Güncelleme Tarihi:

"SON 52 haftada 52 ülkeye gittim” dedi bana. Karşımda kocaman gülen bir kadın var. İşinin empati olduğunu bildiğimden midir kestiremedim; bakışlarıyla düşüncelerimi atomlarına ayırarak analiz etmeye çalışıyormuş gibi bir izlenime kapıldım. Sonra dedi ki, “Uzun yıllar insanları algılama gücümün yüksek olduğunu düşündüm, bana hep sezgilerimin güçlü olduğu söylendi. Sonra bunun aslında bir empati yetkinliği olduğunu keşfettim.”
Adı Mimi Nicklin. İngiltere’nin güney doğusunda yer alan Hampshire’da, reklamcı bir babanın kızı olarak doğmuş. Kariyeri de babasının izinden gitmiş; reklam ve pazarlama dünyasının büyük şirketlerinde uzun yıllar profesyonel olarak çalışmış. Neden mi karşımda? İş dünyası ona bir anlamda “Empati doktoru” diyor. Son 52 haftada 52 ülke gezmesinin nedeni de bu. Bir zamanların ozanları, meddahları, filozofları gibi ülke ülke dolaşıp empatiyi anlatıyor. “Gel bize anlat, empatiyi öğret” diye şirketler, sivil toplum kuruluşları davet edebilmek için sıraya giriyorlar. Geçtiğimiz haftalarda Türkiye’de Wellbees Kurucusu ve CEO’su Melis Abacıoğlu’nun davetiyle PERYÖN Kongresi’nin açılış konuşmacısı olarak İstanbul’a geldi.
Doğrusunu isterseniz; “Gülme komşuna, gelir başına”, “İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır” gibi atasözlerinin harman edildiği topraklarda büyümüş biri olarak empatiyi bir İngiliz’den dinlemek ilginç gelmedi değil. Zaten kendisinin de ilk sözleri bu durumun farkında olduğunu doğruladı: “Hayatım boyunca birçok ülke dolaştım ama beni her zaman Doğu daha çok çekti. Çünkü burada bir kollektivizm var. Örneğin Asya’da yemeğinizi asla yalnız yemezsiniz. Burada empati için her zaman daha fazla şansınız var.”
Yine de mesele iş hayatı olunca Doğu ya da Batı çok farketmiyor anlaşılan. Kapitalizm, kültürleri nötr hale getiren bir payda. İşte Mimi Nicklin’in 2 milyon kişiye ulaşmasını sağlayan kitapları, programları ya da konuşmalarının bu kadar talep görmesinin de nedeni bu. Dünya genelinde sadece kazanmaya odaklı bir paydanın yerine, ‘empati’ gibi çarpanı bol bir payda koyma çabası var herkeste.
Mimi Nicklin
ALDATMACA İLE BAŞLAYAN YOLCULUK
15 yılı aşkın süre Asya, Afrika, Ortadoğu ve Avrupa’da çok uluslu şirketlerde yöneticilik yapmış bir isim Mimi Nicklin. Peki neden her şeyi bırakıp empatinin peşinde koşmaya karar verdiğini sorduğumda verdiği yanıt etkileyiciydi:
“Global bir şirketin Dubai’deki CEO’su olarak atanmıştım. Kısa süre sonra büyük bir aldatmacayla karşı karşıya olduğumu anladım. Bana söylememişler ama meğer iflas etmişler. Beni de oraya arkada kalanları temizlemek için göndermişler. Bunu anladığımda büyük bir yük altındaydım. Hayatım boyunca büyük ekiplerle, büyük şirketlerde çalıştım. Ama bir anda CEO olarak yapayalnız kaldım. Yüküm ağırdı, bir koç ile görüşmeye başladım. Konu yetkinliklerden açılınca sezgilerimin iyi olduğunu söyledim. O ise bana bir soru sordu; ‘Bu bir sezgi mi yoksa empati mi? İnsanlarla kolay empati kurma gibi bir yetkinliğe sahip olduğumdan bahsetti. O zaman ben de bunun farkına vardım. Ve iş hayatında asıl sorunun empati eksikliği olduğu inancıyla yola çıktım.”
25 BİN KİŞİYE EĞİTİM VERDİ
Nicklin, iş dünyasında ‘insan odaklı liderlik’ kavramını yeniden tanımlayan çalışmalarıyla tanınan uluslararası bir yazar, ödüllü girişimci ve danışman. ‘Empathy Everywhere’ platformunun kurucusu olarak binlerce lider, yönetici ve profesyonele ulaşıyor. 2020’de yayılanan ’Softening the Edge’ adlı kitabı, empati eksikliğinin kurum kültürü, çalışan bağlılığı ve toplumsal refah üzerindeki etkilerini ele alıyor. İkinci kitabı ‘Empathy at Work’ de liderlere yol gösterici olarak nitelendiliyor. Nicklin, sıradaki kitabının ’The Connection Prescription-Bağlantının reçetesi’ başlığını taşıdığını anlatırken şirketlerde en büyük problemin bağlantı olduğunun altını çizdi. Bugüne kadar 25 binden fazla çalışana doğrudan eğitim veren Nicklin, empatiyi yalnızca insani bir değer olarak değil, aynı zamanda çalışan bağlılığını güçlendiren, müşteri sadakatini artıran ve uzun vadeli kârlılığı destekleyen stratejik bir iş modeli olarak konumlandırıyor.
ASIL MESELE AİDİYET VE GÜVEN
“Hadi bana empatinin ekonomiyle ilgisini anlat” dedim Mimi Nicklin’e. Eli sağlam. Oxford Üniversitesi’nin Dünya Refahı Hareketi kapsamında, iş ilanı sitesi Indeed işbirliğinde yaptığı araştırmayı koydu önüme. Dünya genelinde 20 milyondan fazla şirketten alınan değerlendirmeler analiz edilmiş. Amaç sağlıklı bir işyerini neyin oluşturduğunu ortaya koymak. Nicklin, “Birçok kuruluş maaş ve esnekliğin işe bağlılık ve motivasyonu artırdığına inanıyor, ancak sonuçlar bunun yanlış olduğunu gösterdi. Araştırmaya göre bizi en hızlı harekete geçiren şey aidiyet ve güven duygusu. Empati, yumuşak bir kavram olarak görülüyor ve liderlikte ya da iş dünyasında yeri olmadığına inanılıyor. Ancak veriler bize sürekli olarak aksini gösteriyor. İnsanlarla dolu işyerlerinde, bağlantı kurmak tüm iş başarısının anahtarı” dedi.
Mimi Nicklin’e göre düşük empati, yalnızca şirkette moralleri bozmakla kalmıyor, şirketin bilançosu açısından da ciddi bir risk oluşturuyor. “Çünkü” diyor Nicklin, “İşyerlerimizde empati eksik olduğunda, tüm performans göstergeleri zarar görür. Çalışanlar kendilerini görülmüş, duyulmuş ya da saygı görmüş hissetmiyorsa, işyerinde psikolojik olarak güvende hissetmeleri mümkün değildir. Psikolojik güvenlik eksik olduğunda ise verimlilik, kârlılık, işbirliği, bağlılık, motivasyon ve müşteri memnuniyeti gibi unsurlar ikinci plana düşer. Araştırmalara göre işyerindeki ilgisizlik, kopukluk hali, akıl almaz boyutta bir verimlilik kaybına yol açtı. Ve bunun getirdiği verimsizlik nedeniyle tahmini olarak 8.8 trilyon dolarlık bir kayıp söz konusu.”
ÖLÇMEK MÜMKÜN
Empati ölçülebilir mi? Nicklin bu sorumu da olumlu yanıtladı: “Duygusal zekâ yani EQ ölçümlerinin içinde empati yeteneği de var. Biz iki yıldır empati skorlarını ölçüyoruz. Kurumsal empatiyi de ölçüyoruz.”
Önemli gördüğüm bir başka konu da dijitalleşmede empatinin akıbeti oldu. “Peki makineler birbirine bağlandıkça insanlar mı birbirinden kopuyor” dedim. Şu yanıtı aldım: “Hayır bana göre yapay zekânın empatisi var. Empatide başarısız olanlar insanlar. Son 30 yılda insan yeteneklerimizin yüzde 47’sini kaybettik. Bu ailede öğrenilen bir şey. Güzel olan yanı ise empati öğretilebiliyor.”
EMPATİK ŞİRKET MİSİNİZ?
Mimi Nicklin’e göre bir şirketin empatik olup olmadığını anlamak için şu beş soruyu sormak gerekiyor:
1- Liderler konuştuklarından daha fazla dinleyebiliyorlar mı? Empati’nin ana planında dinlemek var. Dinleme odaklı liderlikten bahsediyorum.
2- Organizasyonlarda farklı jenerasyonlar birlikte çalışabiliyor mu?
3- Kapsayıcılık yüksek mi? Beni anlamazsan nasıl organizasyonuna dahil edeceksin, empatinin göstergelerinden biri de kapsayıcılıktır.
4- Şirkette aidiyet duygusu yüksek mi? Empati varsa aidiyet vardır, sirkülasyon düşük olur.
5- Amaçlar ve değerlere tüm şirket sahip çıkıyor mu? Empati olan şirketlerde takım çalışması başarılı yürütülür, işbirliği yüksektir.
