Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ilıca'da Kova Küreklerle Bir Pazar

Gergin seçim atmosferinden çıkıp plajda hayatın tadını çıkarmak ister miyidiniz?

Nisan ayından sonra bir canlılık geliyor bana. Mayıs ayında ise enerjim tavan yapıyor. En sevdiğim ay diyebilirim. Hele bizim gibi İzmir' de yaşıyorsanız hava o kadar güzel oluyor ki... Ege' yi koklamak için harika bir zaman dilimi Mayıs.

İşte biz de ana-oğul 2 kafadar, gezebildiğimiz kadar İzmir' de ve Ege' de geziyoruz. Geçtiğimiz hafta pazar günü uyandık. Özel bir plan yapmamıştık. Ne yapsak derken aklıma tertemiz kumlarla oynaması için Çeşme Ilıca' ya gitmek geldi. Benim çocukluğumda da böyleydi. Aniden karar verir, soluğu denizde alırdık.

"Ata, harika bir fikrim var" dedim. Baktı, "neymiş" dedi, merakla. "Kumlarla oynamak ister misin?" Hemen gözleri parladı ve çok sevinerek istediğini söyledi. "Yanımıza mayolarımızı da alacağız. Çünkü denize gidiyoruz, su çok soğuk değilse yüzebiliriz" deyince evde bir festival ortamı oluştu. Mayolar, havlular, terlikler, kürekler, kovalarla düştük yola.

Ilıca girişindeki bir dükkandan su altı gözlüğü ve şnorkel alarak kombinimizi tamamlayıp, soluğu plajda aldık. Sonradan iyi ki almışız diyeceğimizi tahmin etmemiştim.

Sabah saatleri olmasına rağmen Ilıca çok kalbalıktı. Gençler ve çocuklu aileler plajı cıvıl cıvıl doldurmuştu. Voleybol oynayanlar, yürüyüş yapanlar, yüzenler, kumdan kaleler yapanlar... Hemen kremler sürüldü, kolluklar şişirildi ve koşarak denize girdi Ata.

Sert esen Ilıca rüzgarından eser yoktu. Deniz suyu şahaneydi. Giriş o giriş. Gözlükleriyle balıkları takip etti. İstediği gibi oynadı, koştu, coştu... Özgürce hareket ettiği için çok mutluydu. Kavurucu bir sıcak olmamasına rağmen yüksek koruma faktörü ile kremledim. Aklıma kendi küçüklüğümün yaz tatilleri geldi.

Bodrum Turgut Reis'te kardeşimle ve arkadaşlarımla tam oyuna dalmışken annem gelir, hepimizi Kırkpınar yağlı güreşlerindeki pehlivanlar gibi yağlar-kremler, kafamıza tek tek şapka geçirir ve giderdi. Nereden çıktı, ne gerek var diye homurdanırken aynı şeyi yılllar sonra ben yapıyorum. Haliyle Ata homurdanıyor.

Yine yaz tatili anılarımın içinde en keyiflisi gözlüklerimizi takıp, balıkları ve yosunları keşfetmeye çalışmamızdı. Akyarlar' da 30 sene evvel rengarenk balıklar, çeşit çeşit yosunlar ve deniz canlıları vardı. Kalmadı. Deniz kirlendi. Gözlükleri takınca görecek pek bir şey yok. Çok üzücü.

Aynı kaderin Çeşme' nin başına gelmesini istemiyorum. Ben oğlum billur gibi suların içinde keşfettiği eğlenceli deniz hikayeleri yaşatmak istiyorum. İzmir' in tanıtımını ve kalkınması isteyen herkesle aynı şeyi istediğimi biliyorum. Bu nedenle, bir pazar sabahı hadi bugün Ilıca'da denize gidelim deme lüksüne sahipsek, denizimize gözümüz gibi bakmamız bence şart.

Herneyse. Bol bol kremlenme ve "hadi çık artık sudan" anonslarımla klasik anne-çocuk diyaloglarımızı gerçekleştirdik. Ama ziyadesiyle eğlendik. Galiba onu mutlu görünce ben daha çok mutlu oldum. Bir sabah evde uyanıp, öğlene kalmadan denizde olmanın keyfini yaşamak muhteşem birşey.

İzmir gerçekten yaşanacak şehir.

X