Hipnoz, anestezinin yerini alabilir mi?

Güncelleme Tarihi:

Hipnoz, anestezinin yerini alabilir mi
Oluşturulma Tarihi: Nisan 22, 2006 00:00

Son yıllarda bazı ameliyat hastaları anesteziye alternatif olarak hipnoz ile uyutuluyor. Özellikle anestezik ilaçlara alerjisi olan hastalarda hipnozun anestezi kadar etkili olduğu görülüyor.

Londra’daki Middlesex Hastanesi’ne kalça kırığı ameliyatı olmak üzere yatan Shelley Thomas adındaki 53 yaşındaki hasta, ameliyattan önce bekleme odasına getirildi. Bu ameliyattan önce hastalara genellikle uyuşturucu ve sakinleştirici bir ilaç karışımı verilir. Ancak Thomas’a ilaç verilmedi. Bunun yerine hastadan sakin bir şekilde sedye üzerinde uzanması ve terapistin talimatları uyarınca derin nefesler alması istendi. Thomas sesli olarak sayıyordu: "Yüz, derin uyku; 99 daha derin uyku; 98...."

"95’e geldiğim zaman sözcükler ve sayılar kaybolup gitti" diye konuşan Thomas, "Çok garip bir şekilde her şey karardı" diyor.

Birkaç dakika içinde tam anlamıyla ipnotize olan Thomas ameliyathaneye alındı. Burada anesteziye gerek kalmadan 30 dakika süren bir ameliyat geçirdi.

Binlerce hasta

İpnozu uygulayan terapist ameliyat boyunca Thomas’ın başından ayrılmadı. Bu sürede sürekli olarak hastasının trans durumunu kontrol ederek, rotasından çıkma durumunda hastanın zihnini yeniden odaklıyordu.

Thomas’ın yaşadıkları sıradışı bir olay değildi. 1990’lı yılların başlarından bu yana binlerce ameliyat hastası hipnozu tercih etti Ğkimi bu yöntemi anestezinin yerine, kimi de anestezi ile birlikte tanmamlayıcı olarak-.

Bu uygulama fıtık onarımından tümör çıkartılmasına dek çok çeşitli ameliyatlarda kullanıldı.

Belçika’daki LiŽge Üniversite Hastanesi’nden Dr.Marie-Elisabeth Faymonville’nin önderliğinde bir grup doktor, 5.100 ameliyat hastasını hipno-yatıştırma denilen bir teknik ile uyuttu.

Faymonville’in geliştirdiği bu teknik genel anestezi, lokal anestezi ve orta şiddetteki sedatiflerin yerine kullanıldı. "Hastalar bunun çok özel bir deneyim olduğunu söylüyor" diye konuşan Faymonville, "Şimdi dünyanın dört bir yanından hastalar bize başvuruyor" diyor.

Hipnozun tarihçesi

Hipnoz ilk kez 1845 yılında Hindistan’da ameliyatlarda anestezik olarak kullanıldı.

Ancak bir yıl sonra eterin ortaya çıkması ile terk edildi. Uygulama, onlarca yıl, yalnızca sihirbazların uyguladığı bir salon gösterisi olarak arada sırada gündeme gelmesinin dışında bir kenara atıldı.

1958 yılında Amerikan Tabibler Odası tarafından tıpta ve dişçilikte kullanılması yasaklandı. O tarihten sonra doktorlar, yalnızca migren, depresyon, endişe ve kronik kanser ağrıları gibi hastalıkların yol açtığı rahatsızlıkları hafifletmek için hastalarını hipnotize ettiler.

Avrupa’da başladı

Ameliyatlarda ipnozun kullanılmasını Avrupalı doktorlar başlattı.

Hipnoza duyulan bu ilginin nedenlerinden biri, hipnoz ile uyutulmanın yol açtığı yan etkilerin, anestezi ile uyutmanın yan etkilerinden daha az olmasıydı.

Faymoville’e göre hipnotize edilmiş hastalar, anesteziye oranla yüzde 1 oranında daha az ilaç kullandıkları için bulantı, yorgunluk, koordinasyon bozukluğu ve zihinsel bulanıklık gibi yan etkilere hedef olmuyor.

1999 yılında tiroid hataları üzerinde yapılan bir çalışmada, Faymoville hipnoz ile uyutulmuş tipik bir hastanın ameliyattan 15 gün sonra işine dönebildiğini, oysa genel anestezi altında ameliyat olmuş hastaların ortalama 28 günde iyileştiğini saptadı.

Yeni uygulamalar

Bu arada ileri tarama teknolojilerinden yararlanarak yapılan çalışmalarda hipnozun ağrıyı nasıl durdurduğu da netlik kazandı. İki yıl önce "Regional Anesthesia and Pain Medicine" isimli tıp dergisinde yer alan bir çalışmada, ipnozdan önce ve sonra ağrı eşiğinde görülen farklılık araştırıldı.

Bu çalışmada Iowa Üniversitesi’nden Dr. Sebastian Schulz-Stübner, 12 sağlıklı denekte ısı-üreten bantlardan yararlanarak ağrı eşiğini ölçtü.

Daha sonra, hastalarını hipnoz ile uyutup, yeniden acı veren bantları vücutlarına yerleştirdi. 12 deneğin tümü ağrının ya tamamen geçtiğini ya da çok azaldığını bildirdi.

Deneklerin beyin taramalarındaki farklılar da dikkat çekiciydi. Tipik bir ağrı sinyali, beyin sapından ilerlerek orta beyinden kortekse uzanan rutin bir yol izler.

Ağrı burada bilinçli bir duygu olarak ortya çıkar. Schulz-Stübner’in çalışmasında hipnotize edilen grubun korteks altı beyin faaliyetleri ipnotize edilmemiş hastalar ile benzer bir seyir izlerken, primer duyusal kortekste en ufak bir faaliyet saptanmadı. Ağrı sinyali orta beyinden bilince geçiş yapamıyordu.

Amerika’da uygulama

Bu yeni bulgular, Amerikalı doktorların da bu uygulamaya ilgi göstermesine yol açtı. Özellikle anestezik ilaçlara alerjisi olan hastalar hipnoz ile uyutulmaya başlandı.

Stanford Üniversitesi, Psikiyatri ve Davranış Bilimleri Bölümü’nden Dr. David Spiegel, Parkinson hastalarını hipnotize ederek beyinlerine "derin-beyin elektrotları" yerleştirmeye başladı. Bu uygulamada hastanın sakin ve bilinçli kalması gerekir.

Ayrıca mesane kateteri takılacak olan çocuklarda endişe düzeylerini düşürmek için bileklerine takılan balonlarla en sevdikleri yerlere uçacakları telkin edilir.

Iowa’da Schulz-Stübner, epidural gibi ameliyat öncesi sinir engelleyicileri verilirken hastalarını endişe ve acılarını azaltmak için hipnotize ediyor. Schulz-Stübner’e göre, hipnozun teskin edici etkisi tüm ameliyat boyunca devam edebiliyor.

Sakıncaları

Time dergisinde yayımlanan yazıya göre, ancak hipnozun en ateşli savunucuları bile bu tekniğin ilerde anestezinin yüzde yüz yerini alacağını söyleyemiyor. Bir kere, herkes hipnotize edilemiyor.

Spiegel’e göre hastaların yüzde 60’ı bir dereceye kadar hipnotize edilebiliyor; yüzde 15’i de istenilen düzeyde uyutulabiliyor. Geriye kalanlar ne yazık ki hipnoza tepki vermiyor.

Dahası, pek çok hasta ameliyattan önce tam anlamıyla uyutuluyor. Bunu doktorları değil, genellikle kendileri tercih ediyor.

Schulz-Stübner, "İnsanlar acı duymak veya herhangi bir ses duymak istemiyorlar. Ameliyat sırasında tamamen biliçsiz kalmayı tercih ediyorlar" diyor.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!