Güncelleme Tarihi:

KAHRAMANMARAŞ merkezli 6 Şubat depremlerinin üzerinden tam üç yıl geçti. Resmi verilere göre, 7.8 ve 7.5 büyüklüğündeki iki depremde en az 53 bin 537 vatandaş hayatını kaybetti. Geride kalanların çok büyük kısmı ise barınma sorunu yaşadıkları için başka şehirlere göç etti. Ülke tarihine geçen bu acının insani yanı elbette çok büyük ve hiç dinmeyecek. Ancak bu depreme kadar bölgenin yaptığı ihracatın aylık ortalama 1 milyar dolar olduğu göz önüne alındığında, ülke ekonomisine etkisi de büyük oldu. Hem hayatını kaybeden insanların çokluğu hem de sağ kalanların büyük ölçüde başka şehirlere göç etmesi, bölgedeki fabrikalarda ilk etapta yüzde 70 oranında sert bir işgücü kaybı yarattı. Aylık ihracat da ilk bir ayda 1 milyar dolardan 500 milyon dolara geriledi. Bu ihracatı devam ettiren üretim ise ayakta kalan fabrikalarda kırılan ve balans ayarı bozulan makine teçhizatları ile sağlandı. Aradan geçen üç yılda ise istihdamın, üretimin ve ihracatın güçlü bir şekilde toparlandığı, hatta deprem öncesi seviyelere yaklaşıldığı belirtiliyor. Ancak önemli bir sorun var: Nitelikli işgücü kaybı. Depremzede illerdeki sanayi ve ticaret odası başkanlarının verdiği bilgilere göre; usta başı, teknik personel ve mühendis gibi kritik pozisyonlarda devam eden boşluklar, birçok işletmede üretimin ölçeğini sınırlıyor.
‘YÜZDE 30’UGEÇİCİ İŞGÜCÜ’
Hürriyet İK’ya konuşan Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Başkanı Mustafa Buluntu, bugün gelinen noktada Kahramanmaraş sanayisinin yeniden üretim refleksini kazandığını; fabrikaların büyük bölümünün faaliyette olduğunu ve ticaret, ihracat kanallarının yeniden işler hâle geldiğini söyledi. “Ancak bu toparlanma sektörlere ve işletme ölçeklerine göre farklı hızlarda ilerliyor” diyen Buluntu, “İstihdamda toparlanmaya rağmen nitelikli işgücü kaybı ve şehrin sosyal açıdan devam eden eksiklikleri üretimin hızını ve verimliliğini sınırlayan temel faktörlerden biri olmaya devam ediyor” dedi.
“Deprem sonrası yaşanan nitelikli işgücü göçü; verimlilik, kalite ve üretim sürekliliği üzerinde doğrudan etkili oldu” diyen Buluntu, “Usta başı, teknik personel, mühendis ve dış ticaret çalışanı gibi kritik pozisyonlarda oluşan boşluklar, birçok işletmede üretimin ölçeğini ve hızını sınırladı; bazı sektörlerde kapasite artışını geciktirdi” dedi ve SGK verilerine de atıf yaparak şu değerlendirmeyi yaptı: “Kasım 2025 itibarıyla kentte yaklaşık 207 bin kayıtlı istihdam bulunuyor. Ancak bu istihdamın yaklaşık yüzde 30’unu TOKİ ve yeniden inşa projelerinde çalışan geçici işgücü oluşturuyor. Bu durum, sanayi ve ticaret açısından bakıldığında istihdam rakamlarının nicel olarak toparlanmasına rağmen, nitelik ve süreklilik açısından hâlen istenilen seviyeye ulaşılamadığını gösteriyor.”
HİZMETTEKİ AKSAMAŞEHRE DÖNÜŞE ENGEL
Sorularımızı yanıtlayan Hatay Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hikmet Çinçin’in verdiği bilgilere göre, Antakya genelinde ekonomik faaliyetler, deprem öncesine kıyasla yüzde 65-75 bandında bir kapasiteye ulaşabildi. Depremde faaliyetlerini durduran işletmelerin yaklaşık yüzde 60-70’inin yeniden ticari hayata döndüğünü ifade eden Çinçin, kent merkezindeki küçük esnaf ve ticaret haneleri hâlâ ciddi kapasite kaybı yaşadığını söyledi. “İşgücü piyasası barınma ve yaşam kalitesi sorunları nedeniyle ciddi bir darboğazdan geçiyor” diyen Çinçin, “Kalıcı konut eksikliği, sağlık ve eğitim gibi temel hizmetlere erişimdeki aksamalar, nitelikli işgücünün şehre dönmesini engelliyor” ifadelerine yer verdi. Çinçin, bu sorunun çözümüne yönelik talepleri ise şöyle sıraladı: “Tersine göçün başlaması için kalıcı konutların teslimatının hızlandırılması birincil taleptir. Çalışanlara yönelik özel ücret destekleri, prim muafiyetleri ve konut yardımları sağlanmalı.”
‘UZUN VADELİ VE DÜŞÜK MALİYETLİ FİNANSMAN’ TALEBİ
Mustafa Buluntu, tüm deprem bölgesinde sanayicilerin yaşadığı sorunlara yönelik şu taleplerde bulundu:
Deprem bölgesine özel, düşük maliyetli ve uzun vadeli finansman ve işletme sermayesi destekleri verilmeli.
Vergi ve SGK borçlarında teminat yükünü azaltan ve yapılandırmayı kolaylaştıran düzenlemeler yapılmalı.
KOSGEB gibi kamu destekli kredi borçlarında uzun vadeli erteleme modelleri geliştirilmeli.
Deprem bölgesine yatırım planlayan yatırımcılar için ek avantajlar sunulmalı.
OSB altyapıları ve sanayi yatırımları için hızlandırılmış kamu yatırım programları bölgenin kalıcı toparlanması açısından büyük önem taşıyor.
Ulusal ve uluslararası ölçekte şehirlerin ulaşımını kolaylaştıracak çözüm ve projelerin hayata geçirilmeli.
