Güncelleme Tarihi:

MERKEZ Bankası, yeni yayımladığı 2025 yılının üçüncü Enflasyon Raporu’nda ilk kez istihdam konusuna detaylı değindi. Ayrıca raporda, Birleşik İşgücü Piyasası Göstergesi (BİPE) kavramı da yine ilk kez gündeme getiriliyor. Önce enflasyon raporundan, Merkez Bankası’nın istihdama bakış açısını özetleyeyim, ardından da BİPE ile ne kastedildiğini yine rapordan alıntılarla anlatayım.
Raporun, işgücü piyasası gelişmeleri bölümünde, istihdamın 2025’in ikinci çeyreğinde sınırlı oranda gerilediği, işsizlik oranının ise arttığı belirtilerek, ikinci çeyrekte mevsimsellikten arındırılmış olarak istihdamın yüzde 0.1 oranında (41 bin kişi) azaldığı ifade ediliyor. Atıl işgücü oranının çeyreklik olarak 3.5 puan artarak, yüksek seviyesini koruduğuna, bu çerçevede işgücü piyasasının, ana göstergelerinin ima ettiği ölçüde sıkı olmayabileceğinin kaydedildiği raporda, manşet göstergelerin yanı sıra daha kapsamlı bir veri setini dikkate alan Bileşik İşgücü Piyasası Göstergesi’nin (BİPE), daha az sıkı bir görünüme işaret ettiği vurgulandı.
YENİ İŞ İLANLARI GEÇEN YILIN ALTINDA
Rapora göre, imalat sanayi firmalarının geleceğe yönelik istihdam beklentileri, tarihsel ortalamanın altındaki seyrine devam ediyor. Yüksek frekanslı veriler, önceki yıla kıyasla işgücü talebinin daha zayıf seyrettiğini, yılın ilk yarısında gücünü koruyan işgücü arzının ise yakın dönemde zayıfladığını gösteriyor. Raporda, çeyreklik bazda artan yeni iş ilanlarının halen geçen yılki seviyenin altında kaldığı, ilk çeyreğin ortasından itibaren düşüş eğilimine giren iş başvurularının ise ikinci çeyrekte bayram kaynaklı oynak bir seyir izlemişse de ağustos ayının ilk haftası itibarıyla önceki yıl seviyesinin altında seyrettiğine dikkat çekiliyor.
Merkez Bankası’nın raporunda, potansiyel işgücüne de değiniliyor. Son dönemde işsizlik oranı düşerken atıl işgücünün arttığına vurgu yapılarak, “2025 yılının ilk yarısında, atıl işgücü bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık 1.9 milyon kişi yükseldi. Bunun 1.2 milyonu, yani yüzde 61’i, potansiyel işgücünden kaynaklandı. Potansiyel işgücünün büyük çoğunluğu, iş aramayan fakat çalışmak istediğini ve iki hafta içerisinde işe başlayabileceğini belirten kişilerden oluşmaktadır” deniyor.
ÜMİTSİZ İŞGÜCÜ, POTANSİYEL İŞGÜCÜ
Raporda, ‘ümitsiz işgücü’ ve ‘ümitsizler hariç potansiyel işgücü’ kavramlarına da atıfta bulunarak, şu tespitler yapılıyor:
“Ümitsiz işgücü, iş aramama nedeni olarak daha önce çok iş aramasına rağmen bulamama, kendi vasıflarına uygun iş bulamayacağını düşünme ve yaşadığı bölgede iş bulamayacağını düşünme cevaplarını veren kişiler. Ümitsizler hariç potansiyel işgücü; eğitime devam etme, çocuk-yaşlı bakımı, hastalık, engelli olma veya kalıcı sağlık sorununa sahip olma, ev işleriyle meşgul olma, ailevi nedenler, yaşlılık, diğer kişisel nedenler, mevsimlik çalışan olma gibi diğer tüm sebepleri iş aramama nedeni olarak belirten kişiler. 2024 yılı itibarıyla yaklaşık 2.2 milyon kişi ümitsiz işgücünde ümitsiz işgücünün büyük kısmını, vasfına uygun iş bulamayacağını düşündüğü için iş aramayanlardan oluşturuyor. Olumsuz işgücü piyasası koşulları nedeniyle işgücü dışına çıkma eğilimi ümitsiz işgücünün temel belirleyicisi değil. Ümitsizler hariç potansiyel işgücü, 2024 yılı itibarıyla yaklaşık 1.9 milyon kişi iken bu grubun büyük çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. Bu gruptaki kadınlar genellikle ev işleri, çocuk ve yetişkin bakımı gibi nedenlerden dolayı iş aramamakta. Ümitsizler hariç potansiyel işgücü piyasası iş deneyimi sınırlı kadınlar arasında yaygın olup ev işleri ve çocuk bakımı, iş arama konusunda en önemli kısıtı oluşturmakta. Türkiye’de okul öncesi okullaşma oranı birçok gelişmekte olan ülkenin oldukça gerisinde. Kreş ve okul öncesi eğitim olanaklarının yaygınlaştırılması bu grubun işgücüne katılımını arttıracaktır.”
İŞGÜCÜ POLİTİKALARI FARKLILAŞMALI
Tüm bu tespitlerle birlikte raporda potansiyel işgücüne yönelik şu değerlendirmelerde bulunuluyor:
“Potansiyel işgücü temelde farklı dinamiklere sahip iki gruba ayrılmaktadır. Ümitsiz işgücünü çoğunlukla vasfına uygun iş bulamayacağını düşünen, önceden çalışmamış ya da geçici işlerde çalışmış lise altı eğitimli kişiler oluşturmaktadır. Ümitsizler hariç potansiyel işgücü ise çoğunlukla ev işi, çocuk bakımı gibi nedenlerle iş aramayan ancak çalışma isteği belirten kadınlardan oluşmaktadır. Potansiyel işgücünün heterojen bir yapıya sahip olması nedeniyle işgücü politikalarının farklı demografik grupların ihtiyaçlarının dikkate alınarak tasarlanması, işgücüne katılım oranını artırabilecektir.”
MEVSİMSELLİKTEN ARINDIRILMIŞ TOPLAM İSTİHDAM (MİLYON KİŞİ)
BİLEŞİK İŞGÜCÜ PİYASASI ENDEKSİ (BİPE)
YENİ BİR İSTİHDAM ENDEKSİ: BİPE
ENFLASYON Raporu’nun en dikkat çekici bölümü ise Bileşik İşgücü Piyasası Endeksi’ni (BİPE) ilk kez gündeme getiriyor olması. Raporda, son dönemde Türkiye’de işgücü piyasasına ilişkin temel ve alternatif göstergelerin birbirinden farklı sinyaller verdiğine, işsizlik oranı gibi sık başvurulan göstergelerin, işgücü piyasasının sıkı seyrettiğini ima ettiğine dikkat çekilerek, buna karşılık, geniş tanımlı işsizlik oranları ve tamamlayıcı göstergelerin işgücü piyasasında daha az sıkı bir görünüm sunduğu belirtiliyor. Rapora göre, göstergeler arasındaki ayrışma, işgücü piyasasına yönelik bütüncül ve tutarlı bir perspektif sunan bileşik bir endeks ihtiyacını ortaya koyuyor. Raporda, Türkiye için 23 farklı işgücü piyasası göstergesinden yararlanılarak oluşturulan Bileşik İşgücü Piyasası Endeksi (BİPE) tanıtılıyor ve endeks ile ekonomik aktivite arasındaki ilişki de inceleniyor. BİPE ile ilgili rapordaki bilgiler özetle şöyle:
UYUMLU SEYİR VURGUSU
BİPE, ekonomi ve işgücü piyasasını etkileyen temel gelişmelerle uyumlu bir seyir izliyor. 2018 yılında uygulanan parasal sıkılaşma sonrası ekonomik aktivite yavaşladı. Bu dönemde istihdam gerilerken işsizlik oranı yükseldi. 2020 yılında pandeminin etkisiyle endeks en düşük seviyesine geriledi. Ancak 2021 yılında ekonomik toparlanma ile birlikte endeks hızlı bir yükseliş gösterdi. 2022 yılında, pandemi sonrası toparlanmayı takip eden normalleşme sürecinin işgücü piyasasındaki etkileri belirginleşti. Bu dönemde endeksin yönü aşağı döndü. 2023 yılının ilk çeyreğinde meydana gelen depremler takip eden çeyrekte geçici bir zayıflamaya yol açtı. Aynı yılın ikinci yarısından itibaren uygulanan parasal sıkılaşma yönlü politikalar yurtiçi talepte dengelenme sağladı. Bununla ilişkili olarak işgücü piyasası koşulları zayıfladı.
2024 yıl genelinde temel işgücü göstergeleri sıkı bir işgücü piyasası ima ederken endeks, alternatif göstergelerin negatif katkısıyla birlikte daha az sıkı bir işgücü piyasasına işaret etti. 2025 yılının ilk iki çeyreği itibarıyla ise temel işgücü göstergeleri endekse sınırlı negatif katkı verirken geniş tanımlı göstergeler ve tamamlayıcı göstergelerin endeks üzerindeki düşürücü etkisi çok daha belirgin oldu. Bu çerçevede endeks, yakın dönemde işgücü piyasası koşullarının işsizlik oranı gibi temel işgücü piyasası göstergelerinin işaret ettiğinden daha az sıkı olduğunu ima ediyor.

