Gençler ne istiyor?

Güncelleme Tarihi:

Gençler ne istiyor
Oluşturulma Tarihi: Şubat 01, 2026 07:00

Z kuşağı işgücünde ağırlığını artırırken, şirketler için asıl mesele gençleri işe almak değil, elde tutabilmek. İstihdamın kilit aktörlerinin Z kuşağı olduğunu belirten uzmanlar, gençlerin beklentilerini görmezden gelen şirketlerin orta vadede insan kaynağı sorunlarıyla karşılaşabileceğini söylüyor. Peki gençler iş hayatından ne bekliyor, şirketlere hangi görevler düşüyor? Uzman görüşleriyle ele aldık...

Haberin Devamı

GENÇLER artık iş hayatının her alanında. İş dünyası ise yeni dönemde yalnızca nitelikli çalışan bulmanın değil, Z kuşağını elde tutmanın yollarını arıyor. Kimi şirketler bu dönüşüme mesafeli görünse de gençler bugün istihdamın kilit aktörlerinden biri konumunda. Öyle ki, Türkiye’de nüfusun yaklaşık yüzde 15’ini gençler oluşturuyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre genç nüfusun istihdam oranı, 2023 yılında yüzde 37.7 iken 2024 yılında yüzde 39.5’e yükseldi. Uzmanlara göre bu tablo, gençlerin beklentilerini görmezden gelen şirketlerin orta vadede ciddi insan kaynağı sorunlarıyla karşılaşabileceğine işaret ediyor.

9-6 DÜZEN ONLARA GÖRE DEĞİL

Genç çalışanlar için klasik 9–6 çalışma düzeni, iş–yaşam dengesini kurmanın değil, daha en baştan feda etmenin simgesi olarak görülüyor. Tüm gününü alan bir çalışma modeli, özel hayatın silindiği hissini yaratırken, bu durum motivasyon ve bağlılık üzerinde doğrudan etkili oluyor. İK profesyonellerine göre iş dünyası için temel soru artık “Gençler neden işten ayrılıyor?” değil, “Gençler tam olarak ne istiyor?” sorusu etrafında şekilleniyor. Bu soruya yanıt üretebilen şirketler, yalnızca genç yetenekleri çekmekle kalmıyor; aynı zamanda geleceğin işgücünü de bugünden güvence altına alıyor

Haberin Devamı

Gençler ne istiyor

.

ÖĞRENME, GELİŞME İSTEĞİ ÖNE ÇIKIYOR

Genç Yönetici ve İş İnsanları Derneği (GYİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Başak Öğütken Çetinkaya ile Z kuşağının iş hayatından beklentilerinin ne olduğunu ve şirketlerin onları kazanmak için nasıl aksiyonlar aldığını konuştuk. Çetinkaya sözlerine, “Z kuşağı için kariyer artık ‘yükselmek’ kadar ‘anlamlı olmak’ ile de tanımlanıyor” diye başladı. Z kuşağının tek bir pozisyona ya da tek bir kuruma bağlı kalmaktan ziyade, kendini geliştirebildiği, öğrenmeye devam edebildiği ve katkı sunduğunu hissettiği bir yolculuk aradığını söyleyen Çetinkaya, “Çalıştığı kurumdan aldığı ücretin yanı sıra, o kurumun kendisine ne kattığına bakıyor. Gördüğümüz en net tablo şu: Z kuşağı, hızlı geri bildirim almak, farklı alanlarda deneyim kazanmak ve kendi potansiyelini keşfedebileceği alanlar bulmak istiyor. Esnek çalışma modelleri, şeffaf liderlik, yapay zekânın iş süreçlerine entegre edilmiş olması, çeşitlilik ve kapsayıcılık kültürünün yaygınlaşmış olması, adalet duygusu ve değerleriyle örtüşen bir kurum kültürü, sürekli öğrenme fırsatları; Z kuşağının çalıştığı kurumda öncelikli aradığı özellikler” sözleriyle devam etti.

Haberin Devamı

DÖNÜŞÜMÜN AKTİF BİR PARÇASI

Şirketlerin artık Z kuşağını yalnızca ‘yeni çalışan’ olarak değil, dönüşümün aktif bir parçası olarak konumlandırmak zorunda olduğunu ifade eden Çetinkaya, bu noktada klasik insan kaynakları uygulamalarının ötesine geçen yaklaşımların öne çıktığını söyledi. Çetinkaya şöyle devam etti: “Gençlerin fikirlerine alan açan, onları proje bazlı çalışmalara dahil eden, erken sorumluluk veren ve öğrenme fırsatlarını çeşitlendiren kurumlar bu kuşakla daha kolay bağ kuruyor. İşveren markası, vaat edilen bir söylem olmaktan çıkıp içeride gerçekten yaşanan bir çalışan deneyimine dönüştüğünde Z kuşağıyla ortak bir zemin oluşuyor. Yatay yapılar, mentörlük modelleri, psikolojik danışmanlık, sağlıklı yaşam, doğum günü izinleri gibi farklı uygulamalar, esnek ve kişiselleştirilmiş yan haklar Z kuşağının çalışma deneyiminin tasarlanmasında önemli oluyor.”

Haberin Devamı

KUŞAK FARKINI DOĞRU KÖPRÜLERLE AŞMAK

İŞ hayatındaki sorunlardan biri de kuşaklar arası fark. Kuşak farkı denilince akla genellikle anlaşmazlıklar ve aşılması zor mesafeler geliyor. Oysa modern iş dünyasında bu mesafe, doğru köprüler kurulduğunda gelişimin en hızlı aktığı yola dönüşebiliyor. Bu farkı kapatmanın yolunun, birinin diğerine uyum sağlamasından değil; ortak bir dil yaratılmasından ve deneyim-bilgi paylaşım ağları oluşturulmasından geçtiğini söylüyor Çetinkaya. Z kuşağıyla iletişimin nasıl olması gerektiğine ilişkin sorumuza ise şu yanıtı verdi: “Z kuşağıyla iletişim, talimat veren ya da tek yönlü bir yapıdan çok, tersine mentörlük programları gibi karşılıklı öğrenmeye açık bir anlayışla kurulmalı. Dinleyen, geri bildirim veren, inisiyatif veren, gelişim fırsatları yaratan ve güven inşa eden bir iletişim dili, farklı kuşakların bir arada üretmesini mümkün kılıyor. Z kuşağının itici gücünün, tüm iş dünyasının dönüşümünü hızlandıran bir fırsat yarattığına inanıyoruz.”

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!