GeriSeyahat Haftanın alıntıları - MAGAZİN
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Haftanın alıntıları - MAGAZİN

Haftanın alıntıları - MAGAZİN

Yeni trend, tatilden önce maydanoz çorbası diyor, manşetinde, büyük bir gazetecilik başarısına imza atan Akşam-Pencere!

 

Spot: Şimdi yeni trend, uçak yolculuklarından önce ödeme karşı etkili olan ve vücutta su tutulmasını engelleyen maydanoz çorbası içmek. Çorbanın müdavimi çok.

 

Çorbanın müdavimi çokmuş...

 

Akşam-Pencere, 5 haziran

 

*

 

KELEBEK KIZMIŞ

 

Dans Eder Misin? adlı yarışma programının jürisinde yer alan dansöz Asena programa geç kalınca eleştirilmiş, eleştirilince kızmış, çekip gitmiş. Yapımcılar da yerine bir cansız manken oturtmuşlar.

 

Haber bu...

 

Kelebek habere şöyle giriyor: “Asena’nın önceki hafta trafiği bahane ederek canlı yayına yarım saat gecikmesi...”

 

‘Bahane ederek...’ yani baştan mahkûm ediyor Kelebek Asena’yı…

 

Dans Eder Misin? adlı program Doğan Grubu’na dahil Kanal D’de yayımlanıyor ya...

 

Hürriyet-Kelebek, 6 haziran

 

Dipnot: ATV benzer bir programa hazırlanıyormuş. Asena, ister misiniz…?

 

*

 

REHA MUHTAR

 

Reha Muhtar’ın, ‘vicdani ret’ konulu bir yazısında ‘halkı askerlikten soğuttuğu’ gerekçesiyle hakkında dava açılan Perihan Mağden’i ‘küs olmasına rağmen’ savunduğu yazısından bir iki alıntı:

 

“Çünkü bir yazarın hapse girmesini aklım, başım havsalam almaz...”

 

Perihan ancak bir yazarda görülebilecek ölçüde komplike bir kişilik. Karmaşık da diyebiliriz...”

 

Sabah, 6 haziran

 

*

 

SALLA!

 

Şebnem’in sevgilisini starlar paylaşamadı, diyor başlık.

 

“Manken Şebnem Shaffer’in sevgilisi İlhan Doğan uluslarararası LD Kozmetik Gecesi’nde ilgi odağıydı. Ünlü yıldızların boy gösterdiği organizasyonda Doğan’la seksi Hollywood starı Carmen Electra samimi görüntüler sergiledi” diyor spot.

 

Belli ki delikanlı Carmen Electra’nın Boris Becker’in yanına gidip, el kol işaretleriyle ‘Bir fotoğraf çektirebilir miyiz’ demiş, onlar da tanımadıkları bu genci kırmamışlar...

 

Güya Doğan Carmen Electra’yı İstanbul’a davet etmiş, o da memnuniyetle... Hadi ulan oradan!

 

Bayılır bizim meslektaşlar böyle palavralara...

 

Sabah’la Günaydın, 6 haziran

 

*

 

BIRAKIN BU DANDİK ÖDÜLLERİ HABER YAPMAYI

 

Berna Laçin’e ‘en iyi komedyen’ dalında Afife Ödülü verilince, tiyatrocu Nilgün Belgün çok kızmıştı. ‘O oyun komedi değildi’ diye.

 

Haber ‘Nilgün Belgün sonunda ödül aldı’ diye dokurduruyor. Ne almış ödül olarak biliyor musunuz? Kadıköy Güzel Sanatlar Lisesi’nin bu yıl ilk kez düzenlediği (Geleneksel?J) Altın Lale Güzel Sanatlar Ödülü’nü.

 

Liseli çocuklar kusura bakmasınlar ama... böyle üfürük ödüller dağıtılmamalı, alınmamalı ve haber yapılmamalı...

 

Sabah’la Günaydın, 6 haziran

 

*

 

FENERLİLER GELİNCE DENİZLİLİ OH! ÇEKTİ, diyor başlık.

Neymiş? Denizli Valisi Şimşek, Fenerbahçe’yi şampiyonluktan eden Denizli maçından sonra “Ya Fenerbahçe taraftarı Pamukkale’yi boykot ederse” diye endişe ettiklerini ama korktuklarının olmadığını söyledi-miş. (Yeni Şafak, 6 haziran)

 

Yok artık!

 

Vali Fenerbançe taraftarlarını embesil mi sanıyor? Ayrıca gelen yerli turistlerin hangi takımı tuttuğunu nereden biliyor, girişte anket mi yapıyorlar?

*

KÜRESELLEŞMENİN MİMARI CENGİZ HAN, diyor arka manşet.

 

Bilimadamları küreselleşmenin sorumlusunu bulmuş: 800 yıl önce Asya’dan Avrupa’ya uzanan bir imparatorluk kudan Cengiz Han, ticaret ve kültür alışverişini desteklemekle küreselleşmeyi de başlatmış.

 

Bu yüzden ‘küreselleşmenin mimarı’ diyorlarmış Cengiz Han’a. (Yeni Şafak, 6 haziran)

 

Boşverin siz ticareti, kültürü… Bir aralar dünyamızda yaşayan (galiba) 16 milyon insanın (genetik açıdan) Cengiz Han’ın torunu olduğunu da ileri sürmüşlerdi.

 

Cengiz, küreselleşmeyi ticaret ve kültürle değil, asıl (ayıptır söylemesi) ŞEY’İYLE başlatmış! J

 

*

NEREDEN BULDUN?

 

Vatan’ın yeni televizyon yazarı Mehmet Güler politika yazmaya karar vermiş ve Bülent Ecevit’e acil şifalar dileyen bir yazı kaleme almış. Ecevit’in ne kadar güzel bir Türkçe kullandığını (ki doğrudur) söyledikten sonra örnek olarak yazısında ve manşetinde diyor ki ‘ÇEKİNSER’i Ecevit’ten öğrendim

 

İlahi Mehmet Bey meslektaşım, Ecevit’in uydurduğu ve yanlış söylediği belki de tek Türkçe kelimeyi nereden buldun! J

 

Vatan, 7 haziran

 

*

 

BAK BAK BAK!..

 

Hülya Avşar “Çakıl, Zehra’nın (kızı) göbek adı. Babam vefat etmeden önce koymuştu” demiş. (Genellikle, vefat ettikten sonra isim koymak zor olur zaten!) Ve eklemiş:

 

Ölmeden iki gün önce bu ismi söylemesinin bir anlamı olduğunu düşündüm. Çakıl, kayanın ufaltılmışı anlamına geliyor...”

 

Hürriyet, 7 haziran

 

*

 

FUTBOLCUDAN NE KADAR TÜRKİYE GÜZELİ OLURSA…

 

Geçen hafta ‘iskitrarsızlık’ demeyi bilemeyip ‘iktidarsızlık’ diyen spor spikeri Burcu Esmersoy, bu sefer de ‘Fener’in hocası İtalyan olacak, Scolari’ demiş.

 

Halbuki adından da anlamışmadığı gibi Scolari, Brezilyalı...

 

Kızın kabahati yok, Türkiye güzelinden futbol sunucusu yaparsan olacağı budur! J

 

Sabah, 8 haziran

 

*

 

O BAŞKA!

 

Bu arada, aynı sunucu Dünya Kupası hakkında da fikrini söylemiş:

 

Brezilyalı futbolcuları beğeniyorum!”

 

Bak bu iyi işten anlar...

 

Sabah’la Günaydın, 9 haziran

 

*

 

ABARTMAYIN!

 

Bu terbiyesizlik (sunucunun değil kanalın yaptığı terbiyesizlik) sporla da sınırlı değil. Alın size daha vahim bir haber:

 

Ceyda Düvenci, 12 Haziran tarihinden itibaren hafta içi her gün ekrana gelecek. Bodrum’dan canlı olarak yayınlanacak olan programında tamamen kültür ve sanat haberleri vereceğini duyuran Düvenci, çok mutlu olduğunu belirtti.”

 

Bugün-Melodi, 8 haziran

 

*

 

ALLAH ADAMI AYKUT IŞIKLAR’IN DİLİNE DÜŞÜRMESİN! derim ya hep...

 

Hani Mehmet Ali Erbil, Kanal D’de Çarkıfelek’i sunuyordu ve büyük ikramiye de otomobildi bir zamanlar; bir taraftan da atv’de yayımlanan Tatlı Kaçıklar adlı sitkom’da oynuyordu o günlerde.

 

Işıklar soruyor: Tatlı Kaçıklar setinde çalışan kaç kişi Çarkıfelek’ten otomobil kazandı, bilen var mı?

 

Bugün, 8 haziran

 

*

 

OKŞAN ABLAM’DAN BİR RÜYA TABİRİ...

 

Okuru ‘Ünzile’ yazıyor:

 

“Rüyayı erkek arkadaşım görmüş. Rüyasında 4-5 koyunla beraber köy yolunda, ortamın (?) tamamen karlı kaplı olduğu yolda koşuyormuş. Cuma namazına yetişmek istiyor. Abdest alacak yer bulamıyor. Sonra bisiklete binip ben geliyorum ve beni görüyor. Bisiklete arkaya biniyor, sonra bir müddet gidiyoruz ve benim yanaklarımdan öpüyormuş. Sonra yolda karşıdan gelen başka bir bisikletliyle çarpışıyoruz ama bir şey olmuyor. Cumaya yetişemiyor.”

 

Bu rüyayı, Radikal’in muteber dizi yazarı Haydar Dümen nasıl yorumlardı bilmiyorum ama 6.His sahisi Okşan Abla bey abimizin yorumu şöyle:

 

Arkadaşınızın rüyası, iffetli ve saygın bir bayanla evleneceğine işaret etmektedir. Arkadaşınız hayırlı ve bereketli mala sahip olarak geçici sağlık sorunları yaşayacak. Bu arada arkadaşınızın istediği şeyin güç olduğu, rüyasından anlaşılıyor...”

 

Vay be!

 

Şok, 8 haziran

 

*

 

DAHA NELER GÖRECEĞİZ BAKALIM!..

 

Bedenlerini kadavra olarak bağışladılar, diyordu haber. “Hürriyet’in vefat ilanları arasındaki dün bir ilan dikkati çekti. İzmir’de, önceki gün yaşamını yitiren 77 yaşındaki Durgut Kaya Akalın bedenini öğrencilere teslim ediyordu. Yani kadavra olarak bağışlıyordu. İlginç olan, Akalın’ın ev kadını olan eşi Kutber Akalın da 5 yıl önce yaşamını yitirmiş ve cenazesini, Tıp Fakültesi öğrencileri için bilime adamıştı...” (Hürriyet, 9 haziran)

 

O ilan benim de dikkatimi çekti.

 

Bedenini yahut bir sevdiğinin bedenini kadavra olarak tıbba bağışlayanları duymuştum da... ‘Biz babamızı / amcamızı / arkadaşımızı / her kimse kadavra olarak tıp fakültesine bağışladık” diye ilan vereni ilk kez duyuyorum, görüyorum.

 

Her halde bu da bir orijinallik...

 

*

 

ÖLÜM SEBEBİ = CEHALET

 

Mehmet Y.Yılmaz yazdı, son bir ayda Diyarbakır Tıp Fakültesi Hastanesi’ne ‘damdan düşerek yaralanmış’ 110 kişi getirilmiş, bunların 12’si kurtarılamamış.

 

Son dört yılda bu şekilde 1.600 kişi yaralanmış, 90 kişi de ölmüş. (Hürriyet, 9 haziran)

 

Biliyorsunuz, her sonbaharda yazarım: “Bursa bölgesinde sobadan zehirlenme mevsimi açılıyor, aman dikkat!” diye. Yine de yüzlerce kurban veririz kömür dumanına...

 

Güneydoğu Anadolu’da damdan düşerek veya akrep sokması sonucu, Bursa yöresinde dumandan boğularak, Karadeniz’de mantardan zehirlenerek ölmemenin tek çaresi, maalesef... EĞİTİM!

 

Biz insanlarımızı mantara, dumana, akrebe, dama kurban vermiyoruz, eğitimsizliğe ve cehalete kurban veriyoruz...

 

*

 

LA BRUY’Ü BİLMEM AMA…

 

Ali Atıf Bir’in köşesinde, “Cuma Lakırdısı”kutucuğunda şöyle bir vecize okudum.

 

Dünyada başarı kazanmanın iki yolu vardır: kendi aklından faydalanmak veya başkalarının akılsızlığından yararlanmak.”

(Doğrudur ve bizim gazetede - Serdar bunu yazan, Ali Atıf Bir değil – ikinciler birincilerden daha kalabalık!)

 

Bu çok doğru söz LA BRUY’ye aitmiş...

 

‘La Bruy’ isimli birini duymamıştım bugüne kadar. Kimdir diye aradım, böyle birini bulamadım.

 

Ama bak mesela La Bruyère’i tanırım.

 

Hani “İnsanın güzel şeyler söyleyecek kadar bilgisinin veya susacak kadar sağduyusunun olmaması acıdır” diyen büyük Fransız yazarı...

 

Hürriyet-Cuma, 9 haziran

 

*

 

DON KAYA

 

Tempo dergisi ‘Hülya Avşar’ın eski kocası’ sıfatıyla Türk büyükleri arasına giren Kaya Çilingiroğlu için ‘Don Juan mı yoksa Casanova mı?’ diye felsefi bir konuya dalmış.

 

İlgili yani Kaya Bey cevap vermiş: ‘Ben Don Cazanova’yım!

 

Don tamam da, Casanova’yı bilmem!

 

Hürriyet-Kelebek, 9 haziran

 

*

HAFTANIN EN KOMİK HABERİ

 

Günay Restoran’da bir düğünde sahneye çıkan Fatih Ürek’in kulisten cep telefonu ve 2.000 lirası çalınmış.

 

Evlenen çift... Hacıhüsrevli imiş!

 

Yani göz göre göre !.. J

 

Vatan, 9 haziran

 

*

 

TABİİ Kİ İZMİRLİ!

 

Gül Gölge adlı bir güzel kadın var. Beğeneni çok, Allah bağışlasın.

 

Vatan’ın magazin ilavesi ‘fenomen’ dediği bu hanımkızı şöyle tanıtıyor:

 

Türkiye’nin en seksi kadını. Tabii ki İzmirli!”

 

Gül Gölge’yi tenzih ederek, lafım ona değil, piyasada ‘seksi’ ve / veya ‘güzel’ diye gezen bir sürü ‘İzmirli’ kadına bakarak söylüyorum:

 

Bu durum İzmirli kadınların güzelliğini göstermez ve övünülecek bir şey değildir!

 

Vataniki, 9 haziran

 

*

 

GÜZELLİĞİNİ TUZA BORÇLU, diyor başlık.

/images/100/0x0/55eace8df018fbb8f897ead0

 

Yukarıda sözünü ettiğimiz Gül Gölge’nin vücudunda tek bir estekik bile yokmuş, ama ileride gerekirse yaptırabilirmiş.

 

Güzelliğini ara sıra yüzünü tuzla ovmaya ve bol bol havuç yemeye borçluymuş… (Bugün, 10 haziran)

 

Yandaki iki fotoğrafı karşılaştırırsanız eğer, tuz sürmenin, yoğurt maskesi yapmanın, nemlendirici kullanmanın ve bol bol havuç yemenin insanı sadece güzelleştirmekle kalmadığını, mesela burnunun şeklini değiştirdiğini, hatta, göğüslerini de büyüttüğünü (!) gözlerinizle göreceksiniz!

 

*

 

NE MUHTEŞEM GÖSTERİDİR KİM BİLİR!

 

‘Kam’ adını verdiği bir albüm çıkaran ve estralara gitmeye başlayan eski mankenlerden Gizem Özdilli ‘Aşk ihtiyacımı sahnelerde gideriyorum’ demiş.

 

Gizem kızın sahne şovunu mutlaka görmem lazım demek ki!!! J

 

Sabah’la Günaydın, 9 haziran

 

*

 

BAYILIYORUM MAGAZİN GAZETECİLERİNE, VALLAHİ!

 

Beyaz Şov’a davetli olan Kaya Çilingiroğlu, eski karısının eski sevgilisi Tanju Çolak’la birlikte programa çıkmayı reddetmiş. (Tanju o tarihte evliydi biliyorsunuz. Onun için Hülya Avşar’ın boynuzlanmaktan şikayet etmemesine şaşmadık.)

 

Tanju Çolak ise ‘Aslında ben İbrahim Tatlıses’i de bekliyordum’ diyerek (İbo da Hülya Avşar’ın eski sevgililerinden. O da evliydi...) Kaya’ya laf geçirmiş.

 

Beyaz ise durumu nasıl idare edeceğini bilememiş…

 

Haber önemli değil zaten, haberin giriş cümlesi muhteşem:

 

Aşk eski bir yalan, canlı yayında durumu toparlamak zor olan…”

 

Takvim, 10 haziran

False