GeriAhmet HAKAN Hiçbir delikanlı Fehmi Koru gibi eylem yapmaz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hiçbir delikanlı Fehmi Koru gibi eylem yapmaz

FEHMİ Koru “Eski bir ‘boykotçu’ olarak tavsiyelerim” başlıklı bir yazı yazmış Zaman gazetesinde.

“Gençliğimde ‘eylemci’ bir yönüm vardı, oradan biliyorum” imasında bulunarak şunları yazıyor:
“Eylemlerde önemli olan eylemi başlatmak değil, sonuçlandırmaktır. ‘Boykot’, bir yeni uygulamayı zorlamak, var olan bir uygulamayı sona erdirmek ve hak almak için girişilen bir eylem türüdür; sonuç almak eylemcilerin elinde değildir. Bu yüzden de, eyleme başlarken sonuç alınamadığı takdirde ne yapılacağına dair bir ‘B Planı’ bulunması gerekir”.
Gülümsedim bunları okuyunca. Ve şunu dedim:
Sanırım bizim Fehmi Abi hem hiç genç olmamış, hem de eylem adı altında hesaplı kitaplı işler yapmış.
* * *
Fişek gibi delikanlı bir eylemci, hiç de öyle “hesaplı-kitaplı” eylemler yapmaz.
Delikanlı adam takar mı hiç “b planı”, “c planı”?
Bir dolduruşa gelir, atar “şak” diye kendini ön plana, “pat” diye koyar eylemini...
İsterse sıfır sonuç alsın.
İsterse kimselere duyuramasın sesini...
Genç adam, sonsuz inat ve sonsuz körlemesine gider her şeyin üzerine...
Boykot ilan eder, açlık grevi yapar, kendini zincirler, yürüyüşe geçer.
Kendisinde dünyayı değiştirecek bir güç vehmeden biri, bir dava uğruna hem serden, hem yardan geçerken “diplomat” gibi davranır mı hiç?
Fehmi Abi... Fehmi Abi...
Anlaşılan sen gençlik eylemi yapıyorum zannıyla, düpedüz hesaplı kitaplı müzakere yapmışsın.

AK Parti yolunda mum gibi sönenler

-  ABDÜLLATİF ŞENER: “İleri dörtlü” içindeydi. Parti kurdu, olmadı. Bağımsız aday oldu, olmadı. O şimdi “uzaktan” izliyor.
-  ERKAN MUMCU: Genç yaşta ANAP’ta çok önemli yerlere geldi. AK Parti’ye girdi, yine önemli yerlere geldi. AK Parti’den ayrıldıktan sonraysa bir türlü iflah olmadı.
-  TURAN ÇÖMEZ: Geleceği parlak bir özel kalem müdürü idi, şimdi Ergenekon’dan aranıyor.
-  ALİ COŞKUN: Partiye girdi, bakan oldu. Ama ne zamanki kendisine “Yeter artık” dendi. Hafiften “muhalif” oluverdi.
-  KEMAL UNAKITAN: Bir insanın “unutma bahçesi” denilen bahçeye terk edilmesinin en çarpıcı örneği oldu. Suskun ve kederli bir küskünlük yaşıyor şimdi. Hem de “ailece”.
-  MEHMET GAZİOĞLU: AK Parti’nin en zor günlerinde bir biçimde AK Parti’ye girdi ve girer girmez de başladı yaramazlığa. O günlerde bugünleri görseydi o yaramazlıkları yapar mıydı? Hiç sanmam.

Bütün yönleriyle Aziz Yıldırım vakası

BAŞARILI bir futbol kulübü yöneticisi olmanın gerektirdiği her şeyi sonuna kadar yapmış:
-  Takımın altyapı eksiklerini tamamlamış.
-  Stadı büyütmüş.
-  Yıldızları takıma katmış.
-  Başarıyı sağlamış.
-  Şampiyonluk getirmiş.
-  Taraftara zaferi tattırmış.
* * *
Eğer iddialar doğruysa...
Aynı Aziz Yıldırım, futbolun temiz alanında sağladığı büyük başarıların güme gitmemesini sağlamak amacıyla, futbolun kirli alanını da ihmal etmemiş.
O alanda da aktif olmuş.
Muhtemelen “Herkes o alanda faaliyet gösterirken biz niye o alanı boş bırakalım ki” yaklaşımıyla hareket etmiş.
Ve o alanın da hakkını vermiş.
Kısacası...
“Başarılı bir futbol kulübü başkanı” tanımlamasına layık olmak için ne gerekiyorsa onu yapmış.
Son “Şike operasyonu” söz konusu olmasaydı...
Aziz Yıldırım hem legal alanda, hem de illegal alanda gösterdiği büyük başarılar nedeniyle “tam da olması gereken bir kulüp başkanı” olarak algılanmaya devam edecekti.
Zaten Aziz Yıldırım’ı bu operasyonda öne çıkaran temel nokta da hem legal alanda, hem de illegal alanda gösterdiği olağanüstü başarıdır.
* * *
Son “Şike operasyonu”nda diğer kulüp başkanları Aziz Yıldırım kadar öne çıkmıyorlarsa...
Çok temiz, çok ilkeli, çok hakkaniyetli, çok adil, çok dürüst oldukları için değil, iki alanda da Aziz Yıldırım kadar başarı sağlayamadıkları için çıkmıyorlar. Yoksa onlar da “Başarılı bir kulüp başkanının yapması gerekenler” meselesini gayet iyi biliyorlardır.

Sen demokrat olamazsın

-  “Ergenekon” için yazdıklarını “Deniz Feneri” için yazmıyorsan...
-  “Deniz Feneri” için ne yazdıklarını “Fenerbahçe” için yazmıyorsan...
-  “Fenerbahçe” için yazdıklarını “Balyoz” için yazmıyorsan...
Sen gerçek bir demokrat olamazsın.

Yine Deniz Feneri

“Deniz Feneri konusunu bilmiyorum” diyorum, bazıları ısrarla “Yok, sen biliyorsundur” diyorlar.
“Bilmiyorum” diyorum, “Olayın hiçbir ayrıntısına vâkıf değilim” diyorum, “Konuyla uzaktan yakından bir ilgim yok” diyorum, “Sen yine de yaz” diyorlar.
İlle de yazacakmışım.
Onlardan bir parça uzak düştüm ya...
Konuyu bilmesem de eski dostlarıma yüklenmem bekleniyor benden.
Yani bir tür “şerefsizlik” yapmam bekleniyor.
“Nasıl olsa yolları ayırdın, çak çakabildiğin kadar” demek istiyorlar.
Hayır, hayır...
Her türlü zaafa sahibim ama bu tür bir karaktersizliği yapmam, yapamam.
* * *
“İlle de Deniz Feneri’ni yaz” mı diyorsunuz?
Tamam, yazayım.
Dün de söylemiştim, bugün de söylüyorum:
Zekeriya Karaman, Mustafa Çelik ve Zahid Akman kursaklarından bir kuruş haram para geçirecek adamlar değillerdir.
Toplanan yardım paralarını kendi menfaatleri için kullanmazlar.
Kendileriyle 10 yıl bir profesyonel olarak çalıştım ve gönül rahatlığıyla bunu söyleyebilirim.
Yani benim “Deniz Feneri” ile ilgili yazacaklarım bundan ibarettir.
Gerisi yargıya kalmış.

İnsanda biraz mizah duygusu olur yahu

MECRALARDAN bir mecrada bir haber çıkmış, “Yiğit Bulut’u fare ısırdı” diye...
Yiğit Bulut da bu haberle ilgili olarak bir yazı yazmış.
“Bu harika pası bakalım nasıl değerlendirmiş?” diyerek büyük bir heves ve merakla okudum.
Fakat heyhat!
Tam bir hayal kırıklığı... Nasıl takır tukur, nasıl odunsu, nasıl asık suratlı, nasıl tatsız, nasıl keyifsiz, nasıl aksi bir yazı, anlatamam.
Neredeyse “Farenin beni ısırması, emperyal Türkiye vizyonuna sahip olmayanların gerçekleştirdiği tertiptir sevgili okur, siz onları benden daha iyi biliyorsunuz” tadında...
Bu yönüyle tabii ki komik ama yazar ne yazık ki komiklik yapmıyor, sadece gülünç oluyor.
* * *
Neyse... Neyse...
Allah zaten çekilmez olan bir yazarı, bir de mizah duygusundan mahrum bırakmasın. Çünkü büsbütün çekilmez olma durumu ortaya çıkıyor ki hafazanallah!

X

Manşet müdafaası

Konya’nın bozkırına milyonlarca dolarlık yatırımı yapmışlar mı?

Yapmışlar.

*

Kiri, pası, kimyasalı, dumanı, atığı olmayan bir enerjiye yönelmişler mi?

Yönelmişler.

*

Güneşin insanlığa sunduğu nimetten elektrik üretecekler mi?

Yazının Devamını Oku

Kahrolası bir geyik: Doğulular şöyle batılılar böyle

Geçen akşam elimde kumanda, televizyon kanalları arasında minik bir gezintiye çıkmıştım.

Karşıma aniden büyük Türk düşünürlerinden Erol Mütercimler çıktı.



Şöyle bir şey diyordu:

*

“Doğu’da kuklacılık vardır... Batı’da ortaoyunu...”

Yazının Devamını Oku

Bizim millet proje sever

Kanal İstanbul’a karşı çıkmak, muhalefetin bileceği bir iştir.

Gerekçelerini sunarlar ve itiraz ederler.

Zaten yapıyorlar da bunu. Hem de gayet gür bir sesle yapıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şuradadır:

Bizim millet, maalesef projeleri çok sever. Bayılır projelere.

*

Yani demem o ki...

Yazının Devamını Oku

19 yıllık siyaset pratiğinin öğrettiği beş şey

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

BİR: Olmuyor olamıyor

Doğal olmayan yolların denenmesine meyletmek...

Mevcut iktidarın gerilemesine yol açmıyor, aksine tutunmasına yol açıyor.

*

İKİ: Hızlandırmıyor

Organik olmayan çıkışlara yaslanmak ve bel bağlamak...

İktidarın gidişini hızlandırmıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku

Özgür Özel’den Bakan Varank’a sürpriz alo

CHP’li Özgür Özel, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı telefonla aradı.

Şunları söyledi:

*

- Sayın Bakan!

- Siyasi rekabet bir yana Türkiye’nin aşı üretmesi bir yana.

- Yerli aşının üçüncü fazı için bakanlık olarak gönüllüler aradığınıza yönelik bir çağrı yapmışsınız. O çağrınızı ben de sosyal medya hesabımdan paylaştım.

- Ayrıca gönüllü arama afişlerinin CHP binalarına asılması için de girişimlerde bulunacağım.

- Hocaların uygun gördüğü bir aşamada yerli aşıda gönüllü olmaya da hazırım.

-

Yazının Devamını Oku

Atatürk’e dil uzatmadan olmuyor mu bu işler?

Önce bir şey soracağım:

 

Ayasofya’nın ibadete açılışını...

- Atatürk’e gönderme yapmadan...

- Atatürk’e hakaret etmeden...

- Atatürk’e dil uzatmadan...

İfade etmek mümkün değil mi?

*

Hiçbir şeyi dikkate almıyorsanız, bari...

Yazının Devamını Oku

Yine sorulmayan soru vakası: Eleman kimdir, nereden seçilir, nasıl belirlenir

Saygı Öztürk, eksik bıraktığı soruyu sormuş Korkut Eken’e.

Demiş ki:

*

“Atilla Peker’i Kıbrıs’a götürdüğünüzü söylemiştiniz. Neden bir devlet görevlisini değil de Peker’i götürdünüz?”

*

Korkut Eken de cevap vermiş:

*

“Orada PKK ile çatışma olursa yanımda birisi olsun istedim. Bu tür olaylarda o günkü devlet stratejisine göre ‘eleman’ kullanılıyordu.”

*

Yazının Devamını Oku

Korkut Eken’e sorulmayan sorunun yaşamsal önemi

Gazeteci Saygı Öztürk, Korkut Eken’e soruyor:

“Gazeteci Kutlu Adalı’yı öldürmekle suçlandınız...”

*

Korkut Eken, cevap veriyor:

*

“Şöyle bir olay oldu: Hasan Paşa (dönemin Barış Kuvvetleri Komutanı Hasan Kundakçı) telefon etmiş. Kundakçı, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’a ‘Kıbrıs’ta çok büyük PKK faaliyetleri var. Teröristler burada cirit atıyor’ falan demiş. Ben de o dönemde Emniyet’te özel harekât polislerini yetiştirmekle görevliyim. Mehmet Bey de beni gönderdi. Her ihtimale karşı, Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’le gittim.”

Gazeteci Saygı Öztürk, soruyor:

*

Yazının Devamını Oku

En büyük en acil ve en önemli sorunumuz

Optimar Araştırma’nın nisan ayı anketinden bir sonucu aktarıyorum:

Aşı olmayı düşünüyor musunuz?

YÜZDE 52: Evet olurum.

YÜZDE 39.2: Hayır olmam, aşının uzun vadeli etkilerini bilmiyorum.

YÜZDE 8.4: Hayır, aşıya karşıyım.

Bu zamana kadar Türkiye’nin en önemli sorunu, aşı teminiydi. Bundan sonra Türkiye’nin en önemli sorunu aşı konusunda olumsuz tavır sergileyen yüzde 48’dir. BİR DAHA KULİSLERE ASLA DALMAYACAĞIM

EĞER ortada bir büyük sessizlik varsa, kulisler anında hareketlenir.

Her türden kulisçi, hemen harekete geçer.

Yazının Devamını Oku

İlk doz aşıda bile yüzde 80 koruma

Önce Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’na kocaman bir teşekkür.

İki gündür Hürriyet’te çok önemli bir hizmet yapıyor Osman Hoca.

“BioNTech Dosyası”nı açarak...

Bu aşıyla ilgili akla gelebilecek her türlü sorunun yanıtını veriyor.



Büyük bir emeğin ürünü olan bu yazı dizisini dikkatle okuyor ve çok faydalanıyorum.

Yazının Devamını Oku

Büyük resmin peşinde koşanlara beş öğüt

ÖĞÜT BİR: Alengirli işler

KABUL... Çok alengirli işlerin arkasında genellikle devasa güçler bulunur. Bunu asla gözden ırak tutmamak lazım. Ancak durum böyledir diye... Her alengirli işin arkasında da her zaman devasa güçler bulunmayabilir.

*

ÖĞÜT İKİ: Komplo ile fal

TAMAM... Paranoyak olmamanız takip edilmediğiniz anlamına gelmez. Ama şunu da unutmayın: Bazen puro içen bir adam, sadece puro içen bir adamdır. “Komplo” ile “fal”, birbirine benzer: Onlara inanma ama onlarsız da kalma!

*

ÖĞÜT ÜÇ: Hayal kırıklıkları

DOĞRU... Alengirli olaylar, sarsıcı etkilere yol açar. Bu nedenle “Hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak” der dururuz. Ancak şu da doğrudur: Hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağı beklentisi, genellikle büyük bir hayal kırıklığıyla sonuçlanır.

*

Yazının Devamını Oku

Neden herkes aşıdaki büyük müjdenin farkına varamadı?

Sıtkı sıyrılmıştı milletin.

Tabii benim de.

*

- Öyle çok müjde verildi ki...

- Öyle çok milyon rakamı telaffuz edildi ki...

- Öyle çok hayal kırıklıkları yaşandı ki...

- Öyle çok rakamlarda revizeye gidildi ki...

Biz artık “Şu kadar milyon aşı gelecek” beyanlarına yüz vermez olduk.

*

Yazının Devamını Oku