Her ne ararsan kendinde bul

İsmet SOLAK
Haberin Devamı

Beş yıldan bu yana Hacıbektaş törenlerini izliyorum. Cumhurbaşkanı ile ikinci kez birlikte gittim. Demirel, İstanbul'dan uçakla Etimesgut'a geldi. Hacıbektaş'a helikopterle geçtik:

‘‘Burcun Köyü Muhtarı Hasan'ın hikâyesini çok güzel yazmışsın. Çok iyi anlatmışsın. Eline sağlık. Bu bir kıvılcım olacaktır. Motoru çalıştırırken anahtarı döndürünce ilk kavılcım nasıl ateşlerse, bu yazı da öyle olacak.’’

Muhtar Hasan'ın hikayesi, insani boyutu yanında cumhuriyet dönemini de kucaklayan bir güzellikti: ‘‘Şimdi, öteki Hasan'lar gelecek. 'Bizi de kabul et' deyip Çankaya'ya dayanacaklar. Bu ateş o köylere yol, su, telefon ve sağlık ocağı, temiz tuvalet ve bakımlı cami ile mezarlık demektir.’’

Üç yıldan beri gözlüyorum. Cumhurbaşkanı, Hacıbektaş'a her türlü desteği veriyor. Bu yıl Başbakan Yılmaz, Başbakan Yardımcısı Ecevit, Kültür Bakanı İstemihan Talay da önemli katkılar yaptılar. Geçen yıl Cumhurbaşkanı'nın verdiği talimatlar genelde tamamlanmadı: ‘‘Hükümet Konağı'nı taşla kaplatın. İç bölümler mermer olsun. Çadırkent iyi olmuş, daha düzenli hale getirin. Külliye güzel tamir edildi; temiz olsun, ziyaret edenin gönlü açılsın.’’

AKIN AKIN GELENLER Hacı Bektaş-ı Veli törenlerine yüzbinler geldi. Kars'tan Tunceli'ye, Toroslar'dan Balkanlar'a, Orta Asya'dan Avrupa'ya, dünyanın dört köşesinden insanlar akın etti. Ancak, nedense bir burukluk vardı. Başta organizasyon, buna bağlı olarak Bektaşi-Alevi aydınları arasındaki çok seslilik, kopukluk yaratmıştı. Temiz inançları uğruna buraya koşanlar buna çok üzüldü: ‘‘Her kafadan ayrı ses çıkıyor. Bu Hünkar'ımızı bile inkara benzer.’’

Beyaz kalın bıyıklı, kehribar tesbihli Dede, Çorum Alaca'dan gelmişti:

‘‘Ulu Pirimiz, Hünkarımız Hacı Bektaş Veli efendimiz ne demişti? 'Eline, beline, diline sahip ol' demedi mi? Neden herkes ayrı telden çalıyor?’’ Dede bedbin sesle, ‘‘Offff, of’’ çekti: ‘‘Hani nerde birlik, nerde birlik?’’

Parkta bir grup, Hulki Cevizoğlu'nun televizyon programında yaşanan tartışmayı konuşuyordu. Ben, programı izlemedim. Ama bu konuşmalardan her şeyi anladım. Saçlarının ön kısmı kınalı ve yüz çizgilerindeki derin hatlarda ömür çilesi gözüken 'Kadın Ana' çok kızgındı: ‘‘Biri Avrupa Alevilerinin başı, (Avrupa Alevi Federasyonu Başkanı Ali Kılıç), biri bizim sağolasıca Arif, (Halk ozanı Arif Sağ), biri gazeteci Rıza, (Akşam yazarı Rıza Zelyud) Öteki de Reis. Reis ama bağırıyor. (Hacıbektaş Belediye Başkanı Mustafa Özcivan) Atışıp duriyler, kızıp bağıriyler, neyi paylaşamiyler?’’

Ceviz Kabuğu'nda belki çok önemli bir tartışma yapılmıştı. Gelin de bu insanlara anlatın! Bu yüzbinler ağız dalaşı, kavga istemiyor. İç çekişmeler onları da kırıp döküyor. Onlar, korku ve taasuptan kurtulup insan sevgisini Allah sevgisine taşıyan felsefenin coşkusuna ulaşmak istiyor; bu yetiyor!

Hacı Bektaş-ı Veli, Anadolu'yu Arap kültür emperyalizminden kurtaran ve Türk İslam tasavvufu ile hoşgörüyü, sevgiyi yüreklere yerleştiren bir Ulu Pir. İzinden giden Yunus Emre, Sarı Saltuk, Abdal Musa ve Pir Sultan Abdal da Türk halk kültürü hamurundaki maya oldular.

KADINLARI OKUTUN Hacı Bektaş'ın o yıllarda söylediklerini bu dönemde anlasak, o bile bize yetip artar:

‘‘Kadınlarınızı okutunuz. Başına kakma! İncinsen de incitme. Biz söze değil hale bakarız. Eline, beline, diline sahip ol. Her ne ararsan kendinde bul. Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.’’

Atatürk ne demişti? ‘‘Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir. Bilim ve fen dışında mürşit aramak gaflettir, dalalettir...’’ Düğüm işte buradadır!

Bu düğümü, Büyük İskender'in kılıcı değil; ilim ve fen çözecektir.













Yazarın Tüm Yazıları