GeriSeyahat Gurme
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Gurme

Gurme

Ankara’nın tatlarıYine Ankara’daydım birkaç günlüğüne.İnsan doğup büyüdüğü kentten bir süre uzak kalınca, arada olan değişiklikler gerçekten çarpıcı gelebiliyor.İki akşam kaldık Ankara’da, ikisinde de benim için yeni olan ama tahmin ediyorum ki Ankaralılar tarafından çok da iyi bilinen iki keyifli yerde akşam yemeği yedik.İlki Mest Restaurant’tı. Ankara’nın akşamlarında güzel bir serinlik oluyor.Mest’in bahçesi de bu güzel yaz akşamlarının tadını çıkartmak için dört dörtlük doğrusu.Mest’de güzel makarnalar, soslu tavuklar, güzel ve taze balık ve et yemekleri bulunuyor.Mutfak ağırlıklı olarak İtalyan mutfağı esas alınarak organize edilmiş durumda.Tatlı da dahil adamakıllı yiyip, içkinizi içtikten sonra adam başı üç milyon lira ortalama hesapla çıkabiliyorsunuz.Tabii Ankara’da popüler olan bir yere gittiğinizde tanıdıkları görmemek mümkün değil.O gece de bir baktım bizim gazetenin ‘ağır topları’ da orada. Eşim ‘‘Baksana kimler var’’ dedi. Ben ise belki yanlarında politikacı filan vardır da gecem berbat olur diye onlardan saklandım.***Babam ile öğle vaktinde güzel yemek yiyebileceğimiz bir yer arıyorduk.Daily News’e girdik.Meslektaşım İlnur Çevik gerçekten özen vererek insanlara keyifli bir mekan oluşturmuş.Burada yemekler hem inanılmaz hızlı hazırlanıyor, hem de bu inanılmaz hıza rağmen acayip de lezzetliler.Mönüdeki yemekler özenle belirlenmiş. Babam bir Çin usulü et yedi, lezzeti damağında kaldı.Ben yediğim salatadaki sosun tadını hala daha unutamıyorum.Buranın da bahçesi insanı son derece rahatlatan bir mekan olarak düzenlenmiş.İlnur, mutfağa büyük yatırım yaptıklarını, en son olarak sadece yeni düzenleme getirmek için 60 bin dolar harcadıklarını söyledi.Aşçılara da her türlü imkanı sağlamışlar.Dışarda yayınlanan bütün yemek kitaplarını getirtip, aşçılarla birlikte inceliyorlar ve sonra yeni tadlar yaratmak için işe girişiyorlar.Herşeye özen gösterildiği hızlı servis yapılan yemeklerin harikulade tadından belliydi.***İşin içinde babam olur da meyhaneye gidilmez mi hiç?Son akşam da Yosun’a gittik.Rum etkili mezeleri ve tabii ki balığıyla tipik bir eski İstanbul meyhanesi burası.O akşam yağmur yağdığından. dışarda bahçede oturamadık ama olsun içerde de çok hoş taverma müziği çalıyordu.Çupra’lar da harika tazeydi doğrusu.Bu restoranın ortakları arasında Tolon Benli’nin ismi gözüme çarptı.Tahmin ediyorum ki o 1970’li yıllarda Ankara’da sükseli restoranı bulunan aynı Tolon almalı.Zaten bu meyhanede hem servis hem de mezelerin lezzeti itinalı bir restorancının işin başında bulunduğunu gösteriyordu.***Pazar günü otobüsümüze binmeden önce bir de brunch yapalım dedik.Paul’e gittik. Anladığım kadarıyla burası çok popüler olmalı çünkü acayip kalabalıktı.Zaten dışarda oturulacak yeri kısıtlı olduğundan yer bulmak mucize özellikle pazar günleri.Tabii ki Paul’de muhteşem pastalar, çörekler var. Omletler var, güzel soslu salatalar var.Var da servis sistemi son derece gayrı-pratik.Bu nedenle de hem müşteriler, hem de garsonlar bu daracık mekanda sürekli hareket etmek zorundalar.Bu tuhaf sisteme bir çözüm bulmaları acilen gerekiyor.Bu oluncaya kadar yapılacak en iyi şey oradan pastaları çörekleri paket yaptırıp eve götürmek bence.
False