Güncelleme Tarihi:

Her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde eşitlik, fırsat adaleti ve kadınların işgücüne katılımı yeniden gündeme geliyor. Ancak veriler, iş hayatında kadın ve erkek arasındaki mesafenin hâlâ kapanmadığını, bu konuda gidilecek uzun bir yol olduğunu gösteriyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Aralık 2025’e ait İşgücü İstatistikleri verilerine göre, Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 35.5 seviyesinde kalırken, erkeklerde bu oran yüzde 71.3’e ulaşıyor. İstihdam tarafında da tablo benzer: Kadın istihdam oranı yüzde 31.7 erkeklerde ise yüzde 66.8 seviyesinde. Ücret eşitsizliği, kayıt dışı çalışma, bakım yükünün büyük ölçüde kadınların omzunda olması ve karar alma mekanizmalarındaki düşük temsil, iş hayatındaki cinsiyet uçurumunu derinleştiren başlıca başlıklar arasında yer alıyor.
SINIRLI DA OLSA GELİŞME VAR
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre küresel olarak da kadınlar yönetici pozisyonlarının yalnızca yüzde 30’unu elinde tutuyor. Türkiye’de ise üst düzey yönetici pozisyonlarında kadınların oranı hâlâ düşük seviyede. Ancak olumlu ilerlemeler de var. Öyle ki, Sabancı Üniversitesi Kurumsal Yönetim Forumu, ‘Türkiye’de Yönetim Kurulunda Kadın Raporu’nun 2025 yılı sonuçlarına göre, Borsa İstanbul’a (BIST) kayıtlı olan 585 şirketin 177’sinin yönetim kurullarının tamamı erkeklerden oluştu. Tüm BIST şirketleri içerisinde yönetim kurulu başkanı kadın olan şirket sayısı 50’den 57’ye yükselirken, yönetim kurulunda yer alan kadın CEO sayısı 25’ten 31’e çıktı.
ENGEL: CAM TAVANLAR
Peki, bu istatistiksel döngüyü kırmak ve yönetim kurullarındaki erkek çalışan yoğunluklu yapıyı dönüştürmek mümkün mü? Perakende ve tüketim ürünleri sektörlerinde kadın liderliğini artırmaya yönelik çalışmalar yapan LEAD Network Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Neslihan Nigiz Ulak ile konuştuk. Ulak, yaptıkları çalışmalara göre, perakende ve hızlı tüketim ürünleri sektöründe kadın çalışan oranı artarken, özellikle orta kademe yöneticilik seviyesinde ciddi bir ilerleme gördüklerini aktardı.
Buna karşın üst düzey yönetim ve karar verici pozisyonlarda hâlâ bir temsil açığının olduğunu ekleyen Ulak, “Hızlı tüketim ürünleri sektöründe satış departmanındaki beyaz yaka kadın çalışanların yüzde 4’ü üst düzey, yüzde 30’u orta düzey, yüzde 66’sı ise giriş düzeyinde. Yani kadınlar üst pozisyonlarda gerektiği kadar yer alamıyorlar ve bu sektörden de bağımsız bir gerçek” dedi. Çalışan kadınların önündeki en önemli engelin ‘cam tavan’ olarak adlandırılan görünmeyen bariyerler olduğunu söyleyen Ulak, “Bir diğer engel ücret eşitsizliği, aynı pozisyonda çalışan erkekler daha fazla ücret alırken, ne yazık ki aynı işi yapmalarına rağmen kadınlar daha az ücret alabiliyor. Kadının anneliği, önüne engel olarak çıkabiliyor ya da annelik için verilen aranın zaman kaybı olarak değerlendirilmesi söz konusu olabiliyor. Yaşlı bakımı da kadının kariyerindeki engellerden bir diğeri” diye devam etti.
Kadınlarda kaygı daha yüksek
İş dünyasındaki yapısal engeller sadece kariyer basamaklarını değil, kadınların ruhsal sağlığını da doğrudan etkiliyor. Veriler, kadınların iş hayatında sadece ‘cam tavanlar’ ile değil, aynı zamanda erkek meslektaşlarına oranla çok daha ağır bir zihinsel yük ve kaygı düzeyiyle mücadele ettiğini gösteriyor.
Kurumsal esenlik çözümü Wellbees, platform üzerinden hizmet verdiği kadın çalışanların psikolojik destek başvuruları ve günlük duygu durumu paylaşımlarından yola çıkarak her yıl yayımladığı ‘Çalışan Kadınların Esenlik Haritası’nı bu yıl da hazırladı. “Kadınların iş hayatı ile ev işleri ve bakım sorumluluklarını kapsayan ‘görünmez mesai’ yükü arasında sıkışması, esenlik seviyelerini ve işe bağlılıklarını aşağı çekiyor” denilen raporda, “İş dünyasındaki kadınların kaygı oranı erkeklerden daha yüksek, genel duygu durumu puanları ise daha düşük” sonucuna varıldı. Kadın çalışanların 2025 yılında Wellbees’in psikolojik destek danışmanlarına başvuru nedenlerinde ilk sırayı yüzde 38.65 ile kaygı aldı; bunu yüzde 34.90 ile evlilik-ilişkiler, yüzde 26.45 ile stresle başa çıkma takip etti. 2025 yılında duygu durumu puanı erkeklerde 4.35 iken kadınlarda 3.98 seviyesinde kaldı. Sonuçları değerlendiren Wellbees CEO’su Melis Abacıoğlu, “Kadınların esenlik puanlarının erkeklere kıyasla düşük olması, iş dünyasındaki, yaşam şartlarındaki adaletsizliğin ve kadınların omuzlarındaki ‘görünmez mesai’ yükünün doğal bir yansıması. Eğer aynı orantısız sorumluluklar ve zorluklar erkek çalışanlar için de geçerli olsaydı, bugün onların esenlik tabloları da çok farklı şekillenebilirdi” diye konuştu.

