Hani bir kasvet çöker ya adama..

Vay be!

Dile kolay, tam 110 yıl olmuş..
İşte, ben bu yüzden “Siz yokken biz vardık” sözüne bayılırım..
Tam karşımda “Türk sporunun 110 yıllık sarsılmaz temel taşı. Milyonların gözbebeği, dorukların şanlı Beşiktaş’ı..” yazılı. Her iki yanında Türk bayrağı asılı..
Tam ortasında da Beşiktaş arması..
Ve bu akşam da o arma, o forma için yine aynı şey oldu.
Ne mi oldu? “Semtler yürüdü mabede doğru, Şeref Bey bizi bekler” diyerek!

 

Maç başladı. Bu akşam da Beşiktaş kırmızı formayla sahada..
Belediye ise sanki 2. Beşiktaş.. Siyah-Beyaz formalılar.

Bu akşam Beşiktaş “Çemberi” bir çevirirse gerisi kolaydır..
“Çember” ilk yarı güzel döndüydü..
Ama o “çember” var ya, “Şerefiyle” dönsün yeter ki..
Torpil morpil, kayrılma, öyle iltimas filan olmaaazz!!

Çünkü, “Adam” gibi galibiyetler ister Beşiktaşlı..

İnönü’nün yine Maşallahı var..
Sadece kapalının iki yanında boşluk var..
Eski Açık, Yeni Açık full..
Bilin bakalım niye..!? Bu sözüm yönetime..
Bu çocuklar dişinden tırnağından arttırdıkları ile maçlara geliyor..
Bilet fiyatlarını başkasına göre değil, kendine göre ayarlamalı Beşiktaş!
Çünkü, halkın takımıdır Beşiktaş..
Sadece söylemekle olmaz, icraat ister halkın takımı olmak..
Kısacası, proleter takımdır Beşiktaş..
Emeğe saygı duyar.
Emek hırsızlığı yapmaz.. Emek hırsızlarını da sevmez..
Çünkü, proletaryanın takımıdır O..!!

Bizden uzak olsun da ilk kez Carvalhal’ı özledim..
Gözümde tüttü vallah..
O olsaydı, Belediye’ye maçın başında çoktan fark atmıştı Beşiktaş..
Hem, Belediye de küme düşerdi bu sene.. Ne güzel!

İlk onbirde Fernades’siz Beşiktaş var sahada..
Beşiktaş alırsa, 3 değil 5 puanlık maç bu..
Belediye ilk golü attığında omuzlarım düştü ama..
Bir sıkıntı aldı yine beni..

Hani bir kasvet çöker ya adama..
Hani hiçbir şey yapmak istemezsiniz ya..
Hani koca şehirde yapayalnız hissedersin ya..
Hani şehrin üstüne bir sis çöker de her yer gri gözükür ya..
Hani ruhunu darmadağın hissedersin o zaman ya..

Hani efil efil bir rüzgar eser önce..
Hani rüzgar estikçe, gittikçe serine çalar ya..
Sonra, kara kara bulutlar gelir küme küme..
Gök değil, gökler gürlemeye başlar ya..
Hani bütün heybetiyle yağmur başlar ya..
Ve sen, yine yapayalnız hissedersin..
Koca dünyada TEK BAŞINA yani..
Deryanın içinde olup da deryayı bilmeyen o salak balık gibi değil ama..
Hani yalnızlığı ilik ilik hissettiğin anlar vardır ya..
Yanında “ 1” dostun olmasını istediğin anlar yani....

İşte ben, o acımasız zamanlarda hep gökyüzüne bakarım..
En acımasız gövdesiyle kapsa da gökyüzünü bulutlar..
Ben, yıldızları görmek isterim..
Başımı gökyüzüne çeviririm..
Göremem ama..
Heyhat; bilirim, göremesem de yıldızları, onlar ORADADIR..!!
Dostlar da böyledir işte..

Gözlerinle göremesen de bilirsin, oradadır dostlar..
Emin ol, oradadırlar..!!
Asla yalnız değilsindir yani..

Yoksa sen, bu koca statta maçı 40 bin kişi ile seyrettiğini mi sanırsın..? Öyleyse Aldanırsın..
Oysa ben, dünyanın her yerindeki Beşiktaşlının kalbinin burada attığı bilirim..
Sadece 40 bin kişi değil, milyonlarsındır..
Onları göremesen de “ONLAR” buradadır yani..

Maça gelmek için yola çıkarken,
"Semtler yürüyecek mabede doğru.. Şimdi, ‘Şeref Bey bizi bekler..’ zamanı..” diye sosyal medyada takılmıştım..
Gazeteci arkadaşım Ozan Sile maç için yola çıktığımda “Orada olmayı çok isterdim, evde sizinleyim” diyerek sosyal medya üzerinden mesaj atmıştı.. Ben de diyecektim ki..
O da ne..!? Maçı unutmuşum..Romantiklik işte..!

Hay bin Kartal Aşkına..!!
Ben bunları anlatırken, Sivok attı 1-1 oldu. Olcay attı 2-1, belediye attı 2-2 oldu!
3’ü beklerken, 2-2 oldu..
Adam eliyle topu önüne aldı be..
Bir takımın emeğini sadece rol yapan futbolcular çalmaz..
Buna ne diyeceksiniz Hakem Beyler..
Belediyeli oyuncunun topu eliyle önüne aldığı anı göremiyorsanız, plajda kumda oynayın!
Top da Sivok’a çarptı gol oldu ha.. İstanbul Belediye değil mübarek ballı Belediye..
Sizin adınız bundan sonra “İstanBAL Büyükşehir Belediye” olsun..

Tövbe tövbe..
Yıldızlarlar mıldızlarla uğraşırken maç 2-2 bitti..
“Maçla ilgilen evladım” diyorum kendime..
Kafama da “Küt” diye vuruyorum..
“Romantizm senin neyine maçınla ilgilen” diye söyleniyorum..

Son çeyrek de oyuna giren Fernades de bir şey yapamadı..

Gelelim sadede..
Gerçek şu ki, takım süper top oynamıyor..
Kötülerin arasından sıyrılıp çıkmaya çalışıyor..
Hepsi bu..!!
Yani, yalancı bahar yaşıyoruz bilader..!!

Neyse OC, bu gece de kaçar anam babam..
En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben CAN; Orhan Can..!!

Unutmayın,
Rüzgar estikçe, gittikçe serine çalar..
Estikçe de esmer olur, bilir misin..

X

'Kurtarıcı'ya da kurtarıcı lazımdı

Yazını başında hemen söylemelim ki, Melo denilen adamın yaptığı çirkin harekete, “Suç hareketi oluşmadı” diyerek ceza vermeyen bir grup tuhaf insana hayretlerimi gönderiyorum!

Suç hareketi oluşması için, illa sahada cinsel temas mı olması gerekiyor yani!?
Besbellisiniz tuhaf adamlar..
Yazık size..

xxxx

Tekrar gelelim Atatürk Olimpiyat Stadına..
Federasyondaki amcalar maçı, İstanbul trafiğinin zirve yaptığı Cuma gününe verdiği için binlerce taraftar ‘yetişemem’ düşüncesindeydi tabii..

Yazının Devamını Oku

Çocuklarınıza nasıl anlatacaksınız

Bu, iyilikle kötülüğün savaşıdır..

“Yapanın yaptığı yanına kar kaldığı sürece bir daha yapacaktır”
Bu cümleyi rahmetli Çetin Emeç’ten ilk okuduğumda bir de ekleme yapmıştım.
“Yapanın yaptığı yanına kar kaldığı sürece bir daha yapacak ve başkasına da örnek olacaktır”
‘O yaptı bak, ben de yapmalıyım’ diyecektir!
Maalesef Türkiye’de durum budur.
Melo’nun yaptığı hareketi dans figürü olarak görmek ahlaksızlığa ortak olmak değil midir?
Kimse unutmasın ki ahlaksızlık, dünyanın her yerinde ahlaksızlıktır..

Yazının Devamını Oku

Ah o penaltı olmasaydı..

Galatasaray yönetimi, Beşiktaş'a pimi çekilmiş bir el bombası gönderdi.

O da bu maçta "patladı"!
DanyGol oldu..
Adama çift daldı resmen.. Üstelik top 1 metre ileride(!)

Peki ama, Nasrettin hocanın fıkrasındaki gibi 'hırsız'ın hiç mi suçu yoktu?

Bilic efendiye ne demeliydi..
Necip'ten sağ bek yaratmış..
Maçı, yetmiş dakika seyretti.

Yazının Devamını Oku

Görmediğim şeyi gördüm demem

Her tepenin üstünde bir Kartal,her yiğidin gönlünde önce Siyah-Beyaz sevda,sonra şampiyonluk yatar..!!

Eh işte, Beşiktaşlı için hayatın doğal akış felsefesi budur!Ben şahidim.
Yakından tanığım.
Görmediğim şeyi, gördüm demem!Bizzat gördüm.Bursa maçı öncesinde de Atatürk Olimpiyat Stadında, bir kez daha şahit oldum.
Sevda böyle bir şeydir! Dürüstlüktür.
Doğu Tribünü “tadilatta” olduğu için 50 bin Beşiktaşlı diğer tribünlere sığmak zorunda.
Kuzey, Batı ve Güney Tribünleri yani..
Ve maç başladı. Ben şahidim!

Yazının Devamını Oku

İyi şair - kötü şair arasındaki fark

Bugünkü dersimizin konusu “İyi şair - Kötü şair” ile “İyi antrenör - Kötü antrenör” ilişkisi..

Gerçekten paralel bir yapıdır bu..!!Ama önce biraz maç konuşalım..

“Haftaya bir daha oynayalım mı..”
Beşiktaş taraftarlarının maç sonunda attıkları slogan buydu..
En katı vicdanların bile isyan ettiği maçın tekrarını Beşiktaş 3-0 kazandı.
Ama filmimiz aynıydı!
İlk yarı başka, ikinci yarı başka bir Beşiktaş..
Maç 3-0 olunca da rahat bir maç seyredemeyeceğimi biliyordum.

Yazının Devamını Oku

Bir Kızılderili Şefi varmış!

Bir masalım var size bu yazıda..

“Haydi anlat anlat..!”, diyebilirsiniz..
Anlatacağım elbet ama önce Beşiktaş ve Bilic’i ele alalım..
Gaziantep maçında Beşiktaş’ın sahaya sürdüğü oyuncuların hepsi oynaması gereken yerde oynayınca ortaya da daha derli toplu bir takım çıktı.
En azından böyle bir görüntü verdi.
Bu arada, Bilic gardaşıma sormalıyım..
Pedro Franko’yu neden sezon başından beri doğru dürüst bir şans vermedin..!?
Mesela Atiba yerinde oynadı, iyi de oyun sergiledi Bilic gardaş!

Tabii unutmamak lazım ki bu sezon pek de iyi performans göstermeyen Fernandes’in yokluğu sayesinde Beşiktaş Gaziantep’te 11 kişi oynadı.. Bildiğiniz gibi , Fernandes oyunda olunca Beşiktaş 10 kişi oynuyor da..

Yazının Devamını Oku

Bir de bunu okuyun

Vallahi ben yazmadım..Sporun ve futbolun has adamı Faik Gürses yazdı.Bakın bakalım Beşiktaş’ta bugüne kadar neler olmuş..!!

Bu yazı spor akademilerinde ders olarak okutulmalıdır ki kulüp yöneticileri de nasiplensin!..

İşte size Faik Gürses’in özel yazısı..
“SİYAH-BEYAZLILAR, STOPERLERE 10 YILDA 130 MİLYON LİRA HARCADI
Beşiktaş, 100'üncü yıl şampiyonluğundaki Zago-Ronaldo-Ahmet Yıldırım üçlüsünden sonra her yıl stoper transferi yapmasına rağmen defansta bir türlü aradığını bulamadı. Şimdi bu örneği verdikten sonra bırakalım stoper transferini zır-pırt yapan bir başka dünya kulübü var mı?
DEFANS DUVARDIR. İSTİKRAR ŞARTTIRManchester Unıdet Ferguson ile bulduğu Ferdinand-Vidiç ile (Sadece bir-iki kez partneri değişiyordu) uzun yıllar defans göbeğini değiştirmedi. Barcelona Pigue-Puyol ile devam ediyor yıllardır. Real Madrid Ramos-Pepe ile sürdürüyor istikrarını. Örneklerini çoğaltmak mümkündür. Ömer Toprak Leverkusen’de Teknik adam değişikliğine rağmen hala forma giyiyor. Birkaç örnekte lig’imizden vereyim. Uche-Högh Fenerbahçe’de, Kadir-Necati Trabzonspor’da eskiyene kadar forma giydi.. Bu isimleri forma giydikleri ülke milli takımlarında da görmek mümkündür. Ama Beşiktaş 10 yılda öyle bir enflasyona imza attı ki gerçekten kırılması güç bir rekordu. Hem ödediği para açısından, hem istikrar açısından, hem de alınan oyuncuların ertesi yıl forma değiştirilmesiyle dramatik bir evre yaşadı.
18 STOPER TRANSFER EDİLDİLucescu'nun 3-5-2 sisteminde, geri üçlüde oynayan Zago, Ronaldo ve Ahmet Yıldırım defansif ve ofansif becerileri ile taraftarın sevgilisi olmuştu. Özellikle Zago ve Ronaldo'nun uyumuna duyulan özlem devamlı dile getirilip defans hattında hep bu tarz bir ikili arandı. Sonraki sezonlarda defansın göbeğinde sürekli farklı ikililer deneyen siyah beyazlılar bu süreçte 16 stoper transfer ederken, Galatasaray'dan kiralanan Dany bu mevkideki 17. futbolcu oldu.
KİMLER ELDİ, KİMLER GEÇTİBeşiktaş'ın stoper transferlerinde ödediği ücretler ve alınan futbolcuların kalitesi ise hep tartışma konusu oldu ve hala da tartışılmaya devam ediyor. Zapotocny, Schildenfeld, Ferrari, Diatta gibi isimlere verilen rakamlar şampiyonluk yarışından uzaklaşılmaya başlandığı andan itibaren kongrelerde ve divan toplantılarında sürekli gündeme getirildi.

Yazının Devamını Oku

Hava kurşun gibi ağır dişlerim takır takır

“Hava kurşun gibi ağırbağırbağırBağrıyorum..”

“Hava kurşun gibi ağırbağırbağırBağrıyorum..”diyor ya büyük şair..
İşte, Atatürk Olimpiyat Stadı’nda durum aynen öyleydi!
Hava kurşun gibi ağırdı..
Ozan “Bağırıyorum” diyordu şiirinde..
Ben ise bağıramıyordum.
Çünkü dişlerimtakırtakır takırdıyordu..

Bu stat buraya neden, niçin ve kimler tarafından yapılmıştı!?

Yazının Devamını Oku

Quel che sarâ, sarâ..

Yani,Olacak, olacaktır..!!

Gezegen de değiştirseniz
Olacak olan olacaktır!
Akdeniz insanın güzel sözüdür bu..
Bu maçta da öyle oldu..
Trabzonspor - Beşiktaş maçı 1-1 berabere bitti ama
Elbet benim söyleyecek iki çift lafım var tabii..

Beşiktaşlı futbolcuların oyununa baktıkça kulağıma,

Yazının Devamını Oku

VİCDAN, insanın içindeki TANRI'nın ARKADAŞIDIR…

VİCDAN, ADALET VE AHLAK bir kez daha kazandı..

Kasımpaşa maçı öncesinde
“Sen yoksun ya Ömer, adalete hasret kaldık demeyiz inşallah” demiştim.
Yıllardır hasretiz çünkü..
Hakemin kararları kara bir mizah gibiydi doğrusu o gece..
Sizce o gol pozisyonu kesmek ‘Hava Atışı’ ile mi ölçülürdü..Kural hatasının tillahıydı bu..!!

Portakalın kabuğu gibi acıydı yapılan haksızlık..

Bakın yeryüzündeki ey insanlar..

Yazının Devamını Oku

Rüzgar estikçe esmer olur bilir misin

İşte, o düz yazının içindeki şiir..

Bundan bir yıl önce, 10 Ocak 2013 tarihinde Beşiktaş – İstan’bal’ Büyükşehir Belediye maçını İnönü Stadı’nda yazarken edebiyatçılara nispet yapmış, Beşiktaş’ın aşkıyla yoğrulmuştuk..
Aşağıda linki bulunan “Hani bir kasvet çöker ya adama..” başlıklı yazıydı o!
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/22399117.asp
İşte o yazının, maç içerikli bölümleri çıkartıldıktan sonra, söz konusu makale içinde kullanılan betimlemelerden de ortaya böyle bir şiir çıktı!

Hani bir kasvet çöker ya adama..Hani hiçbir şey yapmak istemezsiniz ya..Hani koca şehirde yapayalnız hissedersin ya..Hani şehrin üstüne bir sis çöker de her yer gri gözükür ya..Hani ruhunu darmadağın hissedersin o zaman ya..

Hani efil efil bir rüzgar eser önce ya..Hani, rüzgar estikçe serine çalar ya..Sonra, kara kara bulutlar gelir küme küme..Sonra,gök değil gökler gürlemeye başlar ya..Hani bütün heybetiyle yağmur başlar ya..Ve sen,yine yapayalnız hissedersin..Koca dünyada TEK BAŞINA..Hani, ‘deryanın içinde olup da deryayı bilmeyen’ o salak balık gibi değil ama..Hani yalnızlığı ilik ilik hissettiğin anlar vardır ya..Yanında ‘ 1’ dostun olmasını istediğin anlar...İşte ben, hep o acımasız zamanlarda gökyüzüne bakarım..En korkulu gövdesiyle kapasa da gökyüzünü bulutlar..Ben, yıldızları görmek isterim..Göremem amagöremem ki..Heyhat, göremesen de yıldızları onlar oradadır oysa!Dostlar da böyledir işteGözlerinle göremesen de Emin ol, oradadırlar..!!Kısacası dostumkısacası,hakiki evrende asla yalnız değilsindir..Yoksa,yalnız mı hissediyorsun kendini..Öyleyse, aldanırsın..

Gerçek şu ki,Rüzgar estikçe, gittikçe serine çalarEstikçe esmer olur, bilir misin..

Orhan CanBen CAN; Orhan Can yani..En Kalbi Muhabbetlerimle..

Yazının Devamını Oku

‘Nesir’den (Düz yazı), bir ŞİİR nasıl doğar

Tarih 14 Aralık 2011 idi. Stoke City İnönü’de idi..

İngiltere’de hakem oyunlarıyla Beşiktaş’ı yenmişti. Ve ben İstanbul’daki bu maçta, İnönü’nün Basın Tribünü’nde aşağıda link verdiğim yazıyı yazmıştım..

Aradan tam iki yıl geçti.Ben o yazıdaki maçla ilgili bölümleri çıkarttım.Bakın geriye nasıl bir şiir doğdu..11 Aralık 2011'de yazılan yazıhttp://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19467597.asp

Bu şiirdeki tüm cümleler, 2 yıl önce kullanılan “İnönü’de 8’e 10 kala bakın ne oldu” başlıklı makalede kullanılmıştır.. Kısacası düz bir yazı bakın nasıl Şiir doğurmuştur..

NOT: Yukarıdaki linkteki yazıyı okumazsanız aşağıdaki şiirin tadını çıkartamazsınız..

Ay ışığının içinden geçmeli insanBeyaz Kelebekler Vadisi’nde sekize 10 kalaPek hoşuma ‘geliyor’ bu yazı doğrusu!“Hoşuma geliyor” diyorum.. Obje, benden uzaklaşmıyorbana yaklaşıyor yani!

Bir bahar havası ki sorma..Neredeyse, denize ‘giresim’ varBelli olmaz benim işimHele bir de hararet basmışsa..cumburlop suya “düşebilirim”..ihtimal ki böyle bir şey yapabilirim.. Maksat kalbim pekişsin!

Ama,o yaz geceleri yok muo yaz geceleri..Saf sevgi kokan hani..İşte,O yaz gecelerinde adaların üstüne yatar kimi zaman ay..Denizin üstünden karaya doğru.Gümüş rengindedir ışık..Deniz parlar...Ay parlar..

Üçgen gibi süzülür yüreğinize..Gümüş renkli bir nehirdir o!SankiHiç ummadığınız anda umulmadık diyarlaradır yolculuk

Yazının Devamını Oku

‘Nesir’den (Düz yazı), bir ŞİİR nasıl doğar

Tarih 14 Aralık 2011 idi. Stoke City İnönü’de idi..

İngiltere’de hakem oyunlarıyla Beşiktaş’ı yenmişti. Ve ben İstanbul’daki bu maçta, İnönü’nün Basın Tribünü’nde aşağıda link verdiğim yazıyı yazmıştım..

Aradan tam iki yıl geçti.Ben o yazıdaki maçla ilgili bölümleri çıkarttım.Bakın geriye nasıl bir şiir doğdu..11 Aralık 2011'de yazılan yazıhttp://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19467597.asp

Bu şiirdeki tüm cümleler, 2 yıl önce kullanılan “İnönü’de 8’e 10 kala bakın ne oldu” başlıklı makalede kullanılmıştır.. Kısacası düz bir yazı bakın nasıl Şiir doğurmuştur..

NOT: Yukarıdaki linkteki yazıyı okumazsanız aşağıdaki şiirin tadını çıkartamazsınız..

Beyaz Kelebekler Vadisi’nde sekize 10 kala

Pek hoşuma ‘geliyor’ bu yazı doğrusu!“Hoşuma geliyor” diyorum.. Obje, benden uzaklaşmıyorbana yaklaşıyor yani!

Bir bahar havası ki sorma..Neredeyse, denize ‘giresim’ varBelli olmaz benim işimHele bir de hararet basmışsa..cumburlop suya “düşebilirim”..ihtimal ki böyle bir şey yapabilirim.. Maksat kalbim pekişsin!

Ama,o yaz geceleri yok muo yaz geceleri..Saf sevgi kokan hani..İşte,O yaz gecelerinde adaların üstüne yatar kimi zaman ay..Denizin üstünden karaya doğru.Gümüş rengindedir ışık..Deniz parlar...Ay parlar..

Yazının Devamını Oku

Oyuna bak, çay demle..

“Yazı yazmaya değmezdi bu gece!” demiştim ki..

Gençlerbirliği – Beşiktaş maçını izlemek için bir kıtadan bir kıtaya geçtim.
Önce Gençlerbirliği’ni tebrik etmeliyim..
Disiplinden hiç kopmadılar ve maçı sonuna kadar hak ettiler.
Daha az top yapsalar da, şans yanlarında olsaydı Beşiktaş'a fark atarlardı..
Beşiktaşlı oyunculara gelince..
Size söylenecek tek şey olabilir:
Yazık size..Taraftara yaptığınız bu eziyet nedir yahu..!?

Yazının Devamını Oku

Oysa itiraf etmek de bir erdemdir..

Beşiktaş – Elazığ maçı öncesinde bunları söylemezsem çatlarım!

Ölürsem gözüm açık gider derler ya..
O derece yani..

Yıllardan beri oynanırdı bu oyun!
“Karanlıklar Prensleri” devreye girer..
Beşiktaş’ın önünü kesmek için her türlü filmi çevirirler..
Bu oyunun adı, “Kirli oyundur”!

Yazının Devamını Oku

En zoru "Vicdan sofrasına" oturmaktır

Aşağıdaki sözlerle başlamıştım maçı anlatmaya,,

Ama neler oldu neler..!?
Fernandes resmen darp edildi.Mesela, kaleciden dönen top ne zamandan beri ofsayt oldu!
Hakem pozisyonu kesmese resmen 2. Gol.
Kasımpaşalı oyuncunun bilerek gol pozisyonun kesmesi kırmızı kart ve penaltı değil mi?
Oysa ben maç başında ne güzel şeylere tanık oluyordum!
-------------------------------------------------
Şöyle başlamıştım yazıya: Acının rengi yoktur, doğrudur yoktur..

Yazının Devamını Oku

Bir deliyle bizim aramızdaki fark, odur ki..

Varsın maç 1-1 bitsin..

Olsun, bu olayı öğrendiğinizde Beşiktaşlı olmaktan gurur duyacaksınız..

Muhtemelen, bu yazıyı okuduğunuz dakikalarda Beşiktaş – Sivas maçı çoktan bitmiş olacak!
Ama, Kalemlerin Efendisi Yılmaz Özdil’in yarın (Bugün),
Fethiye’nin ve Beşiktaş’ın kurucularından Fethi Bey’in,
yani Yüzbaşı Fethi’nin, nam-ı değer “Tayyareci Fethi”nin öyküsünü okuduğunuzda Beşiktaşlı olmaktan gurur duyacaksınız..

İŞTE YILMAZ ÖZDİL'İN O YAZISIŞİMDİ MAÇA DÖNECEK OLURSAK

Yazının Devamını Oku

39 yıl sonra itirafYaptım ama neden yaptım!

İşte, imkansızı başaran Beşiktaşlı futbolcuların o meşum maçı!

(Bu makalenin kritik iki fotoğrafı yazının en altındadır)

Eskiden Taksim’den Beşiktaş’a dolmuşlar kalkardı.
Çığırtkanlar bağırırdı..
“5 dakikada Beşiktaş, 5 dakikada Beşiktaş..!!”Oysa bu maçtan sonra, “3 dakikada Beşiktaş, 3 dakikada Beşiktaş..” diye bağıracaklardı!
Çünkü, Beşiktaşlı futbolcular imkansızı “başaracaklardı!”Ve o yenilgi için hala ama hala “Nasıl oldu anlayamadık” diyeceklerdi!

Maçın bitimine 4 dakika kala; 3 dakika içinde 3 gol nasıl yemiştir Beşiktaş! Bu olayın sorusuna bile bugüne kadar tahammül edemeyen Sanlı Sarıalioğlu o gün sahada neler oldu saniyesi saniyesine anlatacaktı...

Sanlı Kaptan evinin kapısını bize açtığında, o günleri bir kez daha yaşayacaktı!

Yazının Devamını Oku

Beşiktaş ve Fenerbahçe 3’er defa teneffüse çıktı

Biz gazeteciler TARİHİN TANIKLARIYIZ.. Olmayana, ‘OLDU’; olana, ‘OLMADI’ diyemeyiz..

Unutmayın, ‘Tanrı, eğri çizgilerle bile, doğru yazar..’! (x) İşte bu yüzden, büyük kitlelerin gönüldaşı Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın tarihteki bulaşmasına tanıklık yapmamak olmazdı..
Stadın tam karşında köfte ayran yaptıktan sonra doğru içeri!
Bol kırmızı pul biber ve kekik mutlaka attırın, kokoreç gibi oluyor.
Ayran içmeseniz de olur, çünkü 2.5 TL alıyorlar adamdan!
Taraftarları, Gezi Parkı olaylarında dayanışma gösteren iki takımın aylar sonra ilk randevusuydu bu!
Bakalım ne olacaktı!?
Tabii Beşiktaşlı bazı oyuncular sahaya çıkınca statta keskin bir “Yuh” sesi..

Yazının Devamını Oku

Durgun denizler,yetenekli kaptan yetiştirmez

Baştan söyleyeyim.
Beşiktaş 3-1 aldı maçı..
Ama statta neler oldu?
Onu anlatayım ben size..

Şampiyonluk yarışındaki Beşiktaş için kritik haftalardı.
Konya’ya karşı puan kaybedilmemesi gerekiyordu.
Çünkü, Fenerbahçe, Sivas ve Kasımpaşa gibi arka arkaya önemli karşılaşmalara çıkacaktı.

Yazının Devamını Oku