Hayat Erbabı

Eski sevgiliden gelen nişan davetiyesi ne anlama geliyor? Düğünlerde bekar kadınları bekleyen tehlike ne? Buyrun, siz sordunuz, ben cevapladım.

Nişana cenaze çelengi yollamaya ne dersin?

Soru: Eski erkek arkadaşımdan nişan davetiyesi aldım. Üstelik tek kişilik bir davetiye. Bir, insan neden eski sevgilisine düğününe davet eder? İki, neden tek kişi gelmemi ister? Üstelik pek de yakın arkadaş olmayı da becerememiştik.
(Sevil G., İstanbul)

Yanıt: Nedeni belli! Aslında gelmeni istemiyor, sadece evleneceğini bil istiyor. Yakın arkadaş olamadığınız buradan da belli, seni üzmek istiyor durduk yerde. Belli ki tamamlanmamış bir hesap kalmış içinde. Ben senin yerinde olsam bir cenaze çelengi yollarım düğününe.

Unutma! Orta yaşlı bekar erkeklerin av sahasındasın

Soru: 34 yaşındayım, tüm yakın arkadaşlarım tek tek evlenmeye başlamasına rağmen bende ‘tık’ yok. Bu yaz 4 koca düğün var beni bekleyen. Şimdiden gerilmeye başladım, tek başıma nasıl gideceğim diye. Yaz düğünü fobisi olan orta yaş kadınlarına ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
(Aslı Y., İzmir)

Yanıt: Düğünler aynı zamanda yeni maceralar arayan orta yaşlı bekâr erkeklerin de av sahasıdır. Senin gibi bir türlü evlenemediği için bunalıma giren ve yakın arkadaş düğünlerinde iyice gerilen kızlar, bu tipler için ideal hedeftir. İyi giyin, makyajına, saçına başına dikkat et, etrafında dönmeye başlarlar, hele bir de dans faslına geçilince! Dikkat et, bunlar çok ustadır, bakışlarından içinde bulunduğun ruh halini kavrar ve harekete geçerler. Biraz eğlenmeye itirazın yoksa tadını çıkar, yok ille de canının sıkılmasını istiyorsan, öteki kız arkadaşlarınla geyiğe takıl, kadınların kıyafetini çekiştir filan!

“İçinizde olmayan şiiri asla bulamazsınız” demiş şair

Soru: Neden eskisi gibi aşk şarkıları yazılmıyor, çalınmıyor artık? Gerçekten yok. Sevgilimle 4 yıldır beraberiz, önümüzdeki ay nişanlanıyoruz. 4 yıl boyunca en güzel anlarımızda fonda çalan şarkıları derleyip şıklık yapalım istedik ama sonuç felaket! Aşktan soğursunuz. Nişanlıma manalı bir şarkıyla sürpriz yapayım diyorum ama bulamıyorum. Öneriniz? (Ahmet A, İstanbul)

Yanıt: “Evladım, eski aşklar kaldı mı ki eskisi gibi aşk şarkıları arıyorsun” diye yanıtlamaya başlayacağımı düşünmediğini ümit etmek istiyorum. Böyle nostaljik genellemeler ancak alıkların yapabileceği bir şeydir. Kabahati bestecilerde ve şarkı sözü yazarlarında aramak yerine kendinde arasan diyorum. “Üç yıldır en güzel anlarınıza eşlik eden şarkıları” şimdi yeniden dinlediğinde sonucun felaket olduğunu düşünüyorsan, anılarının toplamı da bir felaket demektir ki tsunami yanında hafif kalır. Arthur Rimbaud “İçinizde olmayan şiiri asla bulamazsınız” demiş vaktiyle, şiirlerini beğenmeyen bir yayıncıya. Ben de sana aynı şeyi söylüyorum ne yazık ki! Sana ve nişanlına benden armağan olarak bir Beatles şarkısı yolluyorum: All you need is love! Dünya televizyonculuk tarihinde canlı yayında ilk kez çalınan bir şarkıdır, değerini bilin.

X

Hayat Erbabı

Sevgilisinin ‘evet/hayır’larını deşifre etmekte zorlanan delikanlı, kadınların erkekleri kaynatmasına fazla takan genç ve nişan öncesi tuhaf paranoyalara kapılan adam...

Dertlerinize deva mı aramıştınız? Buyrun...

Anlamaya çalışma, tadını çıkar!

Soru: “Kadın ‘hayır’ derse ‘belki’; ‘belki’ derse ‘evet demektir” derler ya hani, sevgilimin neye hayır, neye evet dediğini iyice şaşırmış durumdayım. Kadınların verdiği tek cümlelik cevapları anlama kılavuzuna ihtiyacım var. Öneriniz? (Ahmet D., İstanbul)

Yanıt: Önerim şu: Tadını çıkar! Tek kelimelik yanıtlarla yetinen bir kadın bulmuşsun da bunuyorsun sanırım! Her sorduğun soruya ağız dolusu yanıt yetiştiren pabuç dilli bir kadınla birlikte olmayı mı isterdin yoksa? Ayrıca anlamaya da çalışma, bu konudaki önerim de şudur: Tadını çıkar!

Her erkek biseksüelliği tadar mı bilemem ama...

Soru: Hocam, geçenlerde sevgilim kız arkadaşlarıyla yemekteyken yanlarına uğradım. Bütün gece hangi erkeklerin gay, biseksüel olduklarını kaynattılar durdular. Neden kızlar bunun dedikodusuna yapmaya bu kadar meraklı? Bu biseksüellik dedikoduları nereye varacak? Her erkek bir gün biseksüelliği tadacak mı? (Cengiz A., İstanbul)

Yanıt: Her erkeğin bir gün neyi tadacağını bilmem ama bence sen bu kıza dikkat etsen iyi olur. Sence bir erkeğin gay mi, biseksüel mi olduğunu nereden biliyor olabilirler?

Yazının Devamını Oku

Hayat Erbabı

Eşinizin anlam veremediğiniz tuhaf davranışları ya da ailenizdeki kan emiciler karşısında kendinizi çaresiz ve yalnız hissediyorsanız, dert etmeyin, bir mail atın, bakalım çaresine.

Kaç erkek kadınlara karşı zafer kazanmış ki!

Soru: Vasfiye Teyze tiplemesinden farkı olmayan bir kayınvalide var hayatımda. O nur yüzüyle, tatlı tatlı, çaktırmadan nasıl da moral bozuyor, kan emiyor! Kimseye derdimi anlatamıyorum. Nasıl başa çıkılır böyle bir kadınla? (Ahmet A., İzmir)

Yanıt: Ahmet Bey kardeşim, dünyanın en kısa kitabının ‘Kadınlara Karşı Zafer Kazanan Erkekler’ isimli kitap olduğunu hiç duymuş muydun? Kitap diyorlarsa da sözün gelişi, onu gerektirdiği için! Aslında o hacimdeki bir metin için risale demek daha doğru olurdu. Böyle bir kayınvalideyle başa çıkamazsın, keyfine bakmaya çalış. Kadının kaç yaşında olduğunu, miras bırakıp bırakmayacağını yazmadığın için başka bir öneride bulunamıyorum!

“Kafamı dinleyeyim”den kasıt şu...

Soru: Eşim geçenlerde kendine bir ev tutmak istediğini söyledi. Yanlış anlamayın. Kavga yok, ayrılık yok, boşanma yok. Arada kafasını dinlemek, biraz okuyup biraz yazmak için istiyormuş. Sizce bir tuhaflık yok mu bunda?
(Ayşe T., İstanbul)

Ayşe hanımcığım, “Yanlış anlamayın” diyorsunuz ama ben bunun nesini yanlış anlayayım ki? Korkarım yanlış anlayan, daha da acımasız söyleyecek olursam hiçbir şey anlamayan sizsiniz. Her okuyup yazmak isteyen ayrı bir eve çıkacak olsaydı, bu ülkede kiralar ne kadar yükselirdi, farkında mısınız? Ben sana söyleyeyim: Eşin senden uzakta biraz takılmak istiyor, büyük olasılıkla da bir sevgilisi var. Sana doğrudan “Ayrılalım” diyemediği için de şimdi “Kafamı dinleyeyim” gibi gerekçeler uyduruyor. Sonra döner mi, dönmez mi, kimse bunu bilemez. Sevgilisi fettan bir şeyse dönmez, yoksa merak etme döner ama sen o saatten sonra bu dönen kocayı ne yaparsın, bilemeyeceğim.

Yazının Devamını Oku

Hayat Erbabı

Aşk meşk meselelerinde ne kadar kafa yorsanız da işin içinden çıkmak zordur. Kendinizi daha fazla yormayın, Hayat Erbabı’na açılın, derdinize deva bulun.

Gerçek aşk her şeyi affeder

Soru: Sevgilimle birbirimize çok aşığız. O hayatımın sonuna kadar birlikte olmak istediğim insan. Fakat son zamanlarda ilişkinin ona iyi gelmediğini söylüyor, bir süredir beni hayatından çıkarmaya çalışıyordu. Fakat o da çok sevdiği için bunu beceremiyor, birlikteliğimiz devam ediyordu. Gel-gitli bu süreçte ayrı kaldığımız bir ara, onun bana “Uzak dur benden, git, başka bir hayat kur kendine” demelerine dayanamayıp eski sevgilimle buluştum. Daha sonra tam tekrar barıştık ki bu buluşmayı öğrendi. Zaten insanlara zor güvenir, hep bir şeyler karıştırdığımı iddia ederdi, şimdi de “Artık her şey bitti” gözüyle bakıyor. Oysa ben çok aşığım ona. İlişkimiz boyunca bırakın aldatmayı, kimseyi aklımın ucundan bile geçirmedim. Sizce birbirimize duyduğumuz aşk bunun üstesinden gelir mi, ayrıyken yaptığım bu hatayı kaldırmaz mı? Tek umudum birbirimize duyduğumuz aşk çünkü. Ve kararlıyım onu mutlu etmek için her şeyi yapmaya. Sevgiler... (Veli S., İzmir)

Yanıt: Veli Bey kardeşim, aşk senin aklını başından almış, işin zor. Yalnız şunu unutma: Gerçek aşk her şeyi affeder, eski sevgili tuzağına hem de onun yüzünden düşmüş olmanı haydi haydi affeder. Yalnız sözlerin birbiriyle çelişiyor, hem sana âşık olduğunu iddia ediyorsun, hem de ‘bu ilişkinin ona iyi gelmediğini’ söylediğini yazıyorsun. Hatırlatayım, gerçek aşk bazen kendinden bile vazgeçmeyi gerektirir.

Gerçekten senin için süslendiğini mi düşünüyordun?

Soru: Kız arkadaşımla dört yıldır birlikteyim. Son zamanlar kendine hiç bakmıyor. İyice kilo da aldı. Saldı biraz anlayacağınız. Onu çok sevmeme rağmen son zamanlarda canım hiç sevişmek istemiyor. İşin aslını söylemeye de çekiniyorum. Çaktırmadan nasıl anlamasını sağlamak lazım? Bir yandan da acaba nasıl olsa yıllardır beraberiz ve onu bırakacağım yok diye mi kendini böyle saldı diye düşünmeden edemiyorum.
( Mehmet A., Ankara)

Yanıt: Kardeşim Mehmet, galiba şu gerçeği daha önce sana söyleyen olmadı: Kadınlar erkekler için değil, hemcinsleri için süslenir püslenir, giyinir kuşanır. O elbisenin içine girme dertlerinin, saç modelini değiştirme telaşının seninle bir alakası yok, üzgünüm. Senin deyiminle kız ‘saldıysa’ emin ol etrafında kendini kıyasladığı kız kalmadığındandır. Kızın hafif göbeği çıktı, makyaj yapmayı bıraktı diye canın sevişmek istemiyorsa ya rüyanda fazla modeller âleminde yüzüyorsun ya da seni fazla heyecanlandıran birileri belirmiştir etrafında.

Yazının Devamını Oku

Hayat Erbabı

Orta yaşın 60’lara kayması, patronla arkadaşlık kurmanın incelikleri, eski sevgiliyle yakın arkadaşın tehlikeli yakınlaşmaları... Millette dert bol, bu hafta konuşacak mevzu çok.

Bunlar Özkök’ü mutlu etmek için uydurulmuş

Soru: Gerçekten 50’li yaşların yeni ‘orta yaş’ olarak kabul edildiği bir dönemde mi yaşıyoruz yoksa bu 50’sine merdiven dayayanların uydurduğu bir saçmalık mı? Yeni düzende şu meşhur orta yaş krizlerinin neler olduğunu çok merak ediyorum. Daha ‘kadın dergisi’ dilinde soracak olursam: 2013’te bir insan orta yaş krizine girdiğini nereden anlayabilir? (Nevin S., Ankara)

Yanıt: Bu Ertuğrul Özkök’ü mutlu etmek için uydurulmuş bir şeydir, insan ortalama ömrü uzamışda, onun için orta yaş 60 – 65’e kaymışda, filan falan! Tabii o orta yaşlı olunca bu durumda Mehmet Y. Yılmaz da genç oluyor ki, bunların bu fikirleri yazıp durmasının nedeni budur. Bunlar boş laf, evet insan hissettiği yaştadır ama unutmayın ki en komik görüntü de kendisini 25 yaşında zanneden 50’lik bir kadın ya da erkeğin görüntüsüdür. ‘Kadın dergisi diliyle’ bir soru da ben sorayım: Günümüzde kadınlar kaç yaşında menopoza giriyorlar?

Patronu kendine sevdirmen için...

Soru: Hocam, patronun adam kayırmasından bıkmış durumdayım. Sırf aynı takımı tutuyorlar, aynı okuldan mezunlar diye işe benden daha az katkı sağlayan iş arkadaşımı yerlere göklere sığdıramıyor. O raporunu yetiştiremeyince sorun olmaz ama ben yetiştiremeyince kıyamet kopar. İlle de çocuk gibi kendimi sevdirmem mi gerek koca adama? (Kemal M., Ankara)

Yanıt: Bu yaşa gelmişsin hâlâ öğrenememişsin, ‘algı gerçektir!’ Arkadaşın patronunda ‘arkadaş’ algısı yaratmış, tadını çıkarıyor. Sen de dene. Patronuna kendini sevdir elbette, adam sevmediği biriyle niye vakit geçirsin ki? Eli yüzü düzgün bekâr bir kız arkadaşını tanıştırarak işe başlayabilirsin, kanka olursun iki haftada.

Saflar gününde doğmuş olabilir misin?

Soru

Yazının Devamını Oku

Hayat Erbabı

Oğlundan dert yanan, 40 yıllık karısının şivesine takan... “Memlekette dert çok, deva yok” demeyin, bir mail atın, bakalım beraber çaresine.

40 yılda yapmayı unuttuklarını tekrar hatırlaman için...

Soru: Ben 70 yaşındayım. Karım 60. Kendisi köy kökenli, kız enstitüsü mezunu. Ben üniversite lisans mezunu serbest meslek sahibiyim. Küçük menfaat işlerinde kendince kurnaz. Ama köy görgüsüyle yetişme birisi. Aklı fikri gösterişte ve bazı  kimselere yalakalıkta. Kardeşlerininki daha düzgün olduğu halde şivesi bir parça bozuk köylü şivesi. Zaten bu yüzden nişanı bozacaktım. Yakınlarının yatıştırması nedeniyle bozmadım. 40 yıl önce evlendik. Ama köylü huylarını ve şivesini bir türlü düzeltemedi. Bu şive konusu beni çok rahatsız ediyor. Mesela bir teşekkür bile etse sanki sövüyormuş gibi konuşuyor. Zamanında  bir hediye alsam bir defa bile teşekkür etmez. Eline alıp bakmaz. Uzaktan, kaç liraya aldığımı sorardı. Bu yüzden hediye almayı kestim. Şimdi de aynısını yapacak. Şehirde evleri vardı ama konuştuklarının  çoğu köylü. Onların şivesi eşiminki gibi bozuk değil. Sadece iki konuştuğu var şivesi bozuk olan. Görgüsüz tavırları çok. Beğenmediğim yönleri güzellikle söyledim fayda etmedi. Üstüne biraz fazla varsam daha fazla bocalıyor. Ben beğenmediğim hallerini söyleyince konuşması kabalaşıyor. Örnek alsın, düzelsin diye ve durumu daha ağırlaşmasın diye kendisine çok iyi davranıyorum Ama fayda etmiyor. Zorlasam mı acaba? Ama kafayı bozar diye korkuyorum da. Kanser başlangıcı geçirdi. Erken olduğu için kurtuldu. Rahimi alındı. Görgü farkımız fazla. “Şimdi ne yapayım?” diye sizin fikrinizi soruyorum.
(Ergin E.)

Yanıt: Eh madem öyle, zararın neresinden dönsen kârdır, boşan keyfine bak. Sence adam gibi eğlenceli bir kadınla geçirecek kaç yazın kaldı? Etraf 50’lik ama sana göre çıtır sayılacak kadınla dolu. Hem böylece geçmiş 40 yılda yapmayı unuttuklarını da tekrar hatırlama olanağın olur. Yolun açık olsun, iyi şanslar.

Sophie’nin kemikleri ne sızlıyordur!

Soru: İnsan çocuklarından birini daha çok sevdiği için kendini suçlu hissetmeli mi, bunu bir vicdan meselesi haline getirmeli mi sizce? Ben kendime yediremiyorum da bunu. Ama kızım şahane bir hayat sürerken, oğlum haylazlık peşinde koşup başıma dert üstüne dert açıyorsa ben ne yapabilirim ki? (Sevil A., Antalya)

Yanıt: Sevil, belli ki Sophie’nin Seçimi filmini daha önce hiç duymamışsın! Sophie rolünde kariyerinin performansını çıkarmış Meryl Streep’i tanıdığını bile zannetmiyorum. Filmde Sophie, İkinci Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafından hapsedilmiş ve iki çocuğuyla birlikte kampa gönderilmiştir. Sophie askerlere bir yanlışlık olduğunu, kendisinin Hıristiyan olduğunu söyleyince Nazi subayı ancak çocuklarından birinin öldürülmesini kabul ederse bırakacağını söyler. Sophie “Bunu yapamam” diye defalarca çığlık atsa da subay iki çocuğunu da alma ya kalkınca bir seçim yapmak zorunda kalır. İşte Meryl Streep’in “Yapamam” diye bağırdığı, ufacık kızın “Anne” diye çığırdığı o sahneyi otur tek başına izle. Baktın, oğluna karşı hissin değişmiyor tekrar izle. Ve tekrar ve tekrar...

Yazının Devamını Oku

Hayat Erbabı

İşte güçte, aşkta meşkte dert tasa ne varsa, gelin beraber bakalım çaresine.

Senden korkması gerektiğini bilsin
Soru: Sevgili Hayat Erbabı.15 yıllık evli olduğum kocam başına buyruk yaşamak istiyor. Zaten hep öyleydi ama son bir yıldır bariz arttı ve evliliğimiz etkilenmeye başladı. Şimdi kalkmış bana “Canımın istediğini yaparım, sana mı hesap vereceğim? Senden mi korkacağım” diyor. Mahkemelere düşmeden bu adamı kendine getirmenin bir yolu yok mudur? (Zehra A.)

Yanıt: Bence yok. Buna şimdi göz yumarsan tepene iyice çıkar, haberin olsun. Ona açıklıkla senden neden korkması gerektiğini anlat. Baktın olmuyor, mahkeme iyi bir çözüm olur o zaman.

“Kadınlar komik adamlardan hoşlanır” lafının aslı şu...
Soru: Hocam, merhaba. İzmir’den Veysel. Kadınlara ne yapsam yaranamıyorum. Komik adam oluyorum, olmuyor. Olaylara mantıklı yaklaşıyorum bu kez de sinirli somurtkan oluyorum. Ayrıca, “İzmir’in kızlarına ve havasına güven olmaz” diyorlar ya çok haklılar! Fikirlerini paylaşabilirse sevinirim kolay gelsin. (Veysel A.)

Yanıt: Anlayamadım, İzmir’in havasına neden güvenilmiyormuş? Meteoroloji ne derse çıkıyor, İzmir’in havasına bu güvensizlik niye? Kadınlara ne yapsam yaranamıyorum diyorsun ama gördüğüm kadarıyla yapabildiğin tek şey ‘komiklik’ ya da ‘mantıklılık’! Belli ki onları da iyi yapamamışsın, suçu İzmirli kızlara atıyorsun. Belli ki bir yerlerden duymuşsun “Kadınlar komik adamlardan hoşlanırlar” diye ama bu o kadar doğru sayılmaz. Komik değil, eğlenceli insanlardan hoşlanırlar, eğlenceli olmayan komikler ise zavallı muamelesi görürler, haberin olsun.

Çiçekten çiçeğe uçmak iyidir

Yazının Devamını Oku

Hayat erbabı

İşte güçte, aşkta meşkte dert tasa ne varsa, gelin beraber bakalım çaresine.

Senden korkması gerektiğini bilsin
Soru: Sevgili Hayat Erbabı.15 yıllık evli olduğum kocam başına buyruk yaşamak istiyor. Zaten hep öyleydi ama son bir yıldır bariz arttı ve evliliğimiz etkilenmeye başladı. Şimdi kalkmış bana “Canımın istediğini yaparım, sana mı hesap vereceğim? Senden mi korkacağım” diyor. Mahkemelere düşmeden bu adamı kendine getirmenin bir yolu yok mudur? (Zehra A.)

Yanıt: Bence yok. Buna şimdi göz yumarsan tepene iyice çıkar, haberin olsun. Ona açıklıkla senden neden korkması gerektiğini anlat. Baktın olmuyor, mahkeme iyi bir çözüm olur o zaman.

“Kadınlar komik adamlardan hoşlanır” lafının aslı şu...
Soru: Hocam, merhaba. İzmir’den Veysel. Kadınlara ne yapsam yaranamıyorum. Komik adam oluyorum, olmuyor. Olaylara mantıklı yaklaşıyorum bu kez de sinirli somurtkan oluyorum. Ayrıca, “İzmir’in kızlarına ve havasına güven olmaz” diyorlar ya çok haklılar! Fikirlerini paylaşabilirse sevinirim kolay gelsin. (Veysel A.)

Yanıt: Anlayamadım, İzmir’in havasına neden güvenilmiyormuş? Meteoroloji ne derse çıkıyor, İzmir’in havasına bu güvensizlik niye? Kadınlara ne yapsam yaranamıyorum diyorsun ama gördüğüm kadarıyla yapabildiğin tek şey ‘komiklik’ ya da ‘mantıklılık’! Belli ki onları da iyi yapamamışsın, suçu İzmirli kızlara atıyorsun. Belli ki bir yerlerden duymuşsun “Kadınlar komik adamlardan hoşlanırlar” diye ama bu o kadar doğru sayılmaz. Komik değil, eğlenceli insanlardan hoşlanırlar, eğlenceli olmayan komikler ise zavallı muamelesi görürler, haberin olsun.

Çiçekten çiçeğe uçmak iyidir

Yazının Devamını Oku

Hayat Erbabı

Durmadan mastürbasyon yapan bir kocayla nasıl başa çıkılır? “Bütün yakışıklı erkekler gey” lafını kim uydurdu? Halkla ilişkiler sektöründen bunalan genç kızlara alternatif meslek önerileri... Haftanın soruları her telden, cevapları bol kepçeden.

O esfaneyi uyduran birliği açıklıyorum
Soru: Kadınlardan “Of, neden bütün yakışıklı erkekler gey?” lafını daha sık duyar oldum. Bu laf kim tarafından, ne zaman ve neden çıkmış Allah aşkına? Sırf bu önyargı yüzünden yemek pişirmek, kıyafet alışverişi yapmak gibi zevklerim kadınlar tarafından farklı yorumlanır oldu. Bu lafın sorumlusu kadınlar mıdır, yoksa erkekler mi?
(Metin E.)

Yanıt: Sorduğun soruya bak! Sence kim uydurmuş olabilir bunu? Bu söz ilk kez Dünya Eşcinseller Birliği’nin 12. Kongresi’nde önerildi! Kongrenin, Şehir Efsaneleri Alt Komisyonu’nun çalışmalarının bir sonucuydu. O günden
beri de sinsice yayılıyor ki aşağı yukarı bu 42 yıla karşılık geliyor. Öte yandan etrafındaki kadınların bu sözü sıkça tekrarlamasının nedeni, “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” olmasın?

PR’ı bırak, yuva öğretmeni ol
Soru: Bir halkla ilişkiler ajansında çalışıyorum. Patronum gazetecilerle daha yakın ilişkiler kurmam için her gece beni zorla gazetecilerin bulunduğu mekânlara, davetlere götürüyor. Bu gece gezmelerinin de işimin bir parçası olduğunu ne babama ne sevgilime anlatabiliyorum. Birkaç kez gitmemek için mırın kırın ettim diye

Yazının Devamını Oku

Hayat Erbabı

Durmadan mastürbasyon yapan bir kocayla nasıl başa çıkılır? “Bütün yakışıklı erkekler gey” lafını kim uydurdu? Halkla ilişkiler sektöründen bunalan genç kızlara alternatif meslek önerileri... Haftanın soruları her telden, cevapları bol kepçeden.

O esfaneyi uyduran birliği açıklıyorum
Soru: Kadınlardan “Of, neden bütün yakışıklı erkekler gey?” lafını daha sık duyar oldum. Bu laf kim tarafından, ne zaman ve neden çıkmış Allah aşkına? Sırf bu önyargı yüzünden yemek pişirmek, kıyafet alışverişi yapmak gibi zevklerim kadınlar tarafından farklı yorumlanır oldu. Bu lafın sorumlusu kadınlar mıdır, yoksa erkekler mi?
(Metin E.)

Yanıt: Sorduğun soruya bak! Sence kim uydurmuş olabilir bunu? Bu söz ilk kez Dünya Eşcinseller Birliği’nin 12. Kongresi’nde önerildi! Kongrenin, Şehir Efsaneleri Alt Komisyonu’nun çalışmalarının bir sonucuydu. O günden
beri de sinsice yayılıyor ki aşağı yukarı bu 42 yıla karşılık geliyor. Öte yandan etrafındaki kadınların bu sözü sıkça tekrarlamasının nedeni, “Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” olmasın?

PR’ı bırak, yuva öğretmeni ol
Soru: Bir halkla ilişkiler ajansında çalışıyorum. Patronum gazetecilerle daha yakın ilişkiler kurmam için her gece beni zorla gazetecilerin bulunduğu mekânlara, davetlere götürüyor. Bu gece gezmelerinin de işimin bir parçası olduğunu ne babama ne sevgilime anlatabiliyorum. Birkaç kez gitmemek için mırın kırın ettim diye

Yazının Devamını Oku

Hayat Erbabı

Aşk meşk, iş güç..... Mevzu ne olursa olsun, dert derttir fark etmez. Bir mail atın, çaresine beraber bakalım.

Paranoyanı hayırlı bir iş için kullan

Soru: Geçen gün Ayşe Arman bir okur mektubu yayımladı. Okudunuz mu? Özetle kadın, erkek arkadaşının telefonunda yakaladığı bir mesajdan adamın biseksüel olduğunu öğreniyor. Biseksüel bir sevgiliye sahip olmanın zorluklarından dem vuruyor. Üstelik sevgilisinden hiç şüphe duymamış. Mektubu okuyunca sevgilimin de biseksüel olup olmadığını daha sık düşünür oldum. Her hareketinden bir anlam çıkarmaya çalıştım. Bir taraftan da ne zaman bizim kızlarla bir erkek hakkında konuşsam “O da geymiş” diyorlar. Siz ne diyorsunuz erkeklerin biseksüellik konusunda sürekli zan altında kalmasına?
(Bige K., İstanbul)

Yanıt: Yahu, homofobinin böylesini ilk kez duyuyorum! Zavallı adamda sorun bulamadın. Bula bula bunu mu çıkardın? Peki. Madem böyle bir paranoyan var bunu hayırlı bir iş için kullan. Şüphelerini dolaylı olarak zarif biçimde ona ilet. “Bir arkadaşım senin gey olduğunu sanıyor. Kendinden de çok emin. Ne tuhaf değil mi sevgilim?” gibi bir giriş iş görür. Bence ilişkinize çok olumlu katkıları olacaktır.

Çimen suyu mu, sucuklu yumurta mı?

Soru: Eşimle 22 yıldır evliyiz. Son birkaç senede hali, tavrı iyice değişti. 50’sine merdiven dayamasından mıdır bilinmez, doğru beslenmeyi obsesyon haline getirdi. Tüm paramız çimen sularına, garip haplara, organik ürünlere gidiyor. İsyanım büyük. Koskoca adama ne diyeceğimi şaşırdım artık.
(Gülten K., İzmir)

Yanıt: Çimen suyu mu? Vah vah! Gültenciğim, çimen suyuna, haplara gelene kadar bir geçiş dönemi olmadı mı? Oralarda alman lazımdı önlemini. Kocan orta yaş krizine girmekle kalmamış, okeye dönmüş. Neyse... Yapacak bir şey yok. Bence bu saatten sonra onu da kendini de çok sıkma. Sen kahvaltılarda sucuklu yumurtanı, mis gibi poğaçaları filan onun gözünün önünde götür. Hiç oralı olma. Bir süre sonra senin kollarına, yemeklerine dönecek. Bırak işi çimen suyu çözsün... Rahat ol, geniş oyna.

Yazının Devamını Oku

Hayat Erbabı

Bir bilene danışmak istediğiniz her türlü aşk meşk, iş güç meselesi için mail atın, mesleleyi birlikte irdeleyelim

Berrak’la Derin’i anlamak için koca sakallı iktisatçıyı hatırla!

Soru: Magazine ne kadar hâkimsiniz bilmiyorum. Fakat bir konuda hakkındaki görüşlerinizi merak ediyorum. Bir oyuncunun (Kaan Urgancıoğlu) iki eski sevgilisi (Derin Mermerci ve Berrak Tüzünataç) yakın arkadaş olmuş, gece beraber dolaşıyorlarmış. Kendimi benzer durumda bulduğum için bu haber ayrı bir ilgimi çekti. Eski sevgilinin eski kız arkadaşından yakın arkadaş olunur mu? (Esra O., İstanbul)

Cevap: Magazine hâkim sayılmasam bile maruz kaldığımı söylemeliyim. Maruz kaldığım için de haliyle kendimce olayları takip ediyorum. Derin Hanım ile Berrak Hanım’ın yakın arkadaş oldukları da kesinlikle bir magazin yakıştırmasıdır. Büyük olasılıkla ikisi birlikte bir iki yere gittiler, bir de fotoğrafları çekildi, oldu mu sana iki kanka! Toprağı bol olsun koca sakallı bir iktisatçı yaşamıştı bu dünyada. Sınıf farkı, işçiler, burjuvalar filan derken dünyayı karıştırmıştı. Şunu bil ki doğru da söylüyordu, ama bazıları anlamak istemedi, anladıklarını iddia edenler de ters taraflarından anladıkları için adamcağız ‘tarih’ oldu.
Bir kere sınıf farkını unutmayalım. Derin Hanım belli ki atadan dededen varlıklı, gezip tozuyor. Oyuncuya âşık oldu diyelim, tiyatro bile kurabilir. Bunlar geçici hevesleridir, yarın bakarsın şarkıcı olmaya da heves eder, öbür gün ressam. Olamayacağı tek şey, kendi sınıfından olmayan birisiyle çok yakın arkadaş olmaktır. Berikiler onun arkadaşlığından da hoşlanırlar ama bir gün telefonları açılmamaya başlandığında gerçek kafalara dank eder. Gerçi bu beş yıldızlı zenginler, kendi sınıfındakilerle de kolayca arkadaş olamazlar ama davul dengi dengine vurur, dünyanın düzeni böyle döner.
Sana gelince; aklı başında bir kıza benziyorsun, hiç eski sevgilinin eski sevgilisinden iyi arkadaş olur mu, kendine gel!

Yağcılığı öğrenmen için okuman gereken dört yazar

Soru: 29 yaşında kurumsal ofiste çalışan bir iş adamıyım. İş arkadaşlarıma bakıyorum da hayatlarındaki hobileri, uğraşları ofisteki statülerini yükseltmek için şahane bir biçimde kullanıyorlar. Bir statü yükseltme aracı olarak hobiler konusunda neler önerirsiniz? (Hakan C., İzmir)

Cevap: Evet, bazı hobiler insana sınıf atlatır. Meselâ bir yelkenli! Ya da resim koleksiyonu! Ama bak öyle gidip alakalı alakasız resim almaktan söz etmiyorum. Bir dönem ya da tarz seçeceksin, o tür resimleri toplamak için didineceksin. Bunlar işe yarar hobilerdir. Nasıl bir ofiste çalıştığını kavrayamadım tam ama bazı iş arkadaşların hobilerini ofisteki statülerini yükseltmek için kullanıyorlarsa bu kadar pahalı hobileri edinebilecek bir durumun da yok demektir. Nasıl bir işyeri burası ki hobilerin sayesinde müdürler seni yükseltiyor? Eğer böyle anlamsız bir işte çalışıyorsan edinebileceğin en iyi hobiyi söyleyeyim: Yağcılık öğren! Yiğit Bulut, Hasan Celal Güzel, Fehmi Koru filan okuyarak bu konuda iyi yol alabilirsin.

Yazının Devamını Oku

Hayat Erbabı

Eşinden dostundan, işinden gücünden dert yananlar... Çekinmeyin, bir mail atın, devanızı bulun

Her iktidar, insanı bozar!

Soru: 6 yıllık eşimden boşanalı birkaç sene oldu. Boşanmak ilişkimize tuhaf bir şekilde iyi geldi. ‘Ayrı ama birlikte’ ya da ‘birlikte ama ayrı’ gibiyiz ama çok çok mutluyuz. Evliyken bu kadar güzel sevişmez, bu kadar çok kahkaha atmazdık. Geçenlerdem “Acaba tekrar evlensek mi?” diye sormaya başladı. Mutlu günlerimiz arttıkça ilişkimiz daha da karmaşık bir hal alıyor sanki. Ne yapmalı, ne demeli? (Filiz A., İstanbul)

Yanıt: Ahmet Rasim üstadımız şöyle derdi: “Birbirleriyle asla evlenmemesi gerekenler birbirlerini sevenlerdir.” Şunu unutma: Bu evlilik denen kurum özünde bir iktidar kurumudur. Kadın ya da erkeğin iktidarı diğerini ezer, hayatından bezdirir. Ve unutmayalım ki her iktidar, insanı bozar. Mutlak iktidar, mutlaka bozar. Kanunlarımız da evlilik kurumunun bir mutlak iktidar olduğunu vaat ediyor. Eski kocana, yeni sevgiline de ki: “Bir daha bu konuyu açarsan beni rüyanda bile göremezsin.” Hayat kısa, tadını çıkar.

Boncukların dökülecek değil ya?

Soru: Babam Rizeli ve kendisinde bitmek bilmeyen bir memleket sevdası, hasreti var. Beni de “Aslen Rizeliyim” demeye zorluyor. O orada doğmuş büyümüş olabilir. Ama benim bir-iki düğün ve cenaze dışında Rize’ye adım atmışlığım yok. Nedir bu pederlerdeki
bitmek bilmeyen doğup büyüdüğü yeri oğluna dikte etme arzusu? Daha da önemlisi: Bu manevi baskıyla nasıl başa çıkılır? (Özdemir A., İstanbul)

Yanıt: E ne olmuş yani? Babanın yanındayken “Rizeliyim” deyiver gitsin, bir zararını görmezsin,

Yazının Devamını Oku

Hayat Erbabı

İşte aşkta, eşinizle dostunuzla sorununuz mu var? Çekinmeyin, bana açılın. Bir mail atın yeter

O motivasyon dediğin şey frijidite olmasın?

Soru: Kılı kırk yaran, işi ağırdan alan bir kız arkadaşım var. Aylar sonra nihayet benim eve geldi. İlk sevişmemizin en heyecanlı anında iPod’un shuffle özelliğinin azizliğine uğradım, birden damardan Ajda’lar, Sezen’ler çalmaya başladı. Motivasyon sıfır. Kızın modu değişti, uzaklara dalmaya başladı. Ne önemliymiş sevişirken fondaki şarkı! Şarkı seçimi konusunda önerilerinizi alabilir miyim? (Cüneyt Ç., İstanbul)

Yanıt: Aylar sonra kız senin evine geliyor, ilk kez sevişiyorsunuz ve ‘motivasyon’ birkaç şarkıyla değişiyor demek! Motivasyon diye tanımladığın şey, sakın ‘frijidite’ olmasın? Frenkçe söylenince daha kibar oluyor ama Türkçesi şu: Sevgilin bir buzdolabı! Sevişmenin senin için en heyecanlı yerinde “Cüneyt, kulağındaki kılları aldırmalısın” da diyebilirdi. Ya da duvarına astığın annenin fotoğrafının ters ters kendisine baktığını söyleyip, sevişmekten yine kaçınabilirdi. Bana sorarsan sen kendine yeni bir kız arkadaş bul.
Ha, illa ki “Uygun bir şarkı bulursak kızı gaza getirebilirim” diyorsan sana Ravel’in Bolero’sunu öneririm. Biraz ‘old fashion’dır ama olsun. Hem uzun sürer, senden önce bitme tehlikesi olmaz, hem de ritmi tutturabilirsen faydasını görürsün. Ama kızın “Yoksa sen benimle sevişirken Bo Derek’i mi hayal ediyorsun?” diyerek motivasyonunun kaçması olasılığını da ihmal etme derim.

Boncukların dökülecek değil ya?

Soru: Babam Rizeli ve kendisinde bitmek bilmeyen bir memleket sevdası, hasreti var. Beni de sürekli Rize’ye gitmeye, “Aslen Rizeliyim” demeye zorluyor. O orada doğmuş büyümüş olabilir. Ama benim bir-iki düğün ve cenaze dışında Rize’ye adım atmışlığım yok. Nedir bu pederlerdeki bitmeyen bilmeyen doğup büyüdüğü yeri oğluna dikte etme arzusu? Daha da önemlisi: Bu manevi baskıyla nasıl başa çıkılır? (Özdemir A., İstanbul)

Yanıt: E ne olmuş yani? Babanın yanındayken “Rizeliyim” deyiver gitsin, bir zararını görmezsin, bu ahir ömründe babanı da mutlu edersin. “Rizeliyim” dersen boncukların dökülecek değil ya?

Senin için Defne ismini araştırdım...

Yazının Devamını Oku

Hayat Erbabı

Derdinizi, tasanızı çekinmeyin bana anlatın. Sıkıntınıza beraber çözüm bulalım. Mail atmanız yeterli.

Atın ölümü arpadan!

Soru: Kavga sonrası seks neden her zamankinden daha güzel, daha tatlı olur? Kavga etmekten korkmaz, hatta hoşlanır hale geldim. Nasıl olsa günün sonunda şahane bir sevişme bizi bekliyor diye! (Cüneyt Ç., İstanbul)

Yanıt: ‘Güllerin Savaşı’ diye bir film vardı eskiden. Michael Douglas ve Kathleen Turner oynardı, o kadına hâlâ bayılırım. Sana o filmi bir seyretmeni öneririm. İşler çığırından çıkınca başına nelerin geleceğini düşün diye. Ama doğrusunu istersen atın ölümüyle ilgili atasözü de, tam da bu işe göre derim.

Tayyip Bey senin farkına varmış olsaydı....

Soru: Yıllar önce kavga gürültü ayrıldığım sevgilim, geçen hafta durduk yere aradı. Bir-iki mesajdan sonra 14 Şubat gecesi buluştuk. Güya etraftaki sevgililerle dalgamızı geçmek için o gece dışarı çıkacaktık. Bir yandan içimden “Yemezler” diyordum, bir yandan canım bir geceliğine eski günlerin hatırına sevişmek istiyordu. Bu hislerle bir 14 Şubat geçiren gence tavsiyeniz? (Emre O., İstanbul)

Yanıt: İşte pragmatik bir genç! Eski günlerin hatırına bir kere sevişebilmek için göze aldığı ‘tehlike’ Sevgililer Günü’nde eski sevgiliyle yemeğe çıkıp, âşıklarla dalga geçmek! Tayyip Bey senin farkına varmış olsaydı, partisini gençleştirme hamlesinde senden de yararlanırdı, burası kesin! Merak ettim kaç yaşındasın? Bizim yaşlarımızda ayrılıklardan önce veda sevişmesi denen bir olay yaşanırdı ki tadı insanın damağında kalırdı. Bak eski günlerimi hatırlattın bana, gözlerim doldu birden, burada kesiyorum.

Yazının Devamını Oku

Hayat Erbabı

Bir ayağımız ham çarık, bir ayağımız dijital. Ama dert derttir; reel-sosyal ayrımı tanımaz...

Madem Facebook’ta avlanacak kadar çaresizsin....

Soru: Pek sosyal bir tip değilim. Son üç-dört yıldır yeni insanlarla tanışmamın tek bir yolu var: Facebook. Fakat kimle konuşsam buluşunca hüsranla bitiyor. Herkes en şahane fotoğrafını paylaşıyor, mesajlaşırken en tatlı cümlelerini söylüyor fakat buluşunca tam bir hayal kırıklığı. Sizce ne yapsam? (Serpil S., İzmir)

Yanıt: Facebook’a baktım bir sürü Serpil var, hangisi sensin bilemedim. Bulabilseydim şuna bakacaktım: Acaba sen nasıl bir fotoğraf koydun? Kendin için neler yazdın? Şunu söyleyeyim ki bu normal bir şey. Baksana, Hasan Cemal bile hâlâ ilkgençlik yıllarında çektirdiği bir fotoğrafı koyuyor köşesine. Bunu böylece kabullenmelisin. Madem Facebook’ta avlanacak kadar çaresizsin, bunu da sineye çekiver canım.

İşte kaçılması gereken sevgili tipi!

Soru: Sevgilim bir teknoloji bağımlısı! İlişkimizin tüm detaylarını, pozlarını Twitter’da, Instagram’da paylaşmaya bayılıyor. “Kızım tweet atacağına arasana beni” diyorum. İçinden böyle geliyormuş, sürekli benimle iletişim halinde olmak istiyormuş. Gerçekten içinden mi geliyor, yoksa poz mu yapıyor anlayamadım. (Fırat Ş., Ankara)

 Yanıt: Fırat, hemen kaç oradan!

Yazının Devamını Oku

Hayat Erbabı

Derdinize deva ararken bazen de tek ihtiyacınız kulağa küpe niyetine özlü bir söz olabilir. Mesela...

Tipik bir eşeğin eşeğe sürtme sendromu

Soru: Yakın arkadaşımın eski sevgililerinden biriyle flört yaşıyorum. Sizce, bir arkadaşınızın eski sevgilisiyle birlikte olmak için ayrılıklarının üzerinden ne kadar süre geçmesi gerekir? 6 ay? 1 ay? Ömür boyu?  (Hakan Z., İzmir)

Yanıt: Sana Latince bir söz öğreteyim;  seninki gibi durumları açıklamak için Latinceden daha iyisini bulmak zordur çünkü: Asinus asinum fricat! (Eşek eşeğe sürtüyor!)

Bu Berkan’ın mantık bulmacalarından olmasın?

Soru: Patron önümüzdeki ay bir kişiyi işten çıkaracağını ve kararı benim vermem gerektiğini söyledi. Bunlardan biri 20 küsur yıllık arkadaşım, diğeri kız kardeşimin 2-3 yıllık eşi. Ne yapmalıyım? İnsan 20 yıldır aynı yerde çalışınca ve tüm sosyal yaşantısı ofis ve aile yemeklerinden ibaret olunca hayatı böyle iç içe geçiyor işte! (Mehmet İ., Ankara)

Yanıt: Anlayamadım, bu adam gerçekten patronun mu yoksa İsmet Berkan’ın mantık bulmacalarından çıkmış bir karakter mi? Bugün Latince günümdeyim, al sana da bir tane: A bove ante, ab asino retro, a stulto undique caveto! (Öküzün önünde, eşeğin arkasında, aptalın her tarafında hazırlıklı ol!)

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yazarın Tüm Yazıları