GeriGündem Wikileaks küresel krize neden oldu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    23
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Wikileaks küresel krize neden oldu

Wikileaks küresel krize neden oldu
refid:16403186 ilişkili resim dosyası
Abone Olgoogle-news

ABD, elçiliklerinin kendi aralarındaki 250 binden fazla iç yazışmasının basına sızmasının ardından dünya çapında bir diplomatik krizin içine çekildi.

   
 

 

Birçoğu “gizli” olarak nitelendirilen belgelerde, Arap liderler özel olarak İran'a bir hava saldırısı düzenlenmesi için kulis yapıyor.

 

Belgelerde ayrıca, ABD'li yetkililere Birleşmiş Milletler'in (BM) üst düzey görevlileri hakkında casusluk yapmaları talimatı veriliyor.

 

Açığa çıkarılan bu iki belge bile bugün dünyada büyük çapta yakı buldu. Wikileaks tarafından ele geçirilen gizli belgeler, aynı zamanda Washington’ın ABD için büyük önem taşıyan diğer hassas uluslararası ilişkilerine yönelik değerlendirmelerini su yüzüne çıkardı.

 

Bu belgeler, Çin ve Kuzey Kore arasındaki ilişkilerdeki değişimi, Pakistan’da artan istikrara yönelik artan endişeleri ve ABD’nin Yemen’de El Kaide’yle savaşındaki çabalarına yönelik gizli kapaklı yürütülen işlere yönelik detayları kapsıyor.

 

OLAY YARATAN BİLGİLER

Şu anda küresel çapta büyük yankı uyandıran belgelerin içinde, özellikle bu bilgiler dikkat çekiyor;

 

  • Washington ve Londra’nın, Pakistan’ın nükleer silahlar programının güvenliğine yönelik artan endişeleri, yetkililerin ülkenin ekonomik bir çöküş yaşadığı ve Pakistan hükümetinin teröristlerin bomba üretmesine yetecek kadar nükleer materyal kaçırabilecek kişilerle çalıştığına yönelik uyarıları.
  • York Dükü Prens Andrew’in İngiltere’deki emniyet teşkilatı ve yabancı bir ülkeye yönelik uygunsuz açıklamaları.
  • Afganistan hükümetinde yolsuzluk şüpheleri. Belgelerden biri, Afganistan Devlet Başkan Yardımcısı Ahmad Zia Massoud’ın, Birleşik Arap Emirlikleri’ne yaptığı bir ziyarette, yanında 52 milyon dolar nakit bulundurduğunu iddia ediyor. Massoud ise Afganistan’dan para çıkarmaya çalıştığını inkar ediyor.
  • Ocak ayında, bilgisayar korsanlarının Google’a Çin’deki operasyonlarını bırakmasına yönelik uyguladığı baskıların, ülkedeki siyasi kararların yürüten birim olan Politbüro Yönetim Kurulu’ndan üst düzey bir yetkili tarafından yönetilmesi. Bahsi geçen kişi, Çince adının küresel versiyonunu arama motoruna yazdıktan sonra kendini eleştiren makalelerle karşı karşıya kaldu ve Google bilgisayar korsanlarının saldırısına maruz kaldı.
  •  Rusya hükümeti ve ülkenin istihbarat örgütünün, mafyayla birlikte suç operasyonlarında yer aldığına yönelik iddialar. Belgelerden biri, hükümet ile mafya arasındaki sıcak ilişkiden dolayı Rusya’nın “sanal bir mafya devletine” dönüştüğünü belirtti.
  • Rusya Başbakanı Vladimir Putin ve İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi arasındaki olağandışı yakın ilişkinin ABD hükümetinde büyük bir şüphe yarattığı. Belgeler, ikili arasında pahalı hediyelerin verildiği ve Berlusconi’nin görüşmelerde Rusça bilen bir İtalyan’ı da barındırdığını savundu.
  • ABD’li komutanların, İngiliz ordusunun Afganistan’da yürüttüğü operasyonlara, Afganistan devlet başkanına ve Helmand’daki yerel yetkililere yönelik ağır eleştirileri. Belgeler, ABD’li komutanların, ülkede en fazla İngiliz’in yaşadığı bölge olan Sangin’de güvenliğin sağlanamadığıyla ilgili aşağılayıcı söylemlerini de ortaya çıkardı.

KARZAİ PARANOYAK, PUTİN “ALFA ERKEĞİ”

ABD’nin özellikle İngiltere’yle yakın anlaşmaları var ve yayımlanan belgelerden bazıları, merkezi İngiltere Grosvenor Meydanı’nda bulunan Londra büyükelçiliğinin Whitehall ve Westminster’da rahatsızlık verici açıklamalar yapacaklarını iddia ediyor. Bu açıklamalar içinde, İngiltere Başbakanı David Cameron’ın, parlamentodaki milletvekilleri hakkında bireysel soruşturmalar talep ettiğine yönelik siyasi eleştiriler de yer alıyor.

 

Belgeler özellikle, yolsuzluk iddialarını gündeme getirirken, aynı zamanda ABD’li büyükelçilerin Karayip Adaları, Çin ve Rusya’da kendilerini ağırlayan kişilere yönelik eleştirilerini de su yüzüne çıkardı.  

 

Belgelerde, Putin’i “alfa erkeği” olarak, Hamid Karzai’yi “paranoyak” olarak tanımlanırken, Angela Merkel için “risklerden kaçıyor, zaman zaman yaratıcı olabiliyor” ifadesini kullanıldı.  Aynı zamanda, Mahmud Ahmedinejad ile Adolf Hitler arasında da bir kıyaslama yapıldığı belirtildi.

 

Belgelere göre, Suudi Arabistan’ın terör gruplarının en büyük finansal destekçisi olduğu ve Washington'la Yemen arasında, bu ülkedeki El Kaide hedeflerini bombalamak için ABD uçaklarının kullanıldığını saklayan bir anlaşma imzalandığı ifade edildi. Bu bilgi, Ocak ayında Afganistan güçlerinin başındaki isim General David Petreus ve Yemen Devlet Başkanı Abdullah Salih arasındaki toplantıyla detaylandırdı ve Yemen liderinin “Biz bombaların sizin değil bizim olduğunu söylemeye devam edeceğiz” şeklindeki sözlerine yer verdi.   

 

Ortaya çıkan diğer belgeler içinde, ABD ve Rusya’nın Cenevre’de gerçekleştirdiği nükleer füze görüşmelerinin detaylarına ve zenginleştirilmiş uranyumun yasa dışı yollarla nakledilmesinin neredeyse çok büyük bir çevre felaketine neden olacağına yönelik bilgiler de yer aldı.  

 

Belgeler aynı zamanda Libya Devlet Başkanı Muammer Gaddafi’nin gittiği her yere yanında sarışın bir Ukraynalı hemşire götürdüğünün belirtilen kaynaklara yer verdi.

 

ABD’Yİ ZOR BİR GÖREV BEKLİYOR

Diğer yandan ABD Dışişleri Bakanı Hilary Clinton, hafta sonu Alman, Suudi, Körfez ülkeleri yetkilileriyle, Fransa ve Afganistan devlet başkanları arayıp, açığa çıkacak belgeler konusunda liderlere hzırlıklı olmalarını istedi ve bu şekilde itibarının zedelenmesi riskinin önüne geçti.

 

Dünya genelindeki başkentlerde bulunan diğer ABD büyükelçilerinden, ev sahibi ülkeleri, ABD’nin normalde gizli kapaklı kalması beklenen ilişkilerine ve hareketlerine yönelik yeni bilgiler ortaya çıkaracak belgeler konusunda bilgilendirmeleri istendi.

 

Washington şu anda bütün dünyayı gelecekte yapılacak her türlü görüşmenin gizli tutulacağına yönelik ikna gibi zor bir görevle karşı karşıya.

 

YETKİLİLER NE DEDİ

İç yazışmaların yayınlamasıyla beraber, Beyaz Saray bir kınama açıklamasında bulundu: “Bu tür ifşaatlar diplomatlarımızı, istihbarat uzmanlarımız ve dünyanın dört bir yanından demokrasi ve açık hükümetin desteklenmesi için ABD’den yardım isteyen herkesi riske atıyor. Çalınmış, gizli belgeleri açıklayarak, WikiLeaks sadece insan haklarını değil, aynı zamanda bu bireylerin can ve iş hayatlarını tehlikeye attı” denildi.

 

Londra’da konuşan bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, “İngiltere olduğu gibi, her türlü gizli belgenin hiçbir izin olmadan yayınlanmış olmasını kınıyoruz. Bu yüzden ulusal güvenlik zarar görebilir ve ABD’nin belirttiği gibi insanların hayatı tehlikeye girebilir. ABD hükümetiyle çok güçlü bir ilişkimiz var ve bu devam edecek” yorumunda bulundu.

 

İngiltere’nin ABD büyükelçisi Louis Susman, “İngiltere hükümetine, dost ülkelere ve diğer müttefiklerimize bu belgelerin oluşturabileceği etki konusunda bilgi verdik. İngiltere’yle yürüttüğümüz kendine özgü ve üretken ilişkinin, ortak amaç ve değerlerimize odaklanmış bir şekilde devam edeceğine olan güvenim tam” dedi.

 

İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair döneminde İngiltere’nin ABD büyükelçiliğini yapan Sir Chritopher Meyer, sızıntıların diplomatik ilişkiler üzerinde çok az etkisi olacağına inanıyor. Meyer, “Sızıntılar diplomatların açık sözlülüğünü etkilemeyecek. Ancak insanlar elektronik komünikasyon ve arşivlerin güvenliğini gözden geçirecektir. Bu kadar büyük miktarda bilgiyi kağıt üzerinden çalmak mümkün değil” açıklamasını yaptı.

 

ABD Dışişleri Bakanlığı avukatı, Wikileaks’in kurucusu Julian Assanga ve onun Londra’daki avukatına bir yazı göndererek, iç yazışmaların yasadışı elde edildiğini ve kamuoyuna sunulmalarının “sayısız insanın hayatını, sürmekte olan askeri operasyonları ve ülkeler arasındaki işbirliğini tehlikeye atabileceği” uyarısında bulundu.

 

Elçiliklerin dünyanın dört bir yanından çektiği telgrafların, ABD ordusunda görev alan bir asker tarafından bu yıl içinde Wikileaks’e sızdırıldığı iddia ediliyor. Assange, elde ettiği bilgileri Guardian’ın dışında New York Times, Der Spiegel, Le Monde ve El Pais’e sundu. Tüm basın organları belgelerin en büyük önem teşkil edenlerini yayımlamaya karar verdi. Ancak tüm veriler kamuya sunulmayacağı gibi tehlike farz etmemesi için isimler açıklanmayacak.

 

ABD’NİN CASUSLUK AĞI

Sızıdırılan telgraflar, ABD’nin elçiliklerini küresel bir casusluk ağı olarak kullandığını ortaya koydu. Buna göre, diplomatlar görüştükleri insanlardan sadece bilgi almaktan öteye geçerek, uçuş numaralarını, kredi kart numaralarını, hatta DNA materyali istedikleri öğrenildi.

 

Dışişleri Bakanı Hillary Clinton veya görevini devraldığı Condolezza Rice tarafından verilen “insani istihbarat direktifleri” doğrultusunda, yetkililer askeri tesisler, silah markaları, politik liderlerin kullandığı araçlara ait detaylar ve retina taraması, parmak izi ve DNA materyali istedi.

 

Bu alanda en tartışmalı hedef ise Birleşmiş Milletler (BM) liderleri. Direktifin, üst düzey yetkililer ve onlara bağlı personelin kullandığı telekomünikasyon ve bilgi teknolojileri sistemlerinin tanımlanmasını ve“resmi iletişim için kullanılan VIP ağlardaki güncellemeler, güvenlik önlemleri, şifreler, kişisel şifreleme anahtarları” hakkında detay elde edilmesini içerdiği belirtildi.

 

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü P.J Crowley, “Size bir şeyi temin edeyim: Diplomatlarımız sadece diplomattır. İstihbarat işlemlerinde yer almazlar. Ülkemizi temsil eder ve diğer devlet, kamu ve özel kişilerle şeffaf bağlantı kurar, bize bilgi iletirler.yüzyıllardan beri diplomatlarımızın yaptığı şey de bu” dedi.

 

BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun’un sözcüsü Farhan Hak, “Ban’ın henüz bir açıklaması olmadığını, sızıdırılan belgelerden haberdar olduklarını” belirtti.

 

EN BÜYÜK ‘SİPDİS’ SIZINTISI

Sipdis, yani “gizli internet protokol dağıtımı” olarak bilinen ABD elçiliği telgrafları, orta dereceli gizli olmasına rağmen diğer kurumlarla paylaşılabiliyor. Sipdis, elçiliklerin güvenli internet sitelerine otomatik olarak yükleniyor ve ordunun Siprnet internet sistemiyle bağlantılı bulunuyor.

 

Sipdis, “yabancılara yasak gizli” seviyesine kadar çeşitli güvenlik seviyelerinde sınıflandırılıyor. 11 binden fazla gizli olarak sınıflandırılan telgrafın yanı sıra, dokuz bin tanesi “yabancılara yasak” olarak işaretlenmiş. ABD hükümetinde görev alan ve birçoğu oldukça ast kademelerde bulunan üç milyon personelin, yabacı muhbirler ve diktatör rejimlerle yapılan hassas temaslar gibi önemli bilgiler içermesine rağmen, bu belgelere erişim potansiyeli bulunuyor.

 

Geçtiğimiz yıl bahar aylarında, 22 yaşındaki istihbarat analisti Bradley Manning, bu belgelerin birçoğunu WikiLeaks’e sızdıran kişi olarak suçlandı. Sızdırdıkları arasında, iki Reuters haber ajansı muhabirinin 2007 yılında Bağdat’ta Apache helikopterinden açılan ateşle vurulma görüntüleri de vardı.

 

Manning’i ABD’li yetkililere ihbar eden eski bir bilgisayar korsanı Adrian Lamo, Manning’in bilgisayar yazışmalarından kendisine telgrafların“birinci dünyanın üçüncü dünya ülkelerini detaylı olarak nasıl ifşa ettiğini” söylediğini belirtti.

 

Lamo’ya göre Manning, “Clinton ve dünyanın dört bir yanındaki binlerce diplomat, bir sabah uyandıklarında ve gizli dış politik belgelerin kamunun erişimine açık olduğunu gördüklerinde kalp krizi geçireceklerini” söyledi.

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle