Yoğun bakımlarda neler oluyor?

Yoğun bakımlarda neler oluyor

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, COVID-19 hastalarının yoğun bakım servislerinde yatış sürelerinin 21-22 günden ortalama 2-3 güne düştüğü bilgisini verdi. Bu nasıl olabiliyor? Hastalığın insanları etkileme şekli mi, yoksa hasta profili mi değişti? Siperlik, maske yerine geçer mi? İşte yanıtlar…

Haberin Devamı

Mehmet Ali ÇİFTÇİ: soruyor:

Sağlık Bakanımız geçen hafta yaptığı açıklamada COVID-19 hastalarının yoğun bakım servislerinde yatış sürelerinin 21-22 günden ortalama 2-3 güne düştüğü bilgisini verdi. Bu nasıl olabiliyor? Hastalığın insanları etkileme şekli mi, yoksa hasta profili mi değişti? Yoğun bakım servisi çalışanları bundan nasıl etkileniyor? Az süre yatan çok hasta olması daha mı iyi? Yoksa çalışma yüklerinde bir fark oluşturmuyor mu?

PROF. DR. NECMETTİN ÜNAL (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon ve Yoğun Bakım Uzmanı):

Yoğun bakımlarda neler oluyor

COVID-19 salgını maalesef tüm dünyada artarak devam etmekte. Salgının başlangıcında bir milyonluk toplam hasta sayısına iki ayda ulaşılabilirken, son zamanlarda dört gün içinde bir milyon yeni hasta tespit edilmektedir. Ülkemizde ise Sağlık Bakanlığınca açıklanan PCR’ı pozitif bulunan günlük hasta sayıları daha önceden düşmüş olduğu seviyelerin (600-700) üzerinde, bin bandında devam etmektedir. Yoğun bakımlarda yatan hasta sayıları ise bin 200 civarındadır. Salgının en şiddetli olduğu, günlük beş bin civarında yeni hastalık tespit edildiği dönemlerde Sağlık Bakanlığınca açıklanan en yüksek toplam yoğun bakım hasta sayısı 1900 civarındaydı. Bu hastaların kaçının İstanbul’da olduğu bilinmemekle birlikte ülkemizdeki toplam hastaların yüzde 50 civarının o zamanlarda İstanbul’da olduğu göz önüne alındığında, İstanbul’daki yoğun bakım hastası sayısının da toplam yoğun bakım hasta sayısının yarısı civarında olabileceği var sayılabilir. Ülkemizdeki yaklaşık 24 bin erişkin yoğun bakım kapasitesinin olduğu ve bu yataklardan hiç azımsanmayacak bir kısmının İstanbul’da olduğu düşünüldüğünde ortaya konulan rakamlar ile en azından İstanbul’da yaşanan yoğun bakım yatağı sıkışıklığının açıklanması gerçekten zor hale gelmektedir.

Haberin Devamı

‘HASTALARIN YÜZDE 10’U YOĞUN BAKIMA GİRİYOR’

Haberin Devamı

Diğer taraftan salgının başlangıcından beri aktif hasta sayısının (Toplam hasta sayısından iyileşen ve vefat eden hasta sayılarının çıkartılması ile elde edilir) yaklaşık yüzde 2.5’u yoğun bakımlara kabul edilirken bu oran Haziran’ın ikinci haftasından itibaren tedricen artarak son günlerde yüzde 10 seviyelerine ulaşmış bulunmaktadır. Bu şu anlama gelmektedir; tespit edilen her bin PCR pozitif COVID-19 hastanın 100’ü yoğun bakım ünitelerine yatmaktadır. Yoğun bakım ünitelerine yatan hasta sayılarındaki bu artışa karşın Sağlık Bakanlığınca bildirilen vefat sayılarında artış söz konusu değildir. Bu durum şu şekilde yorumlanabilir; Yoğun bakıma yatmayacak kadar iyi durumda olan hastalar gereksiz yere yoğun bakımlara alınmaktadır ve yoğun bakımlardaki vefat oranlarında ciddi azalma gerçekleşmiştir. Bu durumu kısmen destekleyen bilgi ise yine Sağlık Bakanlığı verilerinde mevcuttur: Yoğun bakımlara yatırılan hastaların yüzde 32’si entübe edilerek suni solunum cihazına bağlanırken, yüzde 68’i entübasyon gerektirmeyen çeşitli oksijen tedavi yöntemleri ile tedavi edilmektedir. Entübe edilerek tedavi gören hasta sayısının 400 civarında olması, bunların yaklaşık ve iyimser tahmin ile 150’sinin vefat edeceğini de göstermektedir.

Haberin Devamı

‘ENTÜBE HASTA YOĞUN BAKIMDAN İKİ GÜNDE ÇIKAMAZ’

Entübe edilerek suni solunum cihazına bağlanan, yani 400 civarındaki hasta için, 2-3 günlük yoğun bakım tedavi süresi kabul edilebilir bir süre değildir. Bunlarda tedavi, erken vefat olayı gerçekleşmediği takdirde, ortalama 2-4 hafta sürmektedir. Yoğun bakım ünitelerinde entübe edilmeden tedavi gören hastaların 800 civarında olduğu düşünülür ise, bu durumda 2-3 günde bir 800 hastanın yoğun bakımdan çıkıp yerine her 2-3 günde bir 800 hastanın yattığı sonucu çıkartılabilir. Bu da her gün yoğun bakım ünitelerine ortalama 250 ile 400 arasında hastanın kabul edildiği sonucunu ortaya çıkartır. Günlük yeni hasta sayısının bin civarında olduğu, bu hastaların tamamının hastaneye yatmayacağı, basit belirtileri olan hastaların evlerine gönderildiği göz önüne alındığında hastaneye yatan hastaların önemli bir kısmının yoğun bakıma yatırıldığı ortaya çıkar. Ancak her gün tespit edilen 1000 civarındaki hastanın kaçının evinde tedavi edildiği veya karantinaya alındığı, kaçının hastaneye yatırıldığı, kaçının yoğun bakım ünitesine yatırıldığı ile ilgili veriler maalesef paylaşılmamaktadır. Yukarıda kısaca özetlenmeye çalışıldığı gibi bu soruya Sağlık Bakanlığınca açıklanan bilgiler ile yanıt verilmeye çalışıldığında ortaya çıkan durum cidden kafa karıştırıcıdır ve gerçek dışı yorumların yapılmasına olanak verecek niteliktedir. Lüzumsuz spekülasyonlara yol açmamak ve daha tatminkâr yorumlar yapabilmenin tek yolu ise salgınla ilgili tüm verilerin çok daha detaylı ve günlük olarak açıklanmasıdır.

Haberin Devamı

‘SİPERLİK, MASKE YERİNE GEÇMEZ’

Ümit MURGAN soruyor:

Maske yerine sadece siperlik maske takılabilir mi? Siperlik maske ve cerrahi maske koruyuculuğu aynı mıdır?

PROF. DR. MELİH US (Kalp Damar Cerrahi Uzmanı):

Yoğun bakımlarda neler oluyor
Siperlik maske yerine geçmez ancak toplu taşıma, asansör gibi mekanlarda maske üzerine siperlik korumada daha etkin olur.

SİZ SORUN, HOCALAR YANITLASIN

Alanında uzman, çok değerli hocalardan oluşan Hürriyet Bilim Kurulu, her gün koronavirüs ve salgınla ilgili sorularınıza cevap veriyor. Sorularınızı hurriyetbilim@hurriyet.com.tr adresine veya 0 530 054 44 84 numaralı WhatsApp hattına isim ve soyisminizi yazarak yollayabilirsiniz.