Gençlik için ‘hareket’ zamanı

Güncelleme Tarihi:

Gençlik için ‘hareket’ zamanı
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 03, 2026 07:00

Birçok kültürde; bütün canlı türlerinde yeni olan, genç olan bereketi, geleceği temsil eder. Biz de yıllardır genç nüfusumuzun en büyük bereketimiz, gücümüz olduğunu söylemedik mi... Şimdi o bereketli gençlik için harekete geçme zamanı. Çünkü global anlamda ciddi bir tehlike var. 18-29 yaş arasındaki gençler giderek daha fazla hayatın dışına itiliyor. İş yoksa sosyal yaşam da yok. Tehlike, alarm seviyesinde. Çünkü araştırmalar global literatürde ‘NEET’ olarak tanımlanan, Türkiye’de ise ‘ev genci’ diye tabir edilen grupta ciddi bir ‘vazgeçiş’ yaşandığını gösteriyor. Eğitimden, iş aramaktan, hayata katılmaktan vazgeçiyorlar. Alarma kulak vermek, çözüme başkoymak en büyük ev ödevi. Hürriyet İK olarak bu konuyla ilgili farkındalık yaratmayı, her türlü katkıyı görünür kılmayı kısacası sayıları milyonlarla ifade edilen bu gençleri kazanmayı ödev belledik. Bir seferberlik ruhuyla kalıcı, sürdürülebilir adımlar için herkes kolları sıvamalı.

Haberin Devamı

Habitat Derneği’nin 2017 yılından bu yana Infakto RW ortaklığıyla yürüttüğü Türkiye’de Gençlerin İyi Olma Hali Araştırma Raporu’nun 2025 verileri açıklandı geçtiğimiz günlerde. Habitat Derneği bu saha çalışmasını ‘gençlerin iyi olma halini uzun dönemli olarak izlemek’ amacıyla yürüttüğünü belirtiyor. 2025’te de altıncı kez yaptılar. 9–24 Ekim 2025 tarihleri arasında Türkiye’nin kentsel genç nüfusunu temsil eden 33 ilde, 18–29 yaş aralığındaki yaklaşık bin 500 gençle ‘yüz yüze’ görüşüldü. Bir iyi bir de kötü haber var raporda. İyi haber, ‘ev gençleri’nin yüzde 54’ü hayatından memnun olduğunu belirtmiş. Bir önceki araştırmanın yapıldığı 2003 yılına göre 8 puanlık bir artış var. Kötü haber mi? Bu artış uzmanlara göre ciddi bir alarmın habercisi. İngiltere başta olmak üzere birçok ülkede ‘NEET’ tanımıyla literatüre giren ‘ne işte ne eğitimde olan’ gençler, bu araştırmada önemli bir mesaj veriyor. Bu gençler arasındaki ‘memnuniyet’in artışı, bir düzelmeyi değil daha ziyade bir ‘vazgeçmeyi’ ifade ediyor. Biz de bu tabloyu; hem araştırmaya liderlik eden İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emre Erdoğan’a, hem araştırma dünyasının önemli isimlerinden Konda Araştırma’nın yöneticilerinden Bekir Ağırdır’a hem de insan kaynakları danışmanlarına sorduk. Herkesin ortak fikri; bu gençleri harekete geçirmek için kamudan özel sektöre, eğitim dünyasından sivil toplum kuruluşlarına kadar çok ortaklı programlarla acil atağa kalkmak gerektiği.

Haberin Devamı

YÜZDE 45’İ UMUTLU

Yorumlara geçmeden önce bahsettiğim araştırmadan birkaç veri paylaşmak istiyorum. Gençlerin gelecekten umut düzeyi, yaşam memnuniyetindeki artışa rağmen düşük seyrediyor. ‘Memnuniyet’ artıyor ama umudu yok. Araştırmaya göre gelecekten umutlu olduğunu belirten gençlerin oranı 45. Raporda “Bu oran 2023 ile benzer seyretmekte ancak 2017’deki yüzde 67 seviyesinin belirgin biçimde gerisinde kalmaktadır. Yaşam memnuniyetindeki artışa rağmen umut düzeyinin aynı ölçüde yükselmemesi, öznel iyi olma halinin kırılgan bir zeminde ilerlediğini göstermektedir. 2025 verileri, yaşamdan memnuniyetin en güçlü belirleyicisinin çalışma durumu olduğunu da göstermektedir. Genel ortalama yüzde 54 iken, çalışan gençlerde bu oran yüzde 58’e, öğrencilerde yüzde 55’e çıkmaktadır. Buna karşılık iş arayan gençlerde ise yaşamdan memnuniyet yüzde 27’ye düşmektedir. Çalışanlarla iş arayanlar arasındaki 31 puanlık fark, istihdamın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda psikolojik bir güven kaynağı olduğunu düşündürmektedir” yorumu dikkat çekiyor.

Haberin Devamı
Haberlerimizi Google’da Takip Edin
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Googleüzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Çalışan gençlerin yüzde 50’si, öğrencilerin yüzde 48’i gelecekten umutlu olduklarını belirtirken; iş arayan gençlerde bu oran yüzde 16’ya geriliyor araştırmada. 2025 verileri, gençlerin işgücü piyasasındaki konumunun da hâlâ kırılgan bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor. Gençlerin yüzde 44’ü tam zamanlı, yüzde 4’ü yarı zamanlı çalışıyor. Buna karşılık yüzde 52’si çalışmadığını belirtiyor.

PEKİ NEDEN ÇALIŞMIYORLAR

Bu soru gençlere yöneltildiğinde iki temel yanıt öne çıkıyor raporda: “Öğrenci olduğum için, iş bulamadığım için.” Rapora göre zaman içindeki eğilimler, gençlerin istihdam ve iş arama dinamiklerinde dalgalı ancak kısmi bir toparlanma olduğunu, eğitim–istihdam geçişinin ise hâlâ istikrarsız bir seyir izlediğini gösteriyor. 2017’de yüzde 53 olan çalışan genç oranının sonraki yıllarda gerilediği ve uzun süre yüzde 44 civarında seyrettiği görülüyor. “2025 itibarıyla çalışan oranının yüzde 48’e yükselmesi, kısmi bir toparlanmaya işaret etmektedir. Benzer biçimde iş arayan gençlerin oranı 2017’de yüzde 8 iken sonraki yıllarda artmış, 2025’te ise yüzde 12’ye gerilemiştir. Bu düşüş işsizlik baskısında sınırlı bir azalmaya işaret etmekle birlikte, her sekiz gençten birinin hâlâ aktif olarak iş bulmaya çalıştığını gösteriyor” denildi raporda.

Haberin Devamı

İşin bir de toplumsal cinsiyet boyutu var. Araştırmaya göre genç erkeklerin yüzde 59’u çalışırken bu oran genç kadınlarda yüzde 38. Rapora göre iş arayanlar ve öğrenciler arasında cinsiyete bağlı belirgin bir fark gözlenmezken, ‘ev genci’ kategorisinde keskin bir ayrışma ortaya çıkıyor. Kadınların yüzde 26’sı bu grupta yer alırken erkeklerde bu oran yalnızca yüzde 6 olarak ölçülüyor.

BECERİ UYUMSUZLUĞU

Herkesin dikkat çektiği önemli bir iş bulamama nedeni olan ‘beceri uyumsuzluğu’ bu araştırmada da öne çıkıyor. Gençlerin iş bulmanın önündeki en önemli engel olarak yeterli iş olanaklarının olmamasını (%38) göstermesi, yapısal bir sorun algısına işaret ediyor. Bunu iş bulmayı sağlayacak tanıdıkların olmaması (%33) ve ücretlerin düşüklüğü (%29) gibi nedenler izliyor. Araştırmaya göre gençlerin kendilerini en yetersiz hissettikleri alan yabancı dil; İngilizce, Fransızca ya da Almanca dillerinden en az birinde kendini yeterli görenlerin oranı yalnızca yüzde 16. Buna karşılık gençlerin yüzde 57’si yaşadıkları bölgede iş bulmak için bu dillerden birini iyi derecede bilmenin önemli olduğunu düşünüyor. Bu durum, işgücü piyasasında talep edilen beceriler ile gençlerin sahip olduklarını düşündükleri beceriler arasındaki algısal açığa işaret ediyor.

Haberin Devamı

Öte yandan yine araştırmaya göre 2017’de yüzde 63 olan girişimcilik isteğinin 2025’te yüzde 36 olarak ölçülmesi de bu alandaki vazgeçişi gösteriyor. Ev gençlerinde girişimcilik eğiliminin yüzde 21 düzeyinde kalması da araştırmanın dikkat çeken bulgularından.

Gençlik için ‘hareket’ zamanı

‘DÜŞERSEN BEN TUTARIM’ MESAJI VERMEK LAZIM

Prof. Dr. Emre Erdoğan, TÜBİTAK ile ev gençleri konusunda çalışmalar yürüten de bir isim. “Aslında bu konu sahipsiz değil, birçok çalışma yapılıyor ama keskin tarafları var” diyen Erdoğan, gençlerin iyi olma hali için iş sahibi olmanın çok önemli kriter haline geldiğini belirtiyor. “Öyle ki gençler ve toplum nasıl çalışıldığını umursamıyor. Asgari ücretin biraz fazlasına enformal bir şekilde çalışıyorlar. ‘En azından maaş yatıyor’ algısı çok yüksek. Öteki tarafta ailenin koruyucu şemsiyesi altında olanlar var. Ama bu yeterli değil. Aile gelirine bağımlılar ve çok fakirler. Aylık gelirleri 9 bin TL’nin altında. Çalışsa asgari ücret 27 bin TL zaten. Ama yine fakir kalıyorlar” diyen Erdoğan’a ‘Gençleri nasıl vazgeçmişlikten kurtarırız’ diye sorduk.

Haberin Devamı

Çok paydaşlı bir çözüm önerdi ve şunları söyledi:

 “Ülke bu sorunun farkında. Geçen sene GÜÇ programı diye program lanse edildi. Geliştirilen programlar bu gençleri işe çekmekle ilgili. Ama nasıl belli değil. Çalışsın yeter. Ama gençler sadece çalışmak istemiyorlar. Para bir araç. O aracın sağladığı şeylere ulaşmak istiyorlar. Bu gençlere ‘Düşersen ben tutacağım’ diye güven vermek lazım.

Şu anda ‘vatandaşlık maaşı’ gündeme geldi. Evrensel gelir kavramından yola çıkarak tartışılıyor. Bu koşulsuz bir para. Daha önce gençlere denendi. 18 yaşını geçen gençlerin cebine belli bir harçlık koymak prensibini içeriyor. Çünkü cebinde parası varsa daha rahat iş arayacak, kendine yatırım yapabilecek. Asgari ücretin yarısı kadar bir para verilebilir. Ama bence geri dönüşü çok yüksek olan bir şey bu. Bir geçim parası değil ayağa kalkma parasından bahsediyorum.

İkinci mesele şirketler. Deneyimsiz işçi almıyorlar. Teşviklere rağmen almıyor şirketler. Şirketler bu gençlere bir deneyim alanı açmalı. İş öğretebilir, becerilerini geliştirmeleri için fırsat sunabilirler.

Çocuklar nasıl iş arayacaklarını bilmiyor. İş bulma kanallarına erişemiyorlar. Eş, dost, akraba ile ilerliyorlar. İK siteleri yetersiz, yerelde ise çok az. Gençlere iş piyasasının beklentilerini anlatan, yönlendiren insan kaynakları danışmanları da çalışmalı.

Gençler öğrencilikten gönüllülük projelerine yönlendirilmeli. Gönüllülük deneyimi olan gencin iş bulma ihtimali artıyor.

Kısacası bu global sorun için bütün ülkelerde özel sektörün elini taşın altına koyması lazım. İşveren, genç, devlet masada olmalı.”

Gençlik için ‘hareket’ zamanı

‘SADECE GENÇLER DEĞİL ŞİRKETLER DE VAZGEÇTİ’

Odgers Türkiye Kurucu Ortağı Ayşe Öztuna Bozoklar’a, yetenek yönetimi uzmanlarına düşen görevleri sorduk. “Sağlıklı değil bu durum. Biz 2010-12 yıllarında araştırmasını, çalışmasını yapmıştık. O zaman alarm veren bir durum vardı. Genç yetenekleri kaybediyoruz diyorduk” ifadelerini kullanan Bozoklar, geçmişte yürütülen ‘Bir gün CEO’ programını örnek verdi. 20 bine yakın gence dokunduklarını belirtti. Pandemi ile birlikte sona eren bu programı yeniden başlatmayı düşündüklerini de anlatan Bozoklar, şu ifadeleri kullandı:

“Yeni araştırmalar ve yöntemlerle gençlerin tekrar sahaya çıkmak için heyecanlandırılmaları, motive edilmeleri gerekiyor. Vazgeçmeden üretmeye devam etmeleri hedeflenmeli. Sadece gençler değil şirketler de vazgeçti. Kurumlar da ‘Ben mi uğraşacağım, yatırım yapıyorum kaçıyor, beni eleştiriyor’ diye bıraktı olayı. Biz de diyoruz ki vazgeçmeyin, bu sizin de geleceğiniz. Çoğunluğun çalışmayı istemeyeceği bir iş ortamı oluştu. Nereye gitse üstelik durum değişmeyecek, tüm dünya aynı durumda. Bakıyoruz, birçok kurumun üst düzey yöneticisi bize geliyor; herkesin çocuğu aynı durumda. Bakıyorsunuz inanılmaz bir eğitim, başarı var ama tepkili, mutsuz, tatmin olamama durumu var. Bu yüzden yeni programlar devreye alınmalı. Umudu kesmememiz lazım. Yeniden ışık tutmak lazım, yol açmak lazım.”

Gençlik için ‘hareket’ zamanı

‘FENOMENLİĞE ÖZENME YA DA ÖFKE VAR’

Konda Araştırma Yöneticisi Bekir Ağırdır’a göre mesele fırsat eşitliği algısının bozulmasıyla ilgili. “Ben toprak damlı bir evde büyüdüm, parasız yatılı okulda okudum ve başardım” diyen Ağırdır, şimdi ise alın teriyle başarının geleceğine inancın zayıfladığını söylüyor. Ağırdır, “Kalabalık aileler kentlerde azalıyor. Levent’teki Kanyon’da zaman geçiren ev genci ile arka caddelerinde yaşayanın durumu aynı değil. Yarıdan fazlası harçlığa mahkum. Alınteri ile başarma umudu azalınca genç fenomen olma hayalleri kuruyor ya da öfkeleniyor. Ciddi bir istihdam yardımı gerekiyor” dedi.

Ağırdır, gençlerdeki vazgeçişi sona erdirmek için atılması gereken adımları ise şöyle sıraladı:

 “Teknoloji eğitim programları daha nitelikli hale getirilmeli. Bunlara erişimi kolaylaştırmak gerekiyor.

İstihdam ve girişimcilik destekleri gerekiyor.

Başarı hikâyeleri daha görünür kılınmalı. Rol modeller öne çıkarılmalı. ‘Seni ciddiye alıyorum, seni dinliyorum’ mesajı verilmeli.”

NEET ya da ‘ev genci’ kimleri kapsar?

NEET, “Eğitimde, İstihdamda veya Mesleki Eğitimde Olmayan“ anlamına gelen bir kısaltma olarak tanımlanıyor. İşsiz olan ve eğitim veya mesleki eğitim almayan kişiyi ifade eden tanımlamalar da yapılıyor. Bu sınıflandırma, 1990’ların sonlarında Birleşik Krallık’ta ortaya çıkmış ve kullanımı, Kanada, Çin, Japonya, Sırbistan, Güney Kore ve Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere diğer ülkelere çeşitli derecelerde yayılmış. ‘Yüksek NEET oranına sahip nesiller kayıp nesiller’ olarak tanımlanıyor. Her ülkenin yaş sınırı farklı, Birleşik Krallık’ta bu sınıflandırma 16 ile 24 yaş arasındakileri kapsıyor, Japonya’da ise çalışmayan, ev işi yapmayan , okula veya işe yönelik eğitime kayıtlı olmayan ve iş aramayan 15 ila 34 yaş arasındaki kişiler olarak değerlendiriliyor. Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre dünyada her beş gençten biri NEET nüfus kapsamında yer alıyor. Türkiye’de ise 15-24 yaş arası gençlerin NEET kapsamına girdiği kabul ediliyor ve 2025 TÜİK verilerine göre bu gençlerin oranı yaklaşık yüzde 22.1 seviyesinde.

BAKMADAN GEÇME!