GeriSeyahat Hababam Sınıfı'nın çanı yerlilerin penis kabı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Hababam Sınıfı'nın çanı yerlilerin penis kabı

Hababam Sınıfı'nın çanı yerlilerin penis kabı

Yapı Kredi Kültür Merkezi Vedat Nedim Tör Müzesi'nde ilginç bir sergi var: Hisseli Harikalar Kumpanyası. Sergi oyuncaklardan doldurulmuş hayvanlara, ev araçlarından ilk dizüstü bilgisayara kadar yüzü aşkın sıradışı objeden oluşuyor.Beyoğlu'nda Yapı Kredi Kültür Merkezi'nde açılan sergi, birçok koleksiyonerin topladığı, sakladığı objeler arasından seçilerek hazırlandı. Sergideki nesnelerden bir kaç örnek sayalım: Kemal Suman koleksiyonundan pilise yapma, jilet bileme, elma soyma aletleri, Nuri Çolakoğlu koleksiyonundan dünyadaki altı örnekten biri olan ilk dizüstü bilgisayar, Ahmet Tengüz koleksiyonundan cumhurbaşkanlığı forsunun ilk kalıbı, Fatih Kekevi koleksiyonundan devekuşu avlama aleti, Rıfat Uçman koleksiyonundan çekirdek çıkarıcı mutfak aleti, Mert Sandalcı koleksiyonundan Yanni Barahanesi'nin bira kupası... Sergiye katılan koleksiyonerler bu objeleri niye, nasıl topladıklarını da anlattılar. Örneğin bakın Turgay Tuna, neler yazmış:‘‘Baykuş tutkusu bende yıllar öncesine, çocukluğumda çevremin farkına vardığım ilk dönemlere kadar uzar gider. İnsanların bu güzel hayvanı neden sevmediklerini kendi kendime sorar dururdum. Çocukluğumda başlayan bu tutku, bir virüs gibi kanıma giren koleksiyonculukla birleşince, büyüklü küçüklü her tür malzemeden yapılmış baykuş toplama merakına dönüştü. Hatta evde baykuş beslemeye kadar gitti bu iş. Yurt içi ve yurt dışı seyahatlerde bulunup alınanlar, kadirşinas dostların getirdikleriyle birleşince renk renk, ahşap, pişmiş toprak, bakır, taş, cam, plastik, porselen ve daha sayamadığım bir çok maddeden yapılmış küçük bir baykuş ordusu oluşmaya başladı. Sizi sevmeyenlere sitem olsun! Biz sizleri çok seviyoruz, baykuşlar...’’Ya M. Muhsin Bilge'nin binlerce yıllık bir fosil sanarak aldığı deniz kestanesine (latincesiyle echinocardium sp.) ne demeli?‘‘Beyazıt Çınaraltı'nda dolaşıyorum, bir adam yerde serili tezgáhta yarı değerli taşlar sergiliyor. Bunların içinde açılmış bir el büyüklüğünde, yarım küre biçiminde üzerinde deniz yıldızı gibi bir biçimi olan bir fosil dikkatimi çekti. 'Deniz yıldızlarının ataları tombul ve oturaklıymış' diye düşündüm içimden. Satıcı Doğu Anadolu'daki köylerin civarında bunlardan çokça olduğunu anlattı. Ofisimde káğıt ağırlığı olarak kullanabileceğimi düşündüm. Temizlenince, bizim deniz yıldızının altındaki ve üstündeki olağanüstü nakışlar ortaya çıktı ve çalışma masamın üstündeki yerine kuruldu. Aradan bir iki sene geçti, büroma gelip gidenlerle birlikte deniz yıldızımızın atasını cık! cık! cık! nidalarıyla seyrediyoruz. Bir gün denizkabukları satan bir dükkanın vitrininde bizim fosilin bembeyaz kabuk halini görmez miyim? Meğer bu bildiğimiz deniz kestanesi imiş.’’Balkan Naci İslimyeli de Venüs'ün Doğuşu heykelciğini şöyle anlatıyor:‘‘Boticelli'nin o sedef tenli Venüs'ünün, Marilyn Monroe'nun çapkın duruşuyla karıştırılıp barıştırılmasıyla oluşmuş bu olağanüstü 'yoz' heykelciklerdeki ince mizah beni büyülemişti ilk gördüğümde. Sarışını ve esmeriyle çeşitlendirilen bu çapkınlık serisi de ayrı bir pazarlama şaheseri bence.’’
False