Hayvan hakları savunucularının yanlış imajlarını değiştireceğiz

Hayvan Hakları Aktif Güç Birliği Platformu (HAYTAP), internet üzerinde küçük bir grup olarak mücadeleye başlamıştı. Üyeler sonunda, asıl hedeflerine ulaştılar.

geçtiğimiz 9 Temmuz’da HAYTAP yasal prosedürlerini tamamlayarak federasyon oldu. Beş derneğin katılımıyla kurulan HAYTAP, Türkiye’de hayvan hakları hareketinin bütünleşmesi ve kurumsallaşması için önemli bir adım. Federasyon Başkanı Avukat Ahmet Şenpolat, hayvanseverlerin yanlış bilinen imajlarını değiştireceklerini ve insanları bilinçlendireceklerini söylüyor.

Hayvan haklarını korumaya çalışan gönüllülerin oluşturduğu HAYTAP, 2000’lerin başında internetin daha sık kullanmayı başlamasıyla Adana DOHAYKO temsilcisi Nesrin Çitirik tarafından Yahoo Grup içinde kuruldu. Üyeler aralarında yazışıyor, çevrelerinde gördükleri sorunları paylaşıyor, dertleşiyordu.

Bir süre sonra üyeler arasında sorunları çözüme ulaştıramamaktan kaynaklanan anlaşmazlıklar başladı. Bazı üyelerin önerdiği çözümleri diğerleri onaylamıyordu. Grup daha düzenli ve kurumsal bir yapıya kavuşmak gerektiğini düşündü. Şimdi Haytap Federasyon Başkanı olan Avukat Ahmet Şenpolat bu dönemde devreye girdi.

Şenpolat, HAYTAP’la ilk kez sokak hayvanlarının zehirlemesine şahit olduktan sonra internette hayvan hakkı ihlallerini araştırırken karşılaşmıştı. Grupta harcanan enerjinin boşa gittiğini ve bir sonuca varmadığını gördü: "Aralarında para toplayıp bazı hayvanları kısırlaştırıyor ya da köpek besliyorlardı. Ama kalıcı bir sonuca varılmıyordu. Hamsterlar nasıl kafeslerinde bir tekerleğin içinde sürekli dönüp durur ve yorulurlar, platformdaki durum da ona benziyordu."

10 DERNEK DAHA SIRADA BEKLİYOR

Kurumsal bir kimlik altında disiplinli çalışmak gerktiğini düşünen Şenpolat ve onu destekleyen grup üyeleri, önce 2006’da isimlerini patent enstitüsüne tescilletti. Kendilerine bir internet sitesi kurdular, buna bir hukuk bölümü eklendi. Bu bölümde ev hayvanlarının tahliyesinden, dilekçe yazmaya kadar pek çok hukuki sorunun cevabı bulunabiliyordu. Sitede videolar yayınlanıyor, televizyonlarda hayvanları ilgilendiren programlara kadar pek çok bilgiye yer veriliyordu. Paneller düzenlediler, Edirne barınağında çalıştılar, kitap fuarlarına katıldılar.

Ama en büyük hedefleri güçlü bir örgüt olmaktı. Grup, üç hafta önce bu amacına ulaştı ve HAYTAP federasyon oldu. Bu aşamayı Şenpolat şöyle anlatıyor: "Şimdiye kadar bekledik çünkü dernekleri ikna etmek çok önemliydi. Giresun, Adana, Antalya, İstanbul ve Diyarbakır’daki hayvan hakları dernekleri kendi genel kurullarını yaptılar ve HAYTAP bizim felsefemize uygun, bu federasyona katılmak istiyoruz, dediler. Dernekler Odası da federasyon olmamızı kabul etti."

Şu anda HAYTAP, çatısı altında beş derneği barındırıyor. Federasyon oldukları için yeni dernekleri de bünyelerine alma hakları var. Şenpolat’ın söylediğine göre, şu anda sırada 10 dernek daha var.

İNSANLARI SEVMEDİĞİMİZ, ARAMIZDA KAVGA ETTİĞİMİZ İNANCINI YIKACAĞIZ

Hayvanseverlerin insanları sevmediği düşünülüyor. İşte bu imajı yıkmak istiyoruz. Örneğin Kurban Bayramı’nda Lösemili Çocuklar Vakfı’yla bir stand açtık. "Kurban kesmeyin, Lösev’de ilaca ihtiyacı olan çocuklara ilaç parası gönderin" dedik. Hem insanlara hem hayvanlara faydamız oldu. Siirt’te iki köye kırtasiye malzemesi yolladık. Hayvanseverler birleşemez, birbiriyle bile kavga ederler imajını da yıkmak istiyoruz. Zamanla AKUT veya TEMA gibi olacağımızı düşünüyoruz. Ancak o zaman devlet bizi ciddiye alır.

AMACIMIZ DEVLETE GÖREVİNİ HATIRLATMAK

Biz bir ihbar kurumu değiliz. İnsanlara, bir köpek öldürüldüğünde veya yaralandığında nasıl ihbar edeceklerini öğretiyor, yönlendiriyoruz. Kuru mama vermek, barınağa gidip gelmek hayvan hakları savunucularının görevi değil. Bizim işimiz devlete yazışma ve görüşmelerle görevlerini hatırlatmak. En önemlisi federasyon olduğunuzda devletin karşında bir fren gücü oluşturmuş oluyorsunuz. Seminerler, paneller düzenleyeceğiz, afişler hazırlayıp dağıtmaya devam edeceğiz. Müftülüklerle konuşacağız, okullarda eğitim vereceğiz. Şimdi önemli olan insanları örgütlemek, temsilcilikler verip Türkiye’nin her yerine yayılmak. Böylece Erzurum’da bir hayvan hakkı ihlal edildiğinde müdahale edebileceğiz. Ayrıca sahipsiz hayvanları, eşekleri, faytonlardaki atları da korumamız gerekiyor.

1.500 GÖNÜLLÜ VAR

Federasyona üye olan derneklerle birlikte HAYTAP’ın destekçilerinin sayısı şu anda 1.500 kişi. Yaşları 20-50 arasında. HAYTAP’a gönüllü destekçi olmak için www.haytap.org veya yahoo gruba üye olmak yeterli. Federasyon aynı bölgelerde yaşayanları birbiriyle tanıştırıyor. Gönüllüler arasında görev dağılımı yapılıyor. Mesela Arapça bilenler Arapça yazışmalar ve çevirilerde, matbacılıkla uğraşanlar broşür basımlarında, aşçılar yemek artıklarının hayvanlara verilmesinde yardımcı oluyor. Federasyonun geliri dernek aidatlarından ve bağışlardan geliyor. Hakan GENCE hgence@hurriyet.com.tr

KÖPEKLER İÇİN DENİZ VE YÜZME

Yaz aylarının en güzel aktivitesi olan deniz ve yüzme köpekler içinde sağlıklı bir egzersiz. Ancak bazı köpek ırkları denize girmekten ve su ile oynamaktan çok hoşlanırken bazı köpekler suya ve denize kolay alışamazlar. Köpeğinizi denize sokmadan önce veteriner hekiminize danışıp denize girmesine engel olacak bir rahatsızlığı olup olmadığı açısından muayene ettirmenizde fayda var. Deniz eğlencesini köpeğinizle paylaşmak, onu denize alıştırmak ve denizdeki tehlikelerden onu korumak için aşağıdaki bilgilerden faydalanabilirsiniz.

Küçük yaşlarda onu suyla tanıştırın. Özellikle dalgasız ve sığ bir bölümde köpeğinizi ürkütmeden ve tedirgin etmeden deniz kıyısına alıştırmalısınız.

İlk seferlerde en fazla karnına ve beline kadar denize alıştırıp daha sonraki seferlerde sizinle daha derin yerlere gelmesine izin verebilirsiniz.

Kesinlikle suya atmamalı ve korkutmamalısınız. Bu tarz korkular köpeğinizin size güvenini kaybetmesine ve denizden ömür boyu uzak kalmasına neden olabilir.

Denize alışana kadar uygun bir göğüs tasmasıyla onu emniyetli bir mesafede tutabilir ve kontrol edebilirsiniz.

Çevrenizde yüzmeye ve denize alışkın köpekler varsa köpeğinizin bu köpeklerle arkadaşlık ederek denize girmesi ve yüzmeye alışması daha kolay olabilir.

Gerisin geri kıyıya çıkabilecekleri yerlerden denize girmelerine dikkat etmelisiniz.

Suya atlama konusunda cesur ve istekli olsalar bile, tekneden, iskeleden ve kıyısı yüksek olan yerlerden denize atladıktan sonra denizden aynı yolla çıkmaları mümkün değildir.

Denizde kaldığı süre oldukça önemlidir. 5 dakika kadar yüzmek köpek için 5 km koşu yapmak kadar yorucudur. Bu yüzden köpeğinizin denizde çok uzun kalmamasına dikkat etmelisiniz.

Dalga, akıntı, suyun aşırı soğuk olması, deniz anası gibi faktörler insanlar için olduğu gibi köpeğiniz içinde aynı derecede tehlikelidir. Köpeğiniz denizdeyken son derece dikkatli bir şekilde onu izlemeli ve takip etmelisiniz.

Tuzlu su yutmak midesine zarar verebilir. Su yutmasına yol açacak durumlardan sakınmalı, denize gittiğinizde yanınıza mutlaka köpeğiniz için de temiz ve soğuk içme suyu almalısınız.

Deniz kenarında otururken köpeğinizin de gölge bir yerde olmasına ve güneşten korunmasına dikkat etmelisiniz.

Denizden çıktıktan sonra mutlaka duru su ile yıkayınız. Tuzlu su ve deniz mineralleri köpeğinizin cildine ve tüylerine zarar verebilir. Yıkandıktan sonra kulaklarını kuru bir pamukla kurulamayı unutmamalısınız. Böylece kulaklarında enfeksiyon oluşmasını engelleyebilirsiniz.
X

Kedi prostatı

İdrar yollarıyla ilgili sorunları sadece insanlar yaşıyor sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bu sorundan en çok mustarip olanların başında da kediler geliyor. İdrar yolu tıkanmasının belirtileri prostatı andırıyor.

Eğer kediniz tuvalet yaptığı kum kabına daha sık gitmeye başladıysa, çok az miktarda ve sık idrar yapıyorsa, idrar yaparken miyavlayıp bağırıyorsa idrar yollarıyla ilgili bir sıkıntısı olduğundan şüphelenmelisiniz. Kedilerde idrar yollarıyla ilgili olarak karşılaştığımız sağlık sorunları arasında en çok karşımıza çıkansa idrar yollarının tıkanması. En çok erkek kedilerde rastlanıyor. En sık görülen sebebiyse idrar yolları taş ve plakları.
Belirtileriyse şöyle: Sık idrara çıkma, damla damla idrar yapma, idrarda kan görülmesi, idrar yaparken sancı ve miyavlaması, kum kabında daha uzun süre kalması, arka tarafını çok sık yalamaya başlaması, tuvalet kabı dışında yerlere idrar yapma (lavabo ve banyodaki gider delikleri gibi) ve karın bölgesinde şişkinlik olarak sıralanabilir. Ayrıca idrar yollarında tıkanma olan kedilerde iştahsızlık, kusma, halsizlik, tuvalet kabına gitme ancak idrar yapamama ve hareket etmeyi istememek gibi belirtiler de bu tabloya eşlik edebilir.
Özellikle 24 saatten daha uzun süren idrar yollarının tam tıkanması durumunda, kedinizin hayatı ciddi olarak tehlike altında demektir. Yukarıdaki belirtileri gördüğünüzde, vakit kaybetmeden veteriner hekiminizi aramalı ve kedinizi muayene etmesini istemelisiniz. Uygun klinik tedaviler ve beslenme yöntemleriyle idrar yollarındaki tıkanma problemleri ortadan kaldırılabilir.

KORUNMA YOLLARI

Kedinizin düzenli ve yeterli su içmesini sağlayın. Temiz ve kedinizin içeceği soğuklukta suyun düzenli olarak su kabında bulunmasına dikkat edin.
Kullandığınız kuru ve konserve mamaların magnezyum düzeyini kontrol edin. Daha önce kullanmadığınız yeni bir mama alıyorsanız mutlaka etiketinde yer alan magnezyum oranını kontrol etmelisiniz.
Düzenli olarak kedinizin idrarını muayene ettirin: Üç-altı aylık aralıklarla veya kedinizin idrar yaparken sıkıntı yaşadığını fark ettiğinizde mutlaka veteriner hekiminizden kedinizin idrar muayenesini yapmasını isteyin.

Yazının Devamını Oku

Ocak güzeli Sarman Nisan güzeli Fifi

Takvimler arasında hayvan severlerin gözüne ve ruhuna seslenenlerin sayısı giderek artıyor. ‘Petstar 2012’, ‘Giller’ ve ‘Sokak Köpekleri’ bu yeni yılın güzelliklerinden bazıları

ARTIK BİR KLASİK

Kedi ve köpek fotoğraflarıyla hazırlanan Giller takvimlerinde bu yıl 12 kedi ve 12 köpeğin fotoğrafı var. 3 bin 100 e-maille gönderilen 12 bin fotoğraf arasından seçildi.
Giller’le 365 Gün Kedi ve Giller’le 365 Gün Köpek takvimlerinde pet sahiplerinin yazıları da bulunuyor. Sekiz yıldır hazırlanan takvim ve ajandalar D&R, Nezih, İnkılap ve Remzi kitabevlerinde 11.50-22.50 liraya satılıyor.

GELİRİ SOKAKTAKİLERE

Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) ve HAÇİKO (Hayvanları Çaresizlikten ve İlgisizlikten Koruma Derneği) de; Koza Yönetim’in katkılarıyla bir takvim hazırladı. ‘Sokak Köpekleri’ başlıklı 2012 takviminin geliri sokak hayvanları için kullanılacak.     

TÜRKİYE PETSTAR’INI SEÇTİ

Pfizer, yedi yıldır herkesin katılımına açık bir Türkiye PetStar Fotoğraf Yarışması düzenliyor. Bu yıl çekilen fotoğraflar 23 Kasım itibariyle www.facebook.com/PfizerTurkiye sayfasında paylaşıldı ve moderasyonca onaylanarak dört hafta yayınlandı. En fazla üç fotoğraf yükleyebilen kullanıcılar kendi çektikleri kedi ve köpek fotoğraflarıyla katıldı. Başka bir yerden alıntılanmış fotoğraflarla katılanlar diskalifiye edildi. Katılımcılar başka fotoğraflara da oy verebildi.

Yazının Devamını Oku

Kedilerde sivrisinek alerjisiyle mücadele

Önümüz pastırma yazı. Sivrisinekler son bir hamleye hazırlanıyor. Taarruz altındaki kedilerde aşırı hassasiyete bağlı alerjik durumlar ortaya çıkabilir

Kedilerde sivrisinek ısırığına karşı aşırı hassasiyet olabileceği ilk olarak 80’li yıllarda tıbbi olarak tanımlandı.
Sivrisinek ısırığına karşı aşırı hassasiyet, özetle kedinin bağışıklık sisteminin sivrisinek ısırığına aşırı reaksiyon vermesi olarak tanımlanabilir.
Kedinin bağışıklık sistemi, sivrisineğin ısırdığı yere bıraktığı salya gibi maddeleri ‘yabancı’ olarak tanımlayıp bunu ortadan kaldırmaya veya uzaklaştırmaya çalışır. Aşırı hassasiyet durumlarında, bağışıklık sistemi basit olarak savunma işlemini durduracağı noktayı belirleyemez ve sivrisinek ısırığından daha şiddetli bir şekilde, bu ısırık sırasında bulaşan salyaya aşırı reaksiyon vererek daha büyük bir soruna yol açabilir. 
Sivrisinek ısırığına aşırı hassasiyet durumlarında görülen belirtiler, daha ziyade burun ve kulaklarda izlenmek üzere deride küçük kabuklu yaralar, pul pul deri döküntüleri ve ülserlerdir. Farkına varılmayan ve uzun süren durumlarda hassasiyet gelişen deri bölgelerinde tüy dökülmeleri ve renk değişiklikleri izlenebilir. Bunlara ek olarak patilerde ve taban yastıklarında kalınlaşma, şişme, hassasiyet, kızarıklık ve çatlamalar meydana gelir. Bazı kedilerde de lenf yumrularında şişkinlik ve hafif ateş gözlenebilir.
Orta düzeyde hassasiyeti olan kedilerde, tedavi olarak kedinin sivrisinek bulunan ortamlardan korunması ve kedinin yaşam alanındaki sivrisineklerin yok edilmesi genellikle birkaç hafta içinde belirtilerin ve sorunun ortadan kalkması için yeterli. Ancak şiddetli reaksiyon gösteren kedilerde mutlaka veteriner hekiminizin duruma müdahale etmesi ve hastalığın yola açtığı aşırı alerjik reaksiyonları tedavi etmesi gerekiyor.
Bu probleme sahip kedileri hastalıktan korumada en önemli uygulama sivrisinekle mücadele. Özellikle sivrisineklerin aktif olduğu saatlerde kedileri sivrisinek olmayan bir yerde tutmak ve ortamda sivrisinek varlığını ortadan kaldırmaya veya uzaklaştırmaya yönelik çevre ilaçlamaları ve
koruyucu tedbirler uygulamak oldukça önemli.

Pako pano

Yazının Devamını Oku

Kedilerde sivrisinek alerjisi

Pire ve kenenin kedilere dert olduğunu biliyorsunuz peki ya sivrisinekler? Sivriler, bazı kedilerde ciddi alerjik reaksiyonlara yol açtığı için bu konuya eğilmekte yarar var

Özellikle yazın pire ve kene gibi dış parazitlerin yol açtığı problemlerin yanı sıra, kedilerde görülen sivrisinek ısırığına karşı aşırı hassasiyete bağlı alerjik durumlar da ortaya çıkabiliyor. Bu hassasiyet, ilk kez 80’li yıllarda tıbbi olarak tanımlandı.

Sivrisinek ısırığına karşı aşırı hassasiyet; kedinin bağışıklık sisteminin sivrisinek ısırığına aşırı reaksiyon vermesi olarak tanımlanabilir. Bağışıklık sistemi vücudunun savunma işlevini yerine getirirken, sivrisineğin ısırdığı yere bıraktığı salya gibi maddeleri ‘yabancı madde’ olarak tanımlayıp, bunu ortadan kaldırmaya veya uzaklaştırmaya çalışır. Aşırı hassasiyet durumlarında bağışıklık sistemi basitçe savunma işlemini durduracağı noktayı belirleyemez ve ısırığın kendisinden daha şiddetli bir şekilde, bu ısırıkla bulaşan salyaya aşırı reaksiyon vererek, daha şiddetli bir soruna yol açabilir. 

HANGİ BELİRTİLER GÖRÜLÜYOR

Sivrisinek ısırığına aşırı hassasiyet durumlarında görülen belirtiler daha ziyade burun ve kulaklarda izlenmek üzere; deride küçük kabuklu yaralar, pul pul deri döküntüleri ve ülserlerdir. Farkına varılmayan ve uzun süren durumlarda hassasiyet gelişen deri bölgelerinde tüy dökülmeleri ve renk değişiklikleri izlenebilir. Bunlara ek olarak; patilerde ve taban yastıklarında kalınlaşma, şişme, hassasiyet, kızarıklık ve çatlamalar meydana gelir. Bazı kedilerde de lenf yumrularında şişkinlik ve hafif ateş gözlenebilir.

Orta düzeyde sivrisinek ısırığı hassasiyeti olan kedilerde tedavi olarak; kedinin sivrisinek bulunan ortamlardan korunması ve yaşam alanındaki sivrisineklerin yok edilmesi genellikle birkaç haftada belirtilerin ve sorunun ortadan kalkması için yeterli olur. Ancak şiddetli reaksiyon gösteren kedilerde mutlaka veteriner hekimin müdahale etmesi ve hastalığın yola açtığı aşırı alerjik reaksiyonları tedavi etmesi gerekir.

Bu sorunu yaşayan kedileri hastalıktan korumada en önemli uygulama sivrisinek mücadelesi. Özellikle sivrisineklerin aktif olduğu saatlerde kedileri sivrisinek olmayan bir yerde tutmak ve ortamda sivrisinek varlığını ortadan kaldırmaya veya uzaklaştırmaya yönelik ilaçlamalar ve koruyucu tedbirler uygulamak önemli. Aşırı hassasiyet gösteren kedilerde veteriner hekiminizden destek almak gerekir.

PAKO pano

Son derece uysal, dokunur dokunmaz gurulda-maya başlayan bu beş aylık sarı-beyaz oğlana yuva arıyoruz. Ulaşım sağlanır. (536) 437 21 46

Yazının Devamını Oku

Levent Yüksel hassas, Ali Taran ilgisiz, Nilüfer ise soğukkanlı

Veteriner hekimler Levent Berker ve Bahadır Ürse kliniklerinin bulunduğu semt itibariyle sık sık medyatik isimlerin kedi ve köpekleriyle haşır neşir oluyorlar. Bu sayede de bilinmeyen yönlerini görme fırsatı yakalıyorlar! Pınar YILMAZERLER
Kliniğiniz Etiler’de. Burada daha mı duyarlı insanlar? Hayvan sevgisi semtten semte fark ediyor mu?
LEVENT BERKER: Burada daha iyi. Biraz daha bu konuda bilinçli bir kesim. Etiler, Levent, Ulus. Bir de bu muhit biraz daha kedici.
BAHADIR ÜRSE: Zamanla müşteri profilinizi oluşturmaya başlıyorsunuz. Tarzımız belli, duyarlılıklarımız var. Müşterinin de bu duyarlılığa sahip olmasını isteriz. Bir anket düzenlemiyoruz tabii ama süzgeçten geçme durumu oluyor. Bir süre sonra frekansınızın tutmadığı insanlara da rastlıyorsunuz. Çünkü kendi köpeği köpek, diğer hayvanların hiçbir önemi yok. Sadece kendi kedisine duyarlı insanlar var. Böylelerine “Gelmeyin” demiyoruz ama belli bir mesafe oluşuyor aramızda.
Medyatik insanlar da çoktur değil mi?
B.Ü.: 18 senedir bu mesleği yapıyoruz. Mazhar Alanson’dan Cem Yılmaz’a, Nilüfer’e, Levent Yüksel’e kadar birçok sanatçının kedisine, köpeğine baktım. Hiçbiriyle de sıkıntı yaşamadım. Zaten duruşu olan, sadece veterinerlik hizmeti alırken değil her zaman kalitesi olan insandır. Türkan Derya ve Ozan Güven gelirdi ama ayrıldıkları için gelmiyorlar sanırım.
Nilüfer kedici değil mi?
B.Ü.: Evet. Hatta bir gece gelmişti kedisi için. Soğukkanlıydı. İstediğimiz, hasta sahibinin inancını hissedebilmek. İnanan gözleri gördüğünüzde, en iyisini yapmaya çalışırsınız. Nilüfer öyle biriydi. Her hareketinizi sorgular gözle bakan biri hangi meslekle uğraşırsanız uğraşın, rahatsız edicidir.
Levent Yüksel de köpekleri çok seviyor...
B.Ü.: Evet. Çok hassastır köpeğine. Golden Retriever’ı var. Ama sırf gösteriş timsah gözyaşı döken ünlülere de rastladım.

TECAVÜZCÜLER HADIM EDİLMELİ

Kendi getirmeyip, yardımcısıyla yollayanlar oluyor mu?
L.B.: Ali Taran mesela! Onun Mercedes isimli bir İran kedisi var. Ama daha hiç göremedik! Yardımcısıyla yolluyor. Aslında bu çevrede çok olan bir şeydir. Sahibini hiç görmezsiniz, bakıcısı getirir. Yemek yiyip yemediğini bile bakıcıya sorar, ciddi bir durum olduğunda. Pek istediğimiz bir şey değil tabii.
Enteresan şeyler isteyenler oluyor mu peki?
B.Ü.: Var ama isim belirtemem. Mesela; “Akvaryumun motoru bozuldu” diye arayan vardı. Ben veterinerim ne yapabilirim ki? Bir kez, “Beyefendi kusura bakmayın, evimize yarasa girdi” dedi. “Işığı açın, camları da açın çıkar o” dedim. Kıştı. Yarım saat sonra tekrar aradı; “Dediklerinizi yaptık ama yarasa içeride tur atıyor. Donuyoruz ne yapalım” dedi. “Süpürgeyle dışarı doğru yön verin” dedim.
Belki eskiden beri vardı ama hayvanlara işkence ve tecavüz had safhada...
B.Ü.: Sadece köpeklere de değil, tavuklara bile.
L.B.: Bu sosyal bir sıkıntı.
Bel soğukluğu olan erkekler dişi köpeklerle olursa geçeceğine inanıyorlarmış. Hiç duydunuz mu böyle şeyler?
B.Ü.: Anadolu’da çok yaygın eşekle, koyunla. Yasa değişikliği o yüzden isteniyor. Adam tecavüz ediyor, 500 lira ödeyip çıkıyor. “İnat değil mi bir kere daha yapacağım” diyor. Tecavüz suçunun canlı ayrımı olmamalı. Ne olursa olsun cezanın çok ağır olması lazım. Gerekirse hadım edilmeliler! Kabahatler kanunundan çıkarılıp, ceza kanununa alınmalı.
L.B.: Tam tersi o şekilde birçok hastalığa yakalanma riskiniz yükselir. Artı fiziksel olarak mümkün değil.

Yüz kuçu kuçu kuçu

Köpeklerin su sevgisi hem size hem kendilerine keyif verebilir. Ama dikkat etmeniz gereken şeyler var

Bazı köpek ırkları denize girmekten çok hoşlanırken bazıları alışmak için yardım ve zamana ihtiyaç duyabilir. Köpeğinizi denize sokmadan önce muayene ettirmenizde fayda var. Öncelikle küçük yaşlarda suyla tanıştırın. Özellikle dalgasız ve sığ bir bölümde ürkütmeden alıştırmalısınız.
En fazla karnına kadar denize alıştırıp daha sonra sizinle daha derin yerlere gelmesine izin verebilirsiniz. Kesinlikle suya atmamalı ve korkutmamalısın. Alışana kadar göğüs tasmasıyla emniyetli bir mesafede tutabilirsiniz. Çevrenizde yüzmeye alışkın köpekler varsa arkadaşlık ederek denize girmesi daha kolay olabilir. Köpeklerin gerisingeri kıyıya çıkabilecekleri yerlerden denize girmelerine de dikkat etmek gerekir.
Suya atlama konusunda istekli olsalar bile kıyısı yüksek yerlerden atladıktan sonra aynı yolla çıkmaları mümkün değil. Denizde kaldığı süre önemli. Beş dakika yüzmek, beş kilometre koşu yapmak kadar yorucudur. Bu yüzden çok uzun kalmamalı. Tehlike oluşturan dalga, akıntı, aşırı soğuk su ve deniz anası gibi faktörlere de dikkat. Denizdeyken onu dikkatle takip etmelisiniz.

DENİZDEN SONRA YIKAMAK ŞART

Tuzlu su yutmak midesine zarar verebilir. Bu nedenle deniz suyu yutmasına izin vermemelisiniz. Onun için de içme suyu almalısınız. Gölge bir yerde olmasına ve güneşten korunmasına da dikkat etmelisiniz. Denizden çıktıktan sonra mutlaka duru suyla yıkayınız. Tuzlu su ve deniz mineralleri cildine ve tüylerine zarar verebilir. Denize girmese bile kumsaldaki yürüyüşlerin ardından patilerini duru suyla yıkamalısınız. Denizden ve yıkandıktan sonra kulaklarını kuru bir pamukla kurularsanız enfeksiyonu engelleyebilirsiniz.

Pako pano

* Kar Tanesi son derece sağlıklı, ilk bakımları yapılmış bir oğlan bebek. Ömür boyu, özenle evladı gibi bakabilecek ailesini arıyoruz. (533) 622 44 59

* Biz bir buçuk aylık tekir oğlan ve kızlarız, iç dış parazit ilaçlarımız yapıldı, tertemiz olduk, tuvalet alışkanlığı kazandık. Sokaklarda büyümek istemiyoruz lütfen bize yuvanızı açın, İstanbul’dayız. (555) 986 97 30

* Zümrüt gözlü bir sokak kedisi... Zor işiten kulaklarıyla sokaklarda yaşama şansı hiç yok. Suzan annenin yeni hayatı siz olur musunuz? (533) 622 44 59

* Yedi aylık minik Berlin’i Hasdal Barınağı’ndan kurtardık. Uslu mu uslu bir Golden Retriever. Birazcık ürkek elbet... İç ve dış parazitleri yapıldı, bulduğumuzda da kısırlaştırılmıştı. Sevgiyle büyümeye ihtiyacı var bu minik kızın. (536) 577 69 00
Yazının Devamını Oku

Bi kare gördüm sanki

Tasmasına asılı makinesiyle fotoğrafçılara taş çıkaran Cooper artık kişisel sergiler açan bir profesyonel Ceren ARSEVEN
Onun adı Cooper. Beş yaşında, sarman bir kedi. ABD’nin Seattle kentinde bahçeli bir evde yaşıyor. Haftada bir gün sahipleri Michael ve Deidre Cross’un boynuna astığı minik fotoğraf makinesiyle mahalleyi keşfe çıkıyor. Tasmasında asılı duran makine, iki dakikada bir fotoğraf çekmek üzere ayarlanmış. Makine Cooper’ın çektiği fotoğrafları daha sonra evdeki bilgisayara yolluyor. En başta kedilerinin gün içinde ne yaptığını anlamak için bu işe soyunduklarını anlatan Crosslar, “Zamanla çektiği kareler ilgimizi çekti” diyor:
“Cooper’ın fotoğrafları soyut ve akıldan çıkmayacak güzellikte. Bazıları da gerçekten komik. Neredeyse gülmekten yerlere yatıyoruz.”
Cooper’ın yeteneği onu kısa zamanda şaşırtıcı bir fotoğraf sanatçısı olmaktan çıkarıp medyatik bir isim haline getirdi. Facebook’taki hayran sayfasında 71 bin hayranı var. Çektiği fotoğraflarla sergiler açıldı, Chicago Doğa Müzesi ve Urban Light Studios’da hayranlarıyla buluştu, Animal Planet’ın ‘Must Love Cats’ adlı programında ve ‘The Today Show’da boy gösterdi. Cooper’ın sahiplerinin yardımla yazdığı ‘Cat Cam’ adlı bir kitabı bile var.

200 STERLİN’E SATILIYOR

Cooper’ın çerçevelenmiş fotoğrafları 200 Sterlin’e (yaklaşık 500 liraya) satılsa da Cross çifti, kedi fotoğrafçılığının kazançlı bir iş olmadığını söylüyor. Gelirleri eşit olarak bölüşüyorlar ve gelirin bir kısmını PAWS adlı hayvan barınağına bağışlıyorlar. Deidre Cross “Cooper kendi mamasının giderini karşılayabiliyor” diyor.
Cooper’ın çektiği fotoğraflar photographercat.com’da yayınlanıyor. Fotoğraf meraklılarına göre Cooper’in fotoğrafları çok kaliteli. Hatta sahibi Michael Cross “Çektiği bazı fotoğraflar benim çektiklerimden bile iyi” diyor. Azımsanmayacak sayıda hayranı olan Cooper’ın hayranları fotoğraflarını paylaşmak için bloglar bile açıyor.
Bazı insanlar Cooper’ın çalışmalarının sanatsal olarak görülmesine karşı çıkıyor. Michael Cross, Cooper’ın fotoğraflarının sanatsal olduğunu ispatlamak için kedi ve köpekleri karşılaştırıyor: “Bir köpeğe fotoğraf makinesi taksanız ne olur? Büyük ihtimalle bütün gün koltuğun üzerinde yatar. Kediler daha kişilikli ve gizemli hayvanlar. Bence Cooper’ın fotoğraflarını ilginç kılan bu. O kadar meraklı ki, hiç aklımıza gelmeyen karelerle dönüyor eve.” Michael Cross’a göre ünlü fotoğraf sanatçısı Ansel Adam’ın bir cümlesi Cooper’ın fotoğraflarını tanımlamak için çok uygun: “İyi fotoğrafçılığın kuralları yoktur. Yalnızca iyi fotoğraflar vardır.”

Pako pano

* İki aylık prenses kızımız çok sağlıklı. Anne sütüyle büyüdü, İstanbul’da bir yuvaya ihtiyacı var. (533) 529 16 51

* Çok hayvanımız olduğu için, evde büyüttüğümüz iki aylık Zeytin kızımıza acil yuva arıyoruz. (216) 384 51 65

* Bir arabanın altından kurtardığım Pastel’in iç parazit tedavisini yaptırdım. Tek eksiği, ona yaşam hakkı tanıyacak, huzurlu bir yuva... (545) 774 75 49

* Sarman kardeşler çok insancıl ve oyuncu. Onları terk etmeyecek yuvaları olur musunuz? (216) 384 51 65
Yazının Devamını Oku

Kediler evde kalsın, köpekler doğru pansiyona

Tatile giderken evcil hayvanlarını nereye bırakacaklarının telaşına kapılanların dikkat etmesi gerekenleri veteriner

Talat Gülbay anlatıyor

Gül Pınar ZEREN

Tatile giderken hayvan dostlarınızı bırakacak bir yakınınız varsa, şanslı insanlardansınız. Ama eğer yoksa iyi bir araştırma yapmalısınız, çünkü petinizi bırakmak için iyi bir hayvan pansiyonu bulmalısınız. Kedi ve köpeklerin bakım ve  alışkanlıkları birbirinden çok farklı. Köpekleri pansiyona bırakmak en iyi yöntemken, kedilerin pansiyona bırakılması veterinerler tarafından zorunlu kalınmadıkça önerilmiyor. Tatiliniz iki-üç günlük bir kaçamaksa kedilerin evde bırakılması daha doğru. Uzun tatillerde kedinin 15 günden fazla pansiyonda bırakılması uyum sağlamasına ve eve döndüğünde uyum sorunu yaşamasına neden oluyor. Uzun süre kafes ortamında kalan kedi mutsuzlaşıyor.
Köpeklerdeyse durum biraz farklı. Uygun koşullarda kedilerden daha uzun süre pansiyonlarda kalabiliyor. Pansiyonlar, özellikle sağlık ve hijyen konusunda yeterli olmalı. Ruhsatlı olmalı ve sürekli denetlenmeli. Hayvanların kalacakları yer, fiziksel ihtiyaçlarına uygun büyüklükte olmalı. Hayvanların, gürültü ve stresten insanlardan daha fazla etkilendiklerini unutmadan huzurlu bir ortam seçilmeli. Kaçmalarına imkân tanımayacak profesyonel bir ekibin çalıştığı, sürekli veteriner kontrolünde olan ve hayvanlarla yeterince ilgilenebilecek sayıda personelin çalıştığı pansiyonlar tercih edilmeli.

SEVDİĞİ EŞYALARI GÖTÜRÜN

Yabancı bir ortama girmenin yarattığı stresi azaltmak için, alışmaları için sürekli kullandıkları mama kabı ve en sevdikleri oyuncakları gibi eşyaları götürmek de yararlı olur. Dostunuza bakacak kişinin hayvanlarla arasının iyi olması da önemli. Hayvanlar duygularını konuşarak aktaramadıkları için, onların hislerini anlayabilecek deneyimli bakıcılara ihtiyaçları var. Pansiyon çalışanlarının da bu yetiye sahip olduğundan emin olmasınız.
Kedi ve köpekler ani gıda değişikliklerine karşı çok hassas. Normalde 10-15 gündeki gıda değişikliklerini bir anda yapmak sakıncalı olacağından, alışkın olduğu mamaları götürmeli. Aşı karneleri ve sağlıklarıyla ilgili detaylı bilgileri de götürmek gerekir. Aşılarının tam, iç ve dış parazit ilaçlarının eksiksiz olması; diğer hayvanların da bu koşullara uyulması durumunda kabul edilmesi sağlık açısından önemli. Sağlık sorunu varsa, tedavisinin devam ettirilebileceği bir pansiyon tercih edilmeli.

ÖNCEDEN YAPMANIZ GEREKENLER

Yazının Devamını Oku

Sevişme faslımız 45 dakika

Yeşim Ceren Bozoğlu’nun kendisini sürekli azarlayan bir kedisi, bir de köpeği var! Neden mi? Çünkü Bozoğlu şehir dışına çekime gittiğinde onu özlediklerinden doğal olarak hesap soruyorlar. Ünlü oyuncunun; “Ben işe gitmesem size nasıl mama alacağım” demesi de pek işe yaramıyor Pınar Yılmazerler
Nasıl geldi eve Celal Osman?

- Bir gün Ortaköy’de oturuyoruz, hafif yağmurlu bir hava. Böyle tentelerin altındayız. Beyaz bir şey bir sağa bir sola doğru hızla önümüzden geçti. “Bu ne?” diye bütün Ortaköy bakıyor. Star kumaşı o zamanlardan belliymiş bunun. Sonra geldi, önümüzde durdu ve ‘küt’ diye kucağıma atladı. Kucağıma atlayınca aşkımız başladı. O dönem köpeğim Alyoşa ve kaçan kedim Mihliye evdeydi. Tabii çok ciddi bir karar bu. Bir hayvan sahibi olmak, birlikte yaşama kararı almak çok önemli. Hayatınızı onlara göre planlıyorsunuz. Birkaç dakika düşündüm. Yapacak hiçbir şey yok yani, o seçmiş beni. Islanmak istemiyordu. Kucağıma geldi, uyumaya başladı, bana geçmiş olsun!/images/100/0x0/55eafe63f018fbb8f8a40b3d

Hiç tereddüt ettiniz mi; evde bir kedi, bir köpek var. Nasıl olacak, yeni kediyi kabul ederler mi?
- O tereddüdü yaşadım, sabahlara kadar birbirlerinin gözüne tırmık atarlar mı ya da ısırırlar mı düşündüm. Sonra 15 gün yoğun bir biçimde “O kardeş, bu cici” diye diye alışsınlar uğraştım. Celal Osman ilk geldiğinde koltuk örtüleri dikileceği için kumaşlar vardı. Bu tabii çok şaşırdı, hayatında ilk defa bir evin içine giriyor. Daha da yavru. Devamlı saklanıp duruyordu. Bir de baktım; yorulmuş, kumaş toplarının içinde uyumuş. İlk gecesi öyle geçti. Sonrasında çok alıştılar birbirlerine. Arkadaşlarım hayret ediyor; kedi-köpek aynı evde nasıl yaşıyor, diye. Eve girdiğimde elimdekileri bir yana bırakıyorum. Alyoşa kucağıma yatıyor. Celal Osman da geliyor, böyle bir sevişme faslımız var yarım saat, 45 dakika kadar.

KÖPEK RUHLU BİR KEDİ

Neden adı Celal Osman?

- Celal dedemin adıydı. Osman da duruşundan kaynaklanıyor. Bir Genç Osmanlılık hali var. Sokak kedisi ezik olur, zor koşullarda yaşar. Yok bu doğuştan bir aslan parçası. Çok özgüvenli. Bir de ben eski Türk isimlerini çok seviyorum. Alyoşa da Karamazov Kardeşler’den birinin adı.

Karakteri nasıl?
- Çok özgüvenli fakat köpek ruhlu. ‘Gel’ dendiğinde gelen, ‘git’ dediğinde giden ve konuşan bir kedi. Şehir dışına çıktığımda evde bir yardımcımız olmasına rağmen laf işitiyorum! Alyoşa ve Celal Osman’ı görmeye gelen arkadaşlarım var. Çok şanslıyım çünkü onların sayesinde sosyalleşme ve sevilme ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Buna rağmen geldiğimde bir yığın azar işitiyorum. Alyoşa ağlıyor, Celal Osman suratını çeviriyor. Sürekli; “Bu mama paralarını nasıl kazanacak anneniz” diyorum. Sevişe dövüşe anlaşıyoruz ama ailem ve dostlarımdan sonra en kıymetlilerim onlar. Bir hayatı paylaşıyorsunuz. Hayvan almak konusunda kararsızlara hayvan sevgisinin; çocuk ve yaşlıların sevgisi gibi olduğunu söylemek isterim: Beklentisiz, çıkarsız ve karşılıksız... Çok dürüstler. Hayatlarında zor bir dönemden geçenlere mutlaka bir hayvanla ilişki kurup, sevgiyi oradan almalarını öneririm. Onlardan akan sonsuz sevginin başka bir yerde karşılığı yok. Diyelim ki, sette üşüttüm karnım ağrıyor. Otomatik olarak karnıma gelir ve masaj yapar Celal Osman. Alyoşa da hastalandığımda uyumuyor. Kafası düşüyor uykusuzluktan, hemen kaldırıyor.

DEDEKTİF GİBİ STELLA’NIN İZİNİ SÜRDÜM

Çok şanslı bir çocuktum, annem ve babam da ciddi hayvansever. Bir ara kirpi bile beslemiştim. Bir kaplumbağamız var Foça’da. Bir yaprak koparıyorsun; “Gel Recep” diyorsun, geliyor. Ben beş yaşındayken eve ilk köpeğim geldi. Kaybettiğimde de çok ciddi travma yaşamıştım. Adı Stella’ydı. İngiliz Cocker; asilzade ve çok zekiydi. Onunla uyuyor ve uyanıyorum. İki ağabeyim vardı ama kardeşim olsun istiyordum. Stella bana kardeş gibi oldu. Bir gün kayboldu. Annem-babam her yerde aradı, yok. Üçüncü gün ağlamaktan içim dışıma çıktı. Annem-babam işe gidince evdeki yardımcı kadını bir şekilde kandırıp dışarı çıktım. Ağabeylerim arkadaşlarımla parka oynamaya gittiğimi sanıyordu! Dedektif gibi elimde Stella’nın fotoğrafıyla “Bu köpeği gördünüz mü” diye diye Bağdat Caddesi’ndeki evden Çiftehavuzlar’a gitmişim. Saat 21.00 olmuş, annemler kafayı yemiş. Sora sora buldum, Çiftehavuzlar’da bir köşkün bekçisi bunu kaçırmış. “Bu benim köpeğim, adı Stella” dedim. Adam kabul etmiyor ama “Stella buraya gel” deyince hemen geldi. “Annemi, babamı arayın” diye ağlamaya başlayınca mecburen aramak zorunda kaldı.

Köpeğinizin burnu renk değiştiriyorsa

Bir okuyucu sorusu: Benim iki yaşında bir labradorum var. Simsiyah olan burnu her geçen gün pembeleşmeye başladı. Bu konuda ne yapmam gerekiyor? Buyrun cevabı...

Köpeklerde burnun uç kısmındaki tüysüz bölgede renk değişikliğine yol açan birçok hastalık var. Depigmentasyon dediğimiz bu semptom enfeksiyöz, alerjik, metabolik, hormonal veya kalıtsal birçok hastalığa bağlı olarak ortaya çıkabiliyor. Bunların içinde en sık karşılaştığımız hastalıklar, plastik mama kabından kaynaklanan kontakt dermatitler, mevsimsel renk değişiklikleri, yaşın ilerlemesi sonucu ortaya çıkan renk değişiklilikleri, kalıtsal pigment sorunları, vitiligo ve ilaç reaksiyonları. Nadir olarak böcek sokması veya diken batması sonucu bitkisel ve hayvansal zehirlerden dolayı da burun bölgesinde renk değişiklikleri oluşabilir. Bunların dışında diğer multisistemik hastalıklar da belirti olarak burunda renk değişikliğine yol açabilirler.

MAMA KAPLARINA DİKKAT

Köpeğinizdeki renk değişikliğinin başlangıcından itibaren fark ettiğiniz tüm belirtileri veteriner hekiminize anlatıp köpeğinizi muayene ettirmelisiniz. Mama kabından kaynaklanan kontakt dermatidler çelik ya da porselen gibi diğer malzemelerden yapılan mama kaplarını kullanmaya başlamanızı takiben kendiliğinden ortadan kalkacak.
Bunun dışındaki problemlerin teşhisi için veteriner hekiminizin yapacağı fiziksel muayene, laboratuvar incelemeleri ve o bölgedeki dokunun patolojik açıdan değerlendirilmesi renk değişikliğine yol açan sorunun ne olduğunu ortaya çıkarır. Ardından yapmanız gereken hekiminizin bu teşhise dayanarak önerdiği tedaviyi uygulamak.

Pako pano

* Biri siyah diğeri beyazlı tekir kardeşler iki aylık. Sokakta şans eseri bulundular. Bir şans da siz verir misiniz? (533) 622 44 59

* Minik Pirinç, henüz bir buçuk aylık, annesini çok erken kaybetti ama o yaşamayı seçti... Ailesi olmak ister misiniz?
(533) 622 44 59

* Van Kardeşler’den birinin sağ gözünü kurtaramadık, diğer göz sağlam. Diğer kardeş son derece sağlıklı. Birbirlerinden hiç ayrılmadılar... Her ikisini de ayırmadan yuvalandırmak istiyoruz. (533) 622 44 49

* Hamileliğinin son günlerinde anneye araba çarptı. Yavrular sezaryenle doğdu. Anne kurtarılamadı ama dört yavrusu bir buçuk aylık oldu. Tuvalet alışanlıkları var, kuru mama yiyorlar ve çok oyuncular. Onlara iyi bakacak yuvalar arıyoruz. (555) 986 97 30

* Bir buçuk aylık erkek ve dişi oyuncu bebeklerin; evdeki bebek kedi nüfusunun artmasından dolayı acil yuvaya ihtiyacı var. Tuvalet alışkanlıkları tam ve kuru mama yiyorlar. İç ve dış parazit aşıları yapıldı. (555) 986 97 30
Yazının Devamını Oku

Transferin starı minyatür su aygırları

Darıca’daki Faruk Yalçın Hayvanat Bahçesi sakinlerinin hayatı büyük bir değişime uğradı. Rahatsız barınaklar gitti, ihtiyaçlara göre döşenmiş odalar geldi. Karanlık kafeslerse yerini hayvanların rahatça gezinip sosyalleşebileceği açık alanlara bıraktı. Hayvanat bahçesinin en dikkat çeken sakinleriyse, yeni transfer minyatür su aygırları Zeynep BİLGEHAN
Bundan 20 yıl önce kurulan Darıca Faruk Yalçın Hayvanat Bahçesi ve Botanik Parkı, kurucusu iş adamı Faruk Yalçın’ın vefatından sonra adeta terk edilmişti. Neyse ki beş yıllık bir aradan sonra, geçen yıl Yalçın Ailesi tarafından hatırlandı ve bakıma alındı. Avrupa Hayvanat Bahçeleri ve Akvaryumlar Birliği üyesi olan park, hayvanat bahçesi uzmanı Koen Brouwer’ın ellerine bırakıldı. Yeni Genel Müdür Arif Sankur’un çabalarıyla bir yılda yüzde 75’i değiştirildi; hayvanat bahçesi yepyeni bir çehreye kavuştu.
/images/100/0x0/55eab7c3f018fbb8f8924042
SOSYAL HAYVANLAR

İşe hayvanat bahçesinin daimi sakinleri hayvanların barınaklarından başlandı. Sankur, “Tüm hayvanlarla ilgili; kışlık alanları, yazlık ihtiyaçları, yatakları, ayaklarının nasıl toprağa basması gerektiği gibi detayları topladık. Bunun sonucunda hayvan alanları iki buçuk kat genişletildi; peyzajları yapıldı. Örneğin cüce samurunun kışlık yeri 2 metrekarelik tahta bir kulübe ve ufak havuzlu 20 metrekarelik beton bir yazlık alandı. Şu anda 90 metrekarelik bir alanda, iki büyük havuzlu, 10 metrekarelik kapalı alanlı ve 60x60 ölçülerinde yataklı bölgede yaşıyorlar” diye anlatıyor. Ayrıca Avrupa’daki son trendler uygulanmış: “Artık büyük bölgeler oluşturup iyi anlaşan hayvanları bir arada tutmak moda. Bizde de çeşitli bölgeler oluşturuldu. Örneğin Büyük Afrika Bölgesi’nde altı değişik tür bir arada yaşıyor; zürafalar, zebralar, antilop, siyah turna,e Afrika tavukları ve nayalalar. Avustralya bölgesinde de üç ayrı kanguru türü, Avustralya devekuşları ve siyah kuğular barınıyor. Gündüz ortak yazlık alandalar, akşam özel odalarına çekiliyorlar.”

BUZ PATENİ PİSTİ

Ziyaretçiler de unutulmamış. Sankur, “Alanlar genişleyince kötü kokular da gitti. Tel kafesleri kaldırıp cam kullanımını artırdık. Alan, bu sayede daha rahat gezilebiliyor. Bahçede engelli yolları ve ahşap bariyerler yapıldı. Oturma grupları yenilendi. Tuvaletlerin temizliğine özellikle dikkat ediyoruz. Yeni bir buz pateni pistimiz var. Üç tane 150 kişilik eğitim salonu oluşturduk. Buralarda botanik, doğa ve çevre koruma, biyoçeşitlilik ve endemik türleri koruma eğitimleri veriyoruz. Kışın okulları gezip seminerler düzenliyoruz. Halka açık kütüphanemizde 700’e yakın kitap bulunuyor” diyor.
Hayvanat bahçesine giriş yetişkinlere 15, öğrencilere 10 lira. Engelliler ücretsiz.

MÜRÜVVETLERİNİ GÖRDÜLER

80 dönümlük Darıca Hayvanat Bahçesi’nde 200 çeşit 2 bin hayvan ve 250 bitki türü var. Bunların 135’i enderleşen ve 40’ı nesli tükenmek üzere olan hayvan türlerinden. Anadolu’nun enderleşen türlerinin de 14’ü burada. Başka hayvanat bahçelerinden yeni hayvanlar da transfer oldu, bazıları da eş olarak geldi. Mürüvvetini gören hayvanlar arasında vaşak, cüce su samurları, lama, jaguar, Asker Ara Papağan ve zebra var. Papağan ve zebralar eşlerinden çok memnunken, jaguar ve yeni hanımı henüz birbirlerine ısınamamış. Yeniler arasından bazılarıysa Türkiye’ye ilk defa geliyor. Aralarında en dikkat çekeni cüce su aygırları. Batı Afrika bataklıkları ve yağmur ormanlarında yaşayan cüce su aygırları, bildiğimiz su aygırıların minyatürü. Boyları en fazla 70 santim. İlaç şirketleri, vücutlarında salgıladıkları bir yağdan dolayı peşlerinde. Bu nedenle yalnızca 300 adet kalmışlar. Şirin görünüşlerine rağmen, hayvanat bahçesinin şu an en saldırgan hayvanları. Bakıcılar onları aslanlardan bile tehlikeli bulup dikkatli yaklaşıyor.

MUTLULUĞU HAYVANLARDA BULAN ENDÜSTRİ MÜHENDİSİ

Darıca Hayvanat Bahçesi’ndeki değişikliğin mimarı Arif Sankur ODTÜ mezunu bir endüstri mühendisi. Önde gelen şirketlerde projeler müdürü, pazarlama direktörü ve genel müdür yardımcılığı yaptı. Uzmanlık alanı perakende, pazarlama ve insan kaynakları. Fakat şu an bir zoologu aratmayacak kadar hayvan, botanikçiyi aratmayacak kadar bitki bilgisi var. Tüm hayvanlarla ilgileniyor, hepsinin huyunu suyunu biliyor. Yenileme çalışmaları kapsamında kimi yerleri kendi tasarlamış. Yürürken yerdeki en ufak çöpleri bile görüp derhal topluyor. Sankur, “İş dünyasındayken kazandığımın yarısından daha az maaş alıyorum. Fakat daha mutlu olamazdım” diyor.

Pako pano

* Minik kedinin iç, dış parazit aşıları ve bakımı yapıldı. Biz onu kör sanırken o iyileşip hayata sarıldı. Adını Umut koyduk. Bir buçuk aylık, dişi ve siyah-beyaz... (549) 742 30 39

* İnanılmaz uysal oğlumuz yaklaşık iki aylık. Dokunduğunuzda guruldamaya başlıyor, tam bir kucak kedisi. Ona İstanbul’da bir aile arıyoruz. (532) 311 48 20

* Yucin, iki yaşında shih-tzu cinsi bir erkek. Kadıköy’de oturuyorum ve oğlumuza aynı cinsten dişi arkadaş arıyorum. (536) 416 96 66

* 8 aylık dünya güzeli Çitloş’un aşıları tamam, kısırlaştırıldı, kuru mama ve balığa bayılıyor. Tuvalet alışkanlığı da edindi. Denge problemi yaşasa da koşuyor, oynuyor, zıplıyor. Beş buçuk ayı kafeste geçmiş, sahiplenilmezse kafese geri dönmek zorunda... (534) 468 73 83
Yazının Devamını Oku

Şila bir aşk kedisi

Aşk çocuğu olur da, aşk kedisi olmaz mı? Olur tabii. İşte Nilgün Belgün’ün 12 yaşındaki kedisi Şila da bir aşk kedisi. Sanatçının yaşadığı tutkulu bir aşktan geriye kalan Şila olmuş Pınar YILMAZERLER
Şila ne kadar zamandan beri sizinle yaşıyor?

- Benim 10 yıllık bir sevgilim vardı. Şila bana onun hatırası. Tam bir aşk kedisi. Sevgilimle kırgın dargın da ayrılmadık. Ama artık ayrılmamız gerekiyordu, zamanı gelmişti. Benden 16 yaş küçüktü. İşte Şila, bana o aşktan geriye kalan...

Şila’yla ilk tanışma anı nasıldı?
- Küçücüktü geldiğinde. Çok büyük heyecandı benim için. Hatta bir gün sevgilimle bozuşmuştuk. Şila’yı da alıp gitti bana ceza olsun diye. Ben de sırf Şila geri gelsin diye barıştım. Ondan sonraki gidişlerinde almadı tabii ama o zaman öyle bir ceza verdi. /images/100/0x0/55eb3889f018fbb8f8b3375d

Daha önce hiç hayvan beslemiş miydiniz?
- Hayatım boyunca hep kedim oldu. Küçükken annem bana köfte yedirirken önce kedi yerdi, sonra ben yerdim köfteyi. Evliliklerimde de kocaları kedi severlerden seçtim. Sevgilileri de... Hayvan sevmeyen hiçbir flörtüm yok. Hayvan sevmesi lazım önce.

Nasıl bir karakteri var Şila’nın?
- Çok iyi. Derler ya, sahibine benzer kediler diye, son derece yumuşak karakterli ve çok kendiyle barışık. Üç gün tatile giderim, evde yalnız kalır. Yemeğini, suyunu bırakırım. Sesi çıkmaz. Sadece onu evden dışarı çıkarmayacaksın. Evi sever. Kediler öyledir ama. İstersen küçük bir odada yaşa, önemli değil. Kedi, köpek gibi değil. Köpek sahibini, kedi evi sever. Onu evinden çıkarmayacaksın. En meraklı olduğu şey; arkadaşlarımla konuşurken laf dinlemek. Ben müzik setinin yanına oturduğumda da müzik dinler. Ha, bir de profiterole bayılır.

BABASI VETERİNERDİ

Kaç yaşında?

- 12 yaşında. Rahmetli babası da veterinerdi! (Kahkahalar)

Peki babası hiç; “Çocuğumu göreyim” demedi mi?
- Çocuğunu görmek için bahane edip birkaç kez geri geldi ama sonradan kendi çocuk yaptı!

Şila’nın yokluğu çok acı olur değil mi?
- Olur. Şöyle bir iddiam var, çocukluğumdan bu yaşıma kadar kedi besliyorum. Benim kedi sevgim var. Sadece üçüncü evliliğimde eşim köpek de sevdiği için hem kedimiz hem köpeğimiz vardı. Ayrılınca köpeğini alıp gitti. Köpek de besledim ama kediciyim. Kedisiz yaşayamam. Ama Şila’ya bir şey olursa tekrar bir kedi beslemek için gücüm var mı bilemiyorum. Hayvan özgürlükleri kısıtlıyor.

Ne gibi?
- Ona göre düzen kuruyorsun. Evimde sereserpe yaşamıyorum. Bir bedeli var. İyi bakacaksın, ilgileneceksin, sevgi göstereceksin. Her hayvan mutlaka sevgi ister. Tırmalayan, huysuz hayvanlara sevgi gösterilmiyordur mutlaka. Öyle hayvanlar çok huzursuz oluyor.

Kısırlaştırdınız mı?
- Evet, hiç çocuğu olmadı. Ben anlamıyorum kısırlaştırılmasın diyenleri. “Çocuğum çok istedi aldık ama artık bakamıyoruz. Siz bakar mısınız” diyenler var. Bunlar hiç affedemediğim şeyler. Bir hayvanı almadan önce onun sorumluluğunu bileceksin. Oturup düşüneceksin. Onun sorumluluğunu alıyorsan alacaksın hayvanı, yoksa alma.

Hamster beslenmesi

İyi beslenip beslenmediklerini anlamanın en iyi yolu tabağına bakmak

Hamster türleri yabani ortamda değişik bitkiler, tohumlar, meyveler, sebzeler ve bazı böcekleri yiyerek beslenir. Evcil olarak beslenen hamsterlar için de en sağlıklı beslenme yöntemi, değişik tahıl tanelerini, tohumları, kuru meyve ve yemişleri belli bir karışım halinde içeren hazır yemler.
Bu karışımlardan besin değerlerine ve enerji düzeyine göre değişmekle birlikte yaklaşık günde bir yemek kaşığı kadar veya daha az miktarda vermek genellikle hamsterlar için yeterli beslenme sağlıyor. Ama yemleri küçük miktarlardaki kutularda ve taze almak, saklarken ortaya çıkacak bayatlama ve bozulma gibi problemleri önlemek açısından önemli.
Hamsterların dengeli beslendiğinden emin olmak için günlük yediği yemi tamamen bitirip bitirmediğini kontrol etmek gerek. Özellikle bu karışımın içinden yem seçip, bazılarını bırakıp bazılarını yediğini gördüğünüzde hamsterınızın beslenmeyle ilgili sorunlar yaşayabileceğini akılda tutmalısınız.

SAKIN ÇİKOLATA VERMEYİN

Hazır hamster yemlerinin yanı sıra düzenli olarak (fazla olmamak kaydıyla) havuç, lahana yaprakları, kereviz, karnabahar ve brokoli gibi taze sebzeler de hamsterlere beslenme amacıyla ilave olarak verilebilir. Bunun yanı sıra ödül olarak küçük miktarlarda meyve de... Ayrıca haftada birkaç kez kuru çayır otları ve saman vermek de faydalı.
Bununla birlikte hamsterınıza çikolata ve kendiniz için hazırladığınız tuzlu ve tatlı yemeklerden kesinlikle vermeyin. Sarımsak, limon türleri, domates gibi besinlerden de yedirmemelisiniz.
Ayrıca suluğunda daima temiz ve taze içme suyu bulunduğundan emin olmalısınız.

Pako pano

* Bu pamuk minişleri sepette bırakıp gitmişlerdi. Onları sevecek bir sıcak yuva vadediyorsanız lütfen arayın. (216) 384 51 65

* Yaklaşık iki aylık, son derece sağlıklı ve iyi huylu Panda bebeğe yuva arıyoruz. Onu hayat boyu terk etmeyecek bir yuvaya ihtiyacı var. (533) 529 16 51

* Bir buçuk aylık rengarenk beş minik kardeş yuva arıyor. İç ve dış parazit tedavileri yapıldı ve son derece sağlıklılar. Onlarla evinizi paylaşır mısınız? (216) 384 51 65

* Hamileliğinin son günlerinde anneye araba çarptı. Dört yavrusunu sezeryanla doğurdu. Şimdi bir buçuk aylıklar. İlk bakımları yapıldı. Tuvalet alışanlıkları var, çok güzel kuru mama yiyorlar ve oyuncular. Onlara sevgi dolu yuvalar arıyoruz. (555) 986 97 30

* Yaklaşık iki aylık bebek kedilere yuva arıyoruz. Çok sağlıklı oyuncular. Anne sütüyle büyüdüler. (533) 529 16 51
Yazının Devamını Oku

Siz de destek verin

Mamasepeti.com sitesi bir kampanya başlattı. 25 bin destekçiye ulaştıkları takdirde barınaklara 5 bin liralık mama bağışlayacaklar

Bir okurum göndermese haberim olmayacaktı. Benim bu ara işlerin yoğunluğu yüzünden yaşadığım asosyallikten midir yoksa tesadüflerin işlememesinden mi bilmem ama bir şekilde görmedim işte...
Mamasepeti.com sitesi bir
sosyal sorumluluk kampanyası başlattı. Kampanya bitimine
kadar toplam 25 bin destekçiye ulaştıkları takdirde barınaklara 5 bin liralık mama bağışlayacaklar. Alışveriş yapmak zorunda
değilsiniz üstelik. Oturduğunuz yerden bundan daha iyisi can sağlığı!
İstanbul’da yedi barınak seçmişler: Ataşehir, Beykoz, Yedikule, Ümraniye, Üsküdar, Şile ve Tuzla barınakları. Biraz hayvanseverim diyenler, bunların ne kadar üzücü durumda olduğunu, nasıl acil yardıma ihtiyaç duyduklarını bilir.
Katılmak için www.mamasepeti.com sitesindeki ‘Barınak Destekle’ linkine girip üye olmanız gerek. Adres falan derken, biraz fazla soru var bence ama değer...

Yazının Devamını Oku

Kum kabından taşan sorun

Kedinizin kum kabı dışına tuvalet yapmasının nedeni, stres ya da kum değişikliği değilse bir hastalıktan şüphelenebilirsiniz

Kedilerde kum kabı dışındaki yerlere tuvalet yapma en sık karşılaşılan davranış problemlerinden. Sosyalizasyonu diğer evcil hayvanlara göre daha zor olan kedide, strese bağlı ortaya çıkabileceği gibi, kum kabının yeterli büyüklük ve temizlikte olmaması, çok fazla kedinin aynı kum kabını kullanması gibi çevre koşullarından ya da bunlardan bağımsız sık  bir hastalıktan kaynaklanabilir.
Öncelikle kedinizin kum kabının yerinin uygunluğundan ve diğer kedilerle paylaşmaktan hoşnut olduğundan emin olmalısınız. Hoşlanmadığı bir tuvalet parfümü ya da farklı marka bir kum kullanmaya başladıysanız bu da neden olabilir. Eğer evdeki tüm kedilere yeter sayıda kum kabı varsa ve kumunu düzenli değiştiriyorsanız kedinizin stres ve başka hastalık belirtileri gösterdiğinden şüphelenebilirsiniz. Bu durumda ilk olarak bir veterinere muayene ettirmeli ve özellikle idrar ve üreme yollarının sağlıklı olup olmadığını kontrol etmelisiniz.

HAMİLE KALAMIYORSA

Kedinizin çiftleştiği halde hamile kalmamasıyla, tuvalet kabı dışındaki yerlere idrar yapması, ürogenital sisteminde bir hastalık olması ihtimalini akla getirmeli. Muayenedeki incelemelerle kedinizin hamile kalmasını engelleyen sağlık sorunu varsa bunun kum kabı dışındaki yerlere idrar yapmasıyla ilişkisini de ortaya çıkarabilir.
Kedinizde sık idrar yapmaya ve dolayısıyla kum kabı dışındaki yerleri de tuvalet olarak kullanmaya yol açan hastalıklar; şeker, hipertiroidizm, böbrek ve karaciğer hastalıkları, üreme sistemi ve alt üriner sistem hastalılarından biri olabilir. Bunların teşhis ve tedavi edilmesini takiben sorun ortadan kalkar.
Kedinizle ilgili rutinlerdeki, aile fertlerindeki ve diğer evcil hayvanlardaki değişiklikler ve sorunlar da stres nedeniyle tuvalet alışkanlığının bozulmasına neden olabilir. Bu stres faktörlerinin azaltılması da sorunun düzelmesine yardım edebilir.


Yazının Devamını Oku

Parti programlarında hayvanlar var mı

Seçimler giderek yaklaşırken, parti programlarında hayvanlar için bir şeyler var mıdır acaba dedi bir arkadaşım. Çok net bir önyargıyla, tabii ki yoktur dedim. Olanlar da kâğıt üzerinde, uygulaması hemen hemen yok gibi... Bugünkü yazı her fırsatta ikinci, üçüncü, bininci plana atılan dostlarımız için çıkarılan 5199 sayılı Hayvanları Koruma(ma) Kanunu hakkında. Gayet uzun olup da uygulanması bu kadar kısa ve özensiz olan bir kanun daha var mıdır? Hepsine değil, sadece aralardan cımbızladığım birkaç maddeye değineceğim, belki bazılarına bu vesileyle bir hatırlatma olur. Eğer bir parti üyesi çıkıp da, “Biz hayvanlar için şunu değiştireceğiz, bu yapacağız, programımıza aldık” der ve bunu kanıtlarsa, özür dilemeye hazırım.
BİRİNCİ BÖLÜM, MADDE 1: Amaç: Bu kanunun amacı; hayvanların rahat yaşamlarını ve hayvanlara iyi ve uygun muamele edilmesini temin etmek, hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını, her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamaktır.
Daha ilk virgüle bile gelmeden devletin, belediyeler eliyle bu işte nasıl çuvalladığını biliyoruz. Bomboş arazilere, ormanlara atılıyor, ferah feza takılıyorlar di mi? ‘İyi ve uygun muamele’den, ‘acı, ıstırap, eziyet çekmemekten’ kasıtları ne, bilmiyorum. Barınaklarda ehil olmayan kişilerce yapılan kısırlaştırmaların, kobay hayvanı gibi kullanılmaların, aç, susuz, soğukta veya güneşin altında bırakmanın başka tanımları var onların gözünde.
Birinci Bölüm, Madde 3’teyse tanımlar var. Mesela;
ı) Ev ve süs hayvanı: İnsan tarafından evde, işyerlerinde ya da arazisinde özel zevk ve refakat amacıyla muhafaza edilen veya edilmesi tasarlanan, bakımı ve sorumluluğu sahiplerince üstlenilen her türlü hayvan.
Tanımda sorun yok. Sorun, bu tanımın hayata geçişinde. Bakınız, ‘özel zevk’ ve ‘bakımı ve sorumluluğu üstlenilen’ kısmı. Ne köpekler, kediler biliyorum, güya sahipli ama sefalet içinde.
Bu kısmı olduğu gibi aktarıyorum:
Birinci Bölüm, Madde 4, İlkeler:
a) Bütün hayvanlar eşit doğar ve bu kanun hükümleri çerçevesinde yaşama hakkına sahiptir.
b) Evcil hayvanlar, türüne özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne sahiptir. Sahipsiz hayvanların da, sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir.
c) Hayvanların korunması, gözetilmesi, bakımı ve kötü muamelelerden uzak tutulması için gerekli önlemler alınmalıdır.
j) Yerel yönetimlerin, gönüllü kuruluşlarla işbirliği içinde, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması için hayvan bakımevleri ve hastaneler kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlamaları ve eğitim çalışmaları yapmaları esastır.
k) Kontrolsüz üremeyi önlemek amacıyla, toplu yaşanan yerlerde beslenen ve barındırılan kedi ve köpeklerin sahiplerince kısırlaştırılması esastır. Bununla beraber, söz konusu hayvanlarını yavrulatmak isteyenler, doğacak yavruları belediyece kayıt altına aldırarak bakmakla ve / veya dağıtımını yapmakla yükümlüdür.
J’de ‘gönüllü kuruluşlarla işbirliği’ diyor ya, tercümesi şudur: Gönüllü kuruluş yoksa, barınak marınak yapılmaz kardeşim. K’daysa ‘sahiplerince kısırlaştırılmaları’ derken, hangi sokak hayvanının hangi sahibini kastettiklerini biraz açabilirler mi acaba? Evde yaşayanların çoğu zaten kısır, sorunun kaynağı, belediyelerin görmezden gelip itlaf ettiği zavallı hayvanlar değil mi? Ve son olarak Dördüncü Kısım’a, Cezai Şartlar’a değineceğim.
Kanun hükümlerine karşı gelen kişilere 50 - 7 bin 500 lira arasında değişen idari para cezaları veriliyor. Çoğunlukla verilmiyor bile. Sorun, cezaların sadece parayla sınırlanmasında. Hayvanlara eziyet edenlerin, canlarını alanların çok daha ağır cezalandırılmaları gerekiyor.

Bu da onların festivali

Herkesin kendini festival alanlarına attığı mevsimdeyiz artık. Ancak, “Bu keyiften hayvanım niye mahrum kalsın!” diyorsanız, önümüzdeki hafta sonu yapılacak Petfest tam size göre. Parkorman’da iki gün sürecek festivalde hem hayvanlara hem de sahiplerine yönelik çok sayıda etkinlik var

Zeynep BİLGEHAN
Bir tarafta yarışmalar, diğer yanda eğitim seminerleri, gösteriler yiyecek-içecek standları, alışveriş alanı, müzik... Türkiye’de ilk kez düzenlenen Petfest aslında bir sosyal sorumluluk projesi. Çocuklara hayvan sevgisini aşılamak ve hayvanlara eğlenceli bir hafta sonu geçirtmek için düzenleniyor. Fikir annesi Işıl Tan: “Neden hayvanlarla ilgili eğlenceli ve faydalı etkinlikler düzenlenmiyor ki düşüncesiyle yola çıktık. Dünyada köpek şovları düzenleniyor ama Petfest, sosyal yanıyla onlardan farklı. Elde edilecek tüm gelir Barınak Gönüllüleri ve Hayvanlara Yaşam Hakkı Derneği’nce belirlenecek barınaklara bağışlanacak” diyor. Festivalde yarışmalar, köpek şovları, midilli gösterileri, felçli köpeklerin şovu yer alacak.
Çocuklar için oyun alanları ve bu alanlarda hayvan sevgisi bölümleri olacak. Alışveriş standında katılımcılar özel fiyatlarla ucuz alışveriş imkânı bulacak. Bunun dışında barınaklardan gelen kedi ve köpeklerin sahiplenileceği özel bir alan olacak, Uzman psikolog Gökçen Çetiner, çocuk psikolojisinde evcil hayvanların etkisini anlatacak.
Festival 10.00-18.00 arasında. İki günlük bilet 12 lira ve Biletix’ten alınabiliyor.

HEYECANLI YARIŞMALAR

Petfest’in en eğlenceli etkinlikleri yarışmalar... Sahibiyle en uyumlu yürüyüş, benzerlik ve özel yetenek yarışmaları için 4-5 Haziran’da festival alanında kayıt yaptırabilirsiniz. Yarışmaların kıran kırana geçmesi bekleniyor. Örneğin Çetin Dalva, terrier’i Zuzu’yla benzerlik yarışmasında iddialı: “İkimiz de sekerek yürüyoruz, uzanmayı ve yemeyi çok seviyoruz. En büyük yeteneklerinden biri cüssesinden beklenmeyecek kadar horlaması. Bu da bana benziyor...” Esra Yıldız’sa, köpeği Zeytin’le hem benzerlik hem de uyumlu yürüyüş yarışmasının favorilerinden: “Her köpek sahibine benzer. Biz de Zeytin’le süslenmeyi çok seviyoruz. Ona elbise giydireceğim zaman ‘Haydi anne, giyinelim de gidelim’ der gibi kollarını kaldırıyor. Çok hızlı öğreniyor; ‘otur, kalk, yuvarlan’ gibi komutları biliyor. Etrafta yakışıklı köpekler yoksa benimle gayet uyumlu yürüyor. Petfest’e sokak hayvanlarıyla ilgili mesaj içeren, aynı tişörtler giyerek geleceğiz.”

Pako pano

Sokakta yaşayan yaklaşık yedi haftalık tekir kedi. Yuvasını açacak bir aile arıyoruz. (532) 311 48 20

Bir aylık bu dişi kedi sütanneyle büyüdü. İç ve dış parazit tedavileri yapıldı. Kısırlaştırma şartıyla yuvalandırılacak. (216) 384 51 65

İki aylık erkek ve dişi kedilerin iç ve dış parazit aşıları yapıldı. Acil yuvalar aranıyor. (216) 384 51 65
Yazının Devamını Oku

Başbakan eziyetin fotoğraflarını görünce bembeyaz oldu

Yonca Evcimik’in şarkıcılık, oyunculuk ve dansçılık kariyerinin önüne geçmeyi başaran tek şey; hayvan sevgisi! Bu uğurda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la bir araya gelen Evcimik ve diğer hayvanseverler farkındalık yaratmak için uğraşıyor Pınar YILMAZERLER
Hayvanlarla ilgili dikkat çekmek için Ankara’ya gittiniz. Farkında mıymış Başbakan hayvanlara yapılan eziyetin?
- Hayvanlara yapılan eziyetin fotoğraflarını görünce Başbakan’ın yüzü bembeyaz oldu! Başbakan’a gitmemizdeki sebep; bu eziyetlerin kanunda suç olarak kabul edilmesini sağlamaktı. Bunun ancak seçimlerden sonra olabileceğini, torbanın zaten taştığını söyledi. “Bunun sözünü şimdi verirsem yanıltmış olurum ama söz veriyorum seçimlerden sonra ilgileneceğim” dedi. Yapılanların sadece suç olarak kabul edilmesinden öte, hayvan satan dükkanlar, yunuslar ve sirkler var. Sorun çok yani... Toplantıda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da vardı. O da iki gün içinde bir randevu verdi bize. Diyanet İşleri Başkanı hayvanları çok seviyor. Her cuma anlatılsın diye hutbe hazırlıyor şimdi.

Başbakan hayvanlara tecavüz edildiğini ilk kez mi duydu gerçekten?
- Başbakan’ın veya İstanbul gibi bir yerin belediye başkanının her konuya vakıf olması mümkün olmayabilir. Dolayısıyla birinin bunları anlatması lazımdı. Biz bunu fotoğraflarla da anlatmaya çalıştık. “Gerçekten bunlar oluyor mu?” diye sordu Başbakan. Biz de tablonun büyüklüğünü anlattık. Bunun hayvan değil toplum meselesi olduğunu söyledik. Çünkü Avrupa ve Amerika’da bilimsel olarak ispatlanmış artık. Seri katil ve tecavüz suçluları ilk olarak hayvana eziyetle başlıyor. Bana, “Çocuklara tecavüz edilirken, neden hayvanlara tecavüz edenlerin peşindesin?” diye soruyorlar. E, çocuklara tecavüz edenlerin bir öncesi hayvana tecavüz! Çünkü şöyle bir zincir var; hayvana şiddet ve tecavüz kesmiyor, çocuğa, o da kesmiyor engelli vatandaşa, o da kesmiyor kadına saldırıyorlar. Bu insanlarla toplumda beraber yaşıyoruz. Belki de dolmuşa biniyorsunuz, yanınızda oturuyor.

Hayvanlara eziyet edenler sadece para cezasıyla kurtuluyor, değil mi?
- Evet sigara içen kadar ödüyorlar sanırım. Merhamet, vicdan meselesi. Bunu anlatmaya çalışırken bazen anlıyorsunuz ki; insanların bakışında merhamet duygusu yok. Yaradan’dan korkma yok. Biz daha zekiysek yardımımıza ihtiyacı olanlara bakmakla yükümlüyüz. Bir kap yemek veya su koymakla bir şey kaybetmeyiz. Kedi, köpekli evde büyüyen çocuk çok daha merhametli, sorumluluk ve vicdan sahibi oluyor.

KÖPEĞİMİN UYUZU BULAŞTI

Hayatınız boyunca hep hayvanlarınız oldu mu?

- Küçüklükten beri kedi yavrularıyla oynamaya başladık sokakta. Yavru kediler, hamile kediler derken köpek girdi hayatıma. Köpekten sonra kediden biraz uzaklaşmıştım. Çünkü en son baktığım kedi, tatile gittiğimde daha çok yemek veriyor diye beni bırakıp komşuya gitti. Çok moralim bozuldu. Kediyle köpek kadar çok iletişim kurulamıyor.

Bobo ve Çipo’nun eve gelişi nasıl oldu?
- Çipo’yu, yani küçük olanı Ümraniye’de bir işyerinin önünde bulduk. Bir buçuk aylıktı, gözleri maviydi daha. Yara bere içindeydi. Veterinere götürmüşler; “Mantar olmuş” demiş. İyileşeceğine daha da kötü oluyordu. Dayanamadım, kendi veterinerime götürdüm. İlhan Bey daha uzaktan gördü; “Uyuz bu” dedi. Bu arada kaşınıyoruz, meğer bize de geçmiş. Sonra hep beraber uyuz tedavisi olduk. Bobo’yu ise sokakta gören yol değiştiriyordu. Halbuki bilseler, kedi gibi bir Alman kurdu. Bir akşamüstü ağlak bir sesle arkadaşım aradı; “Bir köpek buldum. Çok tatlı. Kurt diyorlar. Birkaç gece sende kalsın, yer bulacağım” dedi. Bir geldi tombalak ama görüntüsü sokak köpeği. Geliş o geliş. Bir daha da bir yere göndermedim.

Ya karşınıza bir tane daha çıkarsa?
- Artık haddimi bilmem lazım. Yedi tane de Bodrum’da var zaten. Masrafları da çok, çünkü kuru mama veriyoruz. Çipo çok hiperaktif, devamlı hopluyor, zıplıyor. Zamanında veterinerimize “Evde Çipo var. Bir hayvan daha götürürsem ne olur?” diye sordum. “Örnek alır. Huylarını edinir” dedi ve dediği çıktı. Eve geldiğimde penceredeki manzara şu; Çipo uçuyor, arkadan da koca bir kurt havada! Bir gün eve girdim, ‘yanlış yere geldim herhalde’ diye geri çıktım! Önümde bir dağ duruyordu. Salonu mahvetmişler... Her şey yerde, didik didik. Resmen parti yapmışlar. Hangi birine kızayım? En baştan boya badanaya giriştim. Ama onlarla yaşamak, anlayabilmek ve sizi anladıklarını görmek hiçbir şeyle ölçülemez.

39 BELEDİYEYİ DOLAŞACAĞIZ

Projemizin adı ‘Türler Arası Dayanışma’. Bu projenin asıl evsahibi İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Kadir Bey bilhassa ilgileniyor. Beni hızlandıran etkenlerden bir tanesi de HAYTAP’ın bir federasyona dönüşmesi. İtici güç oldu. Ekim’de kendimi yollara vuracağım. 39 belediyeyi dolaşacağız. Her belediye bir yer gösterecek. 500-1000 küsur kişilik yerlerde, civar okullarda insanları, çocukları bilinçlendirmeye çalışacağız. Tiyatro grubumuz var. İnteraktif bir oyunla, çocuklarda farkındalık yaratmaya çalışacak. İsteyenler neler yaptığımızı ve yapacağımızı www.turlerarasıdayanisma.com’dan takip edebilir. Bu yolculukta öncü grup olarak insanları bilinçlendiriyoruz, belediyelerle ortak çalışıyoruz. Bizden sonra önemli olan; gönüllüler ve hayvanseverlerin bu tür yerleri ziyaret etmesi. Çünkü oradaki hayvanların yemek ve içmekten çok sevgiye ihtiyacı var.

Pako pano

* Bir buçuk aylık kardeşler, ilk bakımları yapıldı. İstanbul’daysanız ona evinizi açmak ister misiniz? (216) 384 51 65

* Evde büyüyen bir buçuk aylık 12 yavruya yuvalar aranıyor. İlk bakımları yapıldı, tuvalet alışkanlıkları var. İstanbul içi tercih edilir. (555) 986 97 30

* Yedi aylık erkek kedi. Sağ ön ayağını trafik kazasında kaybetti. Ameliyatı yapıldı, aşıları tam. Sahiplenebilecekler acil arasın lütfen. (535) 273 83 94
Yazının Devamını Oku

Kendi boğazımdan beş kuruş geçmeyecek

Ömür Gedik, gazetecilik ve televizyonculuktan sonra artık şarkı da söylüyor. Hatta üç şarkılık maksi single’ı hazır bile. ‘Hop Dedik Orda Kal’ adlı single’da Gedik’e Burak Kut, Teoman ve Halil Sezai Paracıkoğlu eşlik ediyor. Koyu bir hayvansever olan Gedik 17 Mayıs’ta çıkacak albümün bütün gelirini HAÇİKO Hayvan Hakları Derneği’nin barınaklarına aktaracak

Hakan GENCE
Müziğe merakınız hep var mıydı?

- İlkokul dahil neredeyse 30 yıldır korolarda şarkı söylüyorum. Boğaziçi Üniversitesi’ndeki çoksesli rock korosu Mavi Topluluk’ta beş yıl çalıştım. Teoman’la da o zaman tanıştım. Sonrasında Teoman’ın Mirage grubunda kısa süre vokal yaptım ama profesyonel anlamda müzik işiyle uğraşmayı hiç düşünmemiştim. Çünkü asıl işim gazetecilik.

Peki şimdi ne değişti?
- Şimdi çok önemli bulduğum bir amaç uğruna, yani hayvanlar için bunu yapmaya karar verdim. Ama bu albümü alırken sadece hayvanlara katkıda bulunalım diye düşünmeyin. İyi isimlerin bulunduğu iyi bir iş. Bu albümden plak şirketi DMC dahil kimse kuruş almayacak ve tüm geliri HAÇİKO Derneği’ne ve hayvanlara gidecek.

Albümde Ferhat Göçer’in etkisi var mı?
- Ferhat’tan sonra müzisyenlerle daha çok vakit geçirdim, heveslendim ama “Ferhat’tan sonra bunu yapayım” diye düşünmedim. Ferhat kadar DMC’den Samsun Demir ve Özden Bora’nın etkisi çok. ‘Orda Kal Portakal’ şarkısı da Özden’in seçimi ve uğurudur.

Nasıl bir sound’unuz var?
- Teoman’la söylediğimiz ‘Orda Kal Portakal’ şarkısının söz ve müziği Sezen Aksu’ya ait. Pop tarzında sözleri derinlikli bir şarkı. Diğer şarkı, bu sefer oyuncu Halil Sezai Paracıkoğlu’yla düet yaptığımız slow şarkı ‘Paramparça’. Burak Kut’la da Fikret Kızılok’un ‘Aşk Var Ya’sını rock tarzında okuduk. Hayvan haklarıyla ilgili sözler kullanmak yerine, bu şarkılarla daha çok kişiye ulaşmaya çalıştık.

Sesinizi beğeniyor musunuz?
- Beğeniyorum ama başkası beğenmeyebilir. Kulağımın iyi olduğunu biliyorum ve kendime güveniyorum. Yanlış nota söylemem.

Peki bu albüm tutarsa devamını getirir misiniz?
- Satacağına ve para geleceğine inanıyorsam, olur. Profesyonelliğe geçiş için “Hayvan hakları konusunu kullanıyor” diyenler olabilir. Şu sözü veriyorum, müzikten sahne de dahil kazandığım her şeyi, bu derneğe ve hayvanlara yatıracağım. Kendi boğazımdan beş kuruş girmeyecek.

Sinema eleştirmenliği, köşe yazarlığı, televizyon programı ve albüm... Çok mu marifetlisiniz çok mu hırslı?
- Ne kadar marifetliyim bilmiyorum. Mutfağa girip bir şey yapamam, erkek gibiyim. Kadın işlerini çok beceremem ama dış dünyada ne varsa uğraşırım... Yapabildiklerimden keyif almaya çalışıyorum. Sevmeden bir işi yapabilecek biri değilim.

FİZİĞİMİN DEZAVANTAJLARINI YAŞADIM

Dış görünüş yaptığınız işlerde ne kadar önemli?

- Mutlaka etkili. Hepimiz dış güzelliğe bakıp iç dünyamızı bir kenara attık. Bazen de güzellik ters tepiyor. Özellikle programcıysan izleyiciyi televizyona baktırıyorsun ama bir yandan da ‘Güzel olduğu için buralara geliyor’ laflarını duyuyorsun. Bir süre sonra her şeye gülümseyerek bakıyorum. Bazılarını haklı buluyorum, bazıları da art niyetli.

Ferhat Göçer’le üç yılı aşkın süredir birliktesiniz. Bu ilişki sizde neleri değiştirdi?
- O sahneleri olduğu için gece yaşıyor, gündüz dinleniyor. Ben de artık öyle yaşamaya başladım. Gece çalışıyoruz. Yazılarımı daha rahat yazıyorum. İş hayatıma daha çok önem vermeye başladım.

Aşk şarkıları söyleyen bir adamla yaşamak nasıl?
- Romantik anlarımız oluyor tabii ama yüzde 90 çalışıyoruz.

Kızınızla ilişkiniz...
- İsmi Tayga, kuzey ormanları anlamına geliyor. 16 yaşında, üç gün benimle dört gün babasında kalıyor. Mükemmel bir babası var bu yüzden çok şanslıyım. İlişkisi çok iyi.

Ferhat Göçer’le evlilik düşünüyor musunuz?
- Şu an düşünmüyorum. Zaten işlerden kafamı kaldıramıyorum. Çocuk düşüncem de yok.

HAÇİKO’NUN AÇILIMI SİNAN AKÇIL’DAN

Haçiko sahibini hiç bırakmayan, sahibi öldükten sonra bile onu bekleyen köpeğin hikayesini anlatan bir filmdi. Bu adı derneğe vermek istedim ama bir türlü açılımını bulamıyordum. Bir gün Sinan Akçıl, “Hayvanları Çaresizlik ve İlgisizlikten Koruma Derneği olsun” dedi ve böylece HAÇİKO Hayvan Hakları Derneği’nin ismi belli oldu. HAÇİKO aynı zamanda HAYTAP’a (Hayvan Hakları Federasyonu) bağlı. Sezen Aksu ve Ata Demirer gibi sanatçıların yanı sıra pek çok işadamının üye olduğu bir dernek. Soner Gedik’in desteği de çok önemli. Albüm ve derneğin kurulmasında sponsor bulan ve arkasında duran oydu.

KÖPEĞİM BENİ İYİLEŞTİRDİ

Annem ve babam da hayvansever. Erenköy’de büyüdüm. Çocukken sokakta hayvanlarla oynardım, pazara gitmek için tek nedenim civciv almaktı. Apartman dairemizde tavuklar ve horozlar vardı. Kızım doğduktan sonra, bir dönem hiçbir şeye dokunamama hastalığım başladı. Kimseyle tokalaşamıyor, kapıları bile tutamıyordum, mikrop gelir diye düşünüyordum. Doktora bile gittim. Sonunda beni köpeğim Badi iyileştirdi. Mikrop takıntımı bitirdi. Şimdi üç köpek ve bir kedimiz var.

Kuşlarda tüy değiştirme stresi

Tüy değiştirme dönemlerinde; kuşun gürültü, kötü beslenme, gün ışığı alamama ve uykusuzluk gibi stres faktörlerinden daha dikkatli korunması çok önemli

Kafes kuşları, gerek yaşlanan ve yıpranan tüylerini değiştirmek, gerekse fizyolojik durumları ve çevresel koşullara uyum sağlamak için tüy değiştirirler. Özellikle, hasar görmüş ve yıpranmış tüyler sözkonusuysa; bu işlem rutin ve sistematik bir şekilde tüm yıla yayılmış olarak görülür.
Genel kural olarak, yabani yaşamdaki kuşlar yılda iki kez tüy değiştirir. Bu işlem, üreme dönemlerinin öncesinde ve sonrasında gerçekleşir. Evde yaşayan kafes kuşlarıysa yabani ortamdaki akrabalarının tüy değiştirme dönemlerindeki düzeni takip etmeksizin, yılın herhangi bir zamanında tüy değiştirebilir. Tüy değiştirme zamanı ve sıklığı aynı zamanda kuşun yaşına, yaşadığı ortama, gün ışığının etkin olduğu süreye, mevsimsel değişikliklere ve üreme aktivitesine göre de değişiklik gösterir.

KALİTELİ PROTEİN ŞART

Tüy değiştirme döneminde eski tüyler dökülürken yerine yeni tüyler çıkar. Bu süreçte kuşların bazen daha halsiz olduğu ve bazı aktif davranışlarının azaldığı gözlenebilir. Bu dönemde kuşun gagasıyla kaşınıyormuş gibi, bu işleme katkıda bulunacak davranışlar göstermesi normal. Fakat bu kaşıma hareketi uzuyor ve dökülmeden sonra da devam ediyorsa, bir deri sorunu ya da dış parazitlerle ilgili bir mesele olup olmadığını anlamak için veteriner hekiminizden kuşunuzu muayene etmesini istemelisiniz.
Tüy değiştirme döneminde kuşların beslenmesi ve tüy oluşumu için gerekli besin maddelerini eksiksiz almaları oldukça önemli. Bu nedenle tüy üretimi için gerekli besin maddelerini içeren yüksek kalitede yem karışımları kullanmalısınız. Tüylerin yapısında bulunan proteinlere ve aminoaistlere ihtiyacı da artacağından kuşun tüy değiştirme döneminde kullandığınız yem karışımında kaliteli proteinler içeren tohum tanelerinin de bulunması faydalı.
Taze içme suyu kullanılması ve düzenli değiştirilmesi her zaman önemli olmakla birlikte, tüy değiştirme döneminde daha da dikkatle takip edilmeli. Unutmayın ki, tüy değiştirme dönemi kuş için başlı başına bir stres faktörü. Bu nedenle kuşun çevresel faktörlerden kaynaklanan gürültü, kötü bakım ve beslenme, gün ışığı alamama, uykusuz kalma gibi stres faktörlerinden daha dikkatli bir şekilde korunması oldukça önemli

PAKO PANO

* Bir buçuk aylık beş kardeş evde biberonla büyütüldü. Sağlıklılar, kuru mama ve tuvalet alışkanlıkları var. İç ve dış parazit aşıları yapıldı. Onları sahiplendirmek istiyoruz. (555) 986 97 30

* İki aylık, anne sütüyle büyümüş sağlıklı dört kediye yuva arıyoruz. Kum terbiyeleri ve kuru mama yeme alışkanlıkları var. (532) 514 92 55

* Evde bir köpek ve bir kedi olduğu için bakamadığım 10 aylık Labrador-Golden Retriever kırmasına yuva arıyorum. (532) 613 93 65

* Bir aylık kedi, süt anneyle büyüdü. Zamanı geldiğinde kısırlaştıracak sorumluluk sabihi aileler arıyoruz. (545) 774 75 49

* Bir buçuk aylık erkek ve dişi kediler. Evde büyütüldüler, ilk bakımları yapıldı. Tuvalet eğitimleri var, kuru mama yiyorlar. Onları sahiplenmek ister misiniz? (216) 384 51 65
Yazının Devamını Oku

Güzellik yarışmaları gerekli mi

Hayvan sahibi olmak için illa da safkan ırklar gerekmiyor. Hatta safkan takıntısını ırkçı buluyorum. Sorumluluk bilinci olan, çok pahalı bir köpeğe de barınaktan aldığı soysuza da aynı sevgiyi verir. Yine de bu konuda kafam karışık biraz Geçenlerde Köpek Irkları Federasyonu’nun bilimsel ve kültürel çalışma grubunda görevli Gülru Batur’dan bir e-mail aldım. Kendisi aynı zamanda ‘pozitif köpek eğitmeni’. Yani hayvanları cezalandırarak, korkutarak değil, ödülle, teşvikle eğitim vermekten yana olan bir yaklaşımın temsilcilerinden. Batur, mailde Mart sonunda gerçekleşen Ulusal Köpek Irk Standartları Yarışması’ndan bahsediyordu. O, yarışmanın haberini yapmamı istiyordu aslında ama farkında olmadan beni bambaşka bir düşünceye yöneltti.
Köpekler ırklarının standartlarına uygunluklarının ötesinde; davranışları ve genel hal-tavırlarıyla da değerlendirilmiş. Bir tür güzellik yarışması yani. Bir kiloluk Chihuahua’dan 70 kiloluk Mastiff’lere kadar 100 farklı ırktan köpek katılmış.
Düşündüm, bu tür güzellik yarışmaları lazım mı, dedim. Biraz kendimle çeliştim. Çünkü bir hayvan sahibi olmanın, onu sevmenin illa da safkan ırklar üzerinden olması gerektiğini düşünmeyenlerdenim. Hatta safkan köpek sahibi olma takıntısını ırkçılık ve şekilcilik olarak değerlendiriyorum. Çevremde bu yüzden çok ciddi tartışmalara girdiğim arkadaşlarım var. Sorumluluk bilinci olan, 3 bin Euro’luk köpeğe de, barınaktan aldığı soysuza da aynı sevgiyi verir çünkü.

İÇİMİN GİTTİĞİ GÖRÜNTÜLER

Yanlış anlaşılmasın, köpek ırk ve güzellik yarışmalarına yekten karşı değilim. Hayvan sevgisinin bilinçli ve sorumlulukların layıkıyla yerine getirildiği ülkelerde yapılanlara bayılıyorum. Hele hepsinin bir arada dizildiği, çember oluşturduğu, mum gibi durduğu görüntülerde içim gidiyor.
Neyse biraz kendimle itişip kakıştıktan sonra, böyle yarışmaların Türkiye’de de iyi oldukları konusunda ikna oldum. Çünkü bu yarışmaların hayvan sahiplerine aşıladığı hırs, onlara layıkıyla bakmayı gerektiriyor. Bir tür teşvik yani. Mesela yarışmaya hazırlanan bir köpeğin fit kalması için düzenli yürüyüş yapması gerekiyor. Beslenmesine özen gösteriyorlar ki, tüyleri parlak ve sağlıklı olsun, gözlerinin feri ışıldasın. İşkence yapamıyor, döverek eğitemiyorlar; travmatik, tırsak olmasın diye...
Kulağımı tersten tuttum bugün ama haksız mıyım? Durduk yerde iyi bakamıyorlarsa bir hayvana, bari bir hedef için uğraşsınlar, hayvanlar da bundan nemalansın. Fena mı?

Pako pano

* Bu yavru kedilerin biri dişi, biri erkek. Biberonla büyütüldüler. Kum terbiyeleri var, iç ve dış parazit tedavileri yapıldı. Onlara yuva arıyoruz. (216) 410 40 57

* Sütlü tekir bir erkek kedi... Tuvalet terbiyesi var ve parazit tedavileri yapıldı. İstanbul’da ailesi olmak ister misiniz?(536) 989 80 74

* Bu annesiz kedi beş aylık. Tuvalet terbiyesi var ve parazit tedavileri yapıldı. İstanbul’da sahiplendirilecek. (536) 989 80 74

* Zeytin bir erkek kedi. İç ve dış parazit tedavileri, sağlık kontrolleri yapıldı. Sağlıklı ve tuvalet eğitimi var. Sıcak bir yuva arıyor. (555) 986 97 30 - (216) 384 51 65

* Bir buçuk aylık erkek kedi Tiger. Tuvalet alışkanlığı var, iç ve dış parazit tedavileri de yapıldı. Yuva arıyor. (216) 410 40 57

* Bu altı aylık kedi, yürürken denge problemi yaşasa da yaşıtlarından hiç farkı yok. Tüm aşıları tamam ve kısırlaştırıldı. Kuru mama yiyor, tuvalet alışkanlığı var. Onu evine alacak bir hayvansever arıyoruz. (534) 468 73 83

* Bu kedi on aylık. Aşıları tam ve kısırlaştırıldı. Onu bir ömür boyu evlat edinmek isteyenler arasın. (536) 437 21 46
Yazının Devamını Oku

Pet doğum kontrolünde yeni dönem

Artık hayvanları sonsuza dek kısırlaştırmaya gerek kalmadı. Geliştirilen yeni yöntemle, insanlardaki gibi geçici doğum kontrol uygulamak mümkün. Üstelik deri altına yerleştirilen maddenin etkisi sadece bir yıl sürdüğü için yeniden doğurgan olabiliyorlar Dişi köpekler azgın, erkek köpekler de çiftleşme düşkünü olduğunda akla ilk gelen şey onları kısırlaştırmak olur. Bu tür operasyonların dezavantajıysa geri dönüşünün olmaması. Petinizi bir daha çiftleştirme şansı elinizden uçup gider. Fakat yeni hormon yerleştirme yöntemi sayesinde artık her şey farklı olacak. Bu yöntemle deri altına özel bir enjektörle yerleştirilen malzeme eşey hormonlarının çoğalmasını engelliyor. Uyuşturucu maddenin etkisi sadece bir yıl sürüyor. Yani hayvanınız yeniden doğurgan hale gelebiliyor. Eğer arzu edersiniz operasyonu tekrarlatabiliyorsunuz.

ÜSTELİK SAKİNLEŞİYOR

Viyana’daki Döbling Hayvan Kliniği’nde veteriner Eva Berger tarafından gerçekleştirilen operasyonun önemi şöyle anlatılıyor: “Yerleştirilen hormon maddesi dişilerde östrojenin ve erkeklerde testesteronun üremesini engelliyor. Ancak operasyonda dikkat edilmesi gereken, malzemenin deri altına yerleştirilmesi. Yağ dokusuna temas etmemeli. Doğru uygulandığında tıpkı kısırlaştırmadaki gibi petiniz daha sakin olur.” Bu yöntemin bir diğer iyi özelliği uygulama sürecinde hayvana çok fazla narkoz verilmemesi.

Erkek köpeklerde prostat

Erkek köpeklerde genellikle yaşlılık döneminde sık rastlanan hastalıklardan biri de prostat büyümesi. Özellikle kısırlaştırılmamış erkek köpeklerde rastlanan bu sağlık sorunu; farklı belirtiler ve sonuçlarla, köpeğin yaşlılığındaki en önemli dertlerinden biri

Prostat büyümesi insandaki kadar olmasa da, köpeklerde de zor ve ağrılı idrar yapmaya neden olan bir rahatsızlık. Prostat bezinin büyüyerek idrar yolları üstüne baskı yapması sonucu oluşan bu belirtiye zaman zaman idrar damlatma da eşlik ediyor.
Köpekte prostat büyümesinde izlenen diğer önemli bir belirti de dışkı yapma zorluğu ve sancılı dışkı yapma. Yaşlı erkek köpeklerde kabızlığa yol açan sebeplerin en önemlilerinden biri de yine prostat büyümesi. Buna bağlı olarak ağrı çeken köpek genellikle normal yürüyemez. Hareket ettiği sırada büyüyen prostat bezinde hissettiği sancı nedeniyle arka ayaklarını garip bir şekilde küçük adımlarla hareket ettirir. Büyümenin kaynağı olabilecek enfeksiyonlar sonucunda ortaya çıkan idrarda kan ve iltihap ve peritonit de diğer belirtiler.
Köpeklerde prostat hastalıklarının çeşitleri, iyi huylu (bening) prostat büyümeleri, prostatın bakteri enfeksiyonları ve kötü huylu (malign kanser) prostat büyümeleri olarak sınıflandırılabilir. İyi huylu olanlar çoğunlukla yaşlanmanın doğal süreci kabul edilebilir ve prostat hastalıklarının çoğunluğunu oluşturur. Prostat bezini oluşturan hücrelerin sayı ve büyüklüklerinin artmasıyla, 4-5 yaşından itibaren prostatda da kısmi bir büyüme doğal olarak gözlenebilir. Ancak prostat bezi yaşlığın ilerlemesi ve bazen kistik yapılar yüzünden idrar yolları ve bağırsaklarda sorun oluşturacak büyüklüğe ulaşabilir.

BAKTERİLER İDRAR VE KANLA BULAŞIYOR

Prostat bezinin bakteri enfeksiyonları, prostat hastalıklarında ikinci sırada. Bakteriler prostat bezine idrar yolu veya kan yoluyla ulaşabilir. Bu bölgeye yerleşen bakterilerin yol açtığı enfeksiyonlara bağlı olarak da prostat hastalıkları oluşur. Bunlar uygun antibiyotik ve ilaç tedavileriyle kolayca iyileşir. Bu enfeksiyonlar akut, kronik veya apse şeklinde görülebilir. Akut halinde genellikle şiddetli sancı da izlenir. Tedavi edilmeyen köpeklerde hastalık kronikleşerek yıllarca sürebilir. Kronik formdaki hastalıkta ağrı nispeten daha azdır. Apse ise prostattaki kronik halde seyreden enfeksiyonun bir kese içinde devam etmesidir.
Prostat kanseri insandan farklı olarak köpeklerde çok nadir olarak görülür. Ortaya çıktığında da genellikle kötü huylu (malign) ve hayati tehlike arz eden bir yapıda seyreder. Diğer doku ve organlara yayılabilir. Fiziksel muayene, rektal muayene, idrar tahlilleri, röntgen ve ultrason muayeneleri ve gerekli görüldüğünde biyopsi alarak veteriner hekiminiz prostat hastalıklarını teşhis eder. Tedavi hastalığın tip ve kaynağına göre değişebilir. Bakteri enfeksiyonlarından kaynaklanan prostat hastalıkları 6-8 hafta ilaç tedavisini gerektirebilir. Sebebine göre, cerrahi yöntemlerde de tedavi edilir.
İstatistiklere göre 1 yaşından önce kısırlaştırılmış erkek köpekler yüzde 90 oranında prostat hastalıklarından korunuyor. Vaktinde kısırlaştırma, erkek köpeklerde bu hastalıktan korunmada en önemli faktör.

PAKO PANO

* Bu kedi yavrularının biri dişi, biri erkek, biberonla büyütüldüler. Kum terbiyeleri var. İç ve dış parazit tedavileri yapıldı. Onlara hiç terk edilmeyecekleri yuvalar arıyoruz. (216) 410 40 57

* İki yaşındaki erkek köpeğim Yucin’in cinsi Shih Tzu. Çiftleştirmek için, aynı cins dişi arkadaş arıyorum. (536) 416 96 66

* Calico on aylık bir dişi kedi, kısırlaştırıldı. Çok zeki. Ona yuvanızı açmak isterseniz ulaşım sağlanır. (536) 437 21 46

* Bu erkek kedi Zeytin. İç ve dış parazit tedavileri, sağlık kontrolleri yapıldı. Tuvalet eğitimli bu kediye onu bir daha sokağa bırakmayacak bir yuva arıyoruz. (555) 986 97 30
Yazının Devamını Oku

Birine öküz demeden önce iki kez düşünün

Ankara 8’nci Sulh Hukuk Mahkemesi önümüzdeki günlerde hayvanlar ve hayvanseverler için önemli bir davayı karara bağlayacak. Bir insanın kabalığını veya çirkinliğini ayı, it, öküz gibi hayvan isimleriyle özdeşleştirmenin hayvana hakaret olduğunu savunan avukat Sedat Vural, bu davayla bir zihniyeti yıkmak istediğini belirtiyor. Vural, davanın kabulünün mevcut hakaret ve ceza davalarını da etkileyebileceğini savunuyor Sedat Vural 30 yıllık avukat. Açtığı ilginç davalarla tanınıyor. Dünya Basketbol Şampiyonası’nda ikinci olan A Milli Basketbol Takımı oyuncularına 28.5 milyon lira prim verilmesini Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı bularak iptalini isteyen de o. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “İftira at, tutmazsa iz bırakır; geçmişte komünistler de öyle yapardı” sözlerinin komünizme hakaret olup olmadığının tespiti için dava açan da. Fransız Parlamentosu’nun 2001’de kabul ettiği Ermeni soykırımı yasasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyan da...
Vural geçen hafta da ilginç bir davayla medyaya konu oldu. Başkalarına hakaret için ‘ayı, eşek, öküz’ gibi hayvan isimlerinin kullanılmasının UNESCO’nun 1978’te kabul ettiği Hayvan Hakları Bildirgesi’ne aykırı olduğunun tespit edilmesini istedi. Çevresinde, ‘hayvan babası’ olarak tanınan Vural davayı ve olası sonuçlarını anlattı.
“Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesinin girişinde, bütün canlıların ortak bir kökeni olduğu ve türlerin evrimi yönünde farklılaştığı yazar. Bildirgeye göre her canlının doğal hakları vardır ve bunların küçümsenmesi doğaya ciddi zararlar verir. Ben insan haklarını hayvan ve çevre haklarıyla bir bütün olarak ele alıyorum. Bu nedenle bildirgede de altı çizildiği gibi bütün hayvanlar saygı gösterilme hakkına sahip. Amacım evrensel hükümlerin Türkiye’de de uygulanabilir hale gelmesine katkıda bulunmak. Maalesef belki de ataerkil kültürün etkisiyle ‘ben’i aşıp ‘biz’ olamadığımız için kabalık ve çirkinliklerimizi başkalarına yükleyen bir toplumuz. Bundan da en büyük payı hayvanlar alıyor. İsyanım buna, bana gerçek anlamda dostluğu, arkadaşlığı, çıkarsız sevgiyi yaşatan bu dostlarımın bu haklardan mahrum bırakılmasına.”

AŞAĞILAMA HAYVANA ŞİDDETİ KÖRÜKLÜYOR

Sedat Vural dava dilekçesinde; insanların kabalık içeren söylem ve eylemlerine taraf olmayan öküz, ayı, eşek, köpek, kedi, keçi gibi hayvanların ismiyle mazeret yaratmalarının, yani tamamıyla insana özgü çirkin hareketlerin hayvan ismiyle anılmasının aslında hayvanlara hakaret olduğunu belirtiyor:
“Toplum nezdinde, eleştiri konusu yapılan insan eylem ve söylemi hayvan üzerinden meşrulaştırılıyor ve haklı görülüyor. Toplumsal bu kanaat de, hayvanları zalimliğe varan şiddet uygulamalarına maruz bırakıyor ve bunun yaygınlaşmasına zemin hazırlıyor. Bu düşünsel tezatı ve haksızlığı kabul etmek mümkün değil. Siz hayvanı küçümsüyorsunuz, aşağılıyorsunuz, adamın biri de yolda giderken önüne çıkan kediye tekme atma hakkı buluyor kendinde. At, avrat, silah kültüründen gelirken, hayvanları yaşamına bu kadar katan bir toplumken niye kendi kabalık ve çirkinliklerimize hayvanları alet ediyoruz? Ülkemizde bir insanın bir insana hayvan ismiyle hitap etmesi maalesef hakaret kabul ediliyor. Ne yazık ki bu anlayış sade vatandaşlarımızda değil entelektüel camiada ve siyasi çevrelerde de yaygın. Başbakan kediye, Anayasa Mahkemesi Başkanı keçiye benzetildiği için dava açıyor. Türkiye’nin en çok okunan yazarlarında da bu anlayışın paylaşıldığını üzülerek izliyoruz.”

HAYVAN HAKLARINI TARTIŞMAK İHTİYAÇ

İki fotoğraf karesinin gözünün önünden hiç gitmedini söyleyerek sözlerine devam ediyor Vural: “Biri, işkence sonucu ölen bir gencin mezarında ağlayan yalnız bir annenin fotoğrafı. Diğeriyse sahibi tarafından ayağı kırıldığı için yol ortasında terk edilmiş bir atın fotoğrafı. Yaşam hakkının yok edildiği iki acı dolu tablo. Bazıları için bu ülkede hayvan haklarını tartışmak lüks sayılsa da bu bir ihtiyaçtır. Ve insan haklarıyla ilgili metinlerde sıkça geçen o güzel ifadenin, yani insanlık onurunun bir gereğidir. Onurlu bir insan olmak, sadece insanın haklarını değil her türlü canlının da haklarını korumak ve gözetmekten geçer.
Ben bunu onur meselesi yaptım. Dili olmayan hayvanların da dili olmak istedim. Bir 68’li olarak, inancım gereği insan haklarının ülkemde nasıl egemen olmasını istiyorsam çevre ve hayvan haklarının da egemen olmasını istiyorum. Bu kapsamda evrensel hükümlerin hukuken uygulanabilir hale gelmeli ve herkes saygı gösterilmeli. Bir zihniyet anlayışını yıkmak istiyorum. Çoğumuzun hayvan hakları evrensel beyannamesinden haberi yok. Davanın kabulü, bu evrensel sözleşmeyi görünür kılarken, mevcut hakaret ve ceza davalarını da ciddi şekilde etkileyecek. İnsanlar bir hayvan ismini hakaret unsuru olarak kullanmaktan imtina edecek. Hayvana yönelik şiddetin azalmasına da katkı sağlayacak. Böylece ortak yaşam daha da güzelleşip zenginleşecek.”

HAYVANA İNSAN İSMİ KONULABİLİR

Çok sevdiği köpeği Lucky’nin ölümünden korkunç etkilendiğini söyleyen avukat Sedat Vural, bu durumdan yeni köpeği Puffy ile kurtulduğunu belirtiyor. Eşiyle birlikte 10’a yakın sokak kedisinin de hamiliğini yapıyor. Evine aldığı kedilerden ikisine ‘Sürmeli Paşa’ ve ‘Tatlı Surat’ isimlerini koyan Vural, sokaktaki çocukların dikkatini çekmek içinse ‘Şehzade Mehmet’ ve ‘Hürrem’ diye sesleniyor. Vural, hayvanlara insan ismi konulmasının da doğal karşılanması gerektiğini belirtiyor. Şehriban OĞHAN

Pako pano

* Altı aylık dünya güzeli kızımız oyuncu, sevgi dolu ve bal gözlü bir prenses. Ne yazık ki 5 aydır kafeste ve kurtulacağı günü bekliyor. Yürürken denge problemi yaşasa da diğer kedilerden hiç farkı yok. Aşıları tam ve kısırlaştırıldı. Kuru mama yiyor ve tuvalet alışkanlığı var. (534) 468 73 83

* Beş aylık kedimiz öksüz ve yetimdi. Sevgiyle büyüttük. Tuvalet terbiyesi var ve parazit tedavisi yapıldı. İstanbul içi bir yuva arıyor. (536) 989 80 74

* Onu bulduğumda gözleri daha yeni açılmıştı. Şimdi altı aylık. Kısırlaştırdım, aşılarını yaptırdım. Çok iyi huylu ve kucak delisi. Şimdi ömür boyu sevecek, İstanbul’da bir aile arıyorum. (545) 774 75 49
Yazının Devamını Oku

Köpeklerde dişeti tümörü

Dişeti çıbanı olarak da bilinen tümörler başta Boxer’lar olmak üzere daha çok yaşlı köpeklerde ortaya çıkıyor

Köpeklerde ağız içinde görülen tümörlerin en yaygın olanı ‘Epulis’ adı verilen ve genellikle dişetlerinde yerleşen iyi huylu tümörlerdir. Epulisler genellikle kesici dişlere veya köpek dişlerine yakın dişeti dokularında ortaya çıkar. Dişleri çene kemiğine bağlayan dokulardan köken alan bu tümörler ‘dişeti çıbanı’ olarak da biliniyor.

Köpeklerde üç farklı tipte Epulis var: Birincisi fibromatöz epulis. Bunlar fibröz dokudan oluşan epulisler. İkinci tür osifiye epulis. Bunlarsa fibröz dokunun yanı sıra kemik hücreleri de içeren epulisler. Bu epulis tipi kanser yapısında tümörlere dönüşebiliyor. Üçüncü türse akantomatöz epulis. Yani daha saldırgan yapıda ve kemik dokuyu kuşatıp harabiyete uğratan ancak diğer dokulara sıçramayan epulisler...
Epulislerin sebebi bilinmemekte, ancak yaşlı köpeklerde genç köpeklere nazaran daha fazla görülüyor. Köpek ırkları içinde en sık da Boxer’larda ortaya çıkıyor.

TİPİNİN BELİRLENMESİ ÖNEMLİ

Köpek sahipleri genellikle epulisleri ilk olarak iki diş arasındaki dişeti dokusunda hafif bir şişkinlik olarak fark edebilir. Bu tümör genellikle dişetiyle aynı renkte, düzgün yüzeyli ve dişetine küçük bir sap benzeri yapıyla bağlanmış olarak gözlenir. Epulis büyüdükçe köpekte salya artışı, yemek yerken zorlanma ve buna bağlı iştahsızlık, kötü bir ağız kokusu, tümör etrafında kanamalar ve çok şiddetli seyreden vakalarda tümörün yerine ve büyüklüğüne bağlı olarak nefes alma güçlükleri ortaya çıkabilir. Epulis, yakınında olduğu dişi ittirerek zamanla o dişin ağız içindeki hizasını bozabilir. Bu durum daha ziyade birden fazla sayıda epulis varken ortaya çıkıyor.

Epulis kendine özgü yapısı ve yerleşim yeriyle kolayca veteriner hekiminiz tarafından teşhis edilebilir. Ancak her halükarda biyopsi alınarak uzman bir veteriner patolog tarafından alınan dokunun hücresel yapısının incelenmesi ve epulis ise tipinin belirlenmesi son derece önemli.

Epulisin tedavisinde cerrahi yöntemle tümörün uzaklaştırılması gerekiyor. Epulisin tekrar şekillenmemesi için çevresindeki dokulardan bir miktar içerecek şekilde geniş bir bölge operatif yolla uzaklaştırılır. Bazı durumlarda epulisin yakınındaki dişin de çekilerek uzaklaştırılması gerekebilir. Çok büyük epulisler uzaklaştırıldıktan sonra bazen radyoterapi de gerekebiliyor.

Eğer epulis küçükse ve vaktinde tamamen ameliyatla alınırsa hastalığın iyileşme oranı çok yüksek. Epulis büyükse, yapısı daha saldırgansa tekrarlama ve komplikasyon oluşturma ihtimali daha yüksek. Bu yapıdaki epulislerin tedavi ve iyileşme oranı da daha düşük.

Yazının Devamını Oku

Kedilerde diyafram fıtığı

Kediniz şiddetli bir çarpmaya maruz kaldıysa, trafik kazası geçirdiyse, yüksekten düştüyse dikkat!

Diyafram göğüs kafesi içindeki organlarla karın bölgesindeki organları birbirinden ayıran geniş bir kas tabakası. Bu iki vücut kompartımanını birbirinden ayırmanın yanı sıra kasılma ve gevşeme hareketleriyle solunuma da destek veren bir yapıya sahip. Kedilerde genellikte şiddetli çarpma, trafik kazaları ve yüksekten düşmeye bağlı travmalar sonucunda bu kas tabakasında değişik büyüklükte yırtılmalar oluşabiliyor. İstatistiki bilgilere göre kedilerde en yaygın diyafram yırtılması sebebi trafik kazaları. Çok nadir olarak doğuştan itibaren mevcut kongenital diyafram yırtıkları da görülüyor.
Diyaframda bu tarz yırtıklara ‘diyafram fıtığı’ (hernia diaphramatica) adı veriliyor. Böyle bir yırtık oluştuğu zaman karın içindeki mide, karaciğer ve bağırsak gibi organlar bu yırtıktan içeri doğru fıtıklaşarak göğüs kafesi içine girebiliyor ve akciğerler üzerinde basınca sebep olabiliyor.
Diyafram fıtıklarının en bariz belirtisi solunum güçlükleri.
Yırtığın büyüklüğüne göre şiddetli vakalarda dil ve mukozalarda morarmalar, kusma ya da yemek yememe gibi sindirim sistemi rahatsızlıkları da dikkati çekiyor. Hayati risk diyaframdaki yırtığın yer ve büyüklüğüne bağlı olarak değişiyor. Küçük bir yırtık herhangi bir ciddi belirtiye sebep olmadan kedinin normal yaşamını sürdürmesini engellemez. Ancak şiddetli ve büyük yırtılmalarda belirtiler hayati tehlike oluşturacak tarzda dikkati çekiyor.

HAYATİ TEHLİKESİ VAR

Şiddetli solunum sorununa yol açan ve akciğerler üstündeki basıncın kedinin hayatını tehlike atacak düzeye ulaştığı durumlarda yapılabilecek tek tedavi cerrahi müdahale. Ameliyat yöntemleri iyi bir teknik donanım ve uzman hekimler eşliğinde gerçekleştirildiği takdirde başarı oranı yüksek. Bu ameliyatlar Türkiye’de fakültelerin cerrahi bölümlerinin yanı sıra teknik donanımı ve uzman hekimi bulunan özel klinik ve hayvan hastanelerinde de başarıyla yapılıyor.


Yazının Devamını Oku