Güncelleme Tarihi:

Yılın başlangıcından itibaren yeni iş ilanları görüyoruz, yakınlarımızın da yeni iş haberlerini alıyoruz. Bu döngü genellikle yılın ilk üç ayında devam ediyor. Çünkü şirketler bütçelerini tamamlıyor, aralık ayından itibaren de yeni iş ilanları yayınlayarak ocak, şubat ve mart aylarında işe alım yapıyorlar. İş arayanlar veya iş değiştirmek isteyenler de bu dönemde yeni fırsatlar bulabiliyor.
Özellikle ekonomik sebeplerden dolayı iş değiştirmek de bu dönemde çok sık karşılaşılan bir durum. Peki, bu dönemi bir fırsat olarak görüp, iş değiştirme telaşına girilmeli mi? Uzmanlar, iş aramayı yılın başına denk getirmenin her zaman istenilen bir iş bulunacağı anlamına gelmediğini ifade ediyor. İş arama sürecinde kriz dönemlerinde fırtınanın dinmesini beklemenin daha rasyonel olduğunu belirten uzmanlar, sadece maaş artışına odaklanılmaması gerektiğini de söylüyor. Kolay İK COO’su Tunca Üçer ile bu dönemde dikkat edilmesi gerekenleri konuştuk.
DURAKLAMA DEĞİL SAĞLAMLAŞMA DÖNEMİ
“Dünyada ve ülkemizde ekonomi büyük bilinmezlerle dolu bir tünelden geçiyor. Geçmiş yıllarda, ‘şirketler yetenekleri elde tutmalı’ mottosuyla hareket ediyorduk. Ancak bugün dengeler değişiyor” ifadelerini kullanan Kolay İK COO’su Tunca Üçer, “Artık sadece şirketlerin yeteneği tutması yetmiyor; yeteneklerin de doğru şirketi tutması gereken bir dönemdeyiz. Krizli dönemlerde, güvenli limanda kalmak bir ‘atalet’ değil, stratejik bir savunma hamlesidir. Bu nedenle mevcut pozisyonlarında majör bir kriz yaşamayan çalışanlar için fırtınanın dinmesini beklemek ve konumlarını korumak, belirsiz bir maceraya atılmaktan çok daha rasyoneldir. Bunu, kariyerlerinde bir ‘duraklama’ değil, sağlamlaşma dönemi olarak görebilirler” değerlendirmesini yaptı.
BU ŞİRKET BANA NE VAAT EDİYOR
“İçinde bulunduğumuz enflasyonist ortamda iş arama sürecinde yapılan en büyük hata, sadece maaş ve küçük maaş farklarına odaklanmak” diyen Üçer, “Rakamlar her ay değişirken özellikle küçük farklar için konfor alanını ve kurum kültürünü terk etmek büyük bir risk barındırır” ifadelerini kullandı. Üçer, şöyle devam etti: “Yeni dönemde çalışanlara önerim; yalnızca maaşa değil, ‘yaşam paketine’ de odaklanmaları. Hiç kuşkusuz maaşı merkeze almak son derece doğal ancak şu soruların cevabı da çok önemli: Bu şirket bana ne vaat ediyor? Kariyerimi mi geliştiriyor yoksa sadece enflasyon karşısında eriyen bir banka hesabını yönetmemi mi sağlıyor? Çalışanları geliştirecek hamleler, anlık taktiklerden her zaman daha değerli. Şunu unutmamak gerek ki, çalışanların maaşını piyasa koşulları, yetkinliklerini ve kariyer değerlerini ise sadece kendileri belirler.”
KARİYER BORSA KAĞIDI DEĞİL
Son yıllarda sık iş değiştirmenin bir maaş artırma yöntemi olarak kullanıldığına da şahit olduklarını belirten Üçer, “Enflasyonist bir ortamda çalışanların gelirlerini koruma refleksi göstermesi insani ve anlaşılır bir durum. Ancak bu noktada şuna dikkat edilmeli: Kariyer, anlık al-satlarla kâr elde edilecek bir borsa kağıdı değil. Atılan her imza, CV’lerde silinmez bir iz bırakıyor. Dolayısıyla kariyer, bir yatırım portföyü gibi düşünülmeli. Nasıl ki iyi bir yatırımcı portföyünü dalgalanmalardan koruyup uzun vadeli kazancı hedeflerse profesyonel çalışan da kariyerini ‘zıplayarak’ değil, ‘derinleşerek’ büyütmeli. Kısa vadeli maaş artışları, uzun vadeli güvenilirlik ve istikrarın önüne geçtiğinde, piyasa düzeldiğinde çalışanın elinde sadece ‘karman çorman bir geçmiş’ kalabilir” diye konuştu.
İŞ ARARKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
