu bülten Türk toplumunun geçirdiği belki de en çarpıcı sosyolojik değişimi açıkça ortaya koydu.

*

Türkiye’de aile yapısı ile ilgili yıllardır hâkim olan görüş neydi?

Yazının Devamını Oku

200 yıl önce altın portresi çizilmiş liderin bugünkü karanlık portresi

Bu fotoğrafa hep birlikte iyi bakalım.

Çünkü burada sadece siyasetçiler için değil, her fani için büyük bir ders yatıyor.

Fotoğraf, Paris’te Eyfel Kulesi’ne yakın bir yerde Les Invalides adı verilen binada çekildi.



Yukarıda gördüğünüz lahite benzeyen anıt Fransa’nın büyük imparatoru Napolyon’a ait.

Les Invalides Fransa’nın büyük komutanlarının bulunduğu bir anıt mekân.

Yazının Devamını Oku

Soyağacını on bir rakamı ile anlatan bir yıldız doğuyor

Bu harika fotoğraflar InStyle dergisinin son sayısında yayınlandı.

Fotoğrafları Erman İştahlı çekmiş.

Eylül Solakoğlu da mülakat yapmış.

Kimdir bu fotoğraftaki genç erkek çoğumuz biliyoruz.

Kanal D’nin bu yıla damgasını vuran “Sadakatsiz” dizisinde Selçuk rolünde izlediğimiz Taro Emir...

Veya Tarık Emir Tekin... Veya Taro Emir Tekin...

InStyle dergisi 2 yıl önce onun için “Bu çocuğa dikkat” diye bir yazı yayınlamış.

Haklılarmış, iki yıl sonra bu dizide parladı...

Yazının Devamını Oku

Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı

Upper Cihangir’in dizi film mahallesinde dün itibarıyla büyük bir “mimik”, “botoks” ve “kolajen” savaşı başladı.

Pimi çekilmiş bombayı mahallenin ortasına Hürriyet Kelebek yazarı Savaş Özbey bıraktı.

*

Özbey’in dünkü köşesindeki bomba iddia şuydu:

“Camdaki Kız” dizisinde “Nalan”, “Fatma” dizisinde “Fatma Yılmaz” rolünü başarıyla oynayan Burcu Biricik hayatında hiç estetik yaptırmadığı için rolünü yaparken kaşını gözünü rahatlıkla oynatabiliyor...

Bu da onu “yüzünü kullanmada” çok başarılı bir oyuncu haline getiriyor.

Yine Özbey’e göre bin bir estetik müdahaleyle gittikçe hepsi birbirine benzeyen diğer ünlülerden ayrıştırıyor.

Özbey bunu anlatmak için bir de çok ünlü bir kadın oyuncunun adını vermiş.

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'

“Narafig” Farsça’da dostunu sırtından bıçaklayan kişi demek... Büyük ihtimalle de bir derin devlet komplocusu...

Tahran’ı darmadağın edip oradan Washington ve Tel Aviv’e sıçrayan bu “yeni nesil patlayıcı”, 24 Nisan günü esrarengiz bir ‘Narafig’in, Londra’daki Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalına bir yoldan ulaşması ile başladı.

Esrarengiz Narafig’in elinde İran’ı darmadağın edecek bir ses kaydı vardı...

Tahran’da kapalı kapılar ardında yapılmış 3 saatlik bir görüşmenin kaydıydı bu.

Şimdi dönelim 24 Nisan gününe...

Türkiye o gün ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım konuşmasına kilitlenmişken, aynı saatlerde Iran International’a ulaşan kişi veya kişiler onlara bu üç saatlik kaydın bazı bölümlerini getirmişti...

Sitenin Londra’daki yöneticileri “ellerindeki malın” ne olduğunu anında anladılar.

Kayıt adeta Tahran’ı uçuracak yepyeni nesil bir patlayıcı gibiydi.

Bu kaydın açıklanması, İran’da bir süredir yaşanan

Yazının Devamını Oku

Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Yazının Devamını Oku

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu

Bugün, yani 28 Nisan, Dünya Rehber Köpekler Günü...

Ben de bu özel gün dolayısıyla size Türkiye’de okumuş ve mezun olmuş, lisansüstü eğitimli ilk rehber köpeği “Kara”yı tanıtayım...

“Kara” 21 Mayıs 2015 günü doğdu.

Safkan dişi bir Labrador.

Lisans eğitimini Ankara’da Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevlileri gözetiminde tamamladı.

Ama eğitimi orada bitmedi. Bir de yüksek lisans eğitimi var.

Onu da İngiltere’de yaptı.

Yüksek lisans hocası, uluslararası rehber köpek eğitmeni

Yazının Devamını Oku

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

1) Ülkenin muhafazakârı, laiki...

Dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı ayakta...

“NATO’dan çıkalım” diye bağıran...

“İncirlik’i kapatalım” diye haykıran...

ABD ile bütün ilişkilerimizi keselim diyen...

Öyle bir gürültü var ki...

Ülkenin en makul insanları bile bazı çok önemli şeyleri göremiyor, duyamıyor...

Oysa 24 Nisan günü sadece o kelime yoktu... Çok önemli şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Sabık deputattan biyarbırçi görüntü

“Sabık”, yeni Türkçede “eski” demek...

- “Deputat”, Rusça kökenli bir kelime, “milletvekili” anlamına geliyor.

- “Biyarbırçi”, Azericede “Utanç verici” demek...

- “Görüntü” ise aynen “görüntü...”

*

Dün sabahtan beri Bakü’den gelen bu videoya gülüyorum ve güldüğüm için de kendime kızıyorum.

Dün T24’te gördüm. Azerbaycan’da günün konusuymuş ve televizyonlarda işte bu başlıkla verilmiş. Eski milletvekili Hüseyinbala Biralamov, ki kendisi 75 yaşında....

Yazının Devamını Oku

Banzai Mustafa Kemal Paşa çok çok banzai

Geçen gün bir arkadaşım gönderdi...

Japonya’da yapılmış video...

Kim yapmış, sözleri nedir hiç bilmiyorum.

Ama içinde bir kelime var ki....

Beni çok etkiledi.

*

Video önce İzmir’i tanıtarak başlıyor.

Arkasından İzmir’de işgalci Yunan ordusuna karşı başlatılan milli mücadele çok güzel çizimlerle anlatılıyor.

Yazının Devamını Oku