Gidenler azaldı kalanlar sessizleşti

Güncelleme Tarihi:

Gidenler azaldı kalanlar sessizleşti
Oluşturulma Tarihi: Şubat 01, 2026 07:00

Dünya genelinde istifa edenlerin sayısı düşerken; ‘işyerine bağlılığı azaldığı için kalıp, sessizleşen’ çalışanların sayısının arttığı raporlanıyor. Öyle ki bu durum, yeni bir kavramın da doğmasına yol açmış durumda: Sessiz kalış. İşte, çalışma hayatında tartışılan yeni kavramın detayları...

Haberin Devamı

ÇALIŞMA hayatında işyerine bağlılık oranları azalırken istifa sayılarının düşmesi, yeni bir kavramın doğmasına neden oldu: Sessiz kalış. Sessiz istifada ‘çalışanın bilinçli olarak sınır çektiği’, ‘işim bu kadar, fazlası yok’ şeklindeki tepki halleri öne çıkarken; sessiz kalışın ise bir ‘donma hali’ olduğu belirtiliyor. Çeşitli uluslararası kurumların da raporlaştırdığı bu halde, çalışan ne sınır koyuyor ne talep ediyor: Fikir söylemiyor, geri bildirim vermiyor, risk almıyor. İşini kaybetme korkusu veya başka seçeneğinin olmaması nedeniyle çalışanın fiziksel olarak mevcut işyerinde bulunduğu; ancak zekâsını, deneyimini ve fikirlerini bilinçli olarak esirgediği belirtiliyor. Bu kavram, özellikle 2023 sonu ve 2024 başından itibaren Gallup, Deloitte, Harvard Business Review gibi kurumların raporlarında ve BBC, The Washington Post gibi yayınlarda yer buldu. İşte, çalışma hayatında tartışılan yeni kavramın detayları...

Haberin Devamı

NE KADAR EKMEK O KADAR KÖFTE

BBC’nin bir makalesinde, sessiz kalışın hızla yayılan bir işyeri trendi olduğu belirtiliyor. ‘Sessizce işten ayrılmak’ olarak da ifade edilen bu durum şöyle tanımlanıyor: “İsmine rağmen, bunun işten ayrılmakla hiçbir ilgisi yok. Bu, yalnızca işinizin gerektirdiği şeyleri yapmak ve fazlasını yapmamak anlamına gelir. Yine de işe gidiyorsunuz, ancak kesinlikle işinizin gerekliliklerinin sınırları içinde kalıyorsunuz. Yani artık ek görevlere yardım etmek veya mesai saatleri dışında e-postaları kontrol etmek yok. Pandemiden bu yana, giderek artan sayıda genç çalışan, fazla mesai yapmalarına rağmen hak ettikleri takdiri ve ücreti alamamaktan bıkmış durumda. Tükenmişliğe hayır diyorlar ve bunun yerine iş-yaşam dengesine odaklanıyorlar. Hareket, öz koruma ve ‘ücretine göre hareket etme’ üzerine kurulu.”

ABD’DE İŞGÜCÜNÜN EN AZ YÜZDE 50’Sİ

Sessiz kalış kavramına dikkat çekmek için çalışan bağlılık oranlarındaki düşüşe de atıf yapılıyor. Bağlılık azaldıkça sessiz kalışın arttığı raporlanıyor.

Gallup’un ABD’deki çalışma hayatı üzerinden örneklendirdiği bu durum, ‘sessiz ayrılma’ kavramıyla anlatıldı. Çalışan bağlılığının neredeyse son 10 yılın en düşük seviyesine gerilediği belirtilen yazıda, “ABD’de çalışan bağlılığı 2022’nin ikinci çeyreğinde yüzde 32’de kalırken, aktif olarak bağlı olmayanların oranı yüzde 18’e düştü. Bağlı çalışanların aktif olarak bağlı olmayan çalışanlara oranı neredeyse 10 yıldır görülen en düşük seviyesinde” denildi ve ülkedeki işgücünün en az yüzde 50’sinin ‘sessiz kalış’ evresine geçtiği tahmin edildi. Öyle ki, Amerikan iş dünyası dergisi Forbes’ta ise sessiz kalışın ‘ABD’li şirketlerin gizli tehdidi olduğuna’ vurgu yapılması dikkat çekiliyor.

Haberin Devamı

‘SAKİN BİR TAVIR İLE GERİ ÇEKİLME’

Sessiz kalış kavramı, Harvard Business Review’un çalışanların işyerinde yaşadığı bunalımı detaylandırmak amacıyla yaptığı bir araştırmada da kendine yer buldu. Araştırmada, ‘sessiz kalanların’ ekibin en yeteneklileri olduğunun belirtilmesi dikkat çekti. “En yetenekli çalışanlar genellikle bunaldıklarını en az belli edenlerdir” denilen araştırmada, “Bunu sakin bir tavır veya sessiz bir geri çekilme ile gizlerler” ifadelerine yer verildi. Performans düştüğünde, ilişkiler zarar gördüğünde ya da bu durum görünür hale geldiğinde ‘artık çok geç’ vurgusu öne çıkan araştırmada, “Bunalmışlık sistematik olarak verimliliği, güveni ve refahı aşındırır. Kırılma noktasını yani yetenekli insanların sessizce dengelerini kaybettikleri anı tanımak artık kritik bir liderlik becerisidir” denildi.

Haberin Devamı

YÖNETİCİLER NASIL FARK EDER?

PEKİ, bunaltıcı durum sakinliğin ardına gizlendiğinde nasıl fark edilebilir? Harvard Business Review’un konuyla ilgili araştırmasında, sessiz kalış evresine geçen çalışanların neredeyse üçte birinin performanslarında doğrudan bir düşüş yaşandığını; diğer üçte birinin ise ‘verimliliklerini ancak toparlanmayı erteleyerek sürdürebildikleri’ belirtiliyor. Neredeyse yarısı ise motivasyon ve özgüven kaybı yaşadığını ifade ediyor. Araştırmada, bu bulgulardan yola çıkarak “Bu örüntüler, bunaltıcı durumun her zaman kaos veya görünür bir sıkıntı olarak ortaya çıkmadığını; sessiz bir kopukluk, zoraki bir soğukkanlılık veya tamamen tükenmişlik hali gibi görünebileceğini düşündürmektedir” değerlendirmesine yer verildi.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!