Yerkabuğu ve fay hattı kırılması nedir?

Güncelleme Tarihi:

Yerkabuğu ve fay hattı kırılması nedir
Oluşturulma Tarihi: Ocak 25, 2020 09:00

Dün akşam meydana gelen Elazığ depreminin ardından vatandaşlar depremle ilgili bazı terimleri ve bilgileri merak ediyorlar. Özellikle deprem uzmanları tarafından izleyiciye aktarılan bilgiler arasında yer alan Yerkabuğu ve fay hattı kırılması internette aranan bilgiler arasında. Peki Yerkabuğu ve fay hattı kırılması nedir?

Haberin Devamı

Yer kabuğu, taş küre veya litosfer, Yerküre'nin en dış kısmında bulunan yapıdır. Karalarda daha kalın (35–40 km), Tibet Platosunda ise 70 km, deniz ve okyanus tabanlarında ise daha ince (8–12 km) olan yer kabuğunun ortalama kalınlığı 33 km kadardır. Kimyasal bileşimi ve yoğunluğu birbirinden farklı iki kısımdan meydana gelir. Bunlardan biri granit bileşimindeki kayaçlardan oluşan granitik yer kabuğu; diğeri ise bazalt bileşimindeki kayaçlardan oluşan bazaltik yer kabuğudur.

Granitik yer kabuğunda silisyum ve alüminyum elementleri hakimdir. Bu nedenle daha hafiftir; yoğunluğu 2,7-2,8 g/cm3 arasında bulunur. Yer kabuğunun üst kısmını teşkil eder. Bazaltik yer kabuğunda ise silisyum ve magnezyumlu unsurlar hakimdir. Dolayısıyla granitik kabuktan daha ağırdır; yoğunluğu 3-3,5 g/cm3 arasında değişir. Granitik yer kabuğunun altında ve okyanus tabanlarında yer alır. Bu nedenle bazaltik yer kabuğuna "okyanussal kabuk" adı da verilir.

Haberin Devamı

Bu iki kısım bütün kıtaların altında bulunmaktadır. Buna karşılık okyanusların altında durum farklıdır. Burada bazaltik kabuk birkaç kilometre kalınlıkta ince bir tabaka halinde uzanır. Buna karşılık granitik kabuk ya hiç yoktur (örneğin Büyük Okyanus) ya da çok incedir (Atlas ve Hint Okyanusları).

Kabuk ile manto arasındaki sınıra Mohorovicic Süreksizliği (Moho) denilir. Bu kesimde yoğunluğa bağlı olarak sismik P dalgalarının hızı litosferde 7,2 km/s iken, mantonun üst kısmında 8,1 km/s'ye çıkar.

Yüzey şekilleri - Yer kabuğu etkinlikleri

Yerküre'nin iç ısı kaynağı ve mantonun konveksiyon hareketleri, yer kabuğunun günümüzdeki fiziksel özellikleri (kalınlık, bileşim, esneklik ve kırılganlık), atmosfer ve gezegenin su kütlesi uygun bir birleşim ve karşılıklı etkileşme ile, Yer'in Güneş Sistemi içinde benzerine rastlanmayan bir jeolojik etkinliğe sahip olmasını sağlar. Birlikte evrimleşme ile ortaya çıkmış ve yaşamın yeryüzünde varlığını sürdürebilmesi için vazgeçilmez olan bu sistem, gezegen tarihi boyunca belli sınırlar içinde sabit kalabilmiştir.

Elazığ'da meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki depremden sonra uzmanlardan ilk yorumlar gelmeye başladı. Yapılan son dakika yorumlarında, Prof. Şükrü Ersoy, 'Bu deprem önemli. Yer kabuğunu kırmış olabilir. Bu anlamda da büyük bir enerji boşalmıştır' ifadelerini kullanırken, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Pampal ise 'Osmaniye'den bile hissedildi. Arada çok büyük uzaklık var. Yakında bilgiler gelmeye başlar. Ama maalesef karamsar bir tablo görünüyor' dedi. Prof Dr. Naci Görür ise "Umarım yanılıyorum ama can kaybının olabileceğini düşünüyorum" dedi.

Haberin Devamı

Deprem sonrası canlı yayında açıklamalarda bulunan Deprem Uzmanı Prof. Şükrü Ersoy, 'Elazığ'da daha önce bir deprem olmuştu. Bu bölgenin kritik olduğunu söylemiştim. Doğal yolu fay hattının gerilimi yüksek bir bölge. Böyle bir depremin olabileceği hakimdi. Doğu Anadolu'da uzun süreden beri bir deprem yoktu. Beklenen bir depremdi. Ama bu deprem önemli. Yer kabuğunu kırmış olabilir. Bu anlamda da büyük bir enerji boşalmıştır. Bir iki evde hasar olmaması net bilgi göstermez. Ciddi bir hasar vardır. Umarım ölümler yoktur. Alüvyon bir zemin üzerinde. Özellikle kırsaldaki evler ciddi zarar görmüş olabilir. Manisa gibi bir durum olmaz. Büyüklükten dolayı can kayıpları olmuş olabilir. Bu yüzden müdahalelerin ciddi olması gerekir. Bir de hasar görmüş evlere vatandaşların girmemesi gerekir. Artçılar olacak. Sokaklarda da evlerin hemen önünde değil açık alanlarda olmaları gerekir' dedi.

Haberin Devamı

Fay hattı nedir?

Fay ya da kırık, iki kıta sahanlığının birbirlerine sürtünerek zıt yönlerde hareketleri sonucu oluşan kırığa verilen isimdir. Kırıkların uzunlukları boyunca jeolojik tabakalar iki ayrı blok halinde yer değiştirir. Bir kırığın fay olabilmesi için fay aynası, tavan ve taban blokları ve atım'a gerek vardır.

Çatlaklar

Çatlaklarda ise kırılma yüzeyleri boyunca bir yer değiştirme, bir kayma olmaz.

Kırıklarda kayma hareketi bir düzlem boyunca oluşmaktadır. Bu düzleme kırık düzlemi (= kırık aynası) adı verilir. Bu düzlem üzerinde sürtünme sebebiyle kayma çizikleri (kırık çizikleri) bulunur. Bu kırık çizikleri bize kaymanın doğrultusunu bulmamıza yardımcı olur.

Haberin Devamı

Kırıklar da tabakalar gibi birer düzlemsel yapı elemanıdırlar. Dolayısıyla kırıkların da doğrultuları ve eğimleri vardır. Kırık düzlemleri iki bloğu birbirinden ayırır. Bu iki blok, kırık düzlemi üzerinde birbirine nazaran hareket ederler. Bu bloklardan kırık düzleminin üzerinde bulunan bloğa tavan bloğu, kırık düzleminin altında bulunan bloğa ise taban bloğu adı verilir.

Fay tipleri

Fay terimi kayaçlarda gözle görülecek kadar kayma hareketi gösteren kırıklara verilen genel bir isimdir. Kayaçlar bu kırıkllar boyunca koparak birbirinden ayrılırlar. Genel bir tanımlama ile kayaçların bir düzlem boyunca gözle görülecek derecede kayma göstermesi olayına faylanma, bu olay sonucu meydana gelen şekile Fay denir.Faylanma olayı sonucu çoğunlukla birbirine paralel bir veya birkaç kayma düzlemi meydana gelebilir veya fay zonlarındaki kayaçlar kırılıp parçalanabilir.Faylar ve çatlaklar mekanik bakımdan birbirlerine benzerlerse de çatlaklarda genellikle kırılma düzlemleri boyunca yanlara doğru bir açılma olmasına karşılık Faylarda ise kırılma düzlemine paralel olarak ve değişik yönlere doğru bir kayma hareketi söz konusu olmaktadır.

Haberin Devamı

Eğim atımlı faylar

Eğim atımlı faylarda hareket fay düzleminin eğimi boyunca aşağıya ve yukarıya doğru meydana gelir.

Normal Faylar

Bu faylarda tavan bloğu fay düzlemi üzerinde tabana nazaran eğim aşağıya doğru hareket eder bu suretle ilk blok birbirlerinden uzaklaşırlar. Blokların fay düzlemi üzerinde yapmış olduğu bu hareketler oransal hareketlerdir. Blokların hangisinin hareket ettiğini saptamak imkansızdır. Bu nedenle de bu tür faylarda sadece blokların bir birine nazaran yaptıkları kaymalar göz önüne alınır. bu fayların uzunlukları çok küçük ölçeklerden kilometrelerce mesafelere kadar ulaşabilir. Bu tür faylanmalar da fay düzleminin eğim miktarı değişken olup, yatay ile düşey arasında herhangi bir derecede bulunabilir. Büyük çoğunlukta 45 dereceden daha büyük eğim miktarına sahip olurlar

Eğim atımlı, normal ve ters faylar.

Ters faylar

Bu tür faylarda tavan bloğu taban bloğuna nazaran fay düzlemi üzerinde eğim yukarıya doğru hareket etmiş veya taban bloğu tavan bloğuna nazaran fay düzlemi üzerinde eğim aşağıya doğru hareket etmiştir. Bu suretle iki blok birbirine yaklaşır veya biri diğerinin üzerine abanır. Eğim atımlı ters fayların uzunlukları küçük ölçeklerden kilometrelerce mesafelere kadar ulaşabilir tipıi normal faylarda olduğu gibi fay düzlemlerinin eğimde yatay ile düşey arasında herhangi bir değerde olabilir. Ters faylarda eğim dereceleri genellikle 35 derece ile 75 derece arasında değişir bazı hallerde ise ters faylarda eğim dercesi 0 derece ile 35 derece arasında da bulunabilir ve bu takdirde bindirme fayları veya şaryajlar söz konu su olmaktadır. Şaryaj veya bindirme terimleri gerek saha çalışmalarında ve gerekse jeolojik harita yapımlarında sıklıkla karşılaşılan büyük jeolojik yapı çeşitleridir. Şaryaj ve bindirmelerle büyük kayaç kütleleri uzun mesafeler boyunca yer değiştirirler. Bu tür faylardan eğim dereceleri 0 ile 10 derece olan bindirme faylarına Nap fayı veya Örtü fayı adı verilmektedir.

Bu tür faylar, fay düzleminin her iki yanında bulunan blo kların birbirlerine nazaran fay düzleminin düzleminin doğrultusu boyunca kaymaları sonucu meydana gelmektedir. Doğrultu atımlı faylar kayma hareketinin yönüne göre ikiye ayrılmaktadır. Bunlar Sağ yönlü atımlı faylar Sol yönlü atımlı faylardır

Doğrultu atımlı faylar

Doğrultu atımlı faylarda her iki blok yatay istikamette birbirinden uzaklaşarak ayrılır. Bunların sağ yönlü mü yoksa sola yönlü mü olduğunu anlamak blokların hareket yönlerine bakmamız gerekir. Doğrultu atımlı faylar, sıkışmalı kıvrılmalı ve bindirmeli bölgelerin tipik yapılarındandır. Bunlar çoğunlukla büyük basınç kuvvetlerine uğrayan bölgelerin en son dönemlerinde ortaya çıkarlar ve dolayısı ile büyük dağ oluşum olayları ile yakın ilişkilidir.

Oblik Atımlı Faylar

Doğada, oluşan gerilmelerin yönü, kayaçlarda oluşan kırılmaların doğrultusu ile aynı olmadğından, bu gerilme sonucu gelişen faylar da genellikle tek bir yöne atım göstermezler. Bu durum fayların hemen tamamında değişik miktarlarda gözlenen ikinci nitelikli ve farklı yönlerde gelişen atımların oluşmasını sağlar. Ana hareket yönüne ek olarak bir ikincil harekete sahip olan bu tür faylara Oblik Atımlı Faylar denir.

 

BAKMADAN GEÇME!