İki kilo patates, üç kilo domates gönderiyorum

Başlıktakine benzer bir mesaj, günümüzde çok ciddi ve mutlaka yanıtlanması gereken bir soruyu da beraberinde getiriyor. Yazan, interneti kullanan bir sosyete manavı mı, yoksa bombaların hazır olduğunu bildiren bir terörist mi? İşte, bütün mesele bu.

Dünyada halen yaklaşık 120 milyon kişinin, haberleşmenin yanı sıra, fotoğraf, video ve link paylaşımı amacıyla yararlandığı sosyal iletişim platformu Facebook’ta sayfası olan ülkeler sıralamasında Türkiye, dünya altıncısı.

Zaman zaman yasaklanan (Suriye ve İran gibi), birçok işyerinde üretimi azaltıyor gerekçesiyle erişimi engellenen (Kanada ve ABD gibi) Facebook, tutukluyu savunacak avukatın ücretini toplamaya, adresinde bulunmayan tanığın duruşmaya çağrılmasında (Avustralya), hatta Adli Tıp Enstitüsü’nden öğrencim Bingöl Emniyet Amiri Zafer Ercan’ın "1000göl’e 1000el" kampanyasıyla spor malzemesi toplamasında bile kullanılıyor. /images/100/0x0/55eb20bff018fbb8f8acf91b

Pek çok kişi, Facebook sayesinde iş buluyor. Tabii, pek çok kuruluş, kendine uygun elemanı da bu yolla arıyor. Bunlardan biri, 2006 yılının Aralık ayında sayfa açan Amerikan merkezi istihbarat örgütü CIA.

Ara sıra Facebook’u kötü amaçlarına alet edenler çıkmıyor değil. Kanadalı Adam Guerbuez, 4 milyon kullanıcıya penis büyütücü krem ve esrar reklamı göndermiş, 873 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum edilmişti. Geçenlerde, Pamukkale Üniversitesi’nden Dr. Safi Avcı adına sayfa açıp ortalığı karıştıranın başına neler geleceğini de yakında öğreniriz.

YASAĞA RAĞMEN DÜNYA ÜÇÜNCÜSÜYÜZ

Ancak, istihbarat örgütlerinin bu gibilerle pek ilgilemediği muhakkak. Yıllardır, Facebook, YouTube, blog ve chat odaları gibi "Sosyal Medya"ya "kulak misafiri" olmalarının, ayrıca cep telefonları ile çekilen fotoğrafların yüklendiği "Vatandaş Medya"sını yakından izlemelerinin başka nedenleri var.

YouTube, ses ve videoların paylaşıldığı, hatta televizyonlarının bile zaman zaman görüntü yayınladığı bir site. Halen, mahkeme kararıyla Türkiye’den erişimi yasaklanmış olsa da, pratikte bir anlam taşımıyor, siteyi ziyaret edenler sıralamasında, ülkemiz dünya üçüncüsü.

YouTube, sadece popüler bir eğlence platformu değil, aynı zamanda güvenlik birimlerinin suçluları yakalamakta yararlandığı bir kaynak. Gömleğinin sırtındaki logo ya da odadaki eşyalar sayesinde ele geçen pedofiller, kaydın yapıldığı çevrenin ele verdiği teröristler, olay yerinde cep telefonuyla kaydedilen görüntüler sayesinde yakalanan suçluların sayısı hiç az değil.

Öte yandan YouTube, polislerin aşırı şiddetinin de gözler önüne serildiği bir imkan yaratıyor. 9 bine yakın klip arasında izlenme rekoru, Los Angeles polis teşkilatına bağlı iki polisin, yere yatırdıkları 24 yaşındaki William Cardenas’ın yüzünü acımasızca yumruklayıp tekmelediğini gösteren 56 saniyelik videonun. Her an birinin cep telefonuyla olan biteni çekebileceği ve görüntülerin dakikalar içinde bütün dünyaya yayılabileceği gerçeğinin, polisleri daha insaflı davranmaya yönlendirdiği muhakkak.

ETOBURLAR SİHİRLİ LAMBA IŞIĞINDA TERÖRİST AVLIYOR

FBI’ın, "Etobur" (Carnivore) adlı bir yazılımla e-postaları gizlice izlediği 2000 yılı yazının başlıca tartışmasıydı. Uzunca bir süre sessizliğini koruyan FBI, 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra, internetteki yazışmaları Etobur’la izlediğini resmen açıkladı.

Etobur, istihbarat birimlerinin kullandığı terimle, bir "koklayıcı". Bu özellikteki yazılımlar, e-postalar dahil olmak üzere, internetteki iletişim trafiğini koklar ve programlandıkları bilgiyi yakalarlar. Etobur’a, değişik işler yaptırılabilir. Belirli bir bilgisayardan gönderilen ve buna yollanan e-postaların tamamını taramaktan, belirli bir web sayfasını kimlerin ziyaret ettiğine kadar. Bir FBI yetkilisinin "Etobur, iletişim ağındaki tüm veriyi çiğner, sadece bir mahkeme emri bulunanı yer" şeklinde açıkladığı yazılım, genel olarak internet servis sağlayıcılarına yerleştirilir ve teorik olarak saniyede milyonlarca e-postayı tarayabilir.

MAFYANIN SİHİRLİ LAMBASINDAN TEFECİLİK VE KUMAR ÇIKTI

FBI, Etobur’u kullandığını açıkladığında, çok sayıda siyasetçi ve akademisyen, özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, Adalet Bakanı Janet Reno konuyu bir komisyon kurarak inceleteceğini ve hazırlanacak raporu toplumla paylaşacağını belirtmişti. Ancak rapor, Reno’nun bakanlıktan ayrılışından sonra bile yayınlanmadı.

"Sihirli Lamba" (Magic Lantern) şüphelinin bilgisayarına yerleştirildiğinde, basılan her tuşu kaydeden bir yazılımdır. Bu açıdan, bilgisayar ile internet arasında bir yere, genellikle servis sağlayıcıya yerleştirilen Etobur’dan ayrılır.

Sihirli Lamba ile elde edilen deliller, ilk kez bundan 10 yıl önce bir mahkemede delil olarak kabul edilmiştir. Olay kısaca şöyle:

FBI, ömür boyu hapse mahkum ünlü mafya babası Nicodemo Scarfo’nun, kendisiyle aynı adı taşıyan ortanca oğlunu, tefecilik ve yasa dışı kumar oynatmakla suçlayabilecek delillere bir türlü ulaşamıyordu. Küçük Nicodemo’nun, bilgisayarındaki tüm belgeleri, kriptolama yazılımı PGP ile anlaşılmaz hale getirdiğini öğrenen FBI, 10 Mayıs 1999 günü, New Jersey’deki ofise gizlice girdi ve klavye "koklayıcısı" Sihirli Lamba’yı bilgisayarına yerleştirdi. Artık, Nicodemo’nun kriptolamada kullandığı her şifre, kayıt altına alınıyordu. FBI, daha sonra yargıç Donald Haneke’nin imzasını taşıyan yedi sayfalık mahkeme emrine dayanarak defalarca ofise girdi, ele geçirdiği şifreler sayesinde bilgisayardaki tüm belgeleri açtı. Nicodemo’nun avukatının itirazlarına rağmen, deliller hukuka uygun kabul edildi ve Nicodemo mahkum oldu.

Postmodern terörizm: www.terror.org

İnternet, günümüzde bir milyarı aşkın kullanıcının eğlenmek, öğrenmek, haberleşmek, bir şey alıp satmak, kısacası her türlü ihtiyacını karşıladığı, vazgeçilmez bir olanak.

Aynı zamanda uyuşturucu imalatı, sahtecilik, kimlik hırsızlığı gibi çeşitli suçların öğretildiği bir dersane; kaçakçılığın her türlüsünün planlandığı bir ortam ve kimlik hırsızlığı, virüs saldırıları, çocuk pornografisi gibi pek çok suçun işlendiği, ucu bucağı olmayan bir olay yeri.

Öte yandan internet, terör örgütlerinin de faaliyetlerini yürüttüğü ideal bir arena. Böyle olması da çok doğal. Bir kere, ucuz ve kolay ulaşılabilir, resmi makamlarca denetimi zor, geniş kitlelere erişmesi hızlı. Farklı bir ad kullanarak, yazı, ses, çizim, fotoğraf, video gibi her türlü malzeme yüklenebildiği gibi, bunların içine mesajlar gizlenebiliyor. (Steganografi olarak adlandırılan bilgi gizleme, şifrelemeden farklıdır, baktığınızda göl manzarası gibi duran bir fotoğrafın içine bir fabrika planı gizlenebilir).

Hal böyle olunca, suçu önlemek, suçluyu yakalamak amacıyla, gerek güvenlik, gerekse istihbarat birimleri, haklı olarak internette olan biteni dikkatle izliyor, sessizce "kulak misafiri" oluyor.

CIA İLE BİRLİKTE SOHBET ODALARINDA

Görev tanımının gereği olarak bilgi toplamak zorunda olan CIA, sadece Facebook ve YouTube gibi ortamlardaki etkinlikleri değil, olası terör eylemlerini durdurabilmek amacıyla internetin sayısız sohbet (chat) odasındaki yazışmaları da izliyor.

2003 yılından başlayarak CIA, doğrudan ya da dolaylı olarak (örneğin, Amerikan üniversitelerindeki temel bilim ve mühendislik araştırmaların % 20 kadarına fon sağlayan, yıllık bütçesi 6 milyar dolar olan Ulusal Bilim Vakfı, NSF aracılığıyla) izlemede kullanılacak yazılımları geliştiren araştırmaları destekliyor.

Bunlardan biri, New York eyaletindeki Rensselare Politeknik Enstitüsü’nden Doç. Dr. Bülent Yener ve Doç. Dr. Mukkai Keishnamoorthy’nin sunduğu proje. 1 Ocak 2005’te başlayan, 171.758 dolarla desteklenen ve iki yıl sürmesi beklenen araştırma, sohbet odası kullanıcılarının davranış ve profilini otomatik olarak izlemeyi hedefliyordu.

Aynı araştırıcılar, Ahmet Çamtepe ile birlikte daha önceki bir yayınlarında, 144 bin kullanıcılı ve 55 bin kanallı IRC (internet relay chat, internet aktarmalı sohbet) ağı Undernet’i "sessizce" izleyebildiklerini bildirmiş, yöntemin istihbarat örgütlerinin işine yarayabileceği sonucuna varmışlardı. Halen dünyada Undernet benzeri 700’e yakın ağ var. Yeni projenin, bu ağların 600 bine yakın kanalında, ecstasy imalatından puf böreğine kadar akla gelen her türlü konuda muhabbet eden 1.5 milyon kullanıcıdan kaçını otomatik olarak izleyebildiği bilinmiyor. Ancak, "X odasında, A konusu hakkında kim, kiminle konuşuyor?" ya da "A konusu hangi sohbet odasının gündeminde?" gibi sorulara hızlı ve ucuz biçimde yanıt vererek, pek çok suçun aydınlatılması, birçoğunun işlenmeden önlenmesi noktasında, CIA’yı çok önemli bir yetenekle donattıkları kesin.
Yazarın Tüm Yazıları