İnsan ve kültür liderleri artık kritik güç

Güncelleme Tarihi:

İnsan ve kültür liderleri artık kritik güç
Oluşturulma Tarihi: Aralık 07, 2025 07:00

Great Place To Work® Türkiye’nin gerçekleştirdiği araştırma gösterdi ki; İK liderleri sadece operasyonel bir destek birimi olmaktan çıktı. İK liderleri artık sadece insan kaynakları süreçlerini yönetmekle kalmıyor, aynı zamanda şirketin yönünü belirleyen, finansal ve pazar kararlarını etkileyen bir pozisyonda bulunuyor. İşte araştırmanın dikkat çeken sonuçları...

Haberin Devamı

Great Place To Work® Türkiye’nin ilk kez gerçekleştirdiği Best People & Culture Leaders™ 2025 Araştırması, Türkiye iş dünyasında insan ve kültür (İK) fonksiyonunun evrimini ve ulaştığı stratejik zirveyi gözler önüne seriyor. Bu kapsamlı çalışma, İK liderliğinin artık sadece operasyonel bir destek birimi olmaktan çıkıp, kurumların yönetim ve icra kurullarında geleceği şekillendiren kritik bir güç haline geldiğini kanıtlıyor.

Temmuz ve eylül aylarını kapsayan süreçte, açık ve kapalı uçlu toplam 80 sorudan oluşan titiz bir değerlendirme ile tamamlanan araştırma; İK liderlerini yalnızca geleneksel insan uygulamalarıyla değil, aynı zamanda İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) ve İş ve Sosyal Güvenlik Mevzuatı gibi regülasyon ve bütünsel sorumluluk alanlarındaki yaklaşımları üzerinden de mercek altına aldı. Bu metodoloji, İK’nın sorumluluk alanının ne denli genişlediğini ve bir liderin başarısının çok boyutlu yetkinliklere bağlı olduğunu gösteriyor.

Haberin Devamı

200 LİDER KATILDI 93’Ü ÖDÜL ALDI

Araştırmaya yaklaşık 200 lider katıldı ve 93 lider, değerlendirme sonucunda Gold, Silver ve Bronze kategorilerinde ödüllendirildi. Ödüller, 19 Kasım 2025’te Wyndham Grand İstanbul Levent’te düzenlenen özel törenle sahiplerini buldu. İşyeri kültürü, çalışan deneyimi ve insan odaklı dönüşüm alanlarında fark yaratan liderlerin bir araya geldiği etkinlikte, katılımcılar ilk kez bireysel başarılarıyla tanınma fırsatı elde etti. Törende, araştırmanın bulguları paylaşılırken, şirketlerin insan ve kültür alanındaki en iyi uygulamaları da örnekler üzerinden ele alındı.

Sürece katılım için; en az 50 çalışanı bulunan bir şirkette görev yapmak, pozisyonunda minimum 18 ay kıdeme sahip olmak ve organizasyonda insan ve kültür fonksiyonunun en üst düzey lideri olmak şartları arandı. Tüm değerlendirme adımları, Great Place To Work®’ün 30 yılı aşkın global bilgi birikimi ve metodolojisine dayanılarak yürütüldü; herhangi bir jüri oluşturulmadı, ayrıcalık sağlayacak ön kriterlere ya da önceden belirlenmiş avantajlara yer verilmedi.

Haberin Devamı

STRATEJİK KONUMU: MASADAKİ GÜÇ

Araştırmanın en çarpıcı bulgusu, insan ve kültür liderlerinin üst yönetimdeki güçlü varlığı oldu. Katılımcı liderlerin yüzde 64’ü, şirketlerinin yönetim veya icra kurullarında aktif olarak yer aldığını belirtti.

Bu oran, İK fonksiyonunun artık bir ‘maliyet merkezi’ ya da ‘idari destek’ birimi olarak görülmediğini, doğrudan büyüme, sürdürülebilirlik ve kurumsal çeviklik stratejilerinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini ortaya koyuyor. Bu eğilim yalnızca rakamlara da sıkışmıyor; son yıllarda birçok şirkette CEO pozisyonuna insan ve kültür liderlerinin atanması, fonksiyonun stratejik değerinin üst yönetim tarafından da kabul gördüğünü gösteren önemli bir işaret olarak değerlendiriliyor.

Haberin Devamı

İK liderleri, sadece insan kaynakları süreçlerini yönetmekle kalmıyor, aynı zamanda şirketin yönünü belirleyen, finansal ve pazar kararlarını etkileyen bir pozisyonda bulunuyor. Bu dönüşüm, Türkiye iş dünyasının kurumsal olgunluğunun önemli bir göstergesi olarak kabul edilmeli.

KADIN LİDERLİĞİN KÜRESEL BAŞARISI

Araştırmanın demografik verileri ve üst yönetim temsiliyeti sonuçları, Türkiye İK ekosisteminin güçlü bir kadın liderlik dinamiğine sahip olduğunu vurguluyor. Katılımcıların üçte ikisi kadınlardan oluşurken, liderlerin büyük çoğunluğunun (%90) 35-54 yaş aralığında olması, bu alanda kurumsal kültürü yakından tanıyan, deneyimli ve stratejik bakış açısına sahip bir grubun görevde olduğunu gösteriyor.

Haberin Devamı

Dahası, araştırma, yönetim veya icra kurulunda yer alan kadın lider oranının yüzde 77 gibi küresel ölçekte dahi nadir rastlanan bir seviyeye ulaştığını gösteriyor. Bu veri, Türkiye’deki İK fonksiyonunun, kadınların stratejik karar alma mekanizmalarında güçlü bir temsiliyet kazandığı, global karşılaştırmalarda dahi örnek teşkil eden bir başarıya imza attığının kanıtıdır.

ÖNCELİK İNSAN VE TEKNOLOJİ DENGESİ

Peki, bu stratejik konuma yükselen İK liderleri, organizasyonlarının geleceğini hangi öncelikler üzerine inşa ediyor? Araştırma sonuçları, liderlerin ajandasının teknolojik dönüşüm ile insani sürdürülebilirlik arasında kurulması gereken hassas bir dengeyi işaret ettiğini gösteriyor:

Haberin Devamı

Dijitalleşme ve yeni teknolojiler (yapay zekâ)-%21: İK süreçlerinin otomasyonu, veri analizi ve verimlilik artışı en büyük odak noktası. Liderler, yapay zekâ farkındalığına sahip olsa da, bu teknolojinin stratejik kullanımının henüz gelişim aşamasında olduğu görülüyor.

Yetenek yönetimi ve çalışan deneyimi-%15: En iyi yeteneği çekme, elde tutma ve çalışanların kariyer yolculuklarını optimize etme kritik önemini koruyor.

Çalışan bağlılığı ve refahı-%13: Küresel belirsizliklerin ve ekonomik dalgalanmaların etkilerine karşı, çalışanların refahını desteklemek temel bir kurumsal sorumluluk haline geliyor.

Bu öncelikler, İK’nın gelecekteki rolünü açık biçimde tanımlıyor: Verimliliği artırmak için teknolojiden yararlanmak ve bu dönüşümün odağına insanı güçlendiren bir kültür ile deneyimi koymak.

 

BAĞLILIĞIN TEMELLERİ: TAKDİR VE ÜCRET DİNAMİĞİ

LİDERLERE göre çalışan bağlılığını artıran en kritik konular, Great Place To Work®’ün harika işyeri tanımının temel unsurlarıyla örtüşüyor:

Eğitim, gelişim ve kariyer olanakları: Çalışanların potansiyelini gerçekleştirebileceği, sürekli öğrenme fırsatları sunan organizasyonlar.

 Takım ruhu ve işbirliği kültürü.

Çalışanın yaptığı işte anlam bulması, başarı ve katkıların takdir edilmesi.

Çalışan bağlılığına ilişkin derinleşen veriler de bunu doğruluyor. ‘Çalışan bağlılığı açısından en kritik konular’ sorusuna verilen yanıtlar arasında; eğitim, gelişim ve kariyer olanakları, takım ruhu ve işbirliği kültürü, ücret, yan haklar ve ödüllendirme, çalışanın yaptığı işte anlam bulması ve başarı ile katkıların takdir edilmesi öne çıkıyor. Bu unsurlar, çalışanların artık yalnızca maddi koşullarla değil, duygusal ve kültürel tatminle de bağlılık geliştirdiğini gösteriyor.

Özellikle ekonomik dalgalanmaların etkisiyle ücret ve yan hakların çalışan aidiyeti açısından giderek daha kritik bir noktaya yerleşmesi, Türkiye’nin güncel işgücü dinamiklerine dair önemli bir içgörü sunuyor. Bu durum, organizasyonların çalışan deneyimini yönetirken daha bütüncül bir yaklaşım benimsemeleri gerektiğini ortaya koyuyor.

 

GELECEĞİN YAKITI: GÜVEN

ARAŞTIRMANIN sonuçları ve etkinlik kapsamında gerçekleştirilen liderlik workshop’unun ortak çıktısı, geleceğin organizasyonlarını şekillendirecek ana kavramı netleştirdi: Güven.

Güvenin oluşturulması, korunması ve sürdürülebilir bir kurum kültürüne dönüştürülmesinin son derece hassas, disiplin gerektiren ve süreklilik isteyen bir süreç olduğu workshop boyunca net bir şekilde ortaya kondu. Katılımcı görüşleri, geleceğin iş dünyasında güven temelli kültürlerin yalnızca destekleyici değil, organizasyonel dayanıklılığı artıran stratejik bir unsur hâline geldiğini gösterdi.

Otomasyon, yapay zekâ ve esnek çalışma modellerinin yaygınlaştığı bir çağda, liderler, güven temelli kültürlerin kritik rolünü güçlü bir şekilde vurguluyor. Hibrit çalışma gibi yeni düzenlemeler yaygınlaşmış olsa da bu modellerin kültürel olarak tam anlamıyla içselleştirilmesi gerekiyor. Bu içselleştirme sürecinin merkezinde, şeffaflık, tutarlılık ve karşılıklı saygıya dayalı bir güven iklimi yatıyor.

ANKETLERİN SONUCUCİDDİYE ALINIYOR

İnsan ve kültür liderlerinin stratejik bakış açısını pekiştiren en önemli bulgulardan biri, çalışan deneyimi verilerine olan yüksek taahhütleri. Bugün, çalışan deneyimi anketleri finansal göstergeler kadar kritik kabul edilen, OKR’lerden stratejik planlamaya kadar pek çok süreçte belirleyici rol üstlenen bir yönetim aracı.

Araştırmaya katılan liderlerin yüzde 93’ü, çalışan deneyimi anketi sonuçlarını ciddiye aldığını ve her yıl bu sonuçlar doğrultusunda aksiyon aldığını belirtiyor. Ek olarak, liderlerin yüzde 80’i, yönettikleri İK fonksiyonunun şirket içi analizlerde genel ortalamanın üzerinde performans sergilediğini ifade ediyor. Bu sonuçlar, liderlerin sadece veri toplamakla kalmayıp, veriyi stratejik bir kültür yakıtına dönüştürme konusundaki güçlü iradesini gösteriyor.

Sonuç olarak, Türkiye’nin Best People & Culture Leaders™ listesinde yer alan liderler; insanı merkeze alan yönetim anlayışı, güveni temel alan kurum kültürü yaklaşımı ve dijitalleşmeyi insan odaklı ele alan perspektifleriyle, Türkiye iş dünyasının geleceğine yön veren stratejik bir etki oluşturuyor. Ortaya koydukları bu bütünsel bakış açısı, organizasyonların dönüşüm hızını artırırken, çalışma hayatının geleceğini şekillendiren güçlü bir referans noktası niteliği taşıyor.

BAKMADAN GEÇME!