Güncelleme Tarihi:

YÜKSEK enflasyon ortamında maaş artışlarının yetersiz kalması, şirketlerle birlikte ekiplerin de küçülmesi ve iş yükünün artması gibi temel sorunlar, aynı işyerinde on yıllar boyunca çalışanların sayısını azalttı. Dünya genelinde yapılan araştırmalar, gerek alt kademeler gerekse üst kademelerdeki çalışanların aynı işyerinde çalışma sürelerinin azaldığına işaret ediyor. Öyle ki, Gallup’un Küresel İşyeri Raporu’na göre, dünya genelinde çalışanların sadece yüzde 23’ü işine tam anlamıyla bağlı. ABD İstatistik Kurumu’nun verileri ise çalışma sürelerinin 2024 itibarıyla son 23 yılın en düşük seviyesine gerilediğini ortaya koydu. Danışmanlık şirketi Mercer’ın 2024’e ilişkin bir araştırmasında, 55 yaş ve üzeri çalışanlarda bir şirkette çalışma süresinin 9.6 yıl iken bu sayının 24-35 yaş aralığında 2.7 yıla indiği belirtiliyor. 100 büyük şirket arasında yapılan bir başka analiz ise yeni dönem CEO’larının sadece yüzde 19’unun, tüm görev sürelerini aynı şirkette geçirdiğini vurguluyor. 1980’de ise bu oran yüzde 44 imiş. Dolayısıyla iş dünyasında artık ‘ömür boyu sadakat’ anlayışının, yerini ‘koşullu bağlılığa’ bıraktığı; istenilen koşulların karşılanması durumunda bağlılığın sürdüğü ifade ediliyor.
15-20 SENEDEN 3-4 YILA DÜŞTÜ
Konuyla ilgili Hürriyet IK’ya değerlendirmelerde bulunan E&E Group’un Kurucu Ortağı Kıvanç Ersöz, “Hani konuşuyoruzya ‘yeni nesil işten çabuk ayrılıyor’ diye... Eskiden çalışma süreleri uzundu. Şirket de 15-20 sene çalıştığı biriyle yollarını ayırınca çok zorlanıyordu. Şu an bize gelen CV’lerde çalışma sürelerinin 3-4 yıla indiğini gözlemliyoruz. Kişiler de ayrılıyor artık sık sık. Yöneticilerin çalışma süreleri 3.5 yıla düştü. Bütün dünyada yöneticilerin çalışma süreleri kısaldı. Karşılıklı bağlılık, vicdan da azaldı. Hem çalışan bağlılığı hem şirketlerin çalışanlara bağlılığı azaldı” ifadelerine yer verdi.
SON 23 YILIN EN DÜŞÜK SÜRESİ
Ersöz’ün de işaret ettiği bu durum yıldan yıla o denli yaygınlaştı ki, pek çok raporda her kademeden çalışana ilişkin ayrı bir veri bulmak mümkün:
Örneğin, ABD İstatistik Kurumu’nun verileri... Verilere göre, 1996’da çalışanların aynı şirkette kalma süresi 3.5 yıl düzeyinde iken bu süre 2014’te 4.6 yıla yükseldi; ancak 2022’de 4.1 yıla geriledi. 2024 Ocak’ta ise bu sürenin 3.9 yıla indiği ifade edildi. Bu sürenin 3.9 yıla kadar düştüğü son dönem, 2002 yılındaydı.
Türkiye’de bu kapsamda sağlıklı bir verinin olmadığını söyleyen uzmanlar, bu sürelerin Türkiye’de de AB ve ABD’ye yakın olduğu; bazı köklü kuruluşlar dışında benzer düzeylerde seyrettiğini ifade ediyor.
Boston Consulting Group (BCG) tarafından yapılan bir araştırmaya göre de görev süreleri giderek kısalıyor. BCG’ye göre, 2025’in ilk yarısında görevden ayrılan CEO’ların ortalama görev süresi 6.8 yıl oldu. 2024’ün aynı döneminde bu sürenin 7.7 yıl olduğu vurgulandı.
İSTİFA DALGASI TEPELERE ULAŞTI
Peki, senelerce aynı işyerinde çalışmak neden artık cazip değil?
BCG’ye göre, CEO’ların görev sürelerinin kısalmasının nedeni, artan dış baskılar ve artan iç beklentiler. Raporda, ‘piyasa ortamının, jeopolitik belirsizliğin, değişen ticaret dinamiklerinin ve özellikle yapay zekâ kaynaklı hızlı teknolojik bozulmaların giderek daha acımasız hale geldiği’ belirtildi. Buna göre, CEO’lar da giderek artan bir incelemeye tabi tutuluyor. Sadece 2024’te, S&P 500’deki CEO değişimlerinin yüzde 42’si, getiri bazında alt çeyreklerde kalan şirketlerden geldi. Yani tabiri caizse, kazancı azalan şirketler CEO’ları ile vedalaştı.
Bu değişim bölgeler arasında aynı şekilde gerçekleşmiyor. Örneğin, büyük aile şirketlerinin yaygın olduğu Asya-Pasifik’te, CEO’ların görev süreleri genellikle daha uzun oluyor. Ancak küresel çapta yönetim kurullarının sabrı azaldı ve baskı genellikle üst düzey yönetici ekibine kadar uzanıyor.
CEO’LARIN BAŞI KÂR MARJI İLE DERTTE
Yönetici tazminatı araştırma şirketi Equilar’ın bu yıl yayımladığı bir araştırmaya göre de ABD’li perakende ve paketlenmiş ürün şirketlerinin CEO’larının görev süreleri, otomotiv, finans, teknoloji ve imalat sektörlerinde 2024 yılında görevde olan yöneticilerden ortalama 7 ay daha kısa oldu.
Reuters’da yayımlanan bir makalede görüşlerine yer verilen yönetici arama şirketi Heidrick & Struggles’ın Avrupa ve Afrika Tüketici Piyasaları Uygulamaları yönetici ortağı Richard Sumner, “Tüketici ürünleri CEO’ları üzerinde büyük bir baskı var” diyor. Sumner, bunda zorlu kâr marjlarının etkili olduğunu söyledi.
YETERLİ ZAMAN VE ENERJİ BULAMAMAK KOPUŞU HIZLANDIRDI
ÇALIŞANLARIN artık kendi işlerini yapmak için yeterli zaman ve enerji bulamamaları da aynı işyerinde çalışma sürelerinin kısalmasına yol açtığı belirtiliyor.
Microsoft’un güncel bir raporu, dünya genelindeki çalışanların yüzde 80’inin işlerini yapmak için yeterli zaman ya da enerji bulmakta zorlandığını ortaya koymuştu. Raporda, çalışanların kendilerini sürekli iş başında hissettikleri ‘sonsuz iş günü’ ile karşı karşıya oldukları vurgulanmıştı. IK uzmanları, bu durumun da aynı işyerinde çalışma sürelerinin kısalmasında etkili olduğunu vurguluyor.
Boyden Türkiye Ülke Lideri Murat Ergene, özellikle hibrit ve uzaktan çalışmaya geçişle birlikte iş ve özel hayat sınırlarının daha da bulanıklaştığına dikkat çekti ve “Ofis ve ev arasında fiziksel sınır kalkınca, zihinsel sınır da kalkıyor. Modern çalışma esnekliği sağlamış olabilir ama bu esneklik kontrolsüz bir zaman yönetimine dönüştü” dedi. Son yıllarda iş hayatında değişen patron beklentilerinin öneminin de altını çizen Ergene, çalışanların psikolojik baskı altında kaldığına; bu durumun da yaratıcı işlerde verim kaybına neden olduğuna vurgu yaptı ve şöyle dedi: “Çalışanlar artık minimum çabayla çalışmaya başlıyor. Bu da sessiz istifayı artıran bir durum.”
%48.4’Ü AYNI İŞYERİNDE BİR YILDAN AZ ÇALIŞIYOR
ABD’de Çalışma İstatistikleri Bürosu’nun (BLS) verilerine göre, Amerikalı çalışanların yüzde 10.1’i aynı işyerinde 20 yıldan fazla süredir çalışırken; neredeyse yarısı ise (yüzde 48.4) işlerinde bir yıldan az çalışıyor. Araştırmada, görev sürelerinin her yaş grubunda değiştiği belirtildi. Buna göre, 65 yaş ve üzeri kişilerin aynı işyerinde çalışma süreleri 9.8 yıl iken bu süre 55-64 yaş arasında 9.6 yıla, 45-54 yaş arası için 7 yıla ve 35-44 yaş arası için de 4.6 yıla düşüyor. Bu sürenin, 20-24 yaş arasında ise 1.4 yıla indiği kaydedildi.
Araştırmada, görev sürelerinin sektöre göre değiştiği de vurgulandı. Kamu sektörünün ortalama iş süresinin, özel sektöre göre daha uzun olduğu belirtilen araştırmada, Ocak 2024 itibarıyla ücretli ve maaşlı çalışanların mevcut işverenle geçirdikleri yılların şöyle olduğu belirtildi: Kamu sektörü yüzde 6.2, madencilik, taş ocağı işletmeciliği ve petrol ve gaz çıkarımı 5.7 yıl, tarım ve ilgili endüstriler 4.4 yıl, eğitim ve sağlık hizmetleri 3.6 yıl, toptan ve perakende ticaret 3.1 yıl ve eğlence sektöründe 2.1 yıl.
YIPRANAN KAÇIYOR
ÇALIŞANLARIN yıllarca çalıştıkları işyerlerine sadakatlerinin azalmasında öne çıkan iki önemli nedenin de ‘kurumsal güvencenin azalması’ ve ‘yeni kariyer değerleri’ olduğu belirtiliyor. Pandemiyle birlikte birçok şirketin küçülmeye gitmesi, sözleşmelerin yenilenmemesi, çalışanların artık hiçbir kurumun ‘ömür boyu iş garantisi’ vermediğini bilmesi, işyerinde sadakat duygusunu zayıflattı. Bunun yanı sıra önceki yıllarda istikrar ve maaşın en önemli ölçüt olduğunu belirten İK uzmanları, bugün ise esneklik, uzaktan çalışma, iş-yaşam dengesi ve kişisel tatminin öne çıktığını vurguluyor. Bu nedenle, çalışanların, kendilerini yıpratan ortamlarda kalmayı değil; psikolojik güvenliği tercih ettiği ifade ediliyor.
