Güncelleme Tarihi:

Yeni bir yıla girerken iş dünyasının çekirdek gündemi nettir, değişmez; ücret artışları. Konunun temeli makro olsa da herkes kendi mikro ekonomisinin peşindedir ve bu süreçten payına ne düşeceğini merak eder. İşveren ya da çalışan farketmez, planlar bu hesaba göre yapılır. 90’lı yıllarda biz ekonomi gazetecileri, sendikalar ve şirketleri tek tek arayarak yeni yılın ücret zamlarının oldukça uzun listeler halinde yayınlandığı haberler hazırlardık. Şimdi şirketlerin bu bilgileri paylaşması çok da söz konusu değil. Öte yandan araştırma şirketleri ücret politikalarını daha çok parametreyle gözler önüne seren çalışmalara imza atarak habercilerin işini kolaylaştırıyor. Ancak artık sektörel bazda bile ortalama ücret artışı bilgilerine ulaşmak zor.
SEKTÖRLER ARASINDA BÜYÜK FARK YOK
Bilgi çağında; bilgiye erişimin çok çok kolaylaştığı bir çağdayız ancak sanki bilgi yayıldıkça şeffaflık azalıyor gibi bir denklem yerleşti hayatımıza. Bu haber, Türkiye’nin ekonomik ortamında iş dünyasının ücret parametrelerini belirlerken genel yaklaşımını ortaya koyuyor. Zira insan kaynakları danışmanlarının çok net belirttiği bir gerçek var: “Herkes yeni yılın ücret artışını belirlerken kendi sektörünün ve genel piyasanın çarkı içinde kalmaya özen gösteriyor. Öne çıkmak ya da geride kalmak gibi bir pozisyona düşmek istemiyorlar. Dolayısıyla sektörler arasında büyük farklar oluşmuyor.”
Bu genel-geçer yaklaşım ışığında, 2026’nın ücret artışı trendlerine yakın mercek tutmaya çalıştık. PERYÖN (Türkiye İnsan Yönetimi Derneği) her yıl yaptığı gibi 2025 biterken de tüm çalışanların ve işverenlerin gündeminde olan ücret trendlerini irdeleyen bir webinar düzenledi. ‘Ücret Trendlerine Yakından Bakış’ adındaki webinarın iki konuşmacısı vardı: PERYÖN Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Eylem Derya Özgür ve Mercer Doğu Akdeniz Bölge CEO’su Dinçer Güleyin.
YETENEĞİ ÇEKMEK İÇİN TEMEL ETKEN
PERYÖN Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Eylem Derya Özgür’e kulak verelim. Piyasadaki her üründe olduğu gibi yeteneğin de fiyatını belirleyen ana zemin makro göstergeler. Dr. Özgür de konuşmasında önce bu zemini özetledi:
“SGK’nın güncel istatistiklerine göre Türkiye’de aktif sigortalı çalışan sayısı 25 milyon 951 bin 899 kişi. Aynı veriler, asgari ücretle çalışanların toplam çalışanlara oranının yüzde 42’ye ulaştığını gösteriyor. TÜİK’in açıkladığı kasım ayı verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 31.07 seviyesinde. Yine TÜİK’in verilerine göre Türkiye’de işsizlik oranı ise yüzde 8.6. Bu tablo bize, çalışma hayatının yeni yıla hem temkinli hem de oldukça hassas dengelerle girdiğini gösteriyor. Böylesi bir ekonomik ortamda ücret politikaları, artık yalnızca bir artış oranı meselesi değil. Ücret hâlâ yeteneği çekmenin ve elde tutmanın hijyen faktörlerinden biri.”
YILDA İKİ ARTIŞ GEÇMİŞTE KALDI
Pandeminin arkasından yaşanan yüksek enflasyon döneminde Türkiye, bir nostalji yaşamış ve şirketler tıpkı 90’larda olduğu gibi yılda iki ve daha fazla kez ücret artışına gitmişti. Ancak 2024 ile birlikte bu oran azaldı. Dr. Özgür de konuşmasında yeni ücret trendine bu değişimin damga vurduğunu ifade etti. Özgür’ün ücret araştırmaları şirketi Mercer’in verilerine dayanarak verdiği bilgilere göre şirketlerin yüzde 80’i bu yıl sadece bir kez ücret artışı yapacağını belirtti. Özgür, “Artışın bir kez yapıldığı dönemlerde çalışan refahını destekleyen yan hakların daha önemli hale gelmesi dikkat çekiyor” diyerek yan hakların önümüzdeki dönemde öne çıkacağına işaret etti.
Webinar’ın diğer konuşmacısı olan Mercer Doğu Akdeniz Bölge CEO’su Dinçer Güleyin de yılda bir kez ücret artışı trendini oranlar vererek destekledi: “Temmuz ayında yaptığımız ara dönem araştırmasına katılan 700’e yakın şirket içinde, 2026 yılında tek artış yapacağız diyenlerin oranı yüzde 78. Bu oran geçen yıl yüzde 60’tı. 2026 özelinde şirketlerin sadece yüzde 19’u iki kez, yüzde 3’ü üç veya daha fazla artış yapmayı planladığını söylüyor.”
GENEL YAKLAŞIM YÜZDE 20-25
Boyden Türkiye Yönetici Ortağı Murat Ergene, şu sıralarda birçok şirketin 2026 insan kaynakları stratejisini yakından takip eden bir isim. Özellikle liderlerle ilgili değişimleri yönetiyor ve plan süreçlerine dahil oluyor. 2026 ücret trendlerini sorduğumuz Ergene de ücretin yetenekleri çekmek ve elde tutmak için ana motivasyon olduğunun altını çizdi öncelikle. Şirketlerin bu ortamda dengeyi bulmaya çalıştıklarını belirterek, “Şirketler mevcut durumda piyasaya göre neredeyiz, geride mi kaldık çok mu açıldık sorularının yanıtlarına bakıyorlar. Burada genellikle insan kaynakları departmanlarının yönlendirmesi kritik rol oynuyor. Çünkü ellerindeki yetenekleri korumaları çok önemli. Genel olarak bütün şirketlerin enflasyon oranı ve belirlenen asgari ücreti gözlediğini söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.
Ergene’nin verdiği bilgilere göre sektörler arasında çok büyük farklar artık görülmüyor. Bu nedenle de 2026 için planlanan ücret artışına dair genel yaklaşımı şu sözlerle ortaya koydu:
“Şirketlerin genel yaklaşımlarına bakıldığında yüzde 20 ila 25 arasında bir zam planlandığını görüyoruz. Herkes ona göre plan yapıyor. Bu arada elbette iyi adamları kaçırmamak için her zaman ortalama 5 puan fazla verilir. Ayrıca bu oranı senede bir kere zam yapanlar için düşünmek lazım. Haziranda zam yapan şirket için ocak ayı artışı yüzde 25 olmaz, bunun altında olur.”
Ergene, üst düzey yöneticilerde de bu yıl sonunda müthiş bir değişim hareketi olduğuna dikkat çekti. Şirketlerin fırtınada kaptan değiştirmeye meyilli olduklarını söyleyen Ergene, “Piyasa dalgalı, şirketler lider değiştiriyor. Eğer patron kendisi CEO değilse fırtınanın biletini üst düzey yöneticisine kesiyor. Bu yüzden transfer ve değişim tarafı geçen yıla göre daha hareketli. Biz de böyle zamanlarda bu kadar fazla kaptan değişikliği beklemiyorduk. İşin ilginç tarafı yabancılar da aynı şeyi yapıyor” dedi.
ÖZEL HAYAT MAAŞIN ÖNÜNE GEÇER Mİ?
Michael Page Türkiye Genel Müdürü Fatih Cömert bu soruyu “Evet, geçti bile” diye yanıtladı. 2026 yılına yönelik ücret beklentilerini sorduğumuz Cömert, “Yılın ilk dört ayının durgun geçmesini, yaz sonrasında ise kademeli bir normalleşme sürecine girilmesini öngörüyoruz. Piyasaya güven yeniden tesis ediliyor. Dolayısıyla tekstil üreticileri ve perakende sektörü gibi bazı sektörler baskıyla karşı karşıya kaldı. Bununla birlikte bu yıl finansal hizmetler, istihdam açısından en güçlü performans gösteren sektör olarak öne çıktı. Teknoloji firmaları ise yetenekleri çekmeye ve istikrarı korumaya devam ediyor. Diğer taraftan üretim, dinamikliğini sürdürüyor ve mobilite trendleri ise devam eden adaptasyona işaret ediyor. Page Group’un küresel araştırması ‘Talent Trends 2025’e göre, çalışanlar için iş-özel hayat dengesi artık maaşın önüne geçti. Bu oran geçen seneye göre yüzde 6 arttı. Maaş ikinci sırada, üçüncü sırada ise iş tatmini geliyor” dedi.
Küreselde böyle ama Türkiye’de durum nasıl? Cömert’in yanıtı şöyle oldu:
“Türkiye özelinde maaş hâlâ motivasyonda güçlü bir unsur olmaya devam ediyor. Ancak aktif iş arayanların sayısı azaldı; çünkü ekonomik durgunluk dönemlerinde insanlar mevcut pozisyonlarını korumayı tercih ediyor. Yeni yılda maaş artışları tüm sektörleri etkilerken, özellikle üretim ve ihracat firmalarında marj daralması nedeniyle küçülmeler yaşanabilecek. Ancak yeni yılın ikinci çeyreğinden itibaren daha olumlu bir tablo bekleniyor.”
ÇALIŞANLARIN YAN HAK ÖNCELİKLERİ NELER?
Çalışanların ilk üç önceliği esnek yan haklar, uzaktan çalışma ve şirket aracı olarak sıralanıyor.
Bununla birlikte, şirketlerin yüzde 69’u hâlâ esnek yan hak programına sahip değil; yalnızca yüzde 18’i aktif olarak uyguluyor.
Türkiye’de en yaygın yan haklar :
Özel sağlık sigortası,
Yemek ve yol yardımı,
Şirket aracı / ulaşım destekleri,
Prim ve performans teşvikleri.
Psikolojik danışmanlık, dijital sağlık uygulamaları, check-up paketleri, spor & wellbeing destekleri ve esnek izin politikaları gibi haklar, çalışanların tercihinde üst sıralara çıkarak yeni dönemin habercisi haline geliyor.



