Güncelleme Tarihi:

Uluslararası Veri Kurumu’na (IDC) göre dijital dönüşüme yönelik küresel harcamaların 2027 yılına kadar 3.9 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Tasarrufun ve verimliliğin altın değerinde olduğu bu dönemde şirketler bundan 10 yıl sonra daha kârlı organizasyon yapılarına erişmek için bugünden tonlarca para harcıyor. IDC’nin raporunda büyük işletmelerin dijital dönüşüm girişimleri için ortalama 40 milyon doları aşan bütçeler ayırmaları gerektiği belirtiliyor.
Bu bilgi bana şu meşhur yazar Yuval Noah Harari’nin dünyaca ünlü ilk kitabı, ‘Hayvanlardan Tanrılara - Sapiens: İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi’ndeki küçük bir paragrafı hatırlattı. Yaklaşık olarak şöyle diyordu paragrafta; ‘Hiçbir maymunu gelecekte daha fazlasını elde edeceğini söyleyerek elindeki muzu vermeye ikna edemezsiniz.’ Harari, insan türünün hiçbir canlıda olmayan kurgu yeteneğini anlatmak için vermişti bu örneği. İşte dönüşüm, o kurgu yeteneğinin bir ürünü.
Son yıllarda dönüşümün adını teknoloji koyduk. Yapay zekâ, otomasyon, robotlar, algoritmalar… İnsan ilk kez bir devrimin gönüllü olarak dışında kalıyor. Oysa insanı dışarda tutarak yapılan teknoloji yatırımlarının verimlilik getirmediğini araştırmalar ortaya koydu.
7 BİN İŞ LİDERİ DEĞERLENDİRDİ
Son olarak Boston Consulting Group’un (BCG) araştırması geçti elime. World Federation of People Management Associations (WFPMA) tarafından yayınlanan araştırmanın Türkiye verileri ise PERYÖN öncülüğünde derlenmiş. “Creating People Advantage 2026: Four Power Moves for the CHRO- 2026’da İnsan Kaynakları Avantajı Yaratmak: İnsan Kaynakları Direktörü İçin Dört Güçlü Hamle” adındaki rapora göre üst düzey yöneticilerin yüzde 65’i İK’yı şirketler için kilit bir iş ortağı ve dönüşüm sağlayıcısı olarak görüyor. Türkiye’de ise bu oran yüzde 70.
115 ülkeden 7 binden fazla İK ve iş liderinin katılımıyla hazırlanan raporu değerlendiren PERYÖN Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Eylem Derya Özgür, İK’nın artık organizasyonun stratejik ortağı olmanın ötesinde, doğrudan işin değerini şekillendiren ve dönüşümü yöneten bir güç merkezi haline geldiği görüşünde. Şöyle değerlendiriyor raporu: “Türkiye’de bu dönüşüm için hem farkındalık hem de liderlik cesareti yüksek. Ancak asıl farkı yaratacak olan; yetkinlik bazlı yaklaşımları, yapay zekâ destekli karar mekanizmalarını ve dönüşüm programlarını disiplinli bir uygulama modeliyle hayata geçirebilmek. Önümüzdeki dönemde İK’nın başarısı, yalnızca doğru öncelikleri belirlemekle değil, bu öncelikleri ölçekleyebilme kapasitesiyle ölçülecek.”
YÜZDE 38, ‘YAPAY ZEKÂ KRİTİK’ DİYOR
Rapor ayrıca yapay zekâ ve dijital dönüşümün İK’da artan rolünü de ortaya koyuyor. Liderlerin yaklaşık yüzde 70’i üretken yapay zekâ kullandığını belirtmiş. Ama yalnızca yüzde 38’i bu teknolojiyi bugün organizasyonları için yüksek derecede kritik gördüğünü söylemiş. Anlaşılan o ki bunun nedenlerinden biri güvenlik endişesi. Çünkü katılımcıların yüzde 51’i veri gizliliği ve uyum konularını en büyük engel olarak göstermiş. Bu tablo, yapay zekâ kullanımının yayıldığını ancak henüz ölçülebilir iş sonuçlarına yansımadığını gösteriyor.
‘SÜREÇLER YENİDEN TASARLANMALI’
BCG Ortağı Anıl Demir’in rapora ilişkin değerlendirmesi durumu daha net ortaya koyuyor. Diyor ki Demir “İK; şirketlerin AI dönüşümünde hızı belirleyen bir kaldıraç. Yapay zekâdan gerçek ve sürdürülebilir değer yaratmak için şirketlerin pilot uygulamaların ötesine geçmesi, çalışma biçimlerini yeniden tasarlaması gerekiyor. Bunu mümkün kılan ise teknolojiyle birlikte doğru yetkinlikler, organizasyon genelinde güçlü bir benimseme ve insan odaklı yeni çalışma modelleri. İK’nın bu alanda üstleneceği rol, şirketlerin AI dönüşümünü hayata geçirmesinde kritik olacak.”
Demir’e göre yeni tasarımda ‘yetkinlik mimarisi’ kritik rol oynuyor. Demir, “Entegre bir yetkinlik mimarisini tamamen hayata geçirmiş şirketlerin oranı yalnızca yüzde 11. Türkiye bulguları da benzer bir tabloya işaret ediyor” diyor.
WFPMA Yönetim Kurulu Üyesi ve EAPM Yönetim Kurulu Başkanı Berna Öztınaz’a göre ise yetkinlik mimarisinin kilit isimleri olan İK yöneticileri organizasyonların geleceğini şekillendiren kritik liderler haline gelmiş durumda.

