Güneş Taner politikası desteklenmeli

Geçen cuma akşamı Başbakanlık Konutu'ndaydım. Bu Konut'a son gittiğimde Başbakanlık koltuğunda Necmettin Erbakan oturuyordu.Cuma akşamı Konut'a adımımı attığım anda, Türkiye'de etkili iki üslubun birbirinden ne kadar farklı olduğunu hissettim.Sanki iki ayrı dünya söz konusuydu.Birincisinde etrafta kahverengi elbiseli, sakallı insanlar geziyordu.Çoğunun çorapları beyazdı.Erbakan'ın etrafında, bir şeyhin müritleri gibiydiler.Binaya ağır bir hava çökmüştü.Geçen cuma günü ise atmosfer tamamen farklıydı. Her şeyden önce binada belirgin biçimde kadınların egemenliği göze çarpıyordu.KADINLAR HÁKİMİYETİBaşbakan'ın eşi Berna Yılmaz oradaydı. Küçük çocukları Hasan, her zamanki rahat kıyafeti ile ön plandaydı.Alman Focus Dergisi, Yılmaz Ailesi ile röportaja gelmişti. O nedenle evin ayrılmaz parçası olan Danois cinsi köpek Daisy de Konut'a getirilmişti.Berna Yılmaz, ‘‘Fotoğrafı çekileceği için Daisy'yi bir güzel yıkadık’’ diyor.Girişin sol tarafındaki salon tamamen kadın yöneticilerin egemenliğinde. Yılmaz'ın genel başkan seçildiği günden beri yanında olan Sevgi Ulasay oradaydı. Tabii, Başbakan'ın hem muhalefette, hem iktidarda sağ kolu olan ilk kadın özel kalem müdürü özelliğini taşıyan Sema Erdem de aynı salondaydı.Berna Yılmaz, Konut'un residans kısmını tamamen kapatmış. Sadece çalışma bölümü açık.DEĞİŞMEYEN KANALSalondaki açık televizyona dikkat ediyorum. Televizyonun kablo sistemi, Refahyol zamanında ayarlanmış. İlk kanal bu partinin görüşlerini savunan Kanal 7.Sonra TRT kanalları geliyor. TRT 3'te nefis bir Pink Floyd programı var. Hepimiz eski günleri hatırlıyoruz.Sonra salona geçip, Başbakan Yılmaz'la sohbet ediyoruz. Bu sohbetin ana hatları dünkü Hürriyet'te yayınlandı.Ben biraz da ekonomik konulardan söz etmek istiyorum.Hükümetin ekonomik konulardan sorumlu iki bakanının arasındaki çatışma görüntüsü birçok insanı rahatsız ediyor.Başbakan'a bunu soruyoruz. Yılmaz, ‘‘Ekonomik konuların koordinasyonundan ben sorumluyum’’ diyor. Sonra şöyle devam ediyor:‘‘Belli alanlar, birden fazla bakanlığı ilgilendirdiği için mutlaka koordinasyon ihtiyacı ortaya çıkıyor. Bu koordinasyonu bir bakan da sağlayabilir. Ama, bizim sistemde koordinasyon görevini başbakan sağlar. Bütün şeylerde koordinasyon görevi benimdir. Ben ilk başbakanlığımda ekonominin koordinasyonunu Ekrem Pakdemirli'ye verdim. Ama gördüm ki, bu iyi bir yol değil. Rahmetli Özal da zamanında aynı şeyi yaptı. Yani ekonomi, başbakan dışında başka birinin koordinasyonuna verilemez, verilirse, mesela özerk çalışması gereken kurumlar var.KOORDİNATÖR BENİMMerkez Bankası, SPK gibi. O zaman oralarda çatışma ortaya çıkıyor. Mesela Rüşdü Saracoğlu ile Ekrem, zamanında Merkez Bankası ile tam uyum sağlayamadı. Koordinasyonun tam yürümesini istiyorsan, belli sorumlulukları bakanlara vereceksin, ama nihai sorumlulukları hep kendi elinde tutacaksın. Ben şimdi para piyasaları ile ilgili bütün yetkiyi Güneş Taner'e, dış piyasalarla ilgili bütün yetkiyi Işın Çelebi'ye verdim. Merkez Bankası'na sen özerksin, özerk çalışacaksın, hiçbir bakana tabi değilsin dedim. Nihai koordinatörlüğü ben üstlendim. Yüksek Planlama Kurulu'nu da biliyorsunuz, muntazaman 15 günde bir topluyorum.’’Ama insan bazı konularda kimin söz sahibi olduğunu da merak ediyor. Mesela özelleştirme kime bağlı?‘‘Özelleştirme bana bağlı. Ama Özelleştirme Kurulu'nda Güneş de, Işın da var. Şimdi eleştiriyorlar, çok başlılık oluyor diye. Bu olacak, bu işin tabiatında var. Ekonomide hiç kimse, rahmetli Özal dahi, o kadar yetkili olduğu halde, kendi tezinde ısrar etme hakkına sahip değildi. Ekonomi mutlaka istişareyi gerektirir. Çeşitli görüş, öneriler ortaya konulur. Tartışılacak, bazıları denenecek, sonuçlarına göre yeniden revize edilecek falan filan. Hiç kimsenin öyle ekonomi alanında tek yetkiyle, tam sorumlulukla işi koordine etmesinin doğru olmayacağını gördüm. Onun için ekonomiyi devamlı kurul olarak götürüyorum. YPK'yı devamlı topluyorum.’’Ekonomik konular çok önemli. Aklı başında herkes şu fikirde birleşiyor. Türkiye'nin ekonomik konularda tam anlamıyla bir gerçekçiliğe ihtiyacı var. Ve yine herkes biliyor ki, hükümet içinde ‘‘gerçekçiliği’’ Devlet Bakanı Güneş Taner temsil ediyor.TANER GERÇEKÇİLİĞİTayland'da yaşanan son kriz, Güneş Taner tipi gerçekçi politikaların önemini bir kere daha ortaya çıkardı. Türkiye'nin, önümüzdeki dönemde Tayland'ın düştüğü duruma düşmemek için mutlaka ve mutlaka Güneş Taner'in ekonomide ağırlığını artırdığı bir zihniyete ihtiyacı var.Hong Kong'da yapılan Dünya Bankası toplantısında Taner'e gösterilen büyük ilginin anlamı da işte bu durumdan kaynaklanıyor.
X

Geleceği kim kazanacak 12.7 santim şortlular mı kızılelmacı Genk'ciler mi

Önümde önceki gün açıklanan bir araştırma ve Ağustos 2020’de yayınlanan bir kitap duruyor.

 Araştırma Amerika’da yapılmış, kitap ise Türkiye’de yazılmış.

 Araştırmayı Amerikalı yatırım şirketi Piper Sandler yaptırmış.

 Kitabı ise Türkiye’de Aydınlık grubuna ait Kaynak Yayınları yayınlamış.

*

Araştırma ABD’de “Z kuşağı”nın pandemi dönemindeki yeni trendlerinin insan ve çevre konusunda nasıl duyarlı bir kuşak yarattığını ortayla koyuyor.

 Türkiye’de yayınlanan kitap ise “Z kuşağı”nın “emperyalizmin dayatması”, ruhsuz, vatan duygusundan yoksun zehirli bir sarmaşık olduğunu anlatmaya çalışıyor.

 Kısaca bir tarafta K kuşağı (GENK) denilebilecek “korona öncesi” bir Kızılelma kuşağının bakış açısı...

 Öteki tarafta ise postkorona dönemin işaretini veren yeni bir Z kuşağı (GENZ) duyarlılığı...

Yazının Devamını Oku

Timur Selçuk'u seven Emine Hanım bunu da sevecektir

Son günlerde Selda Bağcan’ın 1971’de söylediği bir şarkıyı yeniden keşfettim...

Adı “O Günler...”

Hiç de alışık olmadığımız bir Selda Bağcan şarkısı...

Söylendiği yıl 1974...

12 Mart ara rejimi geride kalmış.

Türkiye Kıbrıs’a çıkmış.

Ülkenin en laik kesimi ile en muhafazakâr kesimi koalisyon hükümetinde bir araya gelmiş.

Türkiye yaralarını sarıyor...

Yazının Devamını Oku

Yeni başkandan sonra Dışişleri Bakanı da Maçakızı'ndan çıktı

Evet bildiğimiz Türkbükü’ndeki Maça Kızı’ndan...

Daha doğrusu Maçakızı’nın kurucu ortağı Sahir’in İstanbul’daki yalısından.

Arkasında çok güzel bir hikâye var ama önce dün gece gelen haberle başlayayım.

ABD’nin yeni başkanı Biden dün sabaha karşı Dışişleri Bakanlığı’na kimi getireceğini açıkladı.

Bakanlığa getireceği isim Antony Blinken’miş...

Şimdilik sadece şunu söyleyeyim.

ABD Dışişleri Bakanlığı’na bir gitarist geliyor.

Ama önce dün sabaha karşı bu haberi okuduğumda ilk aklıma gelen şeyi yazayım...

Yazının Devamını Oku

Demir Lady mi güçlü yoksa Çelik Kraliçe mi

İngiliz sarayını anlatan “Crown” dizisinin son bölümünü, tabii yine çok severek izledim.

Bu sezonun bana en ilgi çekici gelen bölümü, sonlarda Kraliçe Elizabeth ile Başbakan Thatcher arasındaki konuşmaydı.

*

Falkland savaşını kazanan, yaptığı radikal reformlarla İngiliz ekonomisini düze çıkarmak üzere olan Thatcher, bunlara rağmen popülaritesini kaybetmiş, artık partisi içinde zayıflamıştır.



Partisi istifa etmesini istemektedir.

Yazının Devamını Oku

Yarın o haritada Ankara tuşuna basınca ne çıkacak

2019 yılında Lady Gaga’nın o harika caz konseri için Las Vegas’a gittim.

1. Dördüncü gidişimdi. Bugüne kadar bana kimse orada bir “Mob Museum” olduğunu söylememişti.

Yani bir “mafya müzesi”nin...

Bu müze 14 Şubat 2012 günü açılmış. Bina 1933 yılında yapılmış ve uzun yıllar Las Vegas posta bürosu ve mahkemesi olarak hizmet vermiş.



Yani Las Vegas mafyasının üyeleri bu binadaki mahkeme salonunda yargılanmış ve mahkûm olmuş.

Yazının Devamını Oku

WhatsApp grupları çorabı delik kareyi niye çok sevdi

Bu fotoğraf bize bir WhatsApp grubundan geldi.

İlk gören eşim Tansu’ydu...

Altında şu yazıyordu:

“En sağdaki Prof. Uğur Şahin, aşıyı bulan biliminsanı. Almanya’da çekilmiş. Kucaktaki kardeşi diş hekimi, ayakta çorabı delik olan modacı olmuş.”

*

Evde hepimiz ilk bakışta çok sevdik bu kareyi.

Tansu çok etkilendi ve Instagram hesabından paylaştı.

Ancak bir süre sonra bir izleyicisinden şu notu aldı:

“Fotoğraf 1975’de Düsseldorf’a göçmüş bir aileye ait...”

Yazının Devamını Oku

Yanan Vaniköy Camisi'nin minberindeki hayalet

Yanan Vaniköy Camisi’nin yeni yöneticisi Uğur Vanioğlu camiyi teslim alırken bir sayfalık ayrıntılı bir devir teslim belgesini imzaladı.

Belgenin adı “Mülhak Vakıflar Devir Teslim Tutanağı”...

Bu tutanağı görmedim
ama eski tutanaklardan
bildiğim bir şey var.

Bu tür vakıf devir teslimlerinde her şey madde madde yazılır.

Neler mi?

Caminin işletme defteri.

Yazının Devamını Oku

Yanan Vaniköy Camisi ne zaman kime devredildi

Dünkü yazımda Vaniköy’de yanan cami ile ilgili bir gözlemimi aktarmış ve bir eleştiride bulunmuştum.

Vakıflar Genel Müdürlüğü Bölge Müdürü Musa Akdeniz bir bilgi notu gönderdi.

Arkasından Kültür Bakanı Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan da aradı.

Her ikisi de ilginç bilgiler verdi.

Geçen pazar gününden beri kamuoyunun dikkatini çeken bu camiyle ilgili ilginç bilgilere yer verilmişti.

Bugün bu bilgileri sizinle paylaşmak istiyorum.

*

Bu cami 1671 yılında Bursa’da

Yazının Devamını Oku

Patlamayan şampanya patlayan bir gazoz ve...

Pazar günü Formula 1 final törenini izliyorum...

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp, Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

*

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Herkes Formula 1’in geleneksel şampanya patlatma seansını bekliyor.

Ama o ne?

Gazoz patlıyor...

Yazının Devamını Oku

Kozmik odadan çalıp açık kürsüden satmak

O günü hayatım boyunca unutmayacağım...

Bir bahane uydurularak Türk ordusunun en gizli kalması gereken bölümünün kapıları kırılarak içine girildi.

Girdikleri yer “Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığı”ydı.

Orası neresi mi...

Ülkemiz işgale uğrarsa, vereceğimiz kurtuluş savaşında hangimizin nerede görev alacağını, hangi silahın nerede gömülü olduğunu, nasıl haberleşeceğimizi gösteren planlar ve isimler...

*

Hepsi tek tek çalındı.

Bir savaş halinde işgalci düşmana karşı vereceğimiz savaşın, yani beka savaşının bütün şifreleri, planları çalındı.

Ve kopyalandı...

Yazının Devamını Oku

Acil koduyla çağrılan bir 'balarısı haritası'

Son 72 saatte Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden gelen mesajları alt alta yazıyorum.

Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan konuştu ve dedi ki:

Önümüzdeki aylarda öngörülebilir, kolay erişilebilen yargı sistemi için adımlar atacağız...”

*

Bu cümlelerin ne anlama geldiğini ise iki gün sonra Adalet Bakanı Abdulhamit Gül açıkladı.

Bir kere daha benim şahsi zabıtlarıma geçmesi için en önemli maddelerini yazıyorum.

*

“Yargı, hiçbir kişi, kurum veya merciden emir, talimat, tavsiye, telkin almaz. Hiç kimse ve Adalet Bakanlığı da dahil olmak üzere hiçbir kurum yargı yetkisini kullanan mahkemelere vekâleten konuşamaz.”

*

Yazının Devamını Oku

Bir 'evet ama yetmez'cinin 18 aylık dolar kayıtları

Bundan 18 ay önce 31 Mayıs 2019 günü yazdığım yazının başlığı şuydu:

“Ben de tarihe ‘Yetmez ama evet’çi olarak mı geçeceğim...”

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir gün önce Külliye’de “Adalet ve Yargı Reform Paketi”ni açıklamıştı...

Cumhurbaşkanı o gün Türkiye’ye ve bütün dünyaya şu mesajı vermişti:

“Olağanüstü hal hukuku dönemi kapanıyor...”

*

Cumhurbaşkanı o gün Adalet Reformu’nu “9 Amaç” başlığı altında toplamıştı.

Konuşmasında şu cümleleri dikkatle not almıştım.

*

Yazının Devamını Oku

Covid-19 aşısını bulan ekibin üçüncü kişisini de tanıyalım

Türkiye 10 Kasım günü Atatürk’ü anarken, İngiltere’nin en önemli gazetelerinden The Times’ın kapağında da karıkoca bir Türk çiftin fotoğrafı vardı.

1) Özlem Türeci ve Uğur Şahin...

Bu iki isim, şu an dünyayı sarsan, ekonomileri durduran, milyonlarca insanın hayatına ve işine mal olan COVID-19 virüsüne karşı ilk etkili aşıyı bulan insanlardı...

Yani onlar antibiyotiği bulan Alexander Fleming kadar önemliydi.

O nedenle haklı olarak dünyanın önde gelen bütün medya kuruluşlarının manşetindeydiler...

2) DÜN NAVTEX İLAN EDİLİRKEN MANŞETTEKİ O ÜÇÜNCÜ KİŞİ

ANCAK bu buluşun üçüncü bir kişisi daha vardı ki, onu manşetlerde fazla görememiştik...

Bazılarımız yabancı televizyonlarda rastlamıştı ama bu üçlü arasındaki ilişkinin en renkli ve sembolik kısmını görememiştik.

Yazının Devamını Oku

Aşının ilk etkisi yaşayan millet üzerinde, ikincisi ise

Ne şu ne bu...

Ne şunun gidişi ne bunun gelişi...

Bugünün en büyük haberi COVID-19 virüsüne karşı yüzde 90 etkili aşının bulunması...

Buluşun arkasında bir Türk kadını ile bir Türk erkeğinin bulunması da milletçe bonusumuz...

Aşı bulundu ve herkes gözünü piyasalara, borsalara dikti...

Tabii ki yükseldi...

Ama bana göre hayata dönüşün ilk harika işareti başka yerden geldi....

Live Nation’dan...

Yazının Devamını Oku

İktidardaki şeytan mı daha tehlikeli, muhalefetteki mi

Farkında mısınız...

Amerikan başkanlık seçiminin ortaya koyduğu çok tuhaf bir durum var:

KAZANAN: ABD’de bugüne kadar bir başkan adayının aldığı en yüksek oyla seçildi.

KAYBEDEN: ABD’de bugüne kadar bir başkan adayının aldığı en yüksek oyla kaybetti...

Terazinin bir tarafı daha ağır bastı...

Ama öteki tarafı da ağır bastı...

Gelin öyleyse bu tuhaf şeytan terazisinin iki tarafında ne vardı ona bakalım...

Seçim sonrası

Yazının Devamını Oku

Emine Hanım'dan Sezen'e Ajda'dan Tarkan'a en sevdiğimiz Timur şarkıları

Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan’ın mesajını da görünce, dünden beri şu sorunun cevabını arıyorum...

Son yıllarda adını çok az duyduğumuz Timur Selçuk nasıl oldu da, şu bölünmüş ülkede sağdan sola hepimize hayır duası okuttu?

İşçilerle 1 Mayıs şarkısını, ODTÜ öğrencileri ile Deniz Gezmiş’e ithaf edilen şarkıları söyleyen bir sanatçı, nasıl olur da Emine Erdoğan’ın gençliğinin de şarkıcısı olabilir?

Olabiliyormuş demek ki...

*

Bu ülkede pek çok insanın kafasında bir Timur Selçuk şarkısı vardır.


Yazının Devamını Oku

Önce 2 telefon geldi sonra da bu fotoğraf

Hani bir milletvekilinin Türkan Şoray için sarf ettiği o süfli cümleler vardı ya:

“Çamuriyetçi, HDPKK’cı, Amerikancı, İsrailci, emperyalist işbirlikçisi...”

Aynen böyle demişti...

*

Yazının çıktığı gün bir milletvekili aradı.

AKP Grup Başkanvekili Naci Bostancı’ydı...

O gün yazımı okuduktan sonra Türkan Hanım hakkında o sözleri söyleyen milletvekilini aramış ve bu sözleri tasvip etmediğini söylemiş.

Telefonda bana Türkan Hanım hakkında çok güzel şeyler söyledi.

“O mülakatı ben de okudum. Ben de sizin gibi düşünüyordum. Ülkesine, halkına derin sevgiyle bağlı büyük bir sanatçının ince duyarlılığını gördüm. Halkımız onu hem insanlığı hem de muhteşem oyunculuğu ile gönlüne yerleştirmiştir.”

Yazının Devamını Oku