Hiç unutamadığım o teklif

Tam iki yıl önce yine bu günlerdi.

Çok iyi hatırlıyorum çünkü tüm yöneticiler gibi ben de patronumla personelim arasında Referans'ın bütçesine uygun maaş artış oranlarını konuşuyordum.

Sonuçta performans kriterlerini de dikkate alan bir oran belirlenmiş, belirli bir marj arasında iş, artış oranlarının tek tek personele uygulanmasına kalmıştı.

Fakat ortaya çıkan tablo özellikle en alt grupta maaş alanlar için beni ve diğer yönetici arkadaşlarımı memnun etmemişti.

Yazı işlerinden bir arkadaş o gün hiç unutamadığım şu teklifi yaptı:
"Eyüp Bey gelin bu maaş artışı döneminde yönetici pozisyonunda olan bizler zam almayalım. Hak ettiğimiz zamları maaşı en düşük olan gruba dağıtalım."

Serbest piyasaya ve performans kriterlerine inanan bir yönetici olmama rağmen o gün o teklife hiç tereddüt etmeden "evet" dedim.

Tabii bir şartla.

Tüm yönetici arkadaşlar da gönüllü bir biçimde bu uygulamaya "evet" derse.

Nitekim hemen arkadaşlarla bir toplantı yaptık. Ve kendim dahil tüm yönetici arkadaşların fazlasıyla hak ettikleri artışları, maaşı en düşük olan arkadaşlara aktarma kararı aldık.

İki yıldır -yönetici arkadaşlar hariç- hiç kimseyle paylaşmadığım bu bilgiyi şimdi durduk yere sizlerle neden paylaşıyorum?

Anlatayım.

Koç Holding CEO'su Bülent Bulgurlu dün şu kriz ortamında iş dünyasının üzerinde ciddiyetle durması gereken bir açıklama yaptı.

Bulgurlu'nun gayet gerçekçi bir biçimde çizdiği tablo şu:
"2008'in son çeyreği ve 2009 yılı sıkıntılı olacak. Kâr ve büyüme elde etmek zorlaştı. Bugünkü öngörüler ile son çeyrekte ve önümüzdeki yıl bu yılın ilk 9 ayında elde ettiğimiz birikimlerimizin bir bölümünü kullanacağız. Bu dönemde, şirketlerimiz, verimliliklerini artırarak, kapasite kullanım oranlarını optimum seviyede tutmaya gayret edecekler. Bu doğrultuda azalan kapasite kullanımlarına paralel olarak işçilerimize tam ücretli ve kısmi ücretli izin kullandırıyor, vardiya sayılarını azaltıyoruz. Ancak bugün gelinen noktada, talebin azalması böyle devam ederse daha radikal tedbirler almamız söz konusu olabilir."

Daha radikal kararlar ne olabilir?

Bu ülke 2001 ekonomik krizini yaşadı. Dolayısıyla hiç çekinmeden "daha radikal tedbirler"in adını şimdiden koyalım. Koyalım ki işçi-işveren-yönetici-yönetilen-bürokrat-siyasetçi ayrımı yapmadan hepimizin nasıl bir felaketle karşı karşıya kalabileceğimizi görelim.

Küçülme, kapanma ve toplu işten çıkarmalar!

Evet, hepimizin şimdiden üzerine titrememiz gereken konu bu.

Sakın yanlış anlaşılmasın ne Bulgurlu ne de ben felaket tellallığı yapmak için söylüyoruz bunları. Tam tersi, muhtemel bir kriz dalgasına karşı şimdiden alınabilecek tedbirleri sıralıyoruz. Koç CEO'su Bulgurlu'nun örneği bu yüzden çok önemli.

Koç Grubu'nda beyaz yaka çalışanlar, özellikle de yöneticiler "büyük sağduyu göstererek" 2009 yılı için zam almak istemediklerini bildirmişler.

Bu ve benzeri uygulamalar bence önümüzdeki dönem iş dünyasının ekonomik krize karşı en anlamlı adımlarından biri olacak.

Çünkü bizi de bir şekilde etkisi altına alan dünyanın içinde bulunduğu mali kriz klasik anlamda "işçi-işveren" ayrımını giderek anlamsız hale getiriyor.

Bu yüzden Bulgurlu, "Bu sıkıntılı dönemde, çalışanların ve işverenlerin sağduyulu ve uzlaşmacı bir yaklaşım ile birlikte bulacakları çözümleri çok önemsiyorum. Zira zaman el birliği ile sorunları çözme zamanıdır" diyor. 

Önceki gün 2001 krizinin en cin fikirli ve parlak girişimcilerinden olan Twigy'nin sahibi Sinan Öncel Referans'a şu kriz ortamında işçi-işveren anlayışının nasıl değiştiğini gösteren çok çarpıcı bir açıklama yaptı.

Krizden henüz çok ciddi etkilenmediğini belirten Öncel, siparişlerin azalması ve kredi ödemelerinin güçleşmesi durumunda bile kesinlikle işçi çıkarmayı düşünmüyor. Fakat ekliyor: "Çok zorlanmamız durumunda işçi çıkarmak yerine maaş indirimine gidebiliriz. Eğer maaş indirimine gitmek durumunda kalırsam, maaşlarından indirdiğim miktarı bir borç bilirim, 2 ay sonra da olsa, 2 yıl sonra da olsa, aradaki farkı çalışanlarıma öderim."

Önümüzdeki dönemde aynı gemide olduğumuz bilinci ve güven esasıyla benzer uygulamaların çok daha çeşitlenerek artacağına inanıyorum.

Amerika'da otomotiv sanayiinde yaşanan krizden dolayı CEO'lar "1 dolar gibi sembolik maaşla" çalışmayı, sendikalar ise fabrikalarının kapanması yerine çalışma saatleri ve ücretlerde paralel indirimler yapılmasını öneriyor. Dedim ya artık o eski "işçi düşmanı göbekli patron" imajı çoktan yerle bir oldu.

Almanya ve Meksika'da Volkswagen çalışanları adına sendikalar ücret indirimi talep etti. Türkiye'de de birçok işçi-işveren ve sendika "karşılıklı fedakârlık" anlayışına dayalı yaratıcı ve hakkaniyetli çözüm önerileri bulmak zorunda.
60 bin çalışana sahip Koç Grubu ilk işaret fişeğini yaktı.

Darısı her geçen gün etkisini artıran global mali krizin ciddiyetini tam olarak kavrayamayan Ankara'daki politikacıların başına!
Yazarın Tüm Yazıları