GeriUğur CEBECİ İki yıldız kaydı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İki yıldız kaydı

Yaş haddinden emekli olan Uçuş İşletmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kaptan Pilot Oktay Öztekin ve Uçuş İşletme Başkanı Kaptan Pilot Mustafa Kolko, bundan sonraki yeni yaşantılarına THY Genel Müdürü Yusuf Bolayırlı tarafından uğurlandı. Oktay Kaptan 1968, Kolko Kaptan da 1972'den bu yana THY'de görev yapıyordu.

Türk Hava Yolları Uçuş İşletme'den Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kaptan Pilot Oktay Öztekin ve Uçuş İşletme Başkanı Kaptan Pilot Mustafa Kolko yaş haddi nedeniyle son uçuşlarını yaparak emekli oldular. Oktay Öztekin'in Singapur'dan, Mustafa Kolko'nun da New York'tan İstanbul'a yaptığı son uçuş hüzünlü anlara sahne oldu. Çok uzun yıllar Türk Hava Yolları'nın çeşitli kademelerinde idari görevler de üstlenen Oktay Kaptan ve Kolko Kaptan çiçekler ve sevgilerle uğurlandı.

Emekli olan Oktay Öztekin'in yerine Eğitim ve Standartlar Başkanı Zafer Baysal, Mustafa Kolko'nun yerine de Baş Pilot İlhami Usluay atandı. Zafer Baysal'dan boşalan Eğitim ve Standartlar Başkanlığı'na da Erkan Filiz, İlhami Usluay'dan boşalan Baş Pilotluğa Sebahattin Baloğlu getirildi. Uçuş İşletme Başkanlığı Teknik Yardımcılığı'na ise A. Sırrı Tahmaz atandı.

OKTAY KAPTAN

Uçuş hayatına Kasım 1956'da İzmir'de başlayan Oktay Öztekin'in ilk uçağı bez kanatlı, açık kokpitli Magister oldu. Sırasıyla T-6 ve T-33 ile uçuş eğitimini tamamladı. İlk görev yaptığı yer 1959'da Bandırma Üssü'ndeki 162'nci Filoydu. Daha sonra Eskişehir 114 Filo'da keşif uçağı RF-84 ile uçtu. Aynı zamanda T-33'te öğretmen pilotluk yaptı. Oktay Öztekin'in Hava Kuvvetleri'ndeki son görev yeri Diyarbakır oldu. F-84F'lerle uçtuktan sonra 1968 Şubat'ında ayrılarak THY'ye geçti.

Sivil pilot hayatında ilk uçağı pervaneli Fokker imalatı F27’ydi. THY'de 5 aylık F27 uçuşundan sonra jet motorlu DC9'lara geçti. Sırasıyla Boeing 727, 707, DC10, Airbus A310 ve A340'ta görev yaptı. Uçuş hayatı boyunca 3 bini Hava Kuvvetleri'nde toplam 27 bin saat uçtu.

Oktay Öztekin yönetimde de uzun yıllar görev yaptı. Sırasıyla 2.5 yıl Baş Pilot Yardımcılığı, 3 yıl Baş Pilotluk, 1 yıl Yer İşletme ve 3 yıl Uçuş İşletme Başkanlığı görevlerinde bulundu. Öztekin son 7 yıldır Uçuş İşletmeden sorumlu Genel Müdür Yardımcısıydı.

Uçmaktan büyük zevk aldığını söyleyen Öztekin Kaptan 'Benim için ilk uçtuğum Magister da A340 da aynı. Önemli olan gökyüzünde olabilmek.' diyor.

KOLKO KAPTAN

Mustafa Kolko uçuş eğitimine 18 Ağustos 1958'de telsizi bile olmayan Uğur MKE-44 tipi bez uçaklarla başladı. Sırasıyla T-6 ve T-33'le uçup 1960 yılında pilot oldu. İlk kıtası Merzifon'daki 143 Filo idi. F-86'larla uçtuktan sonra 1964'te İzmir Çiğli Hava Üssü'nde 121 Filo'ya öğretmen pilot olarak atandı. Amerika'da öğretmenlik kursu gördü, T-39 uçakları ile uçtu. Amerika dönüşü tekrar Çiğli'de görev yaptı.

THY'ye Mart 1972'de geçti. Önce 6 ay pervaneli F27'lerde, sonra da jet motorlu DC-9'larda uçtu. Bir buçuk yıllık ikinci pilotluktan sonra 'Kaptan' oldu. F28, DC-9, Boeing 727 ve Airbus A31O'da görev yaptı. 1993'te A340'a geçti. F-28 ile uçarken, Van'da merdiveni kalkış sonrası açılan uçağı sağ-salim indirmeyi başardı. 44 yıllık pilot Mustafa Kolko 7 bin saati Hava Kuvvetleri'nde olmak üzere toplam 26 bin saat uçuş gerçekleştirdi. Kendi deyimi ile 44 yıllık yaşantısında ne lastik patlattı, ne de bir vidaya zarar verdi. Kolko Kaptan uçuş hayatının son 12 yılını THY'de yönetici olarak geçirdi. Sırasıyla Eğitim ve Kontrol Pilotluğu, Tip ve Eğitim Müdürlüğü yaptı. 1997'de Uçuş İşletme Başkanlığı'na atandı.

YARDIMCILAR GELDİ

THY'de son yıllardaki en önemli değişim, gidenlerin yerine hemen yardımcılarının gelmesi şeklinde oldu. Bu da şirketin yapısal olarak ikinci adamlarını, birinci göreve hazırlama aşamasında yöneticilerin iyi bir yaklaşım izlediklerini ortaya çıkardı. Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Cem Kozlu ve yönetim kurulu üyeleri de bu sayede çok önemli boyutttaki değişimi önceden rahat planlayarak sonuca ulaştılar. Kritik noktalardaki değişimin çok önemli bir olay olduğunu vurgulayan Genel Müdür Yusuf Bolayırlı, ' Giden çalışma arkadaşlarım ve yeni göreve başlayanlar Türkiye'nin en önemli, bayrak taşıyıcısı kurumunda çalışmanın sorumluluğunun bilincini hep taşıdılar ve taşıyacaklar' dedi.


Oktay Kaptan uçuş hayatına Kasım 1956'da İzmir'de başladı. Eskişehir 114'üncü Filo'da hem RF-84'lerde keşif pilotluğu hem de T-33 uçaklarında öğretmen pilotluk yaptı. Hava Kuvvetleri'nde ve THY'de uçmadığı uçak tipi kalmadı. Birçok VIP seferinde cumhurbaşkanı ve devlet adamlarını uçurdu. Son olarak Başbakan Bülent Ecevit'i Amerika'ya götüren de oydu.


Kolko Kaptan 44 yıllık pilotluğunda 7 bin saati Hava Kuvvetleri'nde toplam 26 bin saat uçtu. Kendi deyimi ile 'Ne bir lastik patlattı, ne de kullandığı uçakların bir vidasına bile zarar verdi.' THY'de Eğitim ve Kontrol Pilotluğu, Eğitim Müdürlüğü de yapan Kolko Kaptan 1997'den bu yana Uçuş İşletme Başkanlığı görevini sürdürüyordu.


VEDA


Nasıl bir duygudur? Bilmiyorum.

Bir sefer dönüşü, 270 tonluk uçağın hakimiyetini bırakmak.

Kontrolünü elinde tuttuğun dev bir uçağa artık yolcu olmak...

Nasıl bir duygudur.

İnsanın kimyasını bozan bir veda.

Oktay Kaptan ve Kolko Kaptan böyle bir vedayı yaşadılar.

Dünyanın dört bir yanına uçtukları uçaklarından ayrıldılar.

Aslında her ikisi de emekli olmuşlardı. Bu emeklilik yaş haddini doldurmaktan kaynaklanıyordu. Yani kurallar böyle emrediyordu.

Bıraksanız daha yıllarca uçarlardı.

Ben bunu birçok pilotun vedasında, gözlerinde gördüm.

Gökyüzünün büyüleyici tutkusundan vazgeçmenin dayanılmazlığını yaşayanları gördüm.

Yüksek hakimiyetin bitişine tanık oldum defalarca.

Nasıl bir duygudur...Bilmiyorum.

Koca bir uçakla yol ayırımına gelmek. İnsanın hayatını kaybetmesi kadar korkunç mu?

Hiç kuşkusuz değil.

Ama galiba ondan da beter...

İki yakın dostum, iki yıldız göklere veda etti.

Türkiye'nin 1 numaralı markası THY'den ayrıldılar.

Pilotluklarını kazasız, şirketlerine zararsız bitirdiler ve mutlu bir günle noktaladılar.

Şimdi yeni bir hayata uçuyorlar.

Böyle bir uçuş nasıl bir duygudur, bilmiyorum.


USAŞ’tan hijyen dersi

Havayolu ikram şirketi Gate Gurme USAŞ, ilköğretim öğrencilerini hijyen, sağlık ve aşçılık gibi konularda bilgilendirmek amacıyla bir çalışma başlattı. 15 Işık İlköğretim Okulu öğrencisi USAŞ'ın Atatürk Havalimanı'ndaki tesislerini ziyaret etti.

Yürütme Kurulu Başkanı Muhammed Hammam tarafından karşılanan öğrenciler, Hijyen ve Kalite Müdürü Doç.Dr. Nezih Müftügil'in rehberliğinde mutfakları gezdi, hijyen ve sağlık konularında bilgiler aldı. Daha sonra öğrenciler pasta ünitesinde kendi pastalarını yaptılar. Bu gibi gezilerin çocukların bilinçlenmesini sağladığını söyleyen Muhammed Hammam, 'Amacımız küçük yaşlarda hijyen ve sağlığın önemini vurgulamak.' dedi.



Avro’dan THY’ye ödül

İngiliz bölgesel yolcu uçağı imalatçısı Avro şirketi Türk Hava Yolları'na en iyi işletmeci ödülü verdi. Yüzde 99.6 sefere verilebilirlikle THY tüm dünyada kullanımdaki 400 adet RJ uçağı filosunda en yüksek oranı yakaladı. Ödülü THY adına Genel Müdür Yusuf Bolayırlı Avro Müşteri Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Bruce Jones'tan aldı.

1993'ten bu yana THY'nin RJ100 ve RJ70 uçaklarını işlettiğini belirten Yusuf Bolayırlı, 'Türkiye'nin en zorlu meydanlarında kullandığımız RJ serisi uçakların arızasız sefere verilebilirliğinde çok iyi bir rakam yakaladık. Aldığımız ödül bunun bir göstergesi. RJ uçaklarının bakımından edindiğimiz tecrübeyi yurtdışındaki diğer havayollarına satıyoruz.' dedi.

THY filosunda 9 RJ100, 3 adet de RJ70 uçağı bulunuyor. Bu uçakların her biri günde ortalama 8 uçuş gerçekleştiriyor. RJ filosu hizmete girmeye başladığı 1993'ten bu yana toplam 194 bin 393 saat uçuş ve 169 bin 13 adet iniş gerçekleştirdi.



Malezya yeniden uçuyor

Uçuşlarını bir süre önce yolcu azlığından durduran Malezya Havayolları 1 Nisan'dan itibaren tekrar Kuala Lumpur-İstanbul seferlerine başlıyor. Yolcu trafiğinin düzelmeye başladığını belirten Malezya Havayolları Satış Müdürü Mustafa Aksak, yaz sezonuyla birlikte haftada iki gün Boeing 777'lerle uçmaya başlayacaklarını söyledi.

Malezya Havayolları uçuşların tekrar başlaması nedeniyle İstanbul'dan yapılacak ilk iki seferde Kuala Lumpur, Singapur, Bangkok, Phuket, Langkawi first class 1199, business 899, ekonomi ise 399 dolarlık promosyon fiyatı uygulayacak.

Haftanın iki günü karşılıklı gerçekleştirilecek seferde Pazartesi ve Çarşamba günleri saat 13.30'da havalanacak Malezya uçağı ertesi gün saat 07.05'te Kuala Lumpur'a inecek. Kuala Lumpur'dan ise seferler Pazar ve Salı günleri yapılacak.
X

Gökyüzü elektriklendi

Çok sayıda elektrikli uçak çalışması var. Bunların en ciddi ve uzun vadeli geliştirilecek olanların başında Rolls-Royce’un ACCEL projesi geliyor. Ve gerçeğe hızla yolculuk yapıyor. Amaç sıfır karbon salınımı ile geleceği daha güzel yapmak. Bugünkü jet motorlarında da bu konuda geniş çalışmalar yapan Rolls-Royce, Accel Proje lideri Matheu Parr ile mükemmele yakın bir çalışma yaptı. Hedef saatte 500 kilometreye ulaşmak.

ELEKTRİKLE gökyüzünde dünyanın en hızlı uçağı olma yolunda en ciddi adım atıldı. Rolls-Royce’un Spirit of Innovation uçağı hız rekorunu kırmak için neredeyse bütün hazırlıkları tamamlandı. 500 beygir elektrikli güç aktarma grubundan aldığı ivme ile pistte hareket eden uçak yeni nesil kentsel hava hareketliliği konseptine olanak sağlamak için geliştirildi. İleri enerji depolama teknolojisine sahip uçak gökyüzüne ve çevresine hiçbir zaman zarar vermeyecek. Hız için hedef ise saatte 500 kilometreye ulaşmak. Rolls-Royce’nin ACCEL projesinin lideri Matheu Parr sorularımı şöyle cevapladı:



Rolls-Royce’un ilk elektrikli uçağının ardındaki hikâye ve projenin hedefleri nedir?

Sürdürülebilir gelecek yaratma konusunda, dünyanın önde gelen endüstriyel teknoloji şirketlerinden biri olarak, önemli bir görev üstlendiğimize inanıyoruz. Sürdürülebilirlik yaklaşımımız, toplum ve çevre üzerindeki etkilerimizi anlama üzerine şekilleniyor. Sürdürülebilir bir geleceğe yönelik yapabileceğimiz en önemli katkı, ürün portföyümüzün karbon etkisini azaltarak, faaliyet gösterdiğimiz sektörlerin sıfır karbonlu geleceğe geçiş sürecini hızlandırmak olacak. Dünyanın en hızlı ve tamamen elektrikli uçağını geliştirmek, stratejik planımızın önemli bir halkasını oluşturuyor. Bu uçak, 2018 yılında Farnborough Air Show’da lansmanı yapılan “Accelerating the Electrification of Flight” yani ACCEL adlı girişimimizin bir parçası olarak hayata geçiriliyor.

Yazının Devamını Oku

New York kendine geliyor

Koronavirüs New York’u öyle bir vurmuş ki, bir türlü toparlanamıyordu. Yüksek aşılama sayesinde birkaç gündür kentte hareket aşlamış. Ama çoğu yer hâlâ kapalı. Otellerin açık olanları birkaç katını çalıştırıyorlar. Diğer katlar kapalı. Lokantalar, kafeler açılmışlar ama önceki müşterilerinin dörtte birini bile yakalayamıyorlar. Kentin havası hâlâ puslu. Canlanma için yarın çok uzak değil ama yakın görünmüyor.

Abartmayacağım ama bir kentin küllerinden yeniden doğmaya çalıştığını gördüm. 11 Eylül, İkiz Kuleler’e saldırıda da New York’daydım. Birkaç ayda kent toparlandı. Ama şimdi öyle değil. Caddeler yeni hareketleniyor. Pandemide sokaklar, kaldırım taşları, trafik ışıkları uzun günler, haftalar aylar dinlenmişler. Hala yollarda o eski trafik yok. Kalabalıklar yok. Bu yüzden New York sakinleri kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmeye başlamışlar.

Kentin sesinin parçası olan ambulanslar itfaiyeler eskisi gibi her dakika bağrışarak geçmiyorlar. Pandemi de çok can kaybı yaşanmış, hastanelik olanlar taşınmış. Ama şimdilerde çok insan evlerinde. Evde olanlar öyle ocağın altını yanık bırakıp bir yere çıkmadıkları için ev yangınları da azalmış. İtfaiyenin vahşi sirenleri bu yüzden yok. Ambulanslara da eskisi kadar fazla iş düşmüyor.



OTELLER KAPALI

Zenginlik şehrinin siniri bozulmuş. Devasa marka otellerin bazıları hiç açılmamış, bazıları ise birkaç katı açmışlar. Restoranlar ve kafeler açılmak için acele etmişler ama dolulukları çok düşük. Central Park bile insanlarını bekliyor. Mağazalara girdiğinizde stoklar çok azalmış. Belli ki yeni mal almıyorlar. Bir gömlek almak istedim, kaç dükkan gezdim ama bir çırpıda medium beden bulamadım. Bazı mağazaların hala bazı bölümleri kapalı tutuluyor.

Yazının Devamını Oku

Tek çare milli muharebe uçağı

Ekonomik olarak en geride kalan ülkeler dahi mutlaka savaş uçağı alıyor. Yemelerinden içmelerinden kesilerek alınan bu savaş uçaklarıyla satın alındıkları ülkelere uzun yıllar bağımlı kalıyorlar. Yedek parçadan pilot-teknisyen eğitimine, yazılıma kadar sürekli avuç dolusu para harcanıyor. Kendi savaş uçağınızı yapamadığınız sürece yakayı kaptırıyorsunuz. Türkiye de bu yönde attığı adımlarla dikkat çekiyor...

KARADA ya da denizde yapılan savaşlar mutlaka hava desteği ile desteklenmek zorunda. Hava sahalarını mutlaka korumak istiyen ülkelerin savaş güçlerinin en yeni ve en iyi savaş uçaklarına olmaları gerekiyor. Yani silahlarla donatılmış güçlü motorları olan ve gizli yetenekleri ile öne çıkan 5’inci nesil savaş uçakları sıralamada önde yer alıyor. Hava sahasını korumak isteyen her ülke, hava kuvvetleri filosunda en yeni ve en iyi savaş uçaklarına sahip olmalıdır. Şu anda, en yeni silahları, güçlü motorları ve gizli yetenekleri ile 5. nesil savaş uçakları en gelişmiş olanlar. Birçok ülke altıncı nesil savaş uçağı geliştirmek için çalışmalar yapıyor.

BELKEMİĞİ KONUMUNDA

Hali hazırda birçok ülke tarafından 6. nesil savaş uçakları geliştirmeye başlarken, dördüncü nesil savaş uçakları dünyada hava kuvvetlerinin çoğunluğunun belkemiği olmaya devam ediyor. Dördüncü nesil savaş uçakları, modern savaş alanında etkili bir savaş gücü haline getirmek için yeni teknolojiyle yükseltilebilir. Bu uçaklar genellikle 4+ veya 4++ nesil savaş jetleri olarak adlandırılır. Motor gücü, gelişmiş silah sistemleri yüksek performanslı avionikleri, ileri düzeyde uçuş kontrol ekipmanları, düşman radarlarına görünmeme gibi yetenekleri en iyi savaş uçakları sıralamasının ana başlıklarını oluşturuyor.

BAYRAK HEYECANI

Uzun yıllar önce Singapur Havacılık fuarında F35 uçağının kokpit mock-up’ına bindim. Gövde altına doğru projeye katılan ülkelerin bayrakları vardı. Türk Bayrağı’nı görünce de çok heyecanlanmıştım. Nerden nereye. Uçak yapıldı, biz projeye katkı olarak vermemiz gereken paraları ödedik. Türk Bayraklı olarak teslime hazırlanan uçakları da gördük. Ama ABD uçakları vermedi. Türkiye hala üstün kalitede birçok parçayı bu uçak için üretiyor, henüz bu durdurulmadı. Tanesi 100 milyon doların üstünde olan uçaklar için sanırım ölüp bitmiyoruz. Türkiye bir yolcu uçağı yapmak yerine beşinci nesil ve belki daha fazlası kendi savaş uçağını MMU’yu gerçekleştirmek için çaba harcıyor.

HAREKET KABİLİYETİ

Savunma Sanayi Başkanı İsmail Demir bu projenin en sıkı takipçisi. Geçtiğimiz günlerde açıklama yapan Türkiye’nin dahi çocuğu İHA ve SİHA yapımcısı Selçuk Bayraktar’a katılıyorum. Tam olarak böyle olmasa da çok benzeri bir cümle ile, “Verilmemesi belki de daha iyi olur” dedi. Çok haklı, o uçağı aldığınızda yazılımı size belli noktalar arasında sınırlı hareket kabiliyeti veriyor. Öyle çok başınızın sıkıştığı bir çok yerde kullanamıyorsunuz. Ruslardan yeni nesil savaş uçağı alalım dedik. Kendi milli yazılımımızı yüklemek istedik. Onlardan da ‘hayır’ cevabı geldi. Tek çare hızlı şekilde Milli Muharebe uçağımızı yapmak. Dünyanın dört bir yanındaki Türk mühendislerinden yararlanmak. Parayı pulu düşünmeden bu işi yapmak gerekiyor. Belirlenen tarihten bir yıl önce bile uçurulsa bütün dünyanın radarları üzerimize döner.

İŞTE EN GELİŞMİŞ 5 SAVAŞ UÇAĞI

Yazının Devamını Oku

İlk 'Beyaz Balina' emekli oldu

Airbus’ın fabrikalar ile tedarikçiler arasında dev uçak parçalarını taşıyan uçağının adı Beyaz Balina. İlk yapılan uçak yıllarca yüzlerce uçağın parçasını taşıdı. Ama artık yoruldu ve emekliye ayrıldı. Şişkin gövdeli uçak hacimli parçaları taşımak için zaman zaman Ankara’da TAI tesislerine de geldi. Şimdi o BelugaST emekli, bir kenara itilmedi tabii. Ama ne yapılacağı henüz bilinmiyor.

Fransa’nın Toulouse kentinde Airbus fabrikalarının apronunda ilk gördüğümde şaşkınlık içinde kalmıştım. Zeplin gibi şişme bir uçak bir kenarda duruyordu. Ağzı açılmış içinden devasa uçak parçaları indiriliyordu. Şaşkınlığımı size anlatamam. Sonra yanına gittim. Ben gittikçe o büyüdü. Dokunabildiğimde sadece birkaç metrelik alanı görebiliyordum. Başımın üzerinde bir apartman gibi yükseliyordu. Tırmanıp içine girdim. Koca bir boşluk. Hiçbir kargo uçağının içi bu kadar heybetli değildi. Sanırım 1996 yılıydı. Beyaz Balina (Beluga ST)-(Super Transporter- Süper taşıyıcı) ilk uçuşunu aslında 13 Eylül 1994 yılında yapmıştı. Büyük ebatlı, hacimli bir kargo taşımacılığı için yapılmıştı. Avrupa’nın farklı noktalarından Airbus’ın üretim merkezleri arasında mekik dokuyordu.



A300-600’DEN GELİŞTİRİLDİ

Airbus tasarımcıları, mühendisleri başarı ile uçan A300-600 uçağını şişirmişlerdi. Bir balon gibi şişmişti. Heybeti Zeplin’e yaklaşmıştı. A300-600ST, doğrudan Airbus A300-600R’den türetilen Airbus Industrie uçak ailesinin bir üyesi olmuştu. 25 Ekim 1995’te DGAC’den sertifikasını aldı. Olağanüstü özellikleri ile ağır ve hacimli kargo yüklerini taşımayı mümkün kılan Airbus Super Transporter (süper taşıyıcı), 47 tonluk kargo kapasitesi ile mevcut herhangi bir uçağa göre en geniş yük bölmesine sahip. Maksimum kalkış ağırlığında menzili 1.667 km ve 47 ton yük taşıyabiliyor. 40 ton yük ile menzili 2.779 km’ye çıkıyor. 26 ton yük ile menzili 4.632 km’ye kadar artıyor. Ağırlıktan çok hacimli uçak parçalarını taşıması için yapılan ilk uçak yıllarca Airbus merkezleri ve tedarikçileri arasında mekik dokudu. Yoruldu ve özel bir törenle emekliye ayrıldı. Ama diğer imal edilen BelugaST uçakları uçmaya devam ediyor.

Yazının Devamını Oku

Birbirimizi görmeden uçacağız

Pandeminin etkisiyle havayolu yolcuları çok daha fazla sıkıntılı olmaya başladı. Kimsenin, yanındaki yolcuya tahammülü yok. Kabin tasarımcıları da bunun farkında. Şirketler her yolcuya bir özel alan oluşturabilmek için sınırları zorluyor. Yeni koltuklar ciddi bir rekabet oluşturabilir.

KORONAVİRÜS salgının getirdiği korku uçak koltuklarının yeniden tasarlanmasını da zorunlu yapıyor. Tasarım şirketleri yolcuların birbirinin yüzlerini görmeden uçmaya razı olduklarını ileri sürerek çalışmalar yapıyorlar. Öksürme-aksırma, yemek yeme gibi durumlarda yolcuların birbirlerinin yüzüne bakmamak için yaptıkları davranışlar uçak içi tasarımcılarının ana hareket noktası oldu. Business sınıfı koltukların oluşturulmasında çok büyük sorun görünmüyor. Genellikle iş seyahati yapanların zaten uçak yolculuklarında koltuklarını kendi süitleri olarak hissetmeleri ve çevreden enterne bir bicimde uçmak istemeleri biliniyor. Son yıllarda B787 ya da Airbus 350 uçaklarının Business sınıflarındaki koltuk tasarımları hep böyle yapıldı. Türk Hava Yolları’nın hem B787 hem de A350 uçaklarındaki Business koltukları başta klostrofobik gibi görünse de pandemi döneminde yolcuların beğenisini kazandı.

EKONOMİDE İŞ ZOR

Yeni kabin tasarımlarının yolcu güvenini kazanmada önemli bir faktör olacağı fikri, ekonomi sınıfı koltuklar içinde yeni tasarımları öne çıkarmaya başladı. Bu konuda ciddi bir rekabet oluşabilir. Tasarımcılar yaptıkları çalışmaları şimdilik gizli tutuyorlar. Ekonomi koltuklarını diyagonal olarak kabinde yerleştirmek oldukça zor. Yapılsa bile koltuk sayısında ciddi bir azaltma gerektiriyor. Tasarımcılar bir koltuktaki yolcuyu yanındakinden izole edebilmek için en fazla baş koyma yerlerinin yanlarını yarım daire şeklinde açarak-genişleterek yolcuların birbirini görmemesi fikrinden yola çıkarak çalışıyorlar. Ancak yan yana 4-5 koltuk diziliminde bu iş için çok sınırlı bir imkan var. Daha geniş koruma yanakları oluşturmak zor. Yapılsa bile acil bir durumda uçaktan tahliyeyi zorlaştırması gündemde. Yine de tasarımın sınırları yok.

Yazının Devamını Oku

PCR test fiyatları yolcuları zorluyor

Bir ülkeye gidiş ve dönüşte yapılan PCR testleri bazen uçak bilet fiyatlarını katlıyor. Dört kişilik bir ailenin yurtdışına gidip gelmesinde verecekleri test parası 500-1000 doları buluyor. Seyahat şirketleri bu yüzden ne yapacaklarını bilemiyorlar. Yolcular neredeyse bilet fiyatlarından önce test ücretlerinin hesabını istiyor.

PCR testleri birçok ülkede sağlık kuruşları için ciddi bir gelir kapısı haline geldi. Ayrıca en fazla 72 saat önce yapılması gereken testler uçak yolculuklarını allak bullak etti. Havalimanlarındaki test kuyrukları çileye döndü. Eyaletlere göre değişmekle birlikte Amerika’da bir test için 200 dolar isteniyor. Bu rakam Dubai’de 100 dolar, Avrupa’nın birçok yerinde 70 Euro, Maldivler’de 200 dolardan aşağı düşmüyor. Bizde 250 TL ile en makul fiyat uygulanıyor. Ama sonucu çok hızlı ve VIP sınıfı isteğiniz olursa 400 TL’ye çıkıyor.



BİN DOLARI BULUYOR

Ucuz bilet bulduk diye sevinen ve yakın bir ülkeye gitme fırsatı bulan 4 kişilik bir ailenin gidiş ve dönüşte verecekleri test parası 500-1000 doları bile buluyor. İngiltere’de yapılan 4 kişilik bir ailenin ucuz biletle Kanarya Adalarına gidip gelmeleri için ödedikleri bilet fiyatı ortalama 1600 sterlin. Ama tatil uçuşu için ödemeleri gereken toplam test ücreti 1400 sterlin civarında.

DAYANILIR GİBİ DEĞİL

Yazının Devamını Oku

Boeing 737 MAX ile uçtum

Birbiri ardına ölümlü kazalar yapmış bir uçağın benzerlerine binerken elbette insanlar tedirgin olurlar. Ama uçağın başına gelenler Boeing’i bana göre daha da güçlendirdi. Dikkatleri çok daha fazla yoğunlaştı. 737 MAX’in adının değiştirilmesi de düşünüldü. Ama sonra vazgeçildi. Tek koridorlu uçakların pandemide şanslarının parladığı bir dönemde MAX’lerin devreye girebilmeleri belki de bir şans oldu.

YOLCULARDAN bazıları hangi uçağa bindiklerini biliyordu. Ama çoğu, daha iki yıl önce ölümle biten kazalara yol açan bir uçağa, Boeing 737 MAX‘e bindiklerinin farkında değildi. Bir panik havası yoktu. Yolcuların çoğunda endişeli bir bakış da yoktu. Bense Boeing 737 MAX-8 uçağının bütün hikayesini biliyordum. Başından büyük sorunlar geçmiş uçakların daha sonraki yıllar çok güvenilir hale getirildiğini de biliyordum. Üstelik bu uçak dünyada en hızlı satış yapmış bir uçaktı. İlk uçuşa tedirgin olmadan gittim. Haftalardır THY Basın Müşaviri Yahya Üstün’ün başının etini yedim, ilk uçuş için. Uçak için izin çıkınca yapılan ilk uçuşa katıldım. İstanbul Havalimanından Ankara Esenboğa’ya ve sonra tekrar İstanbul’a çok mutlu bir uçuş yaptık. Türk Hava Yolları’nın elinde toplam 24 adet 737 MAX uçağı var. 12’si İstanbul’da diğerleri ise hazır olarak Boeing Seattle fabrikası apronunda bekliyor.

KALKIŞ ÖNCESİ

Uçağımız TC-LCA havalimanına gittiğimde hazırdı. Uslanmış, yazılım sancıları bitmiş, orada öylece duruyor, yolcularını bekliyordu. Yepyeniydi. İlk geldiği gün gibi tertemiz korunmuştu. İlk uçuşu THY Genel Müdürü Bilal Ekşi ile yaptık. TK 2138 olarak gerçekleştirilen İlk uçuşun ekibi Mesul Kaptan Pilot İlyas Çağlar Koçer, ikinci pilot Çağdaş Efe Balın, kabin ekibi Necim San Baran, Melda Öztekin, Osman İbili, Neslihan Özay’dı. Yanımda THY Basın’dan Selim Türk vardı ve bütün fotoğrafları titizlikle çekti. Kaptanımız ayrıca Boeing 737 tip şefiydi. Yani sistemin bayrağını taşıyordu. Heyecanla kalkışı bekledim. Uzun bir koşudan sonra uçak teker kesti. Mükemmel bir tırmanışla İstanbul Havalimanı’ndan yükselmeye başladık. Uçağın tırmanışı hızlı ve çok güzel bir açı ile gerçekleşti. 8 bin metrenin üzerine çıktık. Saatteki hızımız kısa sürede 800 kilometreyi aştı. Ankara yönüne dönüp, düz bir rota izledik. Bir butona basıp hidrolik olarak yükselen masamı açtım. Hala eğim olduğu için masa bana doğru kayıyordu. Genel Müdür Bilal Ekşi’ye masanın neden durmadığını sordum. Dedi ki, ‘Tam göbek noktasına gelince otomatik duruyor. Gülüştük.

GÜZEL UÇUŞ

Hava sakindi. Kalkıştaki sis aşağıda kalmıştı. Bulutların üzerindeki güneş içimizi aydınlattı. Saat 10.09’da kalkmıştık. Uçakta 84 yolcu vardı. Tam da planlanan saatte Ankara Esenboğa Havalimanı altımıza serildi. Yine güzel bir alçalma ile pist başına indik. Kaptanlarımız zamanında reverse açtı ve zorlamadan uçağımızı durdu. Yolcular mutluydu. 737 MAX uçağı Türk hava sahasında yurtdışında yaşanan kazaların ardından ilk yolculu uçuşta harika bir performans sergilemişti. Sanki o 346 kişinin hayatını kaybettiği iki uçuşun uçağı değildi. Bence şimdi dünyanın en güvenilir uçaklarından biri olmuştu. Ben uçtum, siz de uçun. Gökyüzünün yeniden doğan zarif çelik kuşu sizi güvenle taşıyacaktır.

SÜREKLİ TEST EDİLDİ

Yazının Devamını Oku

10 bin uçak hâlâ yerde

Birçok havayolu her gün yeni uçuşlarla ilgili açıklama yapıyor. Ama bu arada başka uçuşları da iptal etmek zorunda kalıyorlar. Tek koridorlu uçaklar daha fazla uçarken geniş gövdeli uzun menzilli uçakların çoğu yerde. Şu anda dünya çapında 10 binden fazla uçak yerde.

Havayolu şirketleri ne yapacaklarını bilemez halde. Tam uçuşa başlıyorlar, bakıyorsunuz değil bir hafta sonra ertesi gün o uçuş yasaklanıyor. Şu anda dünya çapında 10 binden fazla uçak yerde. Uçmuyorlar. Ama bakımları yapılıyor. Zaman zaman değiştirilerek uçuruluyor. 2019 yılında uçan uçakların ancak yüzde 61’i uçuşlarını yapıyor. Bu oran sık sık düşüyor ama artmıyor. Belki yaz aylarında biraz daha artış olabileceği düşünülüyor ama daha uzun süre yerde kalan uçak sayısı azalacağa benzemiyor. Şirketler yerde kalan uçaklarını daha fazla yerde tutup bir bozulma olmaması ve uçuşa elverişlilikleri kaybetmemek için de avuç dolusu bakım parası harcıyorlar.



ZOR DURUMDALAR

Şu sıralarda dünyada toplam uçan uçak sayısı günlük oynamalar göz ardı edilirse toplam 21 bin civarında. Yapılan son araştırmalara göre Kuzey Amerika Merkezli Havayolu şirketlerinin 2 bin 937 uçağı yerde park pozisyonunda bekliyor. Avrupada 3 bin 500’den fazla uçak yerde ve bunların büyük bölümü geniş gövdeli, çift koridorlu, uzun menzilli uçaklar. Güney Amerika’da yerde duran uçak sayısı 650, Ortadoğu ve Afrikada ise bu sayı bin 100 civarında. Asya-Pasifik Bölgesinde ise 2 binden fazla uçak uçmuyor. Geniş gövdeli uzun menzilli uçakların yerde kalmasından sonra uçuşları yoğunlaşan dar gövdeli uçakların lideri ise Airbus’un 320 ailesi uçakları oldu. Filosunda ağırlıklı olarak geniş gövdeli uçaklar bulunan havayolu şirketleri ise gerçekten çok zor durumda. Bu tür havayolları, özellikle Asya-Pasifik ülkelerindeki şirketlerin hala filolarının yarısından fazla yerde.

İÇ HATTIN FAYDALARI

Yazının Devamını Oku

Yükselen taleple bilet fiyatları da artacak

Özellikle temmuz ayına doğru yolculuklarda ciddi artışlar bekleniyor. Pandeminin büyük baskısı altında ezilen havayolu şirketleri de fiyatlarını arttırmanın peşine düştü. Daha şimdiden Amerika’da ve bazı Avrupa ülkelerinde uçak bilet fiyatlarında yüzde 7’lik bir artış gözleniyor. Elbette yolcu arttıkça önce bilet fiyatları, ardından otel fiyatları yükselmeye başladı.

Önümüzdeki aylarda pandemi istenilen derecede yavaşlamasa da havayolu yolculuğunda ciddi artışlar yaşanacak. Hele de ülkelerin aşılama sayılarında hızlı bir yükseliş olursa daha fazla kişi seyahat için harekete geçecek. İşin doğasında var. Uçuş isteği arttıkça fiyatlarda artacak. Şimdiden temmuz ayı için birçok havayolu şirketi önceden ilan ettiği düşük fiyatlardan vazgeçiyor. Uçaklardaki ucuz biletle alınabilecek koltuk sayısı azaltılıyor. Seyahat ücretleri artıyor. Ve artmaya devam edecek. Uçakları, oteller, oto kiralama gibi birçok şirket izleyecek.



ŞİRKETLER DİRENECEK

Bastırılmış seyahat kısıtlamaları daha önceden tatil programı yapmayanları bile harekete geçiriyor. Aylardır zamanın büyük kısmını evlerinde geçirenler, uçak yolculuğu yapmayanlar şimdiden rezervasyon için harekete geçtiler. Pandemi boyunca en güvenilir yolculuğun havayolu yolculuğu olması ve bunun dünyada iyi anlatılması da sistemin hızlı harekete geçme şansı bulmasını sağladı. Öyle 29.99 dolarlık biletleri bence unutun. İlan edilse bile kısa sürede bu fiyattan satışların bittiği duyuruları ile karşılaşacaksınız. Havayolları, havalimanları, seyahat acentaları gibi kuruluşlar milyarlarca liralık zararın altından kalkmak, yeniden iflasla burun buruna gelmemek için fiyat artışlarında direnecekler.

ERKEN Mİ ALINMALI?

Yazının Devamını Oku

Başkanın sigortası

Geçen hafta THY’nin yeniden yönetim ve icra kurulu başkanı seçilen İlker Aycı, 2018’de kargonun yıldız olacağından bahsediyordu. Geçmişte sigortacı olan başkan İlker Aycı, pandemi sürecinde kargo ile şirketin bir tür sigortasını yapmış oldu aslında. Kasadaki nakiti de harcamayarak zor zamanların sigortası için tuttu.

İlk kez yıllar önce İstanbul-San Francisco uçuşunda tanıdım İlker Aycı’yı. Hiperaktif bir insandı. Kendi kendime ‘tamam’ dedim, şirketteki pusuların üzerinden kolayca atlar. Sonra sigorta tecrübesini öğrendim. O zaman da sistemin sigortasını elinde tutacağına inandım. Sonraki zamanlar iyi dost olduk. Fırsat buldukça sohbetler yaptık.



Geçen sürede başına gelmedik kalmadı. Önce Atatürk Havalimanı bombalandı. Olaydan 5-6 saat sonra THY yeniden operasyonlarına başladı. Ardından daha neler neler. Ülkenin içini acıtan olaylar zincirleme yaşandı. Hele bir de İstanbul Havalimanı’na asrın taşınması. Kamuoyunda çuvallayacaklar denildi ancak bir başarı hikâyesi ortaya çıktı. Son nokta pandemi oldu ve havacılık olduğu gibi yere indi.

EN İYİ ANLAŞMA

İlker Aycı, geçen cuma THY’nin yeniden Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı seçildi. 2018 yılında kargonun yıldızlaşacağından bahsediyordu. Eski sigortacı, kargo ile şirketin bir tür sigortasını yaptı. Kasasındaki nakiti harcamadı. Zor zamanların sigortası için tuttu. Devasa ve bağlayıcı yeni uçak alım anlaşmaları yapılmıştı. Kavga etmeden, kırıp dökmeden fabrikalarla anlaştı. Hatta Boeing’le uçuşları yasaklanan 737 MAX’ler konusunda kullanıcı olarak en iyi anlaşmayı yaptı.

Yazının Devamını Oku

Aşı pasaportunu kaptırmayalım

Geçtiğimiz günlerde koronavirüse karşı yapılan aşının ikinci dozunu yaptırdım. Daha aşı odasından yeni çıkmıştım ki, e-Nabız uygulamasına aşı kartım Türkçe ve İngilizce barkodlu olarak geldi. Bence bu dünyadaki en sağlam devlet kontrollü aşı pasaportu olarak kabul edilmeli. Yetkililerin IATA ve Avrupa Birliği nezdinde bu aşı pasaportunu kabul ettirmek için elinden geleni yapması gerekiyor.

Avrupa ülkeleri Çin aşısını aşı pasaportu sınıfına almamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Aşıyı itip kakarken, kullandıkları aşıların birinde ciddi sorunlar da çıktı. Gerçi 5-6 milyon uygulamada bir görülen kan pıhtılaşması gibi sorunların önemsenmeyeceği Dünya Sağlık Örgütü’nce vurgulanıyor. Ama belli ki tartışmalar sürecek. Önemli gelişme, ayırımcılık iddialarına rağmen aşı pasaportu giderek önem kazanıyor. Sanırım belli bir süre içinde iki doz aşı yaptırmış ve üzerinden 14 gün geçmiş kişiler bu pasaportlarla çok daha rahat havayolu yolculukları yapacaklar.



HARİKA ORGANİZASYON

Türkiye hem aşılamada, hem de uygulama öncesi ve sonrasında harika organizasyonlar yaptı. Birebir tanığı oldum. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bana göre bu müthiş organizasyonu ile dünyada işi en ciddi götüren lider kişi. Geçtiğimiz günlerde ikinci doz aşıyı Acıbadem International Hastanesi’nde yaptırdım. Aşı odasından çıktığımda, daha 1 dakika geçmeden e-Nabız uygulamama aşı kartım Türkçe ve İngilizce ve barkod’lu olarak geldi. Bence bu dünyadaki en sağlam, devlet kontrollü aşı pasaportu kimliği olarak kabul edilmeli. Şimdi bakanlık IATA seviyesinde, Avrupa Birliği nezdinde Türk aşı pasaportunu kabul ettirmek için elinden geleni yapmalı. Milyonlarca doz aşı yapıldı ve sonuçları artık bilimsel makalelerin yer aldığı dergilerde olmalı.

AYRIMCILIK BAŞLAYACAK

Yazının Devamını Oku

Tatilcilerin hedefi temmuz ayı

Tatil erken başlamayacak. Yani yurtdışı uçuşlar için ülkelerin bir açılıp bir kapanması tatilcileri de tedirgin etti. Hedefin ağırlıklı olarak temmuz ayı olduğunu görüyoruz. Tabii ki ne olursa olsun asla 2019 sayılarına yaklaşamayacak bir havayolu yolcu hareketi olacak. Turizmde yine yıldız Türkiye üzerinde.

Havacılık dünyasının ünlü turizm ve araştırma şirketi Skyscanner, temmuz ayında tatilcilerin yüzde 66’sının bir haftadan daha uzun bir süre evlerinden uzaklaşmak istediğini ortaya koydu. Yapılan rezervasyonlar izlenerek elde edilen sonuçlara göre bu yaz tatil için bastırılmış talebin en önemli öncelik olduğu ortaya çıktı. En uzun tatil için planlanan ülkelerin ilk sırasında ise Türkiye geliyor. Türkiye’ye seyahatlerin çoğu temmuz ayı için düzenleniyor ve rezervasyon başına ortalama 2.9 yolcu olarak göze çarpıyor. Çoğu rezervasyonun aileler ve gruplar için olduğu gözüküyor. Bir haftadan uzun seyahatler için yapılan rezervasyonların yüzde 76’sı Türkiye’ye. Türkiye, uzun yolculuklarda ilk sırada yer alıyor. Fiyatlar da 2020’ye göre yüzde 27, 2019’a göre yüzde 31 daha düşük.



İSPANYA GÖZDELERDEN

İspanya, tatilciler için kapıların açılış duyurusunun ardından bu yana İngiliz turistlerin en çok rezervason yaptığı destinasyonu. En popüler gidiş tarihi ise ağustos. Seyahatlerin çoğu bir hafta veya daha kısa süre ile planlanıyor. İspanya’daki en çok ziyaret edilen yerler ise Malaga, Palma ve İbiza adaları olacak. Fiyatlar şu anda yaz aylarında 2020’ye göre yüzde 25’e kadar ve 2019 yazına göre yüzde 11’e kadar daha düşük. Bir başka 2021 yaz sıcak noktası ise Yunanistan. Yunanistan’a yapılan rezervasyonların çoğu, ağustos ayında başlayan geziler için. Ortalama fiyatlar 2020 yazına göre yüzde 30 ve 2019’a göre yüzde 11 daha düşük. İtalya’ya 2021 yaz tatili için en popüler zaman temmuz ayı olarak görünüyor. Rezervasyon başına ortalama 2.2 yolcu çiftlerin veya iki arkadaşın bir İtalyan kaçamağı aradığını gösteriyor. Portekiz, gezginler arasında popülaritesini korurken, ailelerin en sevdiği temmuz ayında tatilin en popüler olduğunu kanıtladı. Bu seyahatlerin neredeyse yarısı için bir hafta veya daha kısa süreli rezervasyonlar yapıldı. Portekiz, 2020 yazından yüzde 34 daha ucuz ve 2019’dan yüzde 23 daha düşük fiyatlarla iyi imkân sunuyor.

MEVSİMSELLİK ETKİLİ

Yazının Devamını Oku

Havayolları 2021’i negatif geçirecek

Havayollarının zararları giderek büyüyor. 2021 çok da iyi geçmeyecek. Geride kalan koca bir yılın zararı belki birkaç yıl daha çıkmayacak. İflas eden şirketlerin sayısı da giderek kabarıyor. Bayrak taşıyıcı havayolu şirketlerinin tek umudu devlet destekleri. Ya da çok uzun vadeli krediler. Ama hiçbiri toparlanmayı yeterince hızlandıramayacak.

Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), havayolu endüstrisinin 2021 boyunca nakit negatif kalmasının beklendiğini gösteren bir analiz yayınladı. Havayollarının 2022’ye kadar nakitte pozitif olması beklenmiyor. 2021’de havayollarının toplam nakit kaybı için tahminler, önceden tahmin edilen 48 milyar dolardan 75 milyar dolara ve sonra yapılan projeksiyonlarla 95 milyar dolara yükseldi. IATA analizinin satır başları şöyle:



İŞTE SENARYOLAR

2021 için zayıf başlangıç: 2021’in ilk yarısının beklenenden daha kötü olacağı açık. Bunun nedeni, hükümetlerin yeni COVID-19 varyantlarına yanıt olarak seyahat kısıtlamalarını sıkılaştırması. Yaz için (temmuz-ağustos) ileri rezervasyonlar şu anda Şubat 2019’daki seviyelerin yüzde 78 altında kalıyor.

İyimser senaryo:

Yazının Devamını Oku

Olan bizim pilotlara oldu

Eski Nissan CEO’su Carlos Ghosn’un, Osaka’dan kaçırılması için kiralanan uçağın kaptanlarının hiçbir şeyden haberleri yoktu. Duruşmalarda bunu defalarca söylediler. İşi organize eden ticaret müdürü de pilotların haberi olmadığını vurguladı. Buna rağmen pilotlar göçmen kaçakçılığından 4 yıl 2’şer ay hapis ve 31 bin 40 lira para cezasına çarptırıldı. Cezalar kesinleşirse pilotlar hiçbir zaman uçamayacak.

Havacılık dünyası ilginç bir davaya tanıklık etti. Hakkında yolsuzluk suçlaması nedeniyle Nissan’ın eski CEO’su Carlos Ghosn Tokyo’daki evinde göz hapsinde tutuluyordu. Bunun için yargılandığı mahkemeye de 18 milyon dolar gibi bir kefalet ücreti yatırılmıştı. CEO bu davanın bitmeyeceğini ve sonunda mahkum olacağını düşünerek Japonya’dan kaçmaya karar verdi. Amerikalı eski özel kuvvetler görevlisini Michael Taylor ve George Antone Zayek’i kaçırma operasyonu için tuttu. Artık onlar mafya tipi işler yapıyorlardı. Bu yaygın bir durumdu.

2 KİŞİ BİNDİ, 3 KİŞİ İNDİ

İşi organize ettiler ve iki Amerikalı MNG grubundan kiralanan TC-TSR tescilli ultra uzun menzilli Global Express XRS uçağına Dubai’den binip Osaka’ya uçtular. Geç saatlerde aynı yolcular benzeri kargolarla tekrar uçağa geldiler. Uçakta iki yolcu vardı. Yanlarındaki müzik ekipmanları olan koca kutu Osaka Kansai Havalimanı handling (yer hizmetleri) şirketi ekiplerince bütün güvenliklerden geçirilerek uçağa yüklendi. Uçak İstanbul Atatürk Havalimanı Genel Havacılık apronuna indiğinde pilotlar ofise çağırıldı ve karanlık bir bölgeye park ettirilen uçaktan inen iki özel kuvvetlerden ayrılmış kişi hemen pasaporta gidip işlemlerini yaptırıp Atatürk Havalimanı Genel Havacılık Terminali’nden ayrıldılar. Uçakta pilotlar ve kabin ekibi yoktu. Uçağa Ticaret Müdürü Okan Kösemen gelip CEO Carlos’u alıp bir başka MNG işletmesindeki TC-RZA yani Reza Zarrab’ın eski uçağına bindirilerek Beyrut’a götürdü. İki kişinin getirildiği uçaktan üç kişi inmişti. Sadece CEO alınıp ikinci uçağa geçirildi. Öyle yapılmasının nedeni, uçağın Osaka-Beyrut uçuşu için uçuş planı doldurması Japon Sivil Havacılığı’nın dikkatini çekebilirdi. Bu yüzden aktarma yapıldı. Savcıda bunu böyle belirtmiş.

TİCARET MÜDÜRÜ YÖNETTİ

Operasyonun uçuş kısmını MNG’nin işine son verdiği Ticaret Müdürü Okan Kösemen yönetti. İddiaya göre o da eşi ve çocuğunu kaçırma tehdidinde bulunan Amerikalıların baskısı ile yapmıştı. Elbette ücretini aldığı da iddia edildi. Ama duruşmalarda hesaplarında rastlanan paraların şirketinin ikramiye olarak verdiği paralar olduğunu söyledi. Toplam 6 ay süren tutuklu yargılamalar sonucu MNG eski Ticaret Müdürü Okan Kösemen, kaptan pilot Noyan Pasin ve ikinci pilot Bahri Kutlu Sömek göçmen kaçakçılığından 4 yıl 2’şer ay hapis ve 31 bin 40 lira para cezasına çarptırıldılar. Elbette istinaf yolu açık. Diğer uçağın ekibi yani kaçağı doğrudan Beyrut’a götüren ekibin tamamı beraat etti. Duruşmalar bittiği için yazıyorum. Gerçi henüz kesin sonuca gidilmedi ama gelinen nokta havacılık hukuku için çok ilginç sorularla dolu.


Yazının Devamını Oku

Dünyayı küçültecek uçak

Hâlâ 10 saatten fazla bir uçuşla İstanbul’dan New York’a gidiliyor. Ama ‘Overture’ dünyadaki bu uzun uçuşlara son verecek. Elbette hemen değil. 2029’da yolcu taşımaya başlayacak olan yeni sessiz süpersonik uçak sınırlı sayıda yolcu taşıyacak. Uçak, diğerlerine göre 2 kat daha hızlı yol alacak. 10 saatlik İstanbul-Newyork uçuşu yaklaşık 5 saate düşecek.

Dünyanın en hızlı uçağı gelecek yıl tezgâha konacak. Şirketi ile birlikte tam adı: Boom Overture Supersonic Transport Airliner. Yolcu kapasitesi 65 ile 88 arasında değişiyor. Kalem gibi bir uçak, 60 metreden biraz daha fazla uzunluğa sahip. 7 bin 868 km öteye uçabiliyor. Saatteki hızı 2.2 Mach. Yani 2 bin 695 km. Şu anda uçtuğumuz bütün ticari havayolu uçaklarının süratinin iki katından da fazla. Örneğin 7 saatlik uçuşla gidilen Singapur-Dubai uçuşu 4 saate düşecek. İstanbul-New York uçuşu da 10 saat yerine yaklaşık 5 saat gibi olacak. Overture, süpersonik uçuşta kalıcı yeni bir çağın ilk yolcu uçağı olacak. Daha hızlı, daha verimli ve sürdürülebilir teknolojiyle Concorde’un mirasını geliştirecek.

ÇOK YÜKSEKTEN UÇACAK

Yeni nesil süpersonik yolcu uçağı 60 bin feet yüksekten uçacak. Yani seyir yüksekliği 20 bin metrenin üzerine çıkacak. Oysa yolcu uçaklarının çoğu 10-11 bin metre ya da biraz üzerinde uçarlar. Bazı özel jetler yani business jetler çok daha yükseğe çıkar. Ama hiç birinin uçuş tavanı 20 bin metre değildir. Bu uçakla tepeye çıktığınızda pencereden bakınca Stratosferik görünümler ortaya çıkar. Tavan yüksekliğinde seyir halindeyken yukarıdaki uzayın karanlığını ve aşağıdaki dünyanın eğriliği görülür. Yani dünya portakallaşır.

Geniş pencereleri olan uçağın içi bir hayli gün ışığı da alıyor. Koridorun iki tarafında pencere önlerinde business koltuk olan Booom Overture, özel eğlence sistemlerinin en gelişmişleri ile donatılacak. Uçağın dış yüzeyine konacak çoklu kamera sistemi ile aşağı ya da yukarı bakış seçilerek seyir doyumsuz hale gelecek. 2 pilot ve 5-6 kabin memuru standart uçuşlar için yeterli ekip sayısı olarak açıklandı.



Yazının Devamını Oku

Sağlık pasaportu olmadan rahat yok

Hem koronavirüs test sonuçlarının hem de aşıların yer alacağı güvenilir, onaylanmış sağlık pasaportları olmadan havayolu yolculuğu giderek daha da zorlaşacak. Ama bütün sağlık bilgilerini içeren bir sağlık pasaportu veriler doğru korunabildiği sürece hayatımızı ve elbette yolculuğumuzu büyük ölçüde rahatlatacak.

Aylardır tartışılıyor ‘sağlık pasaportu’ ya da ‘aşı pasaportu’. Aşı pasaportu konusunda şiddetli itirazlar var. Ayırımcılık yapılacağı söyleniyor. Haklı bir yanı var mıdır bilmiyorum. Uzun uzun düşününce evet. Bir ayırımcılık oluyor. Ama sağlık pasaportu olursa, elbette içinde aşılamalarla ilgili tarihlerde yer alacak. Havayolu yolculuğundaki düşüş sürüyor. 2019’a göre yolcu düşüşü birkaç ay öncesi yüzde 61 idi. Şimdilerde bu rakam yüzde 65.9’a yükseldi. Yani uçuşlar artsa bile yolcu sayısı düşüyor. Uçakların doluluk oranları düşüyor. Bu hiç hoş bir durum değil. Havayolları arasında yeni iflasları gündeme getiriyor.



TESTLER UZUN SÜRÜYOR

Koronavirüs testlerinin sonuçlarını almak uzun sürüyor. Güvenirlilik azalıyor. Yani uçağa binmeden önce bir test yapılsa ve sonucu 1-2 dakikada çıksa her şey daha hızlı ilerleyecek. Ama şu an yaygın durum bu değil. Sağlık pasaportları ile ilgili geniş bir araştırma yapan Daniel Martinez Garbuno şöyle diyor: “Sağlık pasaportları, seyahat eden halk arasında güveni yeniden kazanmanın bir yolu olarak seyahat endüstrisinin en son gelişmesidir. Muhtemelen sağlık pasaportları, salgın sona erdikten sonra bile seyahat deneyimimizin kalıcı bir parçası olacak. Seyahat endüstrisi, hava bağlantısını yeniden sağlamak için sağlık pasaportlarının kullanılmasını teşvik etmek zorunda. Koronavirüs krizi nedeniyle, birkaç havayolu ve kuruluş farklı sağlık pasaportlarını deniyor. Yakın zamanda, British Airways ve American Airlines Verifly sağlık pasaportunu başlattı. Bu arada, Uluslararası Hava Yolculuğu Birliği (IATA), IATA Seyahat Geçişini tanıtıyor. Aslında, hepsi gezginler için ‘dijital pasaportlardır’. Yolcuların seyahat planlarını varış noktalarının koronavirüs sağlık gereksinimleri ile eşleştirmelerine izin verir ve bu uçuş hareketini hızlandırır.”

MOBİL UYGULAMA

Yazının Devamını Oku

Uzaklara gitmek bu yaz hayal gibi

Yaz aylarında hayat normale döner diye güzel hayaller kuruyoruz. Aşılar her sorunu çözer gibi geliyor ancak durum öyle değil gibi. Belki bir ilaç çıkar ve hızla imal edilirse dünyayı huzura kavuşturabilir. Havacılık sektörü de koronavirüs gölgesi altında bir ileri bir geri gidiyor. Bugün uçuşa açılan ülkeler yarın kapanıyor. Yurtiçi uçuşlarda belki sorun olmayabilir ama uzaklara gitmek bu yaz hayal olacak gibi duruyor.

MAALESEF pek de hoş bir cümle değil ancak bu senenin gerçeği, ‘Bu yazı unutun’. Belki iç hat uçuşlarında ciddi bir sorunla karlılaşılmayabilir ancak uzaklara gitmek bu yaz da hayal olacak. Havayolu şirketleri uçuş programlarını tamamen hayali olarak yapıyorlar. Kesin olarak uçuşa kapalı olan ülkeler için bilet satışları yapılmıyor ama testler şart koşulan birçok ülke için uçuş garantisi verilmeden iyi niyetli satışlar yapılıyor. Ağırlıklı olarak Amerikalı bilim insanlarının sık aralıklarla yaptıkları global uçuş projeksiyonlarında yapılan açıklamalar her seferinde, ‘Aşıya rağmen’ gibi sözcüklerle başlıyor. Kimi uçağa çift maske ile binmenin daha garanti olduğunu söylüyor, kimi ise çift maskenin havaya doyumunu çok düşüreceği için sakıncalı buluyor.

ÜLKELER GÜVENMİYOR

Hem bir ülkeye giderken hem de dönüşte PCR testi isteniyor. Test yaptırmış olsanız bile bazı ülkelere girişinizden itibaren değişik gün sayılarında karantina şartı koyuluyor. Avrupa ülkeleri koydukları kuralları her gün ağırlaştırıyorlar. Oturma izni olanların bile Avrupa’ya uçuşları çeşitli kurallarla zorlaştırılıyor. İnsanlar yurtdışına gittiklerine gideceklerine pişman oluyorlar. Eve dönmek de gerçek bir eziyet haline dönüşebiliyor. Bunun sebebi ise ülkelerin birbirlerine güvenmemesi.

İÇ HAT CAZİP HALDE

Yurtdışında yaşanması muhtemel bu zorluklar sebebiyle iç hat uçuşları yolcular için hala çok cazip. Tatil için şimdiden milyonlarca insan kendi ülkelerinde programlar yapıyorlar. Bu konuda ise en şanslı ülkelerden bir tanesi Türkiye. Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde gidecek çok yer var. Gerçi gittiğimiz yerlerde sosyal mesafeyi, hatta hijyen şartlarını hiçe sayıp maskeler fora durumuna da giriyoruz. Havalimanlarında ise sıkı tedbirlere rağmen uçaktan inen yolcular pasaport açıklarında bir anda sosyal mesafeyi sıfıra indiriyorlar ve bulaşıcılığın etkisini de tavana çıkarıyorlar.

SAHTE TEST SONUÇLARI SORUN YARATIYOR

HAVAYOLLARININ durumu giderek zorlaşıyor. Uçuşlarda yolcular maskelerini ekiplerin müdahalesi korkusu ile çıkartmasalar da ülkelere girişlerde istenen test sonuçlarına dahi kuşkulu bakılıyor. Bunun sebebi ise sahte test sonuçları. Sahtekârların hazırladığı sahte test sonucu belgelerinin havada uçuşması sebebiyle gidilen ülkelerdeki kontrollerden geçişler giderek zorlaşıyor. Ülke girişlerinde her belgeyi titizlikle incelemek de ciddi zaman aldığı için pek mümkün değil. Sonuç olarak, başka ülkelere, uzak diyarlara uçmayı bu yaz unutacağız gibi görünüyor. Programlarınızı buna göre yapın. Birkaç ucuz bilete kanıp şimdiden yapacağınız yaz programları tatillerinizi iki kat daha fazla rezil edebilir.

Yazının Devamını Oku

Havayolları geleceği satıyor

Koronavirüs salgını yavaşlamak yerine bölge bölge gücünü arttırıyor. Bulaşıcılık beklenenden farklılıklar gösteriyor. Havayolu şirketleri önlerini hâlâ göremiyorlar. Değişik pazarlama modelleri üretmeye çalışıyorlar. Tek amaçları doğal olarak kasalarına nakit para koyabilmek. Uçakların kiraları, personel giderleri başta olmak üzere çok değişik ödemelerde zorlanıyorlar. Bu yüzden ileriye dönük bilet satışlarını hızlandırıyorlar.

Durum hiç iç açıcı değil. Salgın şeklini, biçimini değiştirerek artıyor, yaygınlaşıyor. Her hafta bir ülkenin kapılarını kapattıkları haberleri geliyor. Salgının beklenmedik yaşlarda da görüldüğü ihbarları çoğalıyor. Ülkelerin sağlık bilim otoriteleri kararlarında sürekli değişiklikler yapmak zorunda kalıyorlar. Kısıtlamalar artıyor, toplumsal tepkilerde çoğalıyor.

Havayolu şirketleri uzun süredir içinde kıvrandıkları durumdan çıkmayı hedefleyemiyorlar. Geçici tedbirlerle yollarına devam ediyorlar. Kimi zaman uçulan hatlar iptal ediliyor, kimi zaman uçaklar yüzde 30-40 gibi maliyetleri kurtarmayan yolcu dolulukları ile uçuyorlar. Havayollarının toplam zararı 118 milyar doları çoktan aştı. Yolcu kaybı bir türlü durmuyor. Nakit zorunluluğu artıyor. Bu yüzden birçok havayolu şirketi, bu yazı geçtik, gelecek sonbaharı, kışı kurtarmak için kampanyalarla uzun vadeli bilet satışlarına başladılar. 2022 yazını bile kampanyalara katan şirketler var. Bilet fiyatlarını sadece Business sınıfında yükselten şirketler ekonomi sınıfında ise indirimler yapıyorlar.



KÂRLI GÖRÜNÜYOR

Bu durum geleceğin yolcuları için de fırsatlar yaratıyor. Tabii çok uzun vadeli seyahat planlamaları yapanlar için kârlı görünüyor. 1 Euro’dan başlayıp 29.90 gibi fiyatlara satılan uçak biletlerinin sayıları da arttırılıyor. Genellikle kampanyalarda dış hat uçuşlarından nakit sağlamak hedefleniyor. Çünkü birçok ülkede iç hat uçuşlarında sabit tutulan bilet fiyatları ile giderek artan bir hareketlilik sağlandı. Dış hatlarda her gün ortaya çıkan yeni kurallar, koronavirüs testlerinin karşılıklı arttırılması gibi nedenler yolcuyu ürkütüyor. Uzaklara gitme planlarından hızla vazgeçiliyor. Bu durum uçak tiplerini de etkilemeye başladı. Geniş gövdeli, çift koridorlu, uzun menzilli uçaklara olan ilgili de azalıyor.

Yazının Devamını Oku